18.TUSİD Fuarı açılırken
Panayırdan modern fuarlara
Modern fuarların
kökeni Ortaçağ’ın panayırlarında yatar. Farklı
coğrafi bölgelerde yetişen ürünlerin pazara
çıktığı dönemlerde, periyodik olarak yılda bir veya
birkaç kez düzenlenen panayırlar ulusal pazarların
oluşmasına ve kapitalizmin gelişmesine önemli katkılarda
bulunmuştur.
Semih ORCAN TUSİD Yönetim Kurulu Başkanı

Sanayi Devrimi, panayırları dönemin endüstri ürünlerinin
sergilendiği, tüketicilere tanıtıldığı
etkinliklere dönüştürdü. 20. yüzyıl ortalarına kadar fuarlar
genel nitelikleriyle öne çıktı, özellikle Batı
dünyasının gelişmiş ülkelerinin sanayilerinin
yarıştıkları platformlar haline geldi. Londra, Paris,
Berlin özellikle 19. yüzyılda ve 20.yüzyılın
başlarında bu tür fuarların en büyüklerinin düzenlendiği
başkentler olarak hatırlanırlar.
Cumhuriyet’in ilanından kısa süre düzenlenmeye başlanan
İzmir Fuarımız da bunların en tipik örneklerinden biridir.
1970’lerin başlarına kadar popülerliğini sürdüren İzmir
Fuarı’nda uzun yıllar firmalar yerine ülkeler, sergiledikleri
endüstri ürünleriyle Türk halkının gözlerini
kamaştırırken bir yandan da birbirleriyle
yarışırlardı. Bugün orta yaşlarında olanlar o
yılların fuarlarında Sovyetler Birliği pavyonunda uzaya
gönderilen Soyuz füzelerini, Amerikan pavyonunda büyük ilgi gören Ay’dan
gelmiş taşları, Japon pavyonlarında ilginç ‘Japon
icatları’nı derin hayranlıkla izlemişlerdir. Bu
fuarların temel özelliklerinden biri de uzun süreli olmalarıydı;
çoğu haftalarca hatta aylarca sürerdi.
20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, özellikle
de son çeyreğinde bu fuarların yerlerini daha kısa süreli,
üretici firmaların öne çıktığı ihtisas fuarlarına
bıraktığını görüyoruz. Zamanla fuarcılık
alanında aşırı arz hem katılımcıyı, hem
de ziyaretçiyi fuarlardan uzaklaştırdı. Bazı kentlerin çok
ünlü fuarları popülarite kaybına uğradı.
Ancak geniş bir perspektiften ve tarihsel bir süreç içinde
bakınca birçok ulusal ve uluslararası fuarın her dönemde daha
çok sayıda katılımcı ile daha geniş alanlarda
düzenlendiğini, bu etkinliklere her seferinde daha çok ziyaretçinin
akın ettiğini görüyoruz. Çünkü, ihtisas fuarları herşeye
rağmen birçok açıdan olumlu etkinlikler olmaya devam ediyorlar.
Öncelikle fuarlar dışında hiçbir olayın nihai ürün
imalatçılarını, komponent tedarikçilerini, tüketici ve
danışmanları, basın organlarını, kamu
kuruluşlarını ya da sivil toplum örgütlerini aynı anda
aynı mekanda yanyana getiremeyeceğini belirtelim.
Fuarlar olmasa tüketiciler için bu kadar çok sayıda ürünü görmek,
dokunmak, kıyaslamak ve en kısa sürede onlar hakkında bilgi
alabilmak başka nasıl mümkün olabilirdi? Üreticiler teknolojiyi
nasıl bu kadar yakından izleyebilirdi?
İlgili endüstrilerin tüm oyuncularının iple çektiği
fuarlar için gerekli olan koşullar az sayıda, iyi düzenlenmiş,
iyi duyurulmuş fuarlardır. TUSİD Fuarı’nı böyle bir
fuar yapmak için uzun yıllardır uğraşıyoruz.
Umarım o hepimizin ‘iple çektiği’ bir etkinlik olmaya devam
edecektir.