26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Nükhet Ruacan öldüğünde Bilgi Üniversitesi’nde eğitimcilik görevini de sürdürüyordu.

Çocukları arkasından ona bu mektupları yazdı;

 

Nükhet Ruacan’ın 2000 yılından beri öğrencisiyim ve 7 yıldır bir çok kulüpte, organizasyonda sahne aldım. Halen Kanal Türk’te Cumartesi akşamları R&B, soul, jazz parçalarını yorumluyorum ve grubumla konserler veriyorum. Hayatımın tıkandığını düşündüğüm bir dönemin son yılıydı 2000 yılı. Bir gün sevgili Nükhet Ruacan’ın kapısını tıklayıp odasına girdim ve “jazz söylemek istiyorum” dedim. Kocaman ve sıcacık bir gülümsemeyle beni karşılayıp “ben de söylemeni çok isterim” dedi. O gün tanıştık ve dünyayı onun kanatlarının altından görmeye başladım. Bir öğretmenden çok daha fazlası oldu. Özel hayatım dahil her şeyimi bilir, bir bakışımdan canım sıkkın mı değil mi hemen anlardı. “Annem gibi severim” cümlesi, öğrencileri için, ilk defa kendisi ile gerçekten bu kadar anlamlı oldu. İlk ciddi konserimde, özel hayatımda yaşadığım sorunlarda, mutlu olduğum anlarda, her zaman o bir şekilde vardı. Ya telefonda, ya şefkatli eli başımda. Vizyonumuzu olabildiğince genişletmeye çalışıp sadece vokal tekniği değil, bize “tavır” anlattı. Yol gösterdi. Aklımda kalan unutulmaz sesi ve yorumu, tüm insanlığa örnek olması gereken sevgisi ve pozitif enerjisi, müziğe bakış açısı, öğrencilerine olan yaklaşımı ile birçoğumuzun hayatını değiştirdi.

Arkasında bıraktığı kelimelere dökülemeyecek sevgi seli, müzisyenliği, öğrettikleri ve bir çok öğrencisi ile melek olup aramızdan ayrıldı. Huzur içinde uyuyun hocam. Bizlere kocaman bir sevgi dağı bıraktınız. Her zaman kalbimizde olacaksınız.


Orkun Tiryakioğlu

Bye bye love

Bye bye happiness...

İlk önce Ray Charles’ı kaybettik ardından Shirley Horn’u. Bu iki günün hemen ertesinde dersimiz vardı seninle. İkimiz de bayılıyorduk onlara, üzgündük. Sesimiz çıkamadan konuştuk, sonra sustuk... Garip oldu Nükhet Hocam... Garip oldu çünkü 6 Mayıs 2007 Pazar günü bir mesaj aldım; onlarla buluşmaya gitmiştin, bizleri bırakmıştın. Mesajda bu yazılıydı. Bu sefer bir gün önce dersimiz vardı seninle, hastalanmıştın aniden ve yapamadık. Hiç düşünmemiştim, düşünmek hiçbir zaman istememiştim böyle bir şey... Sana sürekli sordum; “Nasıl hep böyle mutlu, neşeli olabiliyorsun, ya da olamıyorsan da öyle gözükebiliyorsun?” diye. Hatta birgün bunu bana da öğretmeni isteme yüzsüzlüğünde bile bulunmuştum. Galiba bunu öğrenemeyeceğim artık. Zariftin, hep gülerdin, parıldardı yüzün hep, anlatırdın, anlardın... Harika bir dosttun sen. Söylemek istediklerim buraya sığmayacaklar, şimdilik veda etmek zorundayım sana. Bir haberim var gitmeden. Seninle ilgilendiklerini hiç görmediğim sevgili yazılı ve görsel Türk medyası da senden bahsediyor birkaç gündür... Acım çoğalıyor böylece, yalnızlık büyüyor kafamdaki... Her zaman eleştirdin beni etrafta görünmediğim, şarkı söylemediğim için. Sen de biliyordun ki şarkı söyleyecek çok yer yok. Şimdi burada, odamda (yine başka bir yerde değil) Ray Charles ile senin için “Bye Bye Love” söylüyoruz. Hep neşeliydin, bu yüzden dans ederek veda etmek istedim sana.

...Hello loneliness

I think I’m gonna cry!!!                                                                                                                                  


Onur Karagöz

Melek... Türk jazz müziğinin tek kraliçesi "herşey sevgiyle başlar" dedi ve hepimize örnek oldu. Ben Nükhet Hocamı tanıdıktan sonra, hayata hep olumlu tarafından bakmayı, etrafımdaki herşeyi sevgiyle beslemeyi, yüzümden gülümsemeyi eksik etmemeyi, insanları anlayabilmeyi, asilliği ve zarafeti öğrendim. O, bizim hem annemiz hem arkadaşımız oldu. Piyanodan vokale geçerken en büyük destekçimdi, her zaman yanımdaydı. Bugün buralara geldiysem, sahnede duruşumla, tavrımla, müzikalitemle varsam hepsi onun eseridir. Nükhet Hocamın benimle ilgili büyük hayalleri vardı, her derste söyler dururdu; "hem şarkını söyleyeceksin, hem de piyanoda kendine eşlik edeceksin" derdi. Söz veriyorum sana bunu yapacağım. Benim yaşlarımdayken giydiğin, meleklere benzediğin pembe elbiseni bana verdiğinde çok duygulanmıştım. Senden güç almak ve seni yanımda hissetmek için çok özel günlerde sahnede giyiyorum, bana uğur getiriyor. Şimdi daha büyük bir gururla, onurla taşıyacağım onu; çünkü ben "Nükhet Ruacan"ın öğrencisiyim. Bizler çok şanslıyız; bizi sen yetiştirdin Nükhet Hocam. Bundan sonra da her zaman yaptığımız işlerle sana layık olacağız.


Elif Turan

Nükhet Ruacan benim içi sadece bir öğretmen değil aynı zamanda bir anne idi. İnsan olarak gelişimimde çok büyük etkisi olmuş beni her zaman kollamış ve korumuştur. Şarkıcılığın bir heves, bir trend değil, bir yaşam biçimi olduğunu öğretmiş ve sınırlarımın ve neler yapabileceğimi bana göstermiştir. Ondan öğrendiklerimle kendimi her zaman özel hissettim ve hayatım boyunca da hissedeceğim. Sahip olduğum bütün başarılar ve ilerde yapacaklarımın mimarı Nükhet Ruacan’dır. Yokluğunda kendimi çok yalnız hissetsem de biliyorum ki bir gün yine hep birlikte olacağız. O zamana dek senin o değerli öğretilerini gururla taşıyacağım ve yayacağım. Ve bana hediye ettiğin bu sesle söylediğim her şarkıyı senin için söyleyeceğim canım annem. Duygularımı anlatmaya ne kelimeler yeter ne şarkılar, ama eminim sen beni hissediyorsun, biliyorsun oğlun neler hissediyor, hep bildin, hep anladın, ben söylemeden. Ve biliyorum bizlere yukardan gülümsüyorsun…


Nükhet Ruacan kızı Roksan ile


Ferhat Öz

İsyanım, annemizi aldığı için ama Mutluyum senin gibi bir insanın hayatına girebildiğim için. Sana dokunmak, seni dinlemek, senden öğrenmek... Belki de hayatımda aldığım en doğru karardı senin hayatına girmek ve seni yaşamak. Hepimize aynı soruyu sordurttun. Sensiz ne yapacağız? Nasıl nefes alacağız? Nasıl alışacağız? Ama biliyorum ki orada daha mutlusun. İşte avunacağımız galiba tek şey bu. Senin bize verdiğin tanrısal bir sevgiydi. Ve bunu iliklerimize kadar hissettirdiğin için teşekkürler.


İldeniz Çetin                                                                                                                  

Son dakikalarımızda Orhan Gencebay’ı çekiştirip gülüyorduk, kimin aklına gelirdi ki? Sadece sesimizi değil duruşumuzdan hayata bakışımıza kadar herşeyi değiştirdi Nükhet Hoca. O kadar rahattı ki onun yanında olmak, bazen vokal odasından kahkaha sesleri gelirken bazen de bir öğrencisi ağlıyor olabilirdi. Sahnede büyüleyici bir mikrofon ve ses hakimiyeti vardı. Onun öğrencisi olabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum ve onu düşününce sadece gülümsemek geliyor içimden, çünkü o n’olursa olsun gülümserdi. Lösemiyi atlattığında hastaneden taburcu olup sonraki ilk derse şen şakrak geldiğinde şaşırmamıştım, çünkü bu tam ondan beklenebilecek birşeydi. Dünyayı terkederken de son dakikalarında huzurlu olduğundan eminim, çünkü genç yaşında vefat etmiş olsa da, müzik ve sevgiyle dopdolu bir hayat yaşadı ve asla pes etmedi.


Ece Deniz Tekin                                                                                                                                           

Bana sesimin gücünü ruhumdan alacağını, sesimin ruhumun diplerinde kalmış olan tınısına nasıl ulaşacağımı, şarkı söylerken tekniğin ve duyguyu ifade etmenin nasıl bir arada yürüyebileceğini, o piyanonun başında, ellerinizle, gözlerinizle, bedeninizle, yeri geldiğinde o melek sesinizle şakıyarak, yeri geldiğinde sessizliğinizle, yeri geldiğinde sadece sohbet ederek öyle güzel anlattınız ki.. Sizden sadece bunları öğrenmedim.. Ayrıca bana hayattaki o asil duruşunuzla, zarafetinizle, gülen gözlerinizle, mizah duygunuzla, bazen “hocam” bazen “Nünü” olarak, yeri geldiğinde susarak yeri geldiğinde muzip bir bakışınızla ya da şen kahkahanızla, hayata dair o kadar çok şey öğrettiniz, öyle güzel ruh terbiyesi verdiniz ki.. Sanırım hakkınızı, ancak sizden öğrendiklerimizle yaşamayı, şarkı söylemeyi sürdürürsek, insanlara baktıklarında “evet  işte bu da Nükhet’in öğrencisi” dedirtebilirsek ödeyebiliriz.. Öyle iyi, güzel ve zarif insanlar olalım ki, herkes anlasın sizin öğrencileriniz olduğumuzu.. Sizinle tanışmış, sizi gerek öğretmen, gerek komşu, gerek dost, gerekse anne gibi yaşamış olmaktan dolayı çok mutluyum, şanslıyım ve bunun için Tanrı’ya her gün teşekkür ediyorum. Bana dokunduğunuz ve bana kattıklarınız için her zaman minnettar olacağım çok sevgili, canım Nükhet RuaCan’ım...


Sema Özcan

Bir ay önce, Nardis Genç Jazz Vokal Yarışması sonrasında yine ömür boyu bana yol gösterecek önerilerde bulunuyordu. Can kulağıyla dinliyordum ama asıl ışıl ışıl yüzüne kapılmıştım, boncuk gözlerinin yeşili minicik mutlu çizgilere dönüşüp kaybolmuştu “aferim” derken, gülümsemesi tüm benliğime huzur vermişti.

Gittiğine inanamadım, sanki konuştuğumuz gibi gideceğim ziyaretine dertleşeceğiz, bir şarkı çalışacağız beraber, ya da sadece seçtiğim bir parçanın ismini söyleyeceğim, O da bana "güzel" diyecek, "güzel" dedi mi hoca huzur içinde bir nefes alabilirdin. O iş bitmiştir!

Şarkı söylerken de böyleydi iste, Onun ağzından çıkan her kelime gerçekten anlamını taşır, anlamıyla dolar taşardı. Söylediğine inanmamak, anlamamak mümkün değildi.

Onunla çalışmaya gittigim ilk günlerde, jazz’dan bihaber neredeyse iki notayi biraraya getiremiyordum. Çok istekli ve kararlıydım, bunu hemen anladı. Okulun öğrencileriyle bütün gün ders yapar, akşam yorgun düstüğü, eve gideceği saatte beni saattlerce nota nota, kelime kelime çalıştırırdı. Kısacık saçlarından terler damlar, bitanecik kızı sabırla beklerdi bizi. Sonraki yıllarda çok yorduk hocam seni dedim. “Olur mu hiç, benim yaşama sevincim çocuklarım” deyiverdi.

Anlatacak daha çok şey olmasına rağmen anlatamam. Çünkü bazı öyle özel kapıların açılmasına yardım ki. O bunları çokta çaba sarfetmeden, belki farkında bile olmadan eşsiz, zarif, derin, ana yüreği çok büyük kişiliğiyle, bazen sadece sıcak bir gülümsemesiyle başarıyordu. En sert eleştirilerini dahi tatlı bir dille, incitmeden yapardı; öğrenmeniz ve bir daha asla unutmamanız kaçınılmazdı. Tepeden tırnağa muhteşem bir öğretmendi, sadece müziği değil, hayatı da öğretti bizlere…


Nükhet - Neşet Ruacan


Özge Pınar

Kendine özgü bir sese ve onu olabildiğince güzel kullanarak insanları etkileme gücüne sahip bir tanecik hocamız. Şıkır şıkır sesiyle kulaklarımızı dolduran bülbül sesli bir şarkıcısıydı o. Bir o kadar da anne, her birimiz için. Hepimizin içindeki zaafları bilen ve onları bizimle birlikte düzeltmeye çalışan sıcak şefkatli insan. Yaşama olan bağlılığı ile bizlere örnek oldu ve içimizdeki jazz sevgisini tekrar parlattı yaşamış olduğu hayatla. “Stella by Starlight”ı ondan hiç dinlemedim ama doğa bütün jazz severlere bu şarkıyı söylüyor adeta Nükhet Hocamızın gidişiyle. “Gül ve Bülbül”ün hikâyesini baştan yazsak ancak bu kadar hüzünlü olurdu denemekten ne çıkar.

Bitmeyen baharların içinden gelen bülbül kendini esen rüzgâra bırakmış, Moda bahçelerindeki ağaçların ağzından şarkısını söyler, o ağaçlar ki her bir yaprağı yeni bir uyanışla danseder rüzgârda ve canlanır bülbülün sesiyle. Can katar bülbülün sesine ve taşır onu göklere.

Şimdi doğanın akorları hazırdır onu taşımaya bülbülün sırtında. Moda Burnu’na gidin ve bakın uzaklara… Gökle denizin birleştiği yere bir bülbülün nağmelerinde Moda sahillerinin güllerle bezenmiş cennet bahçelerinde Stella by Starlight duyarsınız belki de Nükhet Ruacan’ın sesiyle.

Bilge Susar

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


70936 - unknown - 38.107.179.240