|
BLACK
PAINTINGS
“Screams & Silence”
Çığlıklar ve sessizlik üzerine alabildiğine özgür bir yorum:

Daha fazla bilgi için:
www.voiceofshade.net
www.timhodgkinson.co.uk
www.hyder.demon.co.uk
Black Paintings ismi yeni
sayılır, fakat müzisyenleriyle önceden tanışıklığınız olabilir: Tim Hodgkinson
(klarnetler), Ken Hyder (davul, perküsyon ve vokal) ve bir süredir İstanbul’da
yaşayan Nikolai Galen (vokal). Grup, yıllar önce Leipzig Jazz Günleri’nde
verdiği bir konserin ardından bir albüm kaydetmeye karar verip, kaydı Galler’de
bir stüdyoya girerek gerçekleştirmiş. “Screams and Silence”, dört yıl önce
kaydedilip, bir dizi sorundan dolayı ancak geçtiğimiz günlerde yayınlanabilen
iki CD’lik bu albümün adı.
Üç özgür doğaçlamacı, ortak
ilgi alanlarının Orta Asya müziği ve Orta Asya kültürü olduğunu söylüyor. Fakat
grup müziğinde Orta Asya’ya kasıtlı olarak göndermeler yapmaktan ziyade, bu
dünyayı kişisel bakış açılarıyla –bakış açılarını tanımlamaya çalışmaktan
özenle kaçınıyorlar- yeniden yaratmayı tercih etmiş. Kendilerini algılarını açık
tutmaya, içinde bulundukları sessizliğin ve yaşadıkları çevredeki gizemin farkında
olmaya, bunları kendi “süzgeçlerinden” geçirerek ifade etmeye adamışlar.
Müziklerini sesin ve sessizliğin akışına bırakırken, “sessizliğin sesin, sesin
de sessizliğin eşiğinde gezindiği” anlamlı bir doku arayışına girmişler.
“Özgür müzik” adı altında beni şahsen en çok heyecanlandıran isimlerden biri,
Tim Hodgkinson’dır. Klarnetinin sınırlarını ararken her zaman yanındaki
müzisyenleri (ve dinleyiciyi de) heyecanına ortak eder. Şansıma, yolu sıkça
Türkiye’ye düşüyor! Darphane-i-Amire’de Robert Reigle, Şenol Küçükyıldırım ve
Onur Türkmen’le verdikleri konserin tadı hala damağımda. Black Paintings
albümünde ise Hodgkinson’ın daha yumuşak bir yüzüyle tanıştığımı
söyleyebilirim.
Biri “Screams”, biri “Silence” adını taşıyan iki CD’lik çalışma, Hodgkinson’ın
başınabuyruk klarneti, hassas bir davul ve iki enstrümanın arasından süzülerek
ortaya çıkan Galen’in beklenmedik vokali ile açılıyor. Hiçbir enstrüman diğerine
oranla baskın değil, hiçbiri müziği tek başına yönlendirmiyor. Efekt veya
akorlar arkasına gizlenmeden sunulan bu “ham” müzik, belki dinleyiciye fazla yoğun
ve “direkt” bir duygu olarak döndüğünden, bir garip yapabiliyor insanı, zaman
zaman rahatsız ediyor, dinleyicisini yerine mıhlayıp, tüylerini diken diken
ediyor. Yer yer vokal ile klarnetin birbirine karıştığı, veya hangi enstrümanın
ne çaldığını anlayamadığınız anlar olsa bile albüm, müthiş bir akustik sadelik
içinde seyrediyor. “Screams” ve “Silence” CD’leri arasında çok belirgin bir
fark olmamakla birlikte “Silence”, bir konserin ikinci bölümü gibi tınlıyor:
Daha sıcak, daha rahat (belki de üç müzisyene daha çok ısınan benim kulağımdır,
kimbilir?). İki CD arasında düşünsel bir yaklaşım farkı olduğu da düşünülebilir.
Kanımca vokalde en ilginç bölümler “Silence” CD’sinde. Black Paintings, özgür
müziğin geniş caddelerinde kaybolmadan yürümeyi başaran üç müzisyenden özgün
bir ifade deneyimi. Duyduğunuz şeyleri tümüyle değerlendirmek ve bir isim
vermek isteseniz, albümün adının önerdiği gürültü ve sessizlik arasında kalıyorsunuz.
Bu durumda sanırım doğru cevap: Her ikisi!
|
|