26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Okay Temiz

doğada renk, müzikte ritim…

 

18 Temmuz’da 14. İstanbul Jazz Festivali’nin son konserinde Arkeoloji Müzesi’nde Hintli grup Karnataka College of Percussion ve İsveç’te 1974’de kurulan Oriental Wind’in ilginç müziği ile kapatacak olan Okay Temiz ile bir röportaj yaptık…

 

Müziği öğrenme hikayenizle başlayalım?

Doğmadan önce anne karnında ud ile, annem udi’dir.

 

Sadece Türkiye’de değil dünyada bir çok başarılı işler çıkarmışsınız. Bize biraz bahseder misiniz?

Çok iş yaptım. Çok çok iş... Avangard jazz çaldım. En istediğim şey avangard-jazz çalmaktı. Çok severek yaptığım, istediğim bir işti. İsveç’te ve Amerika’da en meşhur, en saygın müzisyenlerle birlikte çaldım. Jazz festivallerinde bulundum. Stockholm Radyo Senfoni Orkestrasında perküsyoncuydum, vurmalı çalgıların aranan kişisiydim. Amerikalı sanatçılar Stockholm Jazz  Orkestrasına geldiğinde her zaman beraber çalıştık. Vurmalı çalgılara her zaman ihtiyaç duyulmuyor büyük orkestralarda ama ihtiyaç duyduklarında hep aranan kişi oldum. Senelerce bu böyle devam etti. Çok insan, çok müzisyen tanıdım. Sevilmekle birlikte dürüst olman lazım müzikte. Dürüst olursan kazanırsın. Ama riyakarlık yaparsan zaten anlaşılır ve bunu jazz kabullenmez. Hane dışına çıkıyorsun o zaman. Jazz’ın dışına itiliyorsun. O durumda gelirsen de farklı müzik tarzında birşeyler yaparsın. Kimse aç kalmıyor ama doğru birşeyler yapmak istiyorsan hakikaten dürüst olmak lazım. Pop müzik yaparken, rock müzik yaparken de… Ne yapacaksan onda dürüstlük şart. Dürüstlük derken anlatmak istediğim ‘müziğin çok büyük olduğu ve senin hiçbirşey olmadığının farkına varmak’. Sanatın içinde bir hiçsin. Öncelikle müziğe saygı göstermek lazım. Müziğe saygı gösterdiğinizde zaten arkasından devamı geliyor. Hiçliğini kabullendiğinde, herşeyden öğrenmek istiyorsan kulağını açman gerekli. Ama ben bunu biliyorum deyip kestirmeden düşünüp kenara itilmemeli. Hindistan’da müzikler çok farklı bizimkinden. Yavaş yavaş çalıyorlar. Burada ise hemen başlanıyor herşey hızlı hızlı geçiliyor. Müzik meditasyoneldir. Yavaştan başlanmalı... Kültürlerini geliştirerek bugünkü duruma gelmişlerdir.


Müziği sindiriyorlar diyebilir miyiz?

Tabi. Daha enstrümanlarını akort ederlerken havaya giriyor, hissetmeye başlıyorlar. Enstrümanlarını sahnede akort ederler. Ama burada o şekilde çıkmazlar nedense... Önceden akort ederler. Bizde parçanın ortasında akort yapılmak için durulmaz. Ayıp sayılır. O sırada durup akort yapmak müziğe saygıdır işte. Çok dağıldık:))

 

Sanırım zaman ve emekle birlikte müziğin içinde hissetmeliyiz kendimizi?

Tam toparladın işte:))

 

İsveç’te çok önemli bir iş yaptınız. Zihinsel engelli çocuklarla çalıştınız. Nasıl sonuçlar aldınız?

Tiklerinde azalmalar oldu. Aleti çalmaya kanalize olunca beyin, koldaki istem-dışı hareketler kontrol altına alınabildi. Parmakları ile sopaları tutup çalabildiler. Bu tarz terapiler,onların konsantrasyonu için gerekli. İşin en güzeli olumlu tepkiler alabiliyorduk.

Ailelerin tepkileri nasıldı?

‘Peygamber misin sen?’ deyip sarılan aileler çok oldu. Çocuklarındaki olumlu gelişmeleri görünce çok duygulandılar. Dünyada ilk defa böyle bir çalışma yapıldı. Daha önce yapılmamış olduğundan televizyon programlarının da ilgisini çekti, engellilere ritim terapisi.

 

Türkiye’de de Sabancı ile çalıştınız?

Burada yaptım ama kimse ilgilenmedi. Takip etmediler. Kimse gelip somadı ‘ne yapıyorsun?’ diye. Bu işi yaptığımız insanlar çok hassas oluyorlar. Ayrılırken insanlar ağladı. Böyle birşey teklif edilip arkası gelmeyince sonuç üzücü oluyor tabi. Yaş farkına göre ayıramadık. 70 yaşında bir bayanla 10 yaşındaki bir çocukla beraber çalıştık. Ama Türkiye’de bu işi devam ettirmek mümkün olmadı. Atölyemizde çocuklara yönelik çalışmalar yapıyoruz. Çok yetenekli çocuklar var onlarla beraber engellileri çalıştırmak mümkün olamıyor. Anladım ki bu iş bu şekilde değil, ancak özel merkezlerde yapılabilir.

Türkiye’ye geri dönüşünüz hakkında konuşmak istiyorum. Engin Gürkey ‘Okay Temiz’in Türkiye’ye dönüşünün ardından perküsyon fiilen keşfedildi.’ diye bir yorumda bulunmuş.

Çok mutlu oldum.

 

Yaptığınız projelerde kabul görmüş ve müzik için her saniyenizi olumlu bir şekilde değerlendirmişsiniz?

Başka birşey yapmıyorum. Müzikle uğraşıyorum. Kendime iş arıyorum. Konserlere, festivallere, okullara teklifi ben veriyorum. Şimdiye kadar yardım konserleri için Banvit ile çalışabildik. Konserler verdik ve geliri sokak çocukları için değerlendirildi.

 

Türkiye’ye dönüşünüzde jazz’ın etkisi nasıl bir rol oynadı?

Ben jazz yapmaya gelmedim. Burada iyi jazz’cılar var artık. Bilgi Üniversitesi’nin son birkaç senedir beraber çalıştığı hocaları çok iyi müzisyenler- piyanistler, saksofoncular, yetiştirdi. Bu çocuklar şimdi Nardis’te, jazz festivallerinde çalan çocuklar. Ben geldiğimde böyle değildi.

Jazz çalabilecek kapasitede olan çocuklar o dönemler başka sanatçılarla çalışmak durumunda kaldılar. Jazz yaşam şeklidir.Özveri gerektirir. En önemlisi; karar vermek gerekir. Kendine sert olacaksın. Aile yaşantın, sosyal yaşamdaki yerin, ekonomi durumun... Jazz’da fazla para yok. Kaliteli müzik yalnız, dinleyicisi çok az.

 

Türk müziğinde kullanılan enstrümanları jazz’da kullandınız?

Bu deneysel olarak ortaya çıktı. Enerjiyi müzik ile birlikte kullanmak gerekir.

 

Dans müziği ile ilginiz de var?

Konservatuardan çıktıktan sonra çok uzun zaman dans müziği çaldım. Finlandiya’da bir kareograf benim müziğimi kullanarak teatral bir şekilde yorumladı. Ortaya çok da güzel şeyler çıktı. Stockholm Şehir Tiyatrosunda oynanacak bir piyes için müzik yaptım. Ayşe Emel’in teklifi ile Bursa Devlet Tiyatrosu’nda konservatuar mezunu öğrencilerle birlikte müzik, ritim ve tiyatroyu birleştirdik. Tiyaroda ritim ve enstrüman eğitimi verilmediğinden çok yoruldum. Bir dönem Bursa’da yaşadım. Ancak şahane bir oyun çıkmıştı. En son Ankara’da Kurban adlı oyun için müzik yaptım. Hem oyun hem de konser havasında geçti. En uygun müziği bulmak gerekir. Müzik,oyunu farklı açılardan yansıtabilir. Enstrümanı en basite indirip, mesajı yükselterek çalışmam gerekti.

 

Beğendiğiniz Türk sanatçılardan örnek verebilirmisiniz?

Takdir ettiğim diyebiliriz. Ama jazz dünyasında Aydın Esen var. Aslında gençlerde kabiliyet var.

 

Potansiyel var diyorsunuz?

Potansiyel var tabi. Ayrıca çok kalabalık bir ülkeyiz. Açığa çıkan potansiyel çok az! İsveç’te 400 adet big band var. Düşünebiliyor musunuz? 9 milyon nüfusa 400 big band. Okullarındaki orkestralar çok iyi. Geçenlerde vefat eden Süheyl Denizci’nin kurduğu TRT Caz Orkestrası bu işi Türkiye’de en iyi yapan tek yer. Kültür Bakanlığının ilgisi ve desteği çok önemli bu durumda. İlgisi olabilir ya da olmayabilir. Komite kurulması gerekli diye düşünmekteyim.

 

Kendini geliştirmek isteyen müzisyenlere önerileriniz varmı?

Küçüklüğümüzde müziği geliştirmek için plaklar arar bulamazdık. Bulduğumuz plaklar ise bir hafta içinde asfalt gibi olurdu. İmkanlar kısıtlı olunca öğrenme merakınız artıyor. Şimdi gençliği izliyorum, her imkana sahipler ama tembeller.

Araştırsınlar,dinlesinler. Müziğe hemen hemen başlamak istiyorlar. Yavaştan çalarak başlasınlar. Müziğimizde boşlukları keşfederek değerlendirsinler. Müziği sindirerek çalsınlar. Bir telaş var bizde. Anlatabiliyor muyum? Gereksiz bir telaş.

 

Başka söylemek istediğiniz şey var mı?

Dünyada çok tanınmış bir marka olan Roland Meinl Türkiye’den çalışmak için beni seçti. Birçok ülkede tanınmış sanatçılarla ortak projeler üreten şirket Latin Amerika’dan Hindistan’a kadar dünyanın bilinen perküsyoncularıyla ortak etkinlikler düzenliyor. Türkiye’de de birlikte projeler üretip, insanlara iyi müzikler götürmeyi hedefliyorum. 18’inde İstanbul Jazz Festivalinin son konserini Arkeoloji Müzesinde Hintli grup Karnataka College of Percussion ve 1974’de İsveç’te kurduğum Oriental wind ile kapatıyoruz. Bu iki grubun birleşmesi çok ilginç bir müzik türünü de beraberinde getiriyor. Bence yeni yetişen müzisyenlere öncü ve örnek olacak bir proje, herkesi bekleriz.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


70948 - unknown - 38.107.179.237