27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


Sonraki Sayfa >>

Emekten markaya Kılıçlar

Kılıçlar, çatal, kaşık ve bıçak üretimi yapan ve son yıllarda markalaşmaya başlayarak ismini duyuran bir firma. Ev içi kullanımda olduğu kadar, horeca sektöründe gösterdiği etkinlikle de öne çıkmaya başladı. 1988 yılında üretime başlayan ve bugün 5 bin metrekarelik binasında üretim yapan Kılıçlar, bir aile şirketi olarak öne çıkıyor. Şirketin sahibi Hüseyin Kılıç’ın Elazığ, Karakoçan’dan başlayan ve İstanbul’da bir atölye ile gelişen ticari öyküsü, bugün ihracat yapan, kendi markasını üreten bir şirkete dönüşmüş durumda. Kapasitesini artırmak için yatırımlarına devam eden firma, 2 binin üzerinde satış kanalı ile üretimini Türkiye ve dünyaya ulaştırıyor. Piyasadaki fiyat skalasında ‘uygun’ bir yerde durmayı hedefleyen Kılıçlar, üretiminde AISI 304 kalite, 18/10 krom, nikel alaşımlı paslanmaz çelik kullanıyor. Hammadde olarak kullandığı paslanmaz çeliği, 1993 yılından beri Almanya’dan temin eden firma, zaman zaman Türkiye’den de alım yapabiliyor ve Almanya Hermes kredisi ile ithalat yapıyor. 2005 yılından beri İSO 2001 ile yoluna devam eden firma, kendi markası dışında, başka markalar için de üretiyor.

Emek Yoğun Bir Üretim

Çatal, kaşık ve bıçak üretilen fabrikada üretim, paslanmaz çelik hammaddenin fabrikaya girişiyle başlıyor. Çelik, üretilmek istenen çeşidin kalıbıyla kesilerek, biçim veriliyor ve ham mamul ortaya çıkıyor. Ham imalatın ardından, usta ellerin becerisini göstermesine geliyor sıra… El işçiliğinin uygulandığı bu süreçte, mamul üzerindeki her türlü pürüz, çapak elde temizleniyor, polisajlanıyor; parlatılıyor. Ürün, son haline getirildikten sonra paketlenip, ambalajlanıyor ve satışa sunulmak üzere stokta yerini alıyor.
Bu üretim biçimi, Hüseyin Kılıç’ın üretime ilk başladığı Topkapı’daki küçük atölyeden beri aşağı yukarı aynı şekilde sürüyor; elbette boyutlarını giderek büyüterek; teknolojik altyapısını sürekli geliştirerek…
Hüseyin Kılıç, metal ile 1979 yılında mezun olduğu Endüstri Meslek Lisesi’nde tanışmış... Çalışarak okumak zorunda kalan Kılıç, inşaatlarda demircilik, kaynakçılık yapmış. Okuldan mezun olup, askerliğini bitirdikten sonra, sermayesiz iş kurmanın mümkün olmadığını gördüğünden, İran’la savaş halinde olan Irak’a giderek, orada çok uluslu bir şirkette usta olarak çalışmaya başlamış.
Kısa sürede İngilizcesini geliştiren ve işe hakimiyetini artıran Kılıç, iyi kazandıran bu işe kardeşini de aldırınca, iki kardeşin gece gündüz demeden çalıştıkları bir süreç başlamış. 
Kılıç o günleri şöyle anlatıyor: “Limon satacak da olsam, ticaret yapmayı aklıma koymuştum. Vize alarak Irak’a gittim… Savaş ortamıydı ve dil bilmiyordum.
48 saat çeyrek ekmekle geçirdiğim, sokakta yattığım oldu. Bir ay sonra bir Hollanda şirketinde iş buldum. Kaynakçı ve soğuk demirci olarak çalışmaya başladım. Bir sözlüğüm vardı ve arka cebimde taşıyordum onu… Neredeyse altı ay sonra, nakliye yapan Türklere çevirmenlik yapacak düzeye geldim. Çalışan tek Türk bendim. Azimle mücadele ettim ve her gün 3 – 4 saat mesai yaptım. Param, İstanbul’da bir bankaya yatıyordu. O günlerde döviz sıkıntısı vardı ve o zamanların Merkez Bankası Başkanı Osman Şıklar, ülkeye döviz kazandırdığım için birkaç kez teşekkür mektubu yolladı.”
Irak’ta kaldığı sürede ciddi birikim yapan Kılıç, İran-Irak savaşı kızışıp, evliliği söz konusu olunca, 1983 yılında Türkiye’ye dönmüş ve evlenmiş. Ne iş yapacağına karar veremeden seçenekleri gözden geçirirken, Topkapı Maltepe’de ufak bir atölyenin devredildiği haberi kulağına çalınır. İş metal üzerinedir; atölye çatal, kaşık ve bıçak üretmektedir. 
Birikimini bu küçük atölyeye aktarır ve kendi işinin hem işçisi, hem patronu olarak işe başlar. Üretimi bilse de pazarlamadan haberi yoktur henüz… Pazarlama işini bir başkası yapmaktadır; o ise atölyede üretim. O sıralar paslanmaz çelik henüz piyasaya girmemiştir ve üretim farklı metallerle sürmektedir. Bir süre işler yolunda gitse de, pazarlama yapan kişinin işten ayrılmasıyla sorunlu günler başlar.

Üretmeyi Bilmek Ticareti Öğrenmek
Bu günleri şöyle anlatıyor Hüseyin Kılıç: “Atölyede, üretimde çalıştığım için piyasayı bilmiyordum. Pazarlamayı yapan kişinin ayrılmasıyla kalakaldım. Üretmeyi biliyor, ticareti bilmiyordum. Elimdeki bütün hammaddeyi kullanarak, üretime devam ettim. Hammadde kalmayınca da durdum. Ürünüm birikmişti ama pazara götürmeye cesaretim yoktu. Çünkü ürünü verip, parasını alamamak vardı. Yavaş yavaş kötü günler yolda görünmüştü. Para sıkıntısı çekiyorduk.”
Birkaç çalışanıyla birlikte, günleri boş geçmeye başlar… Para sıkıntısını aşmak için, kardeşinden destek alır ve sonuna doğru yaklaşırken bir gün Hızır kapısını çalar… Hızır’ın dili biraz Karadeniz’e çalıyordur…
“Ha, uşağum burada ne yapaysun da?” Hüseyin Kılıç, yaşlı adamın zaman zaman yolu oralara düşen, vakit geçirmek için oyalanan biri olduğunu düşünür önce… İçin için vakit çalan, gereksiz bir oyala olarak görüp kızsa da, Kılıç, bu yaşlı amcayı içeri buyur eder. Onu boyaları dökülen yazıhanesinde misafir eder. Amca, uzun uzadıya ne ürettiğini öğrenir, görür, sonra da “Al çeşitlerini, benim işyerime gidelim” der. Sonrasını şöyle anlatıyor Kılıç: “Yaptığımız ürünleri alıp, dışarı çıktım. Kapının önünde bir Mercedes duruyordu. Şaşırdım. Arabaya binip, amcanın işyerine gittik. Meğerse karşıma çıkan Kayalar şirketinin patronu, Mustafa Kayalar’mış!”
Kayalar, o yıllarda hızlı bir ticari faaliyet içindedir ve pek çok ürün ürettiği gibi, fason üretime de ihtiyacı vardır. Henüz paslanmaz çelik imalatına geçmemiş olan Hüseyin Kılıç’a şöyle bir öneri yapılır: Tencerelerden çıkan artıkları al, çatal, kaşık üret!

“Bende paslanmaz hammaddesi yoktu; onlarda ise imal edilen tencerelerden artan, tencere köşeleri vardı paslanmaz. Kılıç gibi, çok ince ve keskin metal artıkları çıkıyordu tencerelerden… 300 – 500 kilo hurda veriyordu bana. Kendimiz yükleyip, kendimiz taşıyarak atölyeye götürüp, giyotin makasıyla doğruyorduk bu hurdaları… Tatlı kaşığı ya da çay kaşığı yapıyorduk. Onları taşıyacağız diye, ellerimiz kesiliyordu. Ertesi gün 2000 kilo veriyordu Mustafa Bey” diye anlatıyor Kılıç…
Küçük atölye çoktan gerilerde kalmış durumda… İşini büyüten ve 2003 yılından beri Samandra’daki fabrikada üretim yapan Kılıç, Kılıçlar markasıyla öne çıkıyor. Hüseyin Kılıç, adım atarken bile iş düşünen bir işadamı ve üretmenin yanısıra ürünü markalaştırmanın da önemli olduğunu düşünüyor. Bu nedenle ürettiği 20 model ürünün arkasında durarak, kendi markasının etkisini artırma yolunda çalışmalara hız veriyor. Bu faaliyetlerin arasında yurt içi ve yurt dışı fuarları da saymak mümkün… Geçtiğimiz yıl 5 fuara katılan Kılıçlar, bu yıl da Rusya, Arabistan, Tunus, İran gibi ülkelerde düzenlenen fuarlara katılacak. Bugün Kılıçlar fabrikasında 70 kişi çalışıyor ve ayda 600 bin adet üretim yapılıyor. Bu ürünlerin arasında tatlı kaşığı, balık bıçağı, kokteyl çatalı, karides kaşığı, dondurma servis grubu gibi takımı tamamlayan detay parçalara da yer veriliyor. Hüseyin Kılıç, bugün Horeca sektöründe büyük bir etkinlikleri olduğunu söyleyerek, “Uzun vadeli amacımız, perakende sektöründeki etkinliğimizi artırarak, evlerdeki kullanımımızı da genişletmek” diyor.
Kılıçlar’ın ürünleri, Ortadoğu, Balkanlar, Türki Cumhuriyetler, Rusya, Ukrayna, Yunanistan gibi ülkelerde alıcı buluyor ve Kılıçlar, bu etkinliğini Avrupa’da da başlatmak ve geliştirmek istiyor.
Hüseyin Kılıç’a son olarak neden sadece çatal, kaşık ve bıçak ile sınırlı bir üretim alanında durduğunu soruyoruz. Şöyle yanıtlıyor sorumuzu: “Her zaman bir alanda iyi olmak, o alanda profesyonelleşmek istedim. Horeca sektörü bir üretici için neredeyse dipsiz kuyudur. Yaptığınız iş yatırım, finansman ve özveri ister. Bu nedenle gücü dağıtmak istemedim. İşimi seviyorum.”

www.kiliclar.net

 

Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


70312 - unknown - 38.107.179.240