Yapısal
çelik uygulamacıları İstanbul’daydı
Dünyanın en büyük yapısal
çelik kullanıcı ve uygulamacısı, mimarlık, mühendislik ve inşaat kuruluşları
Uluslararası "Geleceğin Yapılarını Tasarlamak" Konferansı’nda
buluştu. Konuşmacılar, çeliği kullanarak en güvenli ve ekonomik çözümlere nasıl
ulaştıklarını anlattılar.

Çelik, diğer yapı
malzemeleriyle karşılaştırıldığında mimaride ve yapılarda kullanımı çok yeni
olduğu ve tam olarak anlaşılamadığı için hep önyargılarla yanlış değerlendirilmiş
bir malzeme.
18. ve 19. yüzyıllarda sanayi devrimiyle birlikte, teknolojik ilerleme,
üretimdeki artış ve maliyetlerdeki düşüş demir ve çeliğin yapılarda yaygın
kullanımını mümkün hale getirmiş. 1850 yıllarından sonra çelik, yapılarda
kullanılabilir hale gelmiş, büyük köprüler, istasyonlar ve gökdelenler çelik
olarak yapılmaya başlamış. Bu yapıların pek çoğu bugün hala ayaktadır. Şeffaflık,
hafiflik ve zarafet gibi özellikleri güçlülük ve sağlamlıkla bir araya getiren
başka bir yapı malzemesinin bulunmaması da, çeliğin inşaat sektöründeki
konumunu sağlamlaştırmış durumda. Avrupa genelinde 1998 verilerine göre
tüketilen 170 milyon ton çeliğin yüzde 38'i inşaat sektöründe kullanılmakta.
ABD, Japonya ve Avustralya'da yılda yaklaşık 500 bin konut soğuk bükülmüş ya da
sıcak haddelenmiş çelik profillerle inşa edilmekte. Yapısal çeliğin Türkiye'de
inşaat sektöründeki payı ise yüzde 5 i geçmemekte.
Dünyanın en büyük çelik üreticisi olan Arcelor Mittal firması ile Yapı-Endüstri
Merkezi işbirliği ile 19 Nisan 2007 tarihinde İstanbul’da düzenlenen
"Geleceğin Yapılarını Tasarlamak, Yenilikçi Çelik Yapılar" başlıklı
konferansta “yapısal çelik” bir kez daha masaya yatırıldı. Fransa’dan Arcelor Mıttal
ve Arep, B.A.E.’den Arup Gulf, İngiltere’den KPF, Kohn ve Pedersen & Fox,
Kore’den Samsung Coorp. gibi dünyanın en büyük mimarlık ve mühendislik kuruluşları
temsilcilerinin yanı sıra Türkiye’den B.Ü. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma
Enstitüsü, Türk Yapısal Çelik Derneği, Tabanlıoğlu Mimarlık yetkilileri de
konferansa konuşmacı olarak katılanlar arasındaydı. Düzenlenen konferansta,
uluslararası tanınırlıkta mimarlık ve mühendislik kuruluşları temsilcileri, son
dönemde gerçekleştirdikleri en önemli yapılardan yola çıkarak çelik yapılarda
güncel yenilikleri, çeliğin üstün estetik, işlevsellik yeteneklerini vurguladılar.

Deprem kuşağı üzerinde yer alan Türkiye için, özellikle 1999 depreminden sonra,
hafifliği, dayanıklılığı, düşük maliyeti ve inşaat sürecinde yarattığı zaman
tasarrufu anlaşıldığından çeliğin önemi daha da artmış durumda. 2001- 2005 yılları
arasında Türkiye’de kullanımı büyük bir ivmeyle artan çelik tüketimi gelişmiş
ülkelere göre hala düşük olsa da uygulamalar giderek yaygınlaşmakta. Konferans
konuşmacılarından B.Ü Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü
Prof. Dr. Güler Altay, “Depremler ve Mühendislik” başlığı altında yaptığı konuşmasında
katılımcılara, Türkiye’de deprem gerçeği ve güvenli yapıların önemi ile ilgili
bilgi verdi.