Tasarımla başlayan üniforma macerası
Son yıllarda
çok moda olan üniformada tasarım konseptini hayata ilk geçirenler arasında yer
alan Yurdagül Şengül, 27 yıldır üniforma tasarlıyor. Her zaman referansla çalıştığını
anlatan Şengül, üniformada özel tasarım yapanların sayısının artışının sektöre
eksi puan kazandırdığını vurguluyor.
Kol ve yaka kenarından geçen sırmalarla süslenmiş otel görevlisi, aşçının
üzerindeki gösterişli motifli, hâkim yaka beyaz ceket, kat görevlisinin kenarı
çizgili pantolonu, garsonun önlüğü, uçaktaki hostesin tayyörü, markette veya
restorandaki güvenlik elemanın gömleği… Kısacası pek çok meslek dalında kullanılan
üniformalar, kurumun kimliğinin önemli bir göstergesi. İster iş, ister okul
için olsun genellikle pek sevilmeden giyilen formalar, şimdilerde farklı tasarımlarla
şık ve sevimli bir çizgiye oturuyor. Üniforma tasarımcılığı da giderek gelişen
bir iş koluna dönüşüyor. Bugün pek çok ünlü modacı kurumların üniformalarını
tasarlıyor. Ancak tarihe bakıldığında bu durumun aslında yeni olmadığını ve
çok eski zamanlardan bu yana sanatçıların bu tür tasarımlar için seçildiği
görülüyor. Mesela Rönesans’ın en ünlü ve en büyük sanatçılarından
Michelangelo,1506'da Papa II. Julius tarafından Vatikan'ın yeni ordusunun
üniformalarını çizmekle görevlendirilmiş. Günümüze döndüğümüz zaman ise modacıların
yanısıra kendisini sadece bu işe adamış isimlerle karşılaşıyoruz. Güni
Tekstil’in kurucusu Yurdagül Şengül kendini adayanlardan. Şengül, 27 yıldır Ege
ve Güney’deki pek çok otelin yanında THY ve KTHY gibi havayolu şirketleri, alışveriş
merkezleri ve hastanelere, bu kurumları en iyi şekilde yansıtacak üniformalar
hazırlıyor. Şengül, bu kurumlarla çalışmaya başlamak ve daha fazlasına ulaşmak
için uzun ve meşakkatli bir yola girmiş. Başlangıçta iç mimar olma arzusuyla sınavlara
giren Yurdagül Şengül, hevesi kursağında kalarak işletme ve ekonomi üzerine eğitim
almış. Üniversiteyi bitirdiği yıllarda yani butik açma furyası yaşanan
1980’lerin başında o da tekstil işine adım atarak, işin imalat kısmıyla profesyonel
hayata adım atmış. “Çok şanslıydım” diyen Şengül, “Çünkü iki tüccar ağabeyle işe
başladım. Burada kadın konfeksiyonu üzerinde çalışıyor, İGS ve KİP’e grup mal
veriyorduk” diyor. 1985’te Güni adını verdiği mağazasını açan, ardından da gelişen
turizm sektörüyle beraber üniforma siparişleri almaya başlayan Şengül sözlerine
şöyle devam ediyor; “Aşçı ceketleriyle başladık, derken kendimi bu işin içinde
buldum. İç piyasayı bırakıp dokuz ay boyunca Türkiye’de ilk kez gerçekleşen
üniforma defilesini hazırladım. Osmanlı ve İznik Çinisi motiflerinin kullanıldığı
450 parçalık koleksiyonumun kumaşları da Hamzagile’e aitti… Defileyi önce
Antalya-Side İber Palace’da sonra da Kemer İber’de yaptık. Otelin Genel Müdürü
Edip Soyak bu defileyi yapabilmemde çok büyük etkendir. İki ay sonra da İstanbul’da
yapılacaktı ama Körfez Savaşı başladı ve bütün işler durdu.” Saray Regency
Oteli’nin Genel Müdürü Yaşar Sunay ve Magic Life Genel Müdürü Hakkı Ülkü’nün
kendisini destekleyen iki önemli isim olduğunu da belirtmeden geçemiyor.

Yurdagül Şengül, tasarımlarda Osmanlı motiflerini
kullanmaktan keyif aldığını ama bunu abartmamak gerektiğini söylüyor.
Gösteri artık çok önemli
Defilelerin ardından özel üretime devam eden Yurdagül Şengül, son yıllarda
üniforma tasarımı konusunda kolayca konuşanlara biraz kızgın... Yıllardır
sektörde çalışan Şengül, “Son 10 yıldır tasarımla çalıştıklarını söyleyen kişi
ve firma o kadar çoğaldı ki... Moda tasarımcılarının yanı sıra tekstil firmaları
da bu işe girdi ama uzun vadede pek çoğu kaybolup gidiyor” diyor. Sektördeki bu
sistem de çalışmaları daha da zorlaştırıyor. 20 yıl önce bilinçli bir kitleyle
çalıştıklarını anlatan Şengül, şimdi artık kendilerini anlatmakta zorlandıklarını
dile getiriyor. “Günümüzde ne kadar gösteri yaptığınız önemli” diye sözlerine
devam eden tekstilci, “Üniforma imalatı zor biri iştir. Ama nedense herkes çok
kolay zannediyor. Model ve kumaşlar belirlendikten sonra personelin birebir
ölçüsü alınıyor. Ayrıca kumaş ve modelin ne kadar sağlıklı ve kaliteli olması
da önemli” diye anlatıyor.

Nasıl şıklaştırabilirim…
Her zaman referansla iş yaptığını dile getiren Şengül, bir projeyi başından
sonuna şöyle özetliyor; “Tasarımlar, kurumun konseptine göre hazırlanıyor. Bir
konsept yoksa önce o belirleniyor. Çoğu kez karşı taraf tekstil konusunu
bilmiyor. Böylece yönlendirmelerim de oluyor. Onlara özgü tasarımı hazırlayıp
kumaşları öneriyorum. Giyinenin içinde rahat olması, şık görünmesi ve kullanım
kolaylığı gerekiyor. Terlememesi ve vücudun rahat nefes alması için kumaş kalitesi
de çok önemli. Kısacası kullanan kişiyi memnun etmeli. Çünkü zaten üniforma
psikolojik olarak reddedilen bir kıyafettir. Dolayısıyla, her zaman nasıl şıklaştırabilirim
diye düşünürüm.” Tüm bu çalışmaların sağlam ve doğru düzenlenen bir bütçeyle
yapılması gerekiyor. Ancak kurumların üniformalara ayırdıkları bütçenin düşük
olduğunu vurgulayan Şengül, “Otelin bütçeleri arasında üniformalar alt sırada
yer alıyor. Aslında çok önemli…” diyor.