Mimarlıkta Rölyef Matthew
J. Post; Danışman: Elena Manferdini

Matthew J. Post n “İki buçuk boyutlu” olanakları araştıran
bu proje, eklemlenmiş hacimsel yüzeylerin geometri ve malzemeyle nasıl bir etki
yapabileceğini keşfetmektedir. Dijital araçlar, geleneksel malzemeler ve bezeme
arasındaki ilişkileri ortaya çıkararak, rölyefin çağdaş yüksek yapılara
bezemeyi katmasının mümkün olduğunu iddia ediyorum.
Tarih boyunca iki ve üç boyutlu haliyle bezeme ve süsleme
mimarlıkta hep varolmuştur. Geçen yüzyılda gereksiz bir aksesuar olarak
nitelenen bezeme bir biçimde baskı altına alınmıştı. 20. yüzyılın ortasında
Modern Mimarlık bezemeyi mimarlıktan silmeyi öngördü. Düz yüzey ve temiz
cepheler Uluslararası Üslup’la birlikte kabul görmüş bir tasarım biçimi oldu.
Ancak, bu tezin savı, rölyef tekniğinin biçim geometrisini bütünlemeye ve
vurgulamaya olanak verdiğidir.
Bu sav, “biçim işlevi izler” önermesiyle çelişik olmayı
amaçlamıyor. Sadece, işlevsel öğelerin biçimsel olarak da eklemlenebileceğini
ileri sürüyor. Dolayısıyla, bezeme, bir nesneye sonradan uygulanan bağımsız bir
şey değil, onun üretimine katılan bir yapıntıdır.
Tasarım ve inşaata dijital süreçler katılalı beri, malzeme
etkileri artık malzemeye özgüllenmiş değil. Ağır sütun ve strüktürleri inşa
etmek için kullanılan aynı taş ve mermer, Parthenon gibi incelikli tarihsel
ikonları varetmek için de kullanılabilmiştir. Çağdaş bir bağlamda bilgisayarın
verdiği presizyon ve getirdiği teknikler, biçimsel eklemlenmenin aşamalarını
bütünleştirmek için aynı türden olanaklar yaratıyor.
Buradaki araştırma, tarihsel karakteristiklerini ortaya
koymak için, gökdelenin geçen yüzyılın ortalarından bu yanaki tipolojisi
üzerinde odaklanmıştır. Ardından da, modern hareketin katı ve tekrarcı
ortogonal geometrisiyle tezat oluşturacak biçimde cepheye yumuşaklık ve
plastisite etkisi entegre edilmiştir.

