Nükhet Ruacan öldüğünde
Bilgi Üniversitesi’nde eğitimcilik görevini de sürdürüyordu.
Çocukları arkasından ona bu mektupları yazdı;

Nükhet Ruacan’ın 2000 yılından beri öğrencisiyim ve 7 yıldır
bir çok kulüpte, organizasyonda sahne aldım. Halen Kanal Türk’te Cumartesi
akşamları R&B, soul, jazz parçalarını yorumluyorum ve grubumla konserler
veriyorum. Hayatımın tıkandığını düşündüğüm bir dönemin son yılıydı 2000 yılı.
Bir gün sevgili Nükhet Ruacan’ın kapısını tıklayıp odasına girdim ve “jazz
söylemek istiyorum” dedim. Kocaman ve sıcacık bir gülümsemeyle beni karşılayıp
“ben de söylemeni çok isterim” dedi. O gün tanıştık ve dünyayı onun
kanatlarının altından görmeye başladım. Bir öğretmenden çok daha fazlası oldu.
Özel hayatım dahil her şeyimi bilir, bir bakışımdan canım sıkkın mı değil mi
hemen anlardı. “Annem gibi severim” cümlesi, öğrencileri için, ilk defa kendisi
ile gerçekten bu kadar anlamlı oldu. İlk ciddi konserimde, özel hayatımda
yaşadığım sorunlarda, mutlu olduğum anlarda, her zaman o bir şekilde vardı. Ya
telefonda, ya şefkatli eli başımda. Vizyonumuzu olabildiğince genişletmeye
çalışıp sadece vokal tekniği değil, bize “tavır” anlattı. Yol gösterdi. Aklımda
kalan unutulmaz sesi ve yorumu, tüm insanlığa örnek olması gereken sevgisi ve
pozitif enerjisi, müziğe bakış açısı, öğrencilerine olan yaklaşımı ile
birçoğumuzun hayatını değiştirdi.
Arkasında bıraktığı kelimelere dökülemeyecek sevgi seli,
müzisyenliği, öğrettikleri ve bir çok öğrencisi ile melek olup aramızdan
ayrıldı. Huzur içinde uyuyun hocam. Bizlere kocaman bir sevgi dağı bıraktınız.
Her zaman kalbimizde olacaksınız.
Orkun Tiryakioğlu
Bye bye love
Bye bye happiness...
İlk önce Ray Charles’ı kaybettik ardından Shirley Horn’u. Bu
iki günün hemen ertesinde dersimiz vardı seninle. İkimiz de bayılıyorduk
onlara, üzgündük. Sesimiz çıkamadan konuştuk, sonra sustuk... Garip oldu Nükhet
Hocam... Garip oldu çünkü 6 Mayıs 2007 Pazar günü bir mesaj aldım; onlarla
buluşmaya gitmiştin, bizleri bırakmıştın. Mesajda bu yazılıydı. Bu sefer bir
gün önce dersimiz vardı seninle, hastalanmıştın aniden ve yapamadık. Hiç
düşünmemiştim, düşünmek hiçbir zaman istememiştim böyle bir şey... Sana sürekli
sordum; “Nasıl hep böyle mutlu, neşeli olabiliyorsun, ya da olamıyorsan da öyle
gözükebiliyorsun?” diye. Hatta birgün bunu bana da öğretmeni isteme
yüzsüzlüğünde bile bulunmuştum. Galiba bunu öğrenemeyeceğim artık. Zariftin,
hep gülerdin, parıldardı yüzün hep, anlatırdın, anlardın... Harika bir dosttun
sen. Söylemek istediklerim buraya sığmayacaklar, şimdilik veda etmek zorundayım
sana. Bir haberim var gitmeden. Seninle ilgilendiklerini hiç görmediğim sevgili
yazılı ve görsel Türk medyası da senden bahsediyor birkaç gündür... Acım
çoğalıyor böylece, yalnızlık büyüyor kafamdaki... Her zaman eleştirdin beni
etrafta görünmediğim, şarkı söylemediğim için. Sen de biliyordun ki şarkı
söyleyecek çok yer yok. Şimdi burada, odamda (yine başka bir yerde değil) Ray
Charles ile senin için “Bye Bye Love” söylüyoruz. Hep neşeliydin, bu yüzden
dans ederek veda etmek istedim sana.
...Hello loneliness
I think I’m gonna
cry!!!
Onur Karagöz
Melek... Türk jazz müziğinin tek kraliçesi "herşey
sevgiyle başlar" dedi ve hepimize örnek oldu. Ben Nükhet Hocamı tanıdıktan
sonra, hayata hep olumlu tarafından bakmayı, etrafımdaki herşeyi sevgiyle
beslemeyi, yüzümden gülümsemeyi eksik etmemeyi, insanları anlayabilmeyi,
asilliği ve zarafeti öğrendim. O, bizim hem annemiz hem arkadaşımız oldu.
Piyanodan vokale geçerken en büyük destekçimdi, her zaman yanımdaydı. Bugün
buralara geldiysem, sahnede duruşumla, tavrımla, müzikalitemle varsam hepsi
onun eseridir. Nükhet Hocamın benimle ilgili büyük hayalleri vardı, her derste
söyler dururdu; "hem şarkını söyleyeceksin, hem de piyanoda kendine eşlik
edeceksin" derdi. Söz veriyorum sana bunu yapacağım. Benim yaşlarımdayken
giydiğin, meleklere benzediğin pembe elbiseni bana verdiğinde çok
duygulanmıştım. Senden güç almak ve seni yanımda hissetmek için çok özel
günlerde sahnede giyiyorum, bana uğur getiriyor. Şimdi daha büyük bir gururla,
onurla taşıyacağım onu; çünkü ben "Nükhet Ruacan"ın öğrencisiyim.
Bizler çok şanslıyız; bizi sen yetiştirdin Nükhet Hocam. Bundan sonra da her
zaman yaptığımız işlerle sana layık olacağız.
Elif Turan
Nükhet Ruacan benim içi sadece bir öğretmen değil aynı
zamanda bir anne idi. İnsan olarak gelişimimde çok büyük etkisi olmuş beni her
zaman kollamış ve korumuştur. Şarkıcılığın bir heves, bir trend değil, bir
yaşam biçimi olduğunu öğretmiş ve sınırlarımın ve neler yapabileceğimi bana
göstermiştir. Ondan öğrendiklerimle kendimi her zaman özel hissettim ve hayatım
boyunca da hissedeceğim. Sahip olduğum bütün başarılar ve ilerde yapacaklarımın
mimarı Nükhet Ruacan’dır. Yokluğunda kendimi çok yalnız hissetsem de biliyorum
ki bir gün yine hep birlikte olacağız. O zamana dek senin o değerli
öğretilerini gururla taşıyacağım ve yayacağım. Ve bana hediye ettiğin bu sesle
söylediğim her şarkıyı senin için söyleyeceğim canım annem. Duygularımı
anlatmaya ne kelimeler yeter ne şarkılar, ama eminim sen beni hissediyorsun,
biliyorsun oğlun neler hissediyor, hep bildin, hep anladın, ben söylemeden. Ve
biliyorum bizlere yukardan gülümsüyorsun…

Nükhet Ruacan kızı Roksan ile
Ferhat Öz
İsyanım, annemizi aldığı için ama Mutluyum senin gibi bir
insanın hayatına girebildiğim için. Sana dokunmak, seni dinlemek, senden
öğrenmek... Belki de hayatımda aldığım en doğru karardı senin hayatına girmek
ve seni yaşamak. Hepimize aynı soruyu sordurttun. Sensiz ne yapacağız? Nasıl
nefes alacağız? Nasıl alışacağız? Ama biliyorum ki orada daha mutlusun. İşte
avunacağımız galiba tek şey bu. Senin bize verdiğin tanrısal bir sevgiydi. Ve
bunu iliklerimize kadar hissettirdiğin için teşekkürler.
İldeniz Çetin
Son dakikalarımızda Orhan Gencebay’ı çekiştirip gülüyorduk,
kimin aklına gelirdi ki? Sadece sesimizi değil duruşumuzdan hayata bakışımıza
kadar herşeyi değiştirdi Nükhet Hoca. O kadar rahattı ki onun yanında olmak,
bazen vokal odasından kahkaha sesleri gelirken bazen de bir öğrencisi ağlıyor
olabilirdi. Sahnede büyüleyici bir mikrofon ve ses hakimiyeti vardı. Onun
öğrencisi olabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum ve onu düşününce sadece
gülümsemek geliyor içimden, çünkü o n’olursa olsun gülümserdi. Lösemiyi
atlattığında hastaneden taburcu olup sonraki ilk derse şen şakrak geldiğinde
şaşırmamıştım, çünkü bu tam ondan beklenebilecek birşeydi. Dünyayı terkederken
de son dakikalarında huzurlu olduğundan eminim, çünkü genç yaşında vefat etmiş
olsa da, müzik ve sevgiyle dopdolu bir hayat yaşadı ve asla pes etmedi.
Ece Deniz Tekin
Bana sesimin gücünü ruhumdan alacağını, sesimin ruhumun
diplerinde kalmış olan tınısına nasıl ulaşacağımı, şarkı söylerken tekniğin ve
duyguyu ifade etmenin nasıl bir arada yürüyebileceğini, o piyanonun başında,
ellerinizle, gözlerinizle, bedeninizle, yeri geldiğinde o melek sesinizle
şakıyarak, yeri geldiğinde sessizliğinizle, yeri geldiğinde sadece sohbet
ederek öyle güzel anlattınız ki.. Sizden sadece bunları öğrenmedim.. Ayrıca
bana hayattaki o asil duruşunuzla, zarafetinizle, gülen gözlerinizle, mizah
duygunuzla, bazen “hocam” bazen “Nünü” olarak, yeri geldiğinde susarak yeri
geldiğinde muzip bir bakışınızla ya da şen kahkahanızla, hayata dair o kadar çok
şey öğrettiniz, öyle güzel ruh terbiyesi verdiniz ki.. Sanırım hakkınızı, ancak
sizden öğrendiklerimizle yaşamayı, şarkı söylemeyi sürdürürsek, insanlara
baktıklarında “evet işte bu da Nükhet’in öğrencisi” dedirtebilirsek
ödeyebiliriz.. Öyle iyi, güzel ve zarif insanlar olalım ki, herkes anlasın
sizin öğrencileriniz olduğumuzu.. Sizinle tanışmış, sizi gerek öğretmen, gerek
komşu, gerek dost, gerekse anne gibi yaşamış olmaktan dolayı çok mutluyum,
şanslıyım ve bunun için Tanrı’ya her gün teşekkür ediyorum. Bana dokunduğunuz
ve bana kattıklarınız için her zaman minnettar olacağım çok sevgili, canım
Nükhet RuaCan’ım...
Sema Özcan
Bir ay önce, Nardis Genç Jazz Vokal Yarışması sonrasında yine
ömür boyu bana yol gösterecek önerilerde bulunuyordu. Can kulağıyla dinliyordum
ama asıl ışıl ışıl yüzüne kapılmıştım, boncuk gözlerinin yeşili minicik mutlu
çizgilere dönüşüp kaybolmuştu “aferim” derken, gülümsemesi tüm benliğime huzur
vermişti.
Gittiğine inanamadım, sanki konuştuğumuz gibi gideceğim
ziyaretine dertleşeceğiz, bir şarkı çalışacağız beraber, ya da sadece seçtiğim
bir parçanın ismini söyleyeceğim, O da bana "güzel" diyecek,
"güzel" dedi mi hoca huzur içinde bir nefes alabilirdin. O iş
bitmiştir!
Şarkı söylerken de böyleydi iste, Onun ağzından çıkan her
kelime gerçekten anlamını taşır, anlamıyla dolar taşardı. Söylediğine
inanmamak, anlamamak mümkün değildi.
Onunla çalışmaya gittigim ilk günlerde, jazz’dan bihaber
neredeyse iki notayi biraraya getiremiyordum. Çok istekli ve kararlıydım, bunu
hemen anladı. Okulun öğrencileriyle bütün gün ders yapar, akşam yorgun düstüğü,
eve gideceği saatte beni saattlerce nota nota, kelime kelime çalıştırırdı.
Kısacık saçlarından terler damlar, bitanecik kızı sabırla beklerdi bizi.
Sonraki yıllarda çok yorduk hocam seni dedim. “Olur mu hiç, benim yaşama
sevincim çocuklarım” deyiverdi.
Anlatacak daha çok şey olmasına rağmen anlatamam. Çünkü bazı
öyle özel kapıların açılmasına yardım ki. O bunları çokta çaba sarfetmeden,
belki farkında bile olmadan eşsiz, zarif, derin, ana yüreği çok büyük
kişiliğiyle, bazen sadece sıcak bir gülümsemesiyle başarıyordu. En sert
eleştirilerini dahi tatlı bir dille, incitmeden yapardı; öğrenmeniz ve bir daha
asla unutmamanız kaçınılmazdı. Tepeden tırnağa muhteşem bir öğretmendi, sadece
müziği değil, hayatı da öğretti bizlere…

Nükhet - Neşet Ruacan
Özge Pınar
Kendine özgü bir sese ve onu olabildiğince güzel kullanarak
insanları etkileme gücüne sahip bir tanecik hocamız. Şıkır şıkır sesiyle
kulaklarımızı dolduran bülbül sesli bir şarkıcısıydı o. Bir o kadar da anne,
her birimiz için. Hepimizin içindeki zaafları bilen ve onları bizimle birlikte
düzeltmeye çalışan sıcak şefkatli insan. Yaşama olan bağlılığı ile bizlere
örnek oldu ve içimizdeki jazz sevgisini tekrar parlattı yaşamış olduğu hayatla.
“Stella by Starlight”ı ondan hiç dinlemedim ama doğa bütün jazz severlere bu
şarkıyı söylüyor adeta Nükhet Hocamızın gidişiyle. “Gül ve Bülbül”ün hikâyesini
baştan yazsak ancak bu kadar hüzünlü olurdu denemekten ne çıkar.
Bitmeyen baharların içinden gelen bülbül kendini esen rüzgâra
bırakmış, Moda bahçelerindeki ağaçların ağzından şarkısını söyler, o ağaçlar ki
her bir yaprağı yeni bir uyanışla danseder rüzgârda ve canlanır bülbülün
sesiyle. Can katar bülbülün sesine ve taşır onu göklere.
Şimdi doğanın akorları hazırdır onu taşımaya bülbülün
sırtında. Moda Burnu’na gidin ve bakın uzaklara… Gökle denizin birleştiği yere
bir bülbülün nağmelerinde Moda sahillerinin güllerle bezenmiş cennet
bahçelerinde Stella by Starlight duyarsınız belki de Nükhet Ruacan’ın sesiyle.
Bilge Susar