Andrew Hill

Postbop akımının önemli müzisyenlerinden piyanist ve besteci
Andrew Hill geçtiğimiz Nisan ayında 75 yaşında yaşama veda etti. Kendi iç
dünyasını yansıtan besteleri de bulunan Hill, diğer birçok jazz müzisyeni gibi,
hakettiği ilgiyi kariyerinin geç bir döneminde yakaladı.
1963’te yayınlanan “Black Fire” adlı ilk albümünden 2006’da
yayınlanan son albümü “Time Lines”’a kadar geçen sürece ve ortaya çıkan
eserlere bakıldığında Hill’in geleneksel ile özgünü, yazılı materyel ile
doğaçlamayı, aksak ritmler ile farklı armonileri nasıl birleştirebildiği net
bir şekilde görülebilir.
Andrew Hill 1931 yılında Chicago’da doğdu. Yedi yaşında
akordeon, 10 yaşında da piyano çalmayı öğrendi. Zamanın şartlarına kısa bir
sürede uyum sağlayarak Chicago’lu müzisyenlerle bebop çaldı. Daha sonra eşlik
piyanisti olarak Dinah Washington, Dakota Staton ve Johnny Hartman ile
turnelere çıktı. 1954 yılında Detroit’te efsane alto saksofoncu Charlie Parker
ile birlikte çalma olanağı buldu. Mülti-enstrümantalist Rahsaan Roland Kirk ile
çalışmaya başlayınca 60’lı yılların başında New York’a taşındı.
New York jazz çevrelerinde Hill, ilk başlarda Thelonious
Monk’un bir takipçisi olarak algılandı. Hill ve Monk’un ortak özellikleri vardı
tabii ki: İkisi de geniş ufuklu bestecilerdi ve piyano yorumları bestelerinin
sıradışılığına paraleldi. İkisi de Blue Note Records’un sahibi Alfred Lion’un
jazz coşkusu sayesinde albümler yayınladılar. Lion, Hill’i ilk keşfettiğinde o
kadar heyecanlanmıştı ki ona 8 ayda 5 albüm yayınlattı: “Black Fire”,
“Smokestack”, “Judgment”, “Point of Departure” ve “Andrew!!!”. Hill’in
kariyerindeki en iyi çalışmalarının belki de yarısını teşkil edebilecek bu
kayıtlarda kendisine Joe Henderson, Kenny Dorham ve Roy Haynes gibi kalbur üstü
isimler eşlik etmişti. Bu albümler tarz olarak post bop’tan yola çıkıp jazz’ın
soyut patikalarına kadar uzanmaktaydı. Alışılmadık formatları olan bazı
bestelerde gene de iyi saklanmış bir romantizmi sezmek mümkündü..
Hill, 50 ve 60’lı yıllarda biraz olsun elde ettiği ilgiyi
sonraki yıllarda bulamadı. Kulüplerde çalmak yerine besteci olarak para
kazanmaya ve üniversite çevrelerinde solo piyano çalarak hayatını idame
ettirmeye çalıştı. 1989 yılında, EMI plak şirketi tarafından tekrar hayata
geçirilen Blue Note adına “Eternal Spirit” ve “But Not Farewell” albümlerini
doldurdu. Bu albümlerin beğenilmesi sonucunda ilk dönem çalışmaları tekrar
günyüzüne çıktı ve yeniden basılan albümleri yeni nesil jazz dinleyicisine de
ulaşmaya başladı. Hill, artık özellikle New York jazz kulüplerinin aradığı bir
isimdi. Bir sextet ve bir big band çalışmasının yanında trompetçi Charles
Tolliver ile oluşturduğu quartet’i ile başarılı çalışmalar yaptı. 2003 yılında,
jazz müziğinin en büyük nişanlarından biri olarak kabul edilen Danimarka
JazzPAr ödülüne layık görüldü. Son albümü, Down Beat tarafından 2006 yılının en
iyi albümü seçilen “Time Lines” oldu Son performansını ise ölümünden birkaç
hafta önce Manhattan’daki Trinity kilisesinde gerçekleştirdi.