|
Her
ürünün bir kalıbı bir de kulbu var
Çelik tencerelerin, teflon
ürünlerin çeşitlenmesiyle birlikte, bir zamanların siyah ve neredeyse standart
olan bakalit kulpları bir tür evrim geçirdi. Çeşitlenen, renklenen ve
birbirinden ilginç görüntülere bürünen kulplar, mutfaklara renk katıyor. Yıllardır
sektörde kulp imalatı yapan İrem Bakalit’in ortaklarından Mahmut Şahin ile kulp
imalatını ve ustalığı olan kalıpçılığı konuştuk.

Leo Hendrik Baekeland, doğal bir reçine olan gomalağın yerini tutabilecek bir
madde ararken, sonunda aradığını, hatta daha fazlasını bulur. Bu madde, yüksek ısı
ve basınç altında yoğunlaşan, ısıtıldığında ise yumuşamayan bir maddedir;
üstelik çok dayanıklı...
Formaldehit ile fenolün yüksek sıcaklık ve basınç altında yoğunlaşma ürünü olan
ve yeniden eritilemeyen bu madde, petrol türevi plastik maddelerin ilk
örneklerinden biri olarak ortaya çıkan ve üreticisinin ismiyle adlandırılacak
olan bakalitten başkası değildir.
Leo Hendrik Baekeland, bu yeni ürünün en az kırk ayrı sanayi kolunda kullanılacağını
düşünür. Ama yanılmıştır aslında; çünkü bakalit, bugün neredeyse tüm sanayi
kollarında kullanılıyor ve her türlü üretimde bakalit karşımıza çıkıyor.
İlk zamanlarda elektrikle ilgili alanlarda yaygın biçimde kullanılan bakalit, kısa
sürede kalemden bilardo topuna, şemsiye sapından takma dişe, kemer tokasından
radyoya varana kadar yüzlerce nesnenin üretimini sağlıyor. Dahası, Baekeland’ın
1909 yılında bakalit ile açtığı kapı, plastik alanında denemelerin de yolunu
açtı ve 1940’larda beş binin üzerinde plastik kategorisi geliştirilmesine katkıda
bulundu. İşin ilginç tarafı, çağımıza damgasını vuran ve ürün çeşitlenmesine
büyük katkıda bulunan plastik endüstrisi, İkinci Dünya Savaşı’nda da önemli bir
rol üstlendi. Silah sanayisinde yeniliklere yol açan plastik, savaş sırasında
üretilen silahlarda da yüksek miktarlarda kullanıldı. Bu miktarın yılda 4.5
milyon kilodan fazla olduğu tahmin ediliyor.
1944’te ölen Baekeland, bakalitin ve dahası önünü açtığı plastik alanının savaşlarda
da kullanıldığını görecek kadar yaşadı. Bilimin, ne kadar kötüye kullanılırsa
kullanılsın insanların yararına olduğunu düşünen Baekeland, “Eğer sorumluluk
duygusu ve yönetme yeteneği olmayan politikacılar insanların en kötü duygularını
gereksiz yere uyandırmaya devam ederlerse, bundan kimyacıları sorumlu tutmayın.
Savaşsız bir dünyada yaşamanın koşulu, bilimsel çalışmaları önlemekten ibaret
değildir.” diyordu.
Siyahtan Gökkuşağına
Geçtiğimiz yüzyılın başında piyasaya
çıkışıyla birlikte pek çok yeniliğe kapı açan bakalit, günümüzde de yaygın
biçimde kullanılıyor. Bakalitin yerini tutacak onun kadar dayanıklı ve kullanışlı
yeni madde arayışlarına rağmen, küçük elektrikli ev eşyalarından, bıçak sapına,
tencere kulpuna varana dek pek çok alanda, hala zücaciye dünyasının önemli hammaddelerinden.
Teflon ya da çelik tencerelerin kulpları ve kapak aksamları da bakalitin yaygın
biçimde kullanıldığı alanlardan…
1980’lere kadar siyah renkli bir malzeme olarak görmeye alıştığımız kulplar
günümüzde rengarenk ve albenili formlarla karşımıza çıkıyor.
Tencere piyasasının önemli firmalarına kulp imalatı yapan İrem Bakalit,
yenilikçi ve özgün kulp tasarımlarıyla öne çıkan firmalardan. 1988 yılında
bakalit kulp imalatı yapanlara kulp kalıbı üreterek piyasaya giren ve
1990’larda kulp imalatına başlayan İrem Bakalit, ilk olarak Cem Mutfak Eşyaları
için kulp üretmiş. Mahmut Şahin, Ercan Şahin, Hasan Seçmen’in ortaklığıyla
kurulan şirket, işi bu süreçte iyice kavrayarak geliştirmiş. Firmanın ortaklarından
Mahmut Şahin, “O günlerde işe yeni girmiştik ve Cem Mutfak Eşyaları’yla çalışırken
çok şey öğrendik. İşin hassasiyetlerini, estetiğini, hızını...” diyor. Bu
süreçte, Ördekçioğlu, Mehtap firmalarına da iş yapmaya başlayarak yelpazeyi
genişletmişler. Ancak, sektörün ve işin gelişimi esas yanmaz-yapışmaz imalatının
çoğalmasıyla başlamış. Yanmaz-yapışmazların iş hacmi çığ gibi büyürken, kulp
imalatı da büyümüş. 2000’lerden itibaren çelik sektörünün gelişmesiyle
birlikte, üretim çeşitlenmeyi sürdürmüş.
Çeşit Arttı, Kulp
Renklendi
Mahmut Şahin’e, kulp sektöründeki
renklenmenin sebeplerini soruyoruz: Siyah bakalit kulptan rengarenk kulplara
nasıl geçildi? “Yanmaz-yapışmaz piyasasında uzun yıllar bordo tencere ve
tavalar üretildi. Ürün tek renkti ve bu da tekdüzelik getiriyordu üretime.
Yanmaz-yapışmazcılar bordodan vazgeçip, turuncu, yeşil, mavi gibi rengarenk
ürünler üretmeye başlayınca, kulplar da renklendi” diye anlatıyor. Şahin,
üreticilerin zaman zaman kulp arayışına girdiklerini, kendilerinin de yeni
modeller üreterek bu arayışa cevap verdiklerini söylüyor. Bugün rengarenk
üretilen bakalit kulpların arkasında sektörün bu arayışı yatıyor.
Renkli de olsa, siyah da olsa kullanılan hammadde aynı aslında… Bakalitte 5
renk hammadde kullanılıyor ancak renk skalası boyalarla ve üretime katılan
plastikle birlikte artıyor. Melamin, zaman zaman bakalitin yerine kullanılabiliyor
ancak asla yerini tutmuyor. Melaminde geniş bir renk skalası var ancak kırılgan
bir malzeme ve bakalit gibi ısıya dayanıklı değil. Bu nedenle kulpta bakalit
kullanmak neredeyse zorunlu. Gövdede bakalit kullanıp, yer yer plastikle
renklendirilmeye de gidilebiliyor.
Son zamanlarda ise soft bakalit denilen, bakalite yumuşak bir görünüm veren
yeni bir tür bakalit kullanılıyor. Soft bakalit, düz, parlak ya da mat
boyalarla renklendiriliyor. Bu çok özel boyalar, bakalitin sınırlı dünyasını
renklendiriyor.
Bakalit dayanıklı bir madde ama bu dayanıklılığı nereye kadar diye
soruyoruz… Mahmut Şahin, “Bırakın bakaliti metal bile yanar.” diye cevaplıyor
sorumuzu. Kısacası, bakaliti direkt ateşe tutmamak gerekiyor; ateşe tutulmadığı
sürece, bakalit dayanıklılıkta neredeyse çelikle yarışıyor.

Sağlıksız Bakalit
Bakalit alanında nelere dikkat
edilmesi gerektiğini sorduğumuz zaman “Sağlıklı ürün olup olmadığına.” diye
cevaplıyor sorumuzu. Gıdayla direkt temas etmeyen bir bölüm olan tencere
kulbunun sağlıksız bir maddeyle üretilmesi, başta sakıncalı değilmiş gibi
geliyor insana. Oysa öyle değilmiş: “Sağlıklı hammadde olabileceği gibi sağlıksız
bakalitler de var. Özellikle Çin’den ithal edilen bakalit, sağlıksız ve
kanserojen maddeler içeriyor. Bugün piyasada sağlıksız hammadde ile yapılmış
kulplar, neredeyse piyasanın yüzde 50’sini kaplamış durumda.” diye anlatıyor.
Özellikle Uzakdoğu’dan gelen bakalit hammaddesinin neredeyse yarı fiyata satıldığını,
üreticilerin ucuz olduğu için bu ürünü tercih ettiklerini söylüyor.
“Oysa,” diyor, “Dokunmak bile sağlığa zararlı. Bulaşık makinesi buharında,
makinenin suyunda, buharıyla birlikte diğer ürünlere de bulaşıyor. Bu kimyasalı
solumak da sağlığa zararlı.” Mahmut Şahin, İtalya’dan şık ama pahalı, Uzakdoğu’dan
ise kalitesiz ama ucuz ürünlerin geldiğini anlatıyor.
Bakalit, hammadde halinde bulgur tanesine benzeyen tanelerden oluşuyor.
Belki de biraz kömür kırığına… Bu hammadde, özel makinelerde 80 derece ısıda
eritilip, homojen hale getiriliyor. Hazırlanmış kalıplara enjeksiyonla
doldurulan sıvılaşmış bakalit, kalıp içinde 150 derecelik ısıda belirli bir
süre pişiriliyor. Soğuyan kalıplardan çıkarılan kulplar, çapaklarından
temizlenerek boyanacaksa boyaya ya da üzerinde uygulanacak herhangi bir aşamaya
hazırlanıyor.
Ayda bir milyon parça üretim yapabilen İrem Bakalit bugün Mehtap, Cem
Bialetti, Alko, Evren Mutfak Eşyaları ve Korkmaz gibi sektörün önemli firmaları
için kulp üretiyor. Özel üretimlerini firmalar bazında sınırlı tutup, piyasaya
sunmayan İrem Bakalit, kimi zaman özel istekleri cevaplıyor, kimi zaman
üretilen tencereye uygun yeni tasarımlar öneriyor
Mahmut Şahin, bakalitin geri dönüşümlü bir madde olmadığı halde, öğütülerek
kullanıldığını ancak ortaya çıkan malzemenin dayanıksız olduğunu anlatıyor.
Dokusu bozuk, dayanıksız ve deforme sonuçlar veren geri dönüştürülmüş bakalit, şık
mutfak eşyalarında kullanılmıyor elbette. Merdiven altı işletmelerin oluşturduğu
bir alt piyasada kullanılıyor ve pazara sunuluyor. İkinci kalite ürünler, bir
zamanlar ayakkabı pençesi yapan tamirciler gibi, tencerenin, tavanın her türlü
çelik eşyanın tamirini yapan tamirciler ya da merdivenaltı üreticiler tarafından
kullanılıyor genellikle.
Kalıpçılık Altın Bilezik
Kulp imalatındaki renklenme, her ne
kadar tencere piyasasındaki çeşitlenmeyle ilişkili olsa da, bu gelişimi kalıpçılık
sektöründeki gelişmelere de bağlı büyük ölçüde. İrem Bakalit kurulmadan önce
kalıpçılık yapan, ayakkabı taban kalıbı, metal, plastik, kauçuk gibi tüm
alanlarda kalıp üreten Mahmut Şahin, bir zamanlar emek yoğun ve ustalık işi
olan kalıpçılıkta, bugün teknolojiyle her şeyin hızlandığını söylüyor. “Kalıphaneniz
yoksa yenilik yapamazsınız” diyen Şahin, üretimlerinin ana malzemesinin kalıp
olduğunu ifade ediyor. Kalıp yapımının, plastik üretiminden ayakkabı yapımına
kadar her tür üretim alanında ilk adım olduğunu söyleyen Şahin, kalıp olmadığı
zaman hiçbir üretim yapılamayacağını anlatıyor. Gerçekten de kalıp, zücaciye
sektöründe pek çok üretim alanı için vazgeçilmez bir malzeme. Kalıp olmadığında
ürün yapılamadığından, kalıp üretimi önemli bir başlangıç yatırımı olarak öne çıkıyor.
Kalıp üretimi ustalık gerektirdiği kadar da yüksek maliyetli bir iş. Eski
kalıp ustalarının bütünüyle el becerisiyle yaptığı kalıplar, bugün CNC
tezgahlarında yapılıyor ancak maliyetler hala oldukça yüksek. Blok halindeki
çelik CNC tezgahlarında kalıp haline getiriliyor ve belki milyonlarca adetlik
üretimi başlatacak ilk malzeme oluyor.
Kalıpçılık söz konusu olduğunda, taklit akla ilk gelen konular arasında
oluyor çünkü kopya iş yapan şirketlerin, bu ürünleri üretebilmesi için
modellerin kalıplarının üretilmesi gerekiyor. Mahmut Şahin, günümüzde kalıp çıkarmanın
kolaylaştığını, eskiden orijinal bir ürünün taklidinin piyasaya çıkması için üç
ay geçmesi gerektiğini, bugün ise bir ay içinde, ürünle birlikte taklidinin
piyasaya çıktığını anlatıyor. Şahin, eskiden üreticilerin kalıpçıları üretim
alanlarına bile sokmadığını söyleyerek “Eskiden kalıpçıları tencere fabrikalarına
sokmazlardı çünkü kalıpçı, baktığını aklına çizebilecek bir insandı. Büyük
makineleri bile kopyalayabilen kalıpçılar vardı. Beni bile iş yaptığım
fabrikalar başlangıçta üretim alanlarına almıyorlardı. Ta ki güven oluşuncaya
kadar. Bugün iş yaptığım, üretim alanlarına girdiğim bu fabrikalar, ancak güven
ilişkisi kurulduğunda bana kapılarını açtı.” diyor.
Mahmut Şahin, her türlü üretim alanında büyük değeri olan kalıpçılık mesleğinin
bir altın bilezik olduğunu söyleyerek, “Ne yazık ki artık usta kalıpçıların sayısı
azalıyor, yerine daha az sayıda insan geliyor” diyor.
Ülkemizde patent ve tescil konularına verilen önemin artması gerektiğini düşünen
Şahin, yasa ile korunan hakların, piyasada korunamadığını söylüyor ve “Bir
ürünü kopyalamak artık çok kolay ve çok hızlı kopyalanabiliyor. Ürün
modelcideyken, tasarım atölyesindeyken ya da CNC’deyken bile çalınabiliyor.
Patent yasası işlemiyor ve boşlukları çok.” diyor.
İrem Bakalit’in aylık üretim kapasitesi 1 milyon adet. Üretiminin yüzde
20’sini ise Almanya ve Mısır gibi ülkelere ihraç ediyor.
www.irembakalit.com
|
|