26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

AYTEN ALPMAN

BİR BAŞKA EFSANE HANIM

Bu yıl gerçekleştirilecek olan 14. İstanbul Jazz Festivali iki sanatçıya Yaşam Boyu Başarı Ödülü verecek. Ayten Alpman ve Rüçhan Çamay 2 Temmuz Pazartesi günü Esma Sultan Yalısı’nda gerçekleştirilecek bir törenle bu ödülü alacaklar.

Haberi alınca içim bir hoş oldu, sevindim, geçmişe döndüm ve derin bir nostalji duygusuna kapıldım. Kapıldım diyorum çünkü ben kendimi bildim bileli Ayten Alpman hayatımın içinde oldu.

Çocuktum, o devirde İstanbul eğlence hayatının müdavimlerinden annem ve şimdi rahmetli olan babamdan önce onun sesinin ve yüzünün güzelliğini dinlemiştim.

Yaşım ilerledikçe onu resimlerinden ve albümlerinden tanıdım. Sonra gün oldu, Jazz Dergisi için 1998 yılında onunla uzun bir röportaj yaparken hayallerimdeki Ayten Alpman ete kemiğe büründü ve karşıma çıktı.

O gün Ayten Alpman’ın geçmişine dönerek uzun bir yolculuk yaptık. Önce 1974 yılı Kıbrıs Çıkartmasının bayrak şarkısı “Memleketim”in öyküsünü anlatmıştı.

Jazz sanatçısı Ayten Alpman’ı efsane yapan şarkı aslında üç beş kuruş para kazansın diye Fecri Ebcioğlu tarafından önerilen ve Fikret Şenses tarafından Türkçe sözler yazılmış bir Mirelle Mathieu şarkısı idi. Daha da ilginci, şarkının aslının İbranice bir halk şarkısı olduğunu öğrenmem olmuştu.

Sonra kedilerinden, kuşlarından ve yeni kuşakların jazz dinlememesinden konuşmuştuk. Ona hangi hayvan olmak istersin diye sorduğumda kuş demişti, neden diye sorduğumda ise “kuşlar hürdür, güzel sesleri vardır, karamsarlıkları iyimserliklere çevirebilirler” diye cevap vermişti. Bu ifade aslında onun kendisini nasıl gördüğünün cevabı idi.

Tam 9 yıl sonra o yazıyı tekrar okuyunca onun müzik hakkında söylediği şeyleri hatırladım:

Tüm yaşamım müzikle içiçe geçti ama ben de kim olduğuma karar veremedim, niye bu dünyaya geldim, ne yapıyorum hala tam bilemiyorum. Müzik nedir diye soruyorsunuz, bakın bunun cevabı zor, müzik insanın yaşamı, hayatı her şeyidir. Müziksiz bir hayat olmaz, mutsuz da mutlu da olunca müzik dinlerim. Yemek içmek ne ise müzik de o işte, bitmeyecek bir ihtiyaç, yaşamın sürmesi için gereken bir şey. Bak şimdi de jazz nedir diye soruyorsunuz, jazz benim 40 senemi verip de hala anlayamadığım bir müziktir. Bakın insanların beni aptal sanmasını istemiyorum, ama jazz’ı sökmek ve içine girebilmek gerçekten zordur. Dinlerken bir şeyler anlarsın ama çalan ile konusunca bambaşka şeyler sana söyleyebilir, jazz’ın öykülerini anlamak zordur. Mainstream jazz seviyorum, hani şu herkesin bildiği jazz’ı. Jazz’ın tüm babalarını dinledim. Hrant Lusikyan bir zamanlar Yeşilköy Çınar’da çalardı, biz bisikletle onu dinlemeye giderdik, Hrant o zamanların çok mühim bir müzik adamı idi, hepimiz bayılırdık çalışına. Birgün bana sordu; “sen niye şarkı söylemiyorsun?”. Ben o zamanlar Judy Garland’ın şarkılarını söylerdim. “sesin güzel, ders almalısın, istersen ben sana ders vereyim” dedi. Hrant bana jazz’cı olabileceğimi hissettiren ilk kişidir. Beni Cüneyt Sermet ile tanıştırdı, Cüneyt de beni yetenekli buldu. O da beni Arif Mardin ile tanıştırdı. Arif Mardin ve Cüneyt çok iyi arkadaştılar, ikisi de Sarıyer’de otururlardı. Bana jazz plakları verdiler, eğer jazz’cı olmak istiyorsan çok dinlemelisin dediler. Dinleyip dinleyip tekrar onlara gittim, şarkılarımı dinlediler. İkisi birden bana Sevinç Tevs’i örnek gösterdiler. O yıllar, 1945-46, jazz’ın ilk tadına vardığım seneler oldu, 1945 1946 yılları.

Ayten Alpman ilk evliliğini bir başka tanınmış müzik adamı olan İlham Gencer’le yaptı. İki çocukla bu evliliği bitirdi. Nedenini ise eski eşine olan saygısından hiçbir zaman açıklamadı.

Bunun hemen ardından İsmet Sıral ile İsveç’e gitti, orada jazz tutkusu tekrar depreşti, ders alarak şarkı söyleme tekniğini geliştirdi. Kendini jazz’ı öğrenmiş hissederek Türkiye’ye döndü ama onun döndüğü devirde jazz yavaş yavaş İstanbul’dan ayrılıyordu. Ümit Aksu ile hayatını birleştirdi, sonsuza kadar evli kalamadılar ama her zaman çok yakın dost oldular. Jazz’ı ise hiç unutmadı ve onu her zaman içinde bir ateş olarak taşıdı. Jazz ona her zaman bana bir ayrıcalık duygusu ve gurur verdi. Bakın o söyleşide jazz hakkında neler söylemişti:

Jazz çalınan bir yere girince evime girmiş gibi olurum, o mekân benimdir, benden bir parçadır. Bana hep jazz dinle dediler ve ben de çok jazz dinledim. Zaman içerisinde jazz’ın içersinde oluşan sesleri ve diyalogları çözmeye başladım. Tam jazz’ı anlamaya başladım zannederken aslında hiç anlamadığımı hissettim. Ama anlamadığım zamanlarda bile ritim ve swing duygularını anladım. Swing jazz’ın vazgeçilmez bir parçasıdır, eğer swing yoksa hemen hissedilir. Hep jazz’ın içinde oldum. Özellikle Big band’i çok severim. O ne müthiş bir sestir, Big Band’in önünde söylemek çok başkadır. Yıllardır buna hasret kaldım. Suheyl Denizci TRT jazz orkestrasını kurdu ama bana altı yıl kan kusturdu ve şarkı söyletmedi. O emekli olunca Neşet yerine geçti, sağ olsun beni çağırdı.

Ondan sonra Ayten Alpman birçok kere şarkı söyledi. Taksim Atatürk Kültür Merkezinde yapılan 50. sanat yılı konserine bilet bulmak için ne kadar sıkıntı çektiğimi ben bilirim. Dokuz yıl önce kendisini terk edilmiş ve yalnız hisseden o kadın inanılmaz bir şekilde yeniden küllerinden doğdu ve aramıza döndü. Eski albümleri yeniden basılmaya başladı. Geçtiğimiz günlerde bir başka hoş gelişme oldu.

Son plak kaydı için 1979’da stüdyoya girmişti, 28 yıl aradan sonra yeniden stüdyoya giren Ayten Alpman, “Bir Başkadır Ayten Alpman” adlı albümünü yaptı. Ossi Müzik tarafından yayınlanan 2007 tarihli bu yeni albümünde Türk popunun dünü ve bugününden seçilmiş 10 şarkıyı kendine has bir şekilde yorumladı.

Albümün tanıtım yazısında şöyle yazılmış:

“Yaklaşık 30 yıl sonra ilk kez yeniden stüdyoya giren ve daha önce hiç seslendirmediği türde şarkılar söyleyen Ayten Alpman iki binli yıllara da damgasını vurmaya hazırlanıyor. “Memleketim” , “Tek Başına” , “Ben Böyleyim” ve “Ben Varım” gibi unutulmaz şarkılarla dolu Ayten Alpman kariyerine yepyeni şarkılar ekleniyor...”

Bu albümün prodüktörü Hakan Eren ile sevgili arkadaşım Naim Dilmener vasıtasıyla tanışmıştım. O günlerde Naim ve benim programlarımız Açık Radyo’da arka arkaya idi. Aklıma müthiş bir fikir geldi, Naim ile paylaştık. İlham Gencer ve Ayten Alpman’ı canlı yayında arka arkaya iki programda misafir edecektik. Önce olabilir mi dedik ama Hakan’ın lügatında “hayır” kelimesi yoktu. Büyük bir hızla her şeyi ayarladı. O gün geldiğinde içim içime sığmıyordu, önce benim programımda onların jazz günlerinden başladık, sonra Naim’in programında Türkçe pop ile devam ettik ve bitirdik. Tüm arşivi de Hakan sağlamıştı. Bir ara dördümüz birlikte şarkı söylerken hepimizin gözlerimizin yaşardığını hatırlıyorum.

Umarım sevgili Hakan bir başka albüm daha yaparak ömrü boyunca jazz’a gönül vermiş Ayten Alpman’ı bu sefer de gerçek aşkı olan jazz ile buluşturur.

Geçtiğimiz günlerde Süheyl Denizci aramızdan ayrılınca Neşet Ruacan bir kere daha Ayten Alpman’ı davet etti ve Efsane Hanım TRT jazz orkestrasının önünde eski dostu için bir şarkı söyledi. Erol Pekcan, Ümit Aksu ve Süheyl Denizci’nin bir başka dünyada jam session yapmak üzere buluştuklarını düşünüyordu. Tek temennisi ise yakın bir zaman içerisinde bu üç sevgili arkadaşının aralarına bir kadın solist istememeleri oldu.

Ayten Alpman günümüz Türk müziğinin gerçek efsane hanımlarından birisi. Bu ifadeyi sevgili arkadaşım Sema Mortiz’in Eko albümünden ödünç aldım ve Ayten Alpman’a ithaf ediyorum.

Türk jazz’ının yaşayan efsanesi, daha nice yıllara, yolun açık olsun.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


70920 - unknown - 38.107.179.239