Ah… NOLA’m…

Funk, jazz ve blues ziyafetine hoşgeldiniz… New Orleans Jazz
ve Kültür Mirası Festivali 2007… Yaklaşık 4000 müzisyenin 12 sahnede yer aldığı
iki hafta sonu süren jazz, blues, rock, reggae, gospel, funk, cajun, zydeco
gibi farklı müzik tarzlarının ses bulduğu kocaman bir müzik ziyafeti… Asıl
resmi festival Nisan aynının son, Mayıs ayının ilk hafta sonunda yapılmakta.
Mekan eski New Orleans at yarış pisti; Fair Grounds. Muazzam derecede büyük bir
açık hava mekanı… Festival, bu iki haftasonunu da bünyesine katarak neredeyse 2
haftalık bir karnaval haline dönüşüyor. Şehrin hemen hemen her köşesine dağılan
festival, geceleri jazz kulüplerde, canlı müzik mekanlarında, restoranlarda,
galerilerde, cadde üzerlerinde ve şehir meydanlarında sabahlara kadar devam
ediyor.
Festival süresince duyduğum müzik tarzlarının sayısını
aklımda tutmak mümkün değildi. Festivaldeki ilk günüm tatlı bir kabus gibiydi.
Elimde basın dosyaları, konser programları, Mardi Gras yerlileri gösteri
saatleri, imza günleri ve zamanları, fotoğraf sergileri, yemek standları
haritaları, katılacak basın toplantıları saatleri, jazz cenaze töreni geçit
rotası, bilimum jazz ustaları anma törenleri. Bu liste sadece öğlen 12.00 ile
akşam 19.00 saatleri içindi. Daha sonrası için şehrin dört bir köşesine
yayılmış jazz, blues ve funk konserlerinin saatlerinin olduğu jazz rehber
dergisi. Sabahın ilk ışıklarına kadar devam eden ve her mekanda en az 2 setten
oluşan jazz performansları. Elimde listeler, kendimi koca bir futbol meydanında
şekerleme ve çikolatalarla çevrelenmiş küçük bir kız gibi hissettim. Hepsine
birden saldırıp, tümünü yiyip bitirmek istedim. Benim derbederliğimi fark eden
Rees Erlich, NPR basından gazeteci ve radyocu, imdadıma yetişip bana bir
şekilde tercihlerim konusunda yardımcı oldu da öyle kendimi toparladım.
O andan itibaren seçeneğimi dünyanın baçka hiçbir yerinde
kolay kolay dinleyemeyeceğim, doğma büyüme New Orleanslı gösterilere odakladım.
Zaten bu festivali, dünyanın diğer büyük festivallerinden daha özel kılan en
büyük özelliği muazzam yetenekli Nola’lı müzsyenleri biraraya getiriyor olması.
Bunların arasında John Boutte, Leah Chase, Astral Project, Germaine Bazzle,
Henry Butler, Neville Brothers, Nicholas Payton, Terence Blanchard, Donald
Harrison, Irving Mayfield, Kermit Ruffins ve Ellis Marsalis ve aile fertleri,
Rebirth Brass Band, Dirty Dozen Brass Band ve diğerleri yer almakta.
Festival sonrası aldığım rakamlara göre, 2003 yılından bu
yana gelmiş geçmiş en büyük Jazz Fest kalabalığına tanık olmuş New Orleans bu
yıl. 375 bine varan sayıda müziksever Fair Grounds’da 40 dereceyi vuran sıcağa
aldırmadan 2 hafta sonu boyunca dans edip diledikleri tarzda müziğin tadını
doya doya çıkarmış. Ben de bu listeye dahil olan jazz severlerdendim. Zamanımın
çoğunu jazz, blues ve gospel çadırları arasında geçirip, yukarıda bahsettiğim
Nola’lı sanatçıların yanı sıra Roy Hargrove Big Band, Arturo Sandoval, Dr.
Lonnie Smith, Mose Allison, the World Saxophone Grubu, Danilo Perez, Roberta
Gamberini, Branford Marsalis, Ellis Marsalis, Nicholas Payton, Pharoah Sanders,
Donald Harrison, Harry Connick Jr, Norah Jones, Walter "Wolfman"
Washington ve The Roadmasters gibi sanatçıların müziğiyle keyif buldum.
Festivalin 400 bine yakın kişi tarafından ziyaret edilmesine
büyük katkıda bulunan asıl büyük isimler; Van Morrison, Lucinda Williams, Rod
Stewart, Norah Jones, Bonnie Raitt, John Mayer, the Allman Brothers, John
Legend, ZZ Top, Stephen Marley, Counting Crows, George Benson, Jill Scott idi.
Neredeyse iki yıl oldu, Katrina, New Orleans’ı silip süpürdüğünden
beri, birçok sanat ve müziksever bu festivalin gerçekleştirilebilmesinin
aslında bir mucizeyi gerçekleştirmekten farklı olmadığını farkında. Bu yıl
mucizenin ikinci yılı. Katrina, New Orleans’ı ezip geçtikten sadece 8 ay sonra
2006’da festivalin 36.sı gerçekleştirilmişti. Basın toplantısında festival
ekibi, geçen yıl, bilinmez bir yolculuğa çıktıklarını fakat herşeyin, herşeye
rağmen yolunda gittiğini anlattı. Bu yıl festivalin 37.si gerçekleştirildi.
Katrina’dan sonra nüfusun neredeyse yarıya indiği, bir çok otel ve müzik
işletmesinin kapılarını kapatmak zorunda kaldığı ve lokal müzisyenlerin büyük
zorluklar geçirdiği New Orleans’da müzik ve JazzFest New Orleans’ın tekrar
ayağa kalkarak yenilenmesindeki en büyük katalizör görevini üstlenmiş durumda.
Yerel halk ve sanatçılar, Nola’nin eşsiz kültürel zenginliğini korumanın tek
yolunun bu olduğunu farkındalar.
Son iki yıldır festival, özellikle büyük isimlere de ağırlık
vermeye çalışıyor. Bunun sebebi ise Katrina yüzünden kapatılan 3 büyük konser
salonu. Yerel halkın gündemdeki birçok müzisyene duyduğu hasret bu şekilde
giderilmeye çalışılıyor.
Katrina’dan en feci şekilde etkilenenen hiç şüphesiz, jazz
müzisyenleri oldu. Katıldığım basın toplantılarından birinde, Jason Marsalis ve
Terence Blanchard özellikle de jazz dünyasında ilerlemeye çalışan genç Nola’lı
jazz’cıların çok büyük güçlük çektiğinden bahsetti. Kapanan oteller ve sayıları
azalan canlı müzik kulüpleri sebebiyle jazz müzisyenlerinin çalma imkanı
azalmakta (buna rağmen Nola hala Amerika'nın kişi başına en fazla canlı müzik
barına sahip olan şehri). Müzisyenlerin asıl derdi, birçoğunun hala geri
dönebilecek bir evleri olmamaları. Katrina'dan sonra evlerini kaybeden
müzisyenler çevre şehir ve eyaletlere taşındılar. Bir çoğu müziklerini dünyaya
tanıtmaya devam etti. Birçok müzisyen ise ekonomik nedenler dolayısıyla hala
Nola’ya dönmeyi başaramadı. Valiliğin verdiği rakamlar ise yürek parçalayıcı.
Katrina'da 200 bin ev zarar görüp, oturulmaz hale geldi. Katrina öncesi nüfus
485 bin iken, şu anda rakamlar yarısından da az. 2008 yılının ortasında nüfusun
272 bine ulaşması umudu var. Nola'nın sesi soluğu, müzisyenlerin 2/3'ü geri
dönüş yaptı ancak çok zor şartlarla karşılaştılar. Artan kira ve ev kredisi
fiyatları ve % 500 artan sigorta masrafı müzisyenleri zor durumda bırakmakta.
Ancak Nolalı olsun olmasın jazz müzisyenlerin hepsinin tek bir amacı var.
Nola'ya geri dönmek ve bu özel kültürün ve müziğin ölmemesini sağlamak. Sonuçta
bu iyileşme sürecini besleyen tek şey bu eşsiz müzik ve kültür…
Müzisyenlerin hala buruk olduğu bir nokta var. ‘Ninth Ward’…
‘Ninth Ward’, Katrina’nın en feci şekilde zarar verdiği bölgelerden biri. Bu
bölge, Katrina'dan önce de ekonomik sıkıntı çeken bir bölgeydi. Bölge,
'Evlendirme Projeleri' denen apartman blokların serpiştirildiği yerlerden. Bu
tip apartmanlara genelde ihtiyacı olan evsiz ve işsiz insanlar oturtulmaktaydı.
Genelde halkın geri kalan kısmı tarafından küçümsenen bu yerler, aslında gerçek
jazz’ın üretildiği ve nefes bulduğu alanlardı Birçok müzisyenin kendilerine
özel evlerinin de mekan civarında olması buna büyük katkıda bulunuyordu. Bu
bölgenin hala bir savaş alanını andırması, insanın umudunu kırmakta. Hükümet bu
gibi bölgelere hak ettikleri ilgiyi göstermemeye devam etmekte. Bu sebepten
dolayı müzisyenler de buralara dönmekte zorlanmakta.
Henüz evlerini yeniden inşa etme fırsatı bulamayan
müzisyenler, yöre şehirlerden New Orleans’a gelip giderek müziklerine devam
etmekte. Müziğe, New Orleans’a ve birbirlerine olan bağlılıkları o kadar güçlü
ki, insana olumlu gelişmelere karşı umut veriyor. Konuşma fırsatı bulduğum bir
çok müzisyenin de dediği gibi, ‘Doğa ana, Nola'nın müziği ve müzik ruhu kadar
güçlü değil’ diyerek bu topraklara ve kültüre bağlılıklarını anlatıyor.
Hükümetten umudunu kesen sanat çevresi çözümü birbirlerine
yardım etmekte bulmuş. İhtiyaç içinde olan müzisyenlere de yardım eli yine
müzisyenlerden gelmekte. Bir çok müzisyen ve müzik endüstrisine emek veren
kişiler tarafından kurulmuş sivil toplum örgütleri, bu amaçla birşeyler yapma
savaşında. Bunların arasında Tipitina Örgütü, (Tipitina's; Nola'nın en önde
gelen canlı müzik mekanlarından ve yeni nesil jazz, blues ve funk
müzisyenlerine en büyük desteği veren mekan) Sweet Home New Orleans ve New
Orleans Musicians Hurricane Relief yer almakta.

World Saxophone Quartet Terence
Blanchard
Müzisyen Kasabası:
New Orleans Musicians Hurricane Relief , Harry Connick Jr ve
Branford Marsalis, tarafından kurulan bir dernek. Son iki yıldır, Habitat for
Humanity örgütü ile beraber çalışarak, Katrina sırasında evlerini kaybeden jazz
müzisyenlerine şehrin, ‘Ninth Ward’ kısmında bütçeye uygun evler yapıyorlar. Bu
proje sayesinde müzisyenler teker teker evlerine dönmeye başladı.
JazzFest’de normal gün akışı …
Sabahleyin 11 gibi insanlar festival mekanına akın ediyorlar.
Saat öğlen 12.00’yi gösterdiği zaman, 12 farklı sahneden müzik notaları
yükselmeye başlıyor, ta ki gün batımına kaadar. Bir sahneden öteki sahneye
koştururken, New Orleans'a has mükemmel yöresel yemeklerin sunulduğu yemek
tezgahlarına uğruyorsunuz. Yöreye özel Creole yemeklerinin ben bir eşine daha
rastlamadım. İnsana günde 5 öğle yemeği yedirtecek tarzdan yemeklerden
bahsediyorum… Bunun dışında Yerli Amerika, Afrika ve Mardi Gras yerlilerinin
kültürlerini yansıtan sanat eserlerinin sergilenip satıldığı “elişi pazarı” da
var.
Unutamadığım JazzFest 2007 anları;
*Henry Butler, Henry Butler, Henry Butler…. Daha fazla
diyecek birşey yok… Piyanisti dinlemeye başladığım ilk andan itibaren bu Nolalı
sanatçı beni müziğiyle büyüledi. Nola’da kaldığım süre içerisinde Henry Butler
nerede sahne alıyorsa, ben oradaydım…
*Donald Harrison JR, Donald Harrison JR ve Donal Harrison
JR… Aynı şekilde müziğine hayranlık duyduğum saksofoncu. Ama onu New
Orleans’da dinlemek özel bir ayrıcalık çünkü Harrison aslında Mardi Gras
yerlisi (şimdi bu ne demek diye anlatmaya başlarsam derginin sayfaları yetmez).
Harrison gecenin ilerleyen dakikalarında, saksofonunu bir tarafa fırlatıp; bir
yandan dans edip bir yandan da Mardi Gras şarkıları söylemeye başladı. Buna
tanık olmak da biz şanslı jazz severlere düştü.
*Trompet/Vokal Kermit Ruffins, lokal kahramanlardan…
Duygusal performansı, güzelim sesi ve harika trompet yorumuyla hepimizi
coşturdu.
*Irvin Mayfield, kaçırmadığım için kendimi çok şanslı
saydığım sanatçılardan bir tanesiydi. New Orleans Jazz Orkestrası için yaptığı
beste ve düzenlemelerle yer aldığı sahnede seyircileri adeta büyüledi. Katrina
sırasında ailesinin yakın fertlerini kaybeden Mayfield’ın, bu sebeple bestelediği
suiti, Water Rising, herkes üzerinde hüzünlü bir etki yarattı.
*Terence Blanchard beşlisinin performansı da aklımda yer
edenlerden… Sahnede, Spike Lee’nin Katrina sonrasında yaptığı, When the
Levees Broke, belgeseli için bestelediği film müziğinden alıntılar yaptılar.
Aynı hafta içinde geceleri gittiğim jazz kulüplerinde sık sık boy gösteren
Terence Blanchard’ın spontane bir şekilde Donald Harrison, Pharoah Sanders ile
beraber yaptığı jam sessionlar mükemmeldi. Terence’in Snug Harbour’da sahne aldığı
gecenin sürprizi Robert Glasper oldu. Benim çağdaş jazz piyanistleri arasındaki
en favori ismin olan Glasper bizleri kırmayarak Terence’a piyanoda eşlik etti.
*Arturo Sandoval ve Danilo Perez’in ayrı ayrı
performansları jazz çadırında Latin Amerika ritimleriyle coşkuya boğdu.
*Ellis Marsalis’in hem festivaldeki hem de Snug
Harbour’daaki gece performansları mükemmeldi. Marsalis Kraliyet Ailesinin
Kralını yakından izleyip dinleme fırstı bulmak özeldi.
*Rebirth Brass Band, hımm unutulmazdı… 2 hafta sure
içerisinde neredeyse 5 ya da 6 kez canlı performanslarına tanık oldum ve de
müziklerine doyamadım.
*Snug Harbour; New Orleans’ın bana göre en iyi jazz
kulübü… Geleneksel ve deneysel jazz’a yer verdikleri programları festival
süresince mükemmeldi. Ellis Marsalis’in sürekli sahne aldığı bu mekan Maurice
Brown, Terence Blanchard ve Donald Harrison’ın müziğiyle coştu. Sadece 50 ile
70 kişi kapasiteli, çok sıcak bir kulüp… Nardis’e her yönden çok benziyor…
*Harry Connick Jr; şehrin en favori ve meşhur evladı
olarak festivalin kapanış konserini gerçekleştirdi.
*Alvin Batiste, klarinet/jazz eğitmeni. Festivalin son
günü jazz açısından çok önemli bir gündü. Jazz’ın ve jazz eğitiminin en önde
gelen isimlerinden Alvin Batiste, hayata gözlerini yumdu. Marsalis Müzik tarafından
Alvin Batiste adına ve onuruna özel olarak hazırlanan bugüne maalesef Batiste
katılamadı. Batiste, Ray Charles ve Canonball Adderley gibi isimlerle yıllarca
turladı. Günümüz jazz sahnesindeki bir çok önemli ismin öğretmeliğini yaptı.
Bunların arasında sayısız Nolalı genç jazz müzisyeninin yanı sıra, Branford
Marsalis, Henry Butler ve Harry Connick Jr. da yer almakta. Onuruna
düzenlenmesi planlanan konserde Harry Connick Jr. ve Branford Marsalis'le
beraber sahne alacak olan Batiste maalesef, aynı sabah ani bir kalp krizi
nedeniyle hayata gözlerini yumdu. Batiste, Nola modern jazz dünyasının
kurucularından biriydi. Jazz enstitüsünün kurucularından olan Batiste, aynı
zamanda Southern Üniversitesi’nde Baton Rouge'de eğitmenlik yapmaktaydı.
Özellikle de adını 1980'li yıllarda 'Clarinet Summit (John
Carter, David Murray, Jimmy Hamilton ve Batiste) ile adını duyurdu.
Bundan kısa bir süre once, Marsalis Müzik'ten 'Marsalis Music
Honors Alvin Batiste' adlı son albümü piyasaya çıkmıştı. Sahnedeki Batiste
sevenleri, öğrencileri ve dostları, şovun devam etmesi gerektiğini çünkü
Alvin’in böyle olmasını isteyeceğini söyleyerek jazz ustasını, jazz’a layık bir
şekilde andılar. Günün sonunda ReBirth Brass Bandosu ve diğer sanatçıların da
katılımıyla coşkulu bir jazz cenaze töreni düzenlendi. Coşku, jazz, sevinç,
dans, gözyaşı hep biraradaydı.
*Profesör LONGHAIR (Henry Roeland Byrd); Piyanist,
besteci ve şarkıcı. New Orleans’ın müzik tarihindeki en önemli isim. Fats
Domino’dan Allen Touissant’a ve Neville Brothers’a kadar birçok önemli
sanatçıyı etkileyen Longhair kendine has tarzı sayesinde ritim ve blues
piyanosunun tarih akışını değiştirdi. Blues, boogie-woogie,rock, gospel ile
rumba ve karnaval ritimlerini birleştirerek yepyeni bir tarz yarattı.
Profesörün tarzına ‘boogie-rumba’ adı verildi. 1977’de bir grup müzisyen ve
eğitmen biraraya gelerek yeni bir müzik mekanı kurdular. Profesörü onore etmek
amacıyla da mekanın adı Longhair’in önemli plaklarından ‘Tipitina’ oldu. Bugün
mekanın girişinde Longhair’in bronz bir büstü bulunmakta… Geleneğe göre de
Profesör’ün yüzünü okşamadan içeri girmek saygısızlık…
New Orleans Jazz Festivali önümüzdeki 3 yılı da Shell'in
sponsorluğu sayesinde devamlılığını güven altına aldı. Ne mutlu jazz severlere
ve New Orleans’a…Dolu dolu jazz’la geçen zamanımın sonunda ben de fahri Nolalı
olup çıktım.