Kişiye
özel sauna yapıyoruz
Tasarım Sauna adıyla 1996 yılında kurulan Tasarım Yapı, 2002 yılında
kurumsal kimliğini yenileyerek, uluslararası marka olma hedefi çerçevesinde
bugün Juno Sauna markası ile üretimine devam ediyor. Tasarım Yapı-Juno
Sauna’nın kurucusu olan Gökhan Yavuzer ile Juno markasının pazardaki konumundan
tüketicinin bilinçlendirilmesine kadar pek çok konuda konuştuk.

Gökhan Yavuzer
Juno Sauna’yı pazarda nasıl konumlandırıyorsunuz?
Kurumsal anlamda Türkiye’nin ilk yerli sauna markası olan Juno, ortaya
konduğu günden itibaren ISO 9000 kalite belgesine sahiptir. Uluslararası bir
marka olabilmenin koşullarından en önemlisi olan “uluslararası kaliteye sahip
tasarım ve üretim yapma” felsefesi ile, sektörde faaliyet gösteren birçok
firmanın aksine, kendi tasarımlarımızı, kendi aksesuar çeşitlerimizi oluşturup
bunları belirli periyodlarla piyasaya sürüyoruz. Gerek bire bir pazarlama
faaliyetlerimizde, gerekse katıldığımız ulusal ve uluslararası fuarlarda
ürünlerimize gösterilen ilgi, işimizi doğru yaptığımız bir kanıtı olarak
önümüzde duruyor. Bu bağlamda, ürünlerimize gösterilen ilgi ve
tasarımlandırdığımız sauna ve sauna ekipmanlarının sektörde taklitlerinin
oluşması bu hedefimize en kısa yoldan ulaşabileceğimizin bizim için önemli bir
göstergesi. Bu motivasyon ile geliştirdiğimiz yeni modeller ve sauna
aksesuarları önümüzdeki günlerde de sektörün canlılığına katkıda bulunacak.
İşlev ve konforun buluşturulması sauna tasarımında
oldukça önemli. Ürün geliştirirken hangi kriterlerden yola çıkıyorsunuz?
Yeni bir modeli tasarlarken öncelikli hedefimiz, saunanın ergonomisinin
doğru olmasıdır. Görselliği ve spesifikasyonları ne olursa olsun, saunayı
kullanacak insanların konforu, güvenliği bizim için her zaman ön plandadır.
Saunanın iç tasarımında, insan bedeninin ölçülerine uygun ölçeklendirme,
içeride bulunan havanın sirkülasyonu, hacmi gibi sıkıntı yaratması muhtemel tüm
noktaları önceden hesaplar, iç mekanda yaptığımız konumlandırmayı buna göre
belirleriz. Bundan sonra yani işlevselliği garanti altına aldıktan sonra
müşterilerimizin hayal ve beklentilerine uygun kaplama, aksesuar, cam paneller,
LCD sinema sistemleri, ışıklandırma ve müzik sistemleri gibi birçok elemanı
tasarıma dahil eder, bunların mümkün olduğunca alternatifli ve çeşitlilik arz
eder nitelikte olmasını sağlarız. Saunanın içerisinde kullandığımız tüm
ekipman, kullanıcılarının güvenliği açısından test edilir ve bu konudaki
güvenlik normlarına uygunluk sağlanır.Modüler Sauna’larımızın tasarımlarında
aynı kriterleri gözetmek birlikte, üretilen tüm serinin spesifikasyonlarının
aynılığı, kalite kontrolü ve kolay kurulabilirliği bu konuda uzmanlaşmış
mühendislerimiz tarafından sağlanır ve sürekli geliştirilir.
Rekabet açısından ürün ve fiyatta farklılaşma
stratejisini nasıl kullanıyorsunuz?
Türkiye’de sauna pazarı irili ufaklı birçok üretici bulunduran dinamik bir
pazar. Gelişmek ve büyümek isteyen şirketler için ne yazık ki yeterli ortamı
sunmak açısından sınırlı olduğunu da belirtmeliyim. Türkiye elbetteki bizim
için çok önemli, ama uluslararası bir marka olabilmenin getireceği avantajları
gördüğümüz, yurtdışından çok fazla sayıda sipariş aldığımız için yurtdışı
pazarları değerlendirmek durumunda kaldık. Modüler Saunalar söz konusu
olduğunda, çoklu adette üretim elbetteki birim başına maliyeti düşürmekte;
yurtdışında hem bu tip hem de özel üretim pahalı ürünlere talep yüksek.
Üretilen adet göz önüne alındığında bazı modüler sistemlere kıyasla pahalı
kalabildiğimiz gibi özel üretimlerde gerek ürünlerimizin kalitesi gerekse fiyat
avantajlarımız ile son derece rekabetçi olabiliyoruz. Bu rekabetçiliği döviz
kurlarının düşük olmasına rağmen sürdürebiliyoruz. Bu şekilde 14 ülke ile
çalışıyoruz ve taleplerin her geçen gün arttığına şahit oluyoruz. Bu çerçevede,
dünyada sauna denince akla Finlandiya’nın gelmesi gibi, ilerleyen günlerde
Türkiye’nin de akla gelmesini sağlamak, kalitemizi tüm dünyaya göstermek
istiyoruz.
Bunların yanı sıra, yurt dışı fuarlara katılıp markamızın sunum ve tanıtımını
yapıyoruz. Kişiye özel tasarımlar yapabildiğimiz için Fin ve Alman sauna
üreticilerinden bu konuda bir adım öndeyiz. Fakat onlar paket sauna
fiyatlarında bizden daha düşük fiyatlar verebiliyor. Türkiye’de kurların düşük
olmasından dolayı rekabet etmekte zaman zaman zorlanıyoruz. Belirttiğim gibi
kişiye özel saunalar, karma saunalar üretebilmemiz rekabet gücümüzü artırıyor.
Şu an 14 ülkeye ihracat yapıyoruz, bu sayı her yıl artıyor. Yeni hedeflerimiz
arasında Dubai gibi birkaç ülke bulunuyor. Bizim asıl amacımız, Türkiyeli sauna
üreticilerinin en az Finlandiya ve Almanya’daki üreticiler kadar kaliteli
ürünlere imza atabildiğini tüm dünyaya göstermek. Çünkü gerek Tasarım Yapı
olarak biz, gerekse diğer sauna üretimi yapan yerli firmalar oldukça kaliteli
ürünler geliştirmekte ancak bunun tanıtımını yeterince yapamamaktayız. Tasarım
Yapı, 3-4 yıldır yurt dışına gerek fuarlar aracılığıyla, gerekse birebir iş
temasları ile çıkıyor ama diğer yerli firmalar bunu yapmıyor. Biz onların da
dış pazarlarda yer almalarını istiyoruz. Polonya Fuarı’na katıldığımızda, Fin
ve Alman firmaları standımıza gelip şaşkınlık ve ilgiyle bakıyorlar. Tabii ki
bizim amacımız kimseyi şaşırtmak değil, ticaret yapmak. İhracatta belirli
hedeflerimiz var, onu tutturmaya çalışıyoruz.
Ulusal Havuz Enstitüsünden (UHE) bahsedir misiniz biraz?
UHE, Türkiye’de havuz ve sauna sektörünü aynı çatı altında birleştiren
ilgili tek dernektir. 150 civarında üyesi bulunmaktadır. Üyeler ağırlıklı
olarak havuz işiyle uğraşanların yanı sıra bizim gibi sauna firmalarından
oluşuyor. İki yılda bir yapılan genel kurul toplantısı sonucunda bu dönem sauna
sektörünü temsilen yönetime ben seçildim. Ulusal Havuz Enstitüsü ile T.S.E.
ortak çalışarak, havuz standartları çalışması gerçekleştirdi. Çok ciddi bir
çalışmadır bu, çünkü Türkiye’de bunun bir standardı yoktu. Bu dönemde de sauna
için bir T.S.E. standardı oluşturmaya çalışıyoruz. Görev süremiz bitmeden bunu
tamamlamaya gayret ediyoruz, zira bizim ve sauna sektörü için büyük bir başarı
olacak bu çalışma.
Uluslararası rekabette Çin sizi nasıl etkiliyor?
Çin bizim için kesinlikle tehlike teşkil etmiyor çünkü biz çok özel ürünler
üretiyoruz Çinli üreticiler otomasyon seri üretime uygun ürünlere rağbet
etmekte. Tam tersine bizim Çin’e gitmek ve Çin pazarında ürünlerimizi satmak
gibi planlarımız var. Orada da üretici firmalar var fakat aynı tarzda üretim
yapmıyoruz. Onlar standart ölçülü sauna ve duşun bir arada olduğu sistemler ve
enfraruj kabinler yapıyorlar. Enfraruj kabinler kullanıcıyı direk ısıtan
ısıtıcılar ile çalışır. Bizim yaptığımız saunalar klasik saunalardır çalışma
mantığı ise odayı ısıtmaya yöneliktir. Çinlilerin ürettikleri modellerde ise
ısı direk vücuda veriliyor ve kanserojen etki oluşturuyor. Biz bugüne kadar bu
tarz ürünleri sağlıklı bulmadığımız için, satma ya da üretme taraftarı olmadık.
Bunun bir standardı yok mu?
Var tabii ki aynı kabini Çin’den toptan fiyat 600 -800 Dolar’a alırken,
Finlandiya’dan 5000 Euro’ya alıyorsunuz. Finlilere bu farkın nedenini
sorduğumuzda ‘Laboratuar farkı’ diyorlar. Çok ciddi testlerden geçiriyorlar
kabinleri çünkü söz konusu olan şey insan sağlığı. Bilinçli olmayan tüketici,
Çin malı ucuz saunalara rağbet ederek sağlığını hiçe sayıyor. Çin ürünleri
ithal edenler ise, klasik saunanın 90 derecede terletirken, bu kabinlerin 50
derecede aynı işlevi görmesini bir pazarlama argümanı olarak ileri sürüyorlar.
Bu ürünlerin 50 derecede terlettiği doğru ama hiç bir testten geçirilmediği
gibi hiçbir uluslararası standart belgesi de bulunmuyor ve parakende 1.200 ila
2.000 dolar arasında satılıyor. Ki bu da ancak ürünün malzeme parasını karşılıyor.
Ne tür ağaçlar kullanıyorsunuz?
Kabinlerin yüzeylerinde kullanılacak ağaçlarda alternatifler bulunduğundan
seçimi müşteriye bırakmaktayız. Finlandiya çamı fırınlı ve budaksızdır budaksız
olması önemli çünkü budak, 90 derece sıcaklıkta düşer ya da akar. Budaklı bir
görünüm isteyenler için Finlandiya Ladini kullanıyoruz. Bunun özelliği
kelepçeli budak yapısı sebebiyle düşme ve akma yapmaması. Almanya’da ve
Finlandiya’da yapılan saunaların yüzde yetmişi bu ağaçtan yapılıyor. Daha doğal
bir görünüm için Ladin, tercih edilen bir ağaç. Fin çamına alternatif olarak
Akdeniz Çamı da kullanılmaktadır. Oturma gruplarında ise ısınmama özelliği olan
Abachi ağacı kullanıyoruz. Abachi, kıymıksız ve Afrika kökenli bir ağaçtır.
Kabin yüzeylerinde kullanılan ağaçlar, her ülkenin kendine özgü ağacı
olabilirken, oturma gruplarında mutlaka ısınmayan, sırtınızı yakmayan Abachi
ağacı kullanılmak zorunda.
