27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Her ürünün bir kalıbı bir de kulbu var

Çelik tencerelerin, teflon ürünlerin çeşitlenmesiyle birlikte, bir zamanların siyah ve neredeyse standart olan bakalit kulpları bir tür evrim geçirdi. Çeşitlenen, renklenen ve birbirinden ilginç görüntülere bürünen kulplar, mutfaklara renk katıyor. Yıllardır sektörde kulp imalatı yapan İrem Bakalit’in ortaklarından Mahmut Şahin ile kulp imalatını ve ustalığı olan kalıpçılığı konuştuk.


Leo Hendrik Baekeland, doğal bir reçine olan gomalağın yerini tutabilecek bir madde ararken, sonunda aradığını, hatta daha fazlasını bulur. Bu madde, yüksek ısı ve basınç altında yoğunlaşan, ısıtıldığında ise yumuşamayan bir maddedir; üstelik çok dayanıklı...
Formaldehit ile fenolün yüksek sıcaklık ve basınç altında yoğunlaşma ürünü olan ve yeniden eritilemeyen bu madde, petrol türevi plastik maddelerin ilk örneklerinden biri olarak ortaya çıkan ve üreticisinin ismiyle adlandırılacak olan bakalitten başkası değildir.
Leo Hendrik Baekeland, bu yeni ürünün en az kırk ayrı sanayi kolunda kullanılacağını düşünür. Ama yanılmıştır aslında; çünkü bakalit, bugün neredeyse tüm sanayi kollarında kullanılıyor ve her türlü üretimde bakalit karşımıza çıkıyor.
İlk zamanlarda elektrikle ilgili alanlarda yaygın biçimde kullanılan bakalit, kısa sürede kalemden bilardo topuna, şemsiye sapından takma dişe, kemer tokasından radyoya varana kadar yüzlerce nesnenin üretimini sağlıyor. Dahası, Baekeland’ın 1909 yılında bakalit ile açtığı kapı, plastik alanında denemelerin de yolunu açtı ve 1940’larda beş binin üzerinde plastik kategorisi geliştirilmesine katkıda bulundu. İşin ilginç tarafı, çağımıza damgasını vuran ve ürün çeşitlenmesine büyük katkıda bulunan plastik endüstrisi, İkinci Dünya Savaşı’nda da önemli bir rol üstlendi. Silah sanayisinde yeniliklere yol açan plastik, savaş sırasında üretilen silahlarda da yüksek miktarlarda kullanıldı. Bu miktarın yılda 4.5 milyon kilodan fazla olduğu tahmin ediliyor.
1944’te ölen Baekeland, bakalitin ve dahası önünü açtığı plastik alanının savaşlarda da kullanıldığını görecek kadar yaşadı. Bilimin, ne kadar kötüye kullanılırsa kullanılsın insanların yararına olduğunu düşünen Baekeland, “Eğer sorumluluk duygusu ve yönetme yeteneği olmayan politikacılar insanların en kötü duygularını gereksiz yere uyandırmaya devam ederlerse, bundan kimyacıları sorumlu tutmayın. Savaşsız bir dünyada yaşamanın koşulu, bilimsel çalışmaları önlemekten ibaret değildir.” diyordu.

Siyahtan Gökkuşağına
Geçtiğimiz yüzyılın başında piyasaya çıkışıyla birlikte pek çok yeniliğe kapı açan bakalit, günümüzde de yaygın biçimde kullanılıyor. Bakalitin yerini tutacak onun kadar dayanıklı ve kullanışlı yeni madde arayışlarına rağmen, küçük elektrikli ev eşyalarından, bıçak sapına, tencere kulpuna varana dek pek çok alanda, hala zücaciye dünyasının önemli hammaddelerinden. Teflon ya da çelik tencerelerin kulpları ve kapak aksamları da bakalitin yaygın biçimde kullanıldığı alanlardan…
1980’lere kadar siyah renkli bir malzeme olarak görmeye alıştığımız kulplar günümüzde rengarenk ve albenili formlarla karşımıza çıkıyor.
Tencere piyasasının önemli firmalarına kulp imalatı yapan İrem Bakalit, yenilikçi ve özgün kulp tasarımlarıyla öne çıkan firmalardan. 1988 yılında bakalit kulp imalatı yapanlara kulp kalıbı üreterek piyasaya giren ve 1990’larda kulp imalatına başlayan İrem Bakalit, ilk olarak Cem Mutfak Eşyaları için kulp üretmiş. Mahmut Şahin, Ercan Şahin, Hasan Seçmen’in ortaklığıyla kurulan şirket, işi bu süreçte iyice kavrayarak geliştirmiş. Firmanın ortaklarından Mahmut Şahin, “O günlerde işe yeni girmiştik ve Cem Mutfak Eşyaları’yla çalışırken çok şey öğrendik. İşin hassasiyetlerini, estetiğini, hızını...” diyor. Bu süreçte, Ördekçioğlu, Mehtap firmalarına da iş yapmaya başlayarak yelpazeyi genişletmişler. Ancak, sektörün ve işin gelişimi esas yanmaz-yapışmaz imalatının çoğalmasıyla başlamış. Yanmaz-yapışmazların iş hacmi çığ gibi büyürken, kulp imalatı da büyümüş. 2000’lerden itibaren çelik sektörünün gelişmesiyle birlikte, üretim çeşitlenmeyi sürdürmüş.

Çeşit Arttı, Kulp Renklendi
Mahmut Şahin’e, kulp sektöründeki renklenmenin sebeplerini soruyoruz: Siyah bakalit kulptan rengarenk kulplara nasıl geçildi? “Yanmaz-yapışmaz piyasasında uzun yıllar bordo tencere ve tavalar üretildi. Ürün tek renkti ve bu da tekdüzelik getiriyordu üretime. Yanmaz-yapışmazcılar bordodan vazgeçip, turuncu, yeşil, mavi gibi rengarenk ürünler üretmeye başlayınca, kulplar da renklendi” diye anlatıyor. Şahin, üreticilerin zaman zaman kulp arayışına girdiklerini, kendilerinin de yeni modeller üreterek bu arayışa cevap verdiklerini söylüyor. Bugün rengarenk üretilen bakalit kulpların arkasında sektörün bu arayışı yatıyor.
Renkli de olsa, siyah da olsa kullanılan hammadde aynı aslında… Bakalitte 5 renk hammadde kullanılıyor ancak renk skalası boyalarla ve üretime katılan plastikle birlikte artıyor. Melamin, zaman zaman bakalitin yerine kullanılabiliyor ancak asla yerini tutmuyor. Melaminde geniş bir renk skalası var ancak kırılgan bir malzeme ve bakalit gibi ısıya dayanıklı değil. Bu nedenle kulpta bakalit kullanmak neredeyse zorunlu. Gövdede bakalit kullanıp, yer yer plastikle renklendirilmeye de gidilebiliyor.
Son zamanlarda ise soft bakalit denilen, bakalite yumuşak bir görünüm veren yeni bir tür bakalit kullanılıyor. Soft bakalit, düz, parlak ya da mat boyalarla renklendiriliyor. Bu çok özel boyalar, bakalitin sınırlı dünyasını renklendiriyor.
Bakalit dayanıklı bir madde ama bu dayanıklılığı nereye kadar diye soruyoruz… Mahmut Şahin, “Bırakın bakaliti metal bile yanar.” diye cevaplıyor sorumuzu. Kısacası, bakaliti direkt ateşe tutmamak gerekiyor; ateşe tutulmadığı sürece, bakalit dayanıklılıkta neredeyse çelikle yarışıyor.

Sağlıksız Bakalit
Bakalit alanında nelere dikkat edilmesi gerektiğini sorduğumuz zaman “Sağlıklı ürün olup olmadığına.” diye cevaplıyor sorumuzu. Gıdayla direkt temas etmeyen bir bölüm olan tencere kulbunun sağlıksız bir maddeyle üretilmesi, başta sakıncalı değilmiş gibi geliyor insana. Oysa öyle değilmiş: “Sağlıklı hammadde olabileceği gibi sağlıksız bakalitler de var. Özellikle Çin’den ithal edilen bakalit, sağlıksız ve kanserojen maddeler içeriyor. Bugün piyasada sağlıksız hammadde ile yapılmış kulplar, neredeyse piyasanın yüzde 50’sini kaplamış durumda.” diye anlatıyor. Özellikle Uzakdoğu’dan gelen bakalit hammaddesinin neredeyse yarı fiyata satıldığını, üreticilerin ucuz olduğu için bu ürünü tercih ettiklerini söylüyor.
“Oysa,” diyor, “Dokunmak bile sağlığa zararlı. Bulaşık makinesi buharında, makinenin suyunda, buharıyla birlikte diğer ürünlere de bulaşıyor. Bu kimyasalı solumak da sağlığa zararlı.” Mahmut Şahin, İtalya’dan şık ama pahalı, Uzakdoğu’dan ise kalitesiz ama ucuz ürünlerin geldiğini anlatıyor.
Bakalit, hammadde halinde bulgur tanesine benzeyen tanelerden oluşuyor. Belki de biraz kömür kırığına… Bu hammadde, özel makinelerde 80 derece ısıda eritilip, homojen hale getiriliyor. Hazırlanmış kalıplara enjeksiyonla doldurulan sıvılaşmış bakalit, kalıp içinde 150 derecelik ısıda belirli bir süre pişiriliyor. Soğuyan kalıplardan çıkarılan kulplar, çapaklarından temizlenerek boyanacaksa boyaya ya da üzerinde uygulanacak herhangi bir aşamaya hazırlanıyor.
Ayda bir milyon parça üretim yapabilen İrem Bakalit bugün Mehtap, Cem Bialetti, Alko, Evren Mutfak Eşyaları ve Korkmaz gibi sektörün önemli firmaları için kulp üretiyor. Özel üretimlerini firmalar bazında sınırlı tutup, piyasaya sunmayan İrem Bakalit, kimi zaman özel istekleri cevaplıyor, kimi zaman üretilen tencereye uygun yeni tasarımlar öneriyor
Mahmut Şahin, bakalitin geri dönüşümlü bir madde olmadığı halde, öğütülerek kullanıldığını ancak ortaya çıkan malzemenin dayanıksız olduğunu anlatıyor. Dokusu bozuk, dayanıksız ve deforme sonuçlar veren geri dönüştürülmüş bakalit, şık mutfak eşyalarında kullanılmıyor elbette. Merdiven altı işletmelerin oluşturduğu bir alt piyasada kullanılıyor ve pazara sunuluyor. İkinci kalite ürünler, bir zamanlar ayakkabı pençesi yapan tamirciler gibi, tencerenin, tavanın her türlü çelik eşyanın tamirini yapan tamirciler ya da merdivenaltı üreticiler tarafından kullanılıyor genellikle.

Kalıpçılık Altın Bilezik
Kulp imalatındaki renklenme, her ne kadar tencere piyasasındaki çeşitlenmeyle ilişkili olsa da, bu gelişimi kalıpçılık sektöründeki gelişmelere de bağlı büyük ölçüde. İrem Bakalit kurulmadan önce kalıpçılık yapan, ayakkabı taban kalıbı, metal, plastik, kauçuk gibi tüm alanlarda kalıp üreten Mahmut Şahin, bir zamanlar emek yoğun ve ustalık işi olan kalıpçılıkta, bugün teknolojiyle her şeyin hızlandığını söylüyor. “Kalıphaneniz yoksa yenilik yapamazsınız” diyen Şahin, üretimlerinin ana malzemesinin kalıp olduğunu ifade ediyor. Kalıp yapımının, plastik üretiminden ayakkabı yapımına kadar her tür üretim alanında ilk adım olduğunu söyleyen Şahin, kalıp olmadığı zaman hiçbir üretim yapılamayacağını anlatıyor. Gerçekten de kalıp, zücaciye sektöründe pek çok üretim alanı için vazgeçilmez bir malzeme. Kalıp olmadığında ürün yapılamadığından, kalıp üretimi önemli bir başlangıç yatırımı olarak öne çıkıyor.
Kalıp üretimi ustalık gerektirdiği kadar da yüksek maliyetli bir iş. Eski kalıp ustalarının bütünüyle el becerisiyle yaptığı kalıplar, bugün CNC tezgahlarında yapılıyor ancak maliyetler hala oldukça yüksek. Blok halindeki çelik CNC tezgahlarında kalıp haline getiriliyor ve belki milyonlarca adetlik üretimi başlatacak ilk malzeme oluyor.
Kalıpçılık söz konusu olduğunda, taklit akla ilk gelen konular arasında oluyor çünkü kopya iş yapan şirketlerin, bu ürünleri üretebilmesi için modellerin kalıplarının üretilmesi gerekiyor. Mahmut Şahin, günümüzde kalıp çıkarmanın kolaylaştığını, eskiden orijinal bir ürünün taklidinin piyasaya çıkması için üç ay geçmesi gerektiğini, bugün ise bir ay içinde, ürünle birlikte taklidinin piyasaya çıktığını anlatıyor. Şahin, eskiden üreticilerin kalıpçıları üretim alanlarına bile sokmadığını söyleyerek “Eskiden kalıpçıları tencere fabrikalarına sokmazlardı çünkü kalıpçı, baktığını aklına çizebilecek bir insandı. Büyük makineleri bile kopyalayabilen kalıpçılar vardı. Beni bile iş yaptığım fabrikalar başlangıçta üretim alanlarına almıyorlardı. Ta ki güven oluşuncaya kadar. Bugün iş yaptığım, üretim alanlarına girdiğim bu fabrikalar, ancak güven ilişkisi kurulduğunda bana kapılarını açtı.” diyor.
Mahmut Şahin, her türlü üretim alanında büyük değeri olan kalıpçılık mesleğinin bir altın bilezik olduğunu söyleyerek, “Ne yazık ki artık usta kalıpçıların sayısı azalıyor, yerine daha az sayıda insan geliyor” diyor.
Ülkemizde patent ve tescil konularına verilen önemin artması gerektiğini düşünen Şahin, yasa ile korunan hakların, piyasada korunamadığını söylüyor ve “Bir ürünü kopyalamak artık çok kolay ve çok hızlı kopyalanabiliyor. Ürün modelcideyken, tasarım atölyesindeyken ya da CNC’deyken bile çalınabiliyor. Patent yasası işlemiyor ve boşlukları çok.” diyor.
İrem Bakalit’in aylık üretim kapasitesi 1 milyon adet. Üretiminin yüzde 20’sini ise Almanya ve Mısır gibi ülkelere ihraç ediyor.

www.irembakalit.com

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


70313 - unknown - 38.107.179.236