27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

2007 Yaz Jazz Festivalleri

 


Metheny/Mehldau

 

Yazın Avrupa’nın dört bir yanında düzenlenen Jazz Festivallerinin ardından daha durgun bir jazz dönemine girdik. Temmuz ayına sıkıştırılmış festivallerde bu yıl, programlar adeta birbirinin kopyasıydı. Davet edilen sanatçıların çoğu tüm Avrupa festivallerini teker teker gezdiler. Bu yüzden gittiğim festivaller arasında en özel olanların arasından, tanıklık etme fırsatı bulduğum en özel konserleri yazmayı tercih ettim.

 

JAZZ A VIENNE 2007, FRANSA

Avrupa’nın en saygın jazz festivallerinden biri olan Vienne, bu yıl da her yıl olduğu gibi harika bir sanatçı kadrosu ile sevenleriyle buluştu. Festivalin ana sahnesi Antik bir Roma açık hava tiyatrosu... Her geceyi farklı temalar altında toplayan sanat yönetmeni, festivalde bu yıl Afrika, Küba, New Orleans, Çingene Müziği, Çağdaş Jazz temaları ile gruplamıştı.

Her yıl dört gözle beklediğim bu festivalin bu yılki isimleri arasında, benim projelerini büyük beğeniyle takip ettiğim Joshua Redman vardı. Son birkaç yıldır kendini SF Jazz Collective grubuna adayan Redman, bu projenin sanat yönetmenliğini yapmaktaydı. Görevini Joe Lovano’ya devrederek, kendini tekrar kişisel projelerine verdi. Son albüm çalışması ‘Back East’in piyasaya sürülmesinin ardından Avrupa turnesine çıkan Redman’a, Vienne Jazz Festivali’ndeki sahnede davulda Pat Metheny grubundan da hatırlayacağınız Meksika asıllı Antonio Sanchez ve St. Thomas asıllı basçı Reuben Rogers eşlik etti.

Trio konserde son albümden parçalara yer verdi. Konser, Brooks Bowman’ın ‘East of the Sun (and west of the Moon)’u ile başladı. Düzenlemesini Redman’ın yaptığı bu parçanın ardından trio konsere,‘Surrey with The Fringe On Top’ ile devam etti. Yağmur ve rüzgarın şiddetlenmesi ile konsere ara vermek zorunda kalan üçlü, kuliste gayet mutlu bir şekilde sıralarını beklediler. Sahneye daha sonra Redman’in annesi için bestelediği ‘Zarafah’ adlı parça ile döndüler. Konserin başarısını sadece Redman’a mal etmek hiç doğru olmaz. Rogers, çağdaş jazz sahnesinin en yetenekli ve en çok aranan basçılarından... Sürekli olarak Dianne Reeves, Charles Lloyd ve Joe Locke ile aynı sahneyi paylaşan genç basçı harika bir performans sundu. Aynı zamanda Pat Metheny’nin devamlı davulcusu olan Antonio Sanchez de aynı şekilde grubun güçlü bir elemanıydı.

Festivalin dört gözle beklenen bir diğer projesi de Metheny/Mehldau buluşmasıydı.

Bu yılın dev jazz beraberliklerinden sayılan bu proje, hem Vienne’de hem de diğer önemli jazz festivalerinde beklenenin de üzerinde bir performans gösterdi. İkiliye davulda Mehldau’nun daimi triosundan davulcu Jeff Ballard ve basçı Larry Grenaider eşlik etti.

Konseri, Metheny ve Mehldau ikili olarak açtı. Yeni albümlerinden üç parça çalan ikiliye, Ballard ve Grenadier daha sonra katıldılar. Konserde, Nonesuch’dan çıkan "Metheny Mehldau" ve "Metheny Mehldau Quartet," albümlerinden parçalara yer verildi. 

Konser büyük beğeni topladı… İkili de çok keyifliydi, 5 kez bis yaptılar. Konserin benim için en önemli anı Metheny’nin 42 telli Pikasso gitarıyla çaldığı "The Sound of Water,"dı…

İkili müzikal açıdan sahip oldukları farklılıkları en mükemmel şekilde yoğurup, birbirlerini her parçada misafir etmeyi başarmışlar. Bu tip beraberliklerden daha çok dinlemek umuduyla konserden ayrıldık.

Festivalin diğer önemli konserleri arasında EST’in açılış konseri yer almakta. Chano Dominguez ve Juan Carmano Grubu peşpeşe hareketli konserler verdiler. Bu yazın  diğer bir yeni projesi de George Benson ve Al Jarreau’ydu. George Benson geri planda kalmayı tercih etti. Seyirci ile sempatik bir sohbete giren de Al Jarreu oldu.  Festivalin Afrika gecesinde Dee Dee Bridgewater’ın bu yılki ‘Mali Yolculuğu’ adlı projesi yer almaktaydı. Hem  göze hem de kulağa hitap eden konserde Cheick Tidiane Seck konuk olarak sahne aldı. Diğer özel bir gösteri de David Murray ile Cassandra Wilson’un aynı sahneyi paylaşmasıydı. Al Green, Spirit of New Orleans, Mitch Woods' Big Easy Boogie, Charles Tolliver Big Band, sanat yönetmenliğini Joe Lovano’nun üstlendiği SF Jazz Collective Monk yorumlarıyla herkesi büyülediler. Küba ritimleriyle herkesin coşku ile dans ettiği geceye imzasını, büyük piyano ustası Chucho Valdes attı. Festivalin en son ve en özel gecesi olan ‘Bütün Gece Jazz’ da ise Manu Dibango ve Archie Shepp sahne alan sanatçılar arasındaydı.


McCoy Tyner


NORTH SEA JAZZ FESTİVALİ 2007, HOLLANDA

North Sea Jazz Festivali bu yıl tam bir müzik karnavalıydı. Neredeyse aklınıza gelebilecek her türlü müziğin programa dahil edildiği festival aynı zamanda, uluslararası yeni ve eski jazz isimlerini de biraraya getirmeyi ihmal etmemişti.

Festival son birkaç yıldır JVC müzik yapımı tarafından organize edilmekte; ki JVC Mojo’nun bir parçası. Bu sebepten dolayı NSJF bildiğimiz jazz festivallerinden çok daha farklı özelliklere sahip. Bu yıl Rotterdam’da gerçekleşen festivalde, müzikseverler 3 günde 15 sahne üzerinde gerçekleştirilen 180 konsere tanıklık ettiler. Bu festival öyle bir festival ki... Ornette Coleman, Wynton Marsalis, McCoy Tyner, Sly and the Family Stone, Steely Dan ve Elvis Castello’yu ya da Snoop Dog (?)’u aynı saat diliminde izlemenizin mümkün olduğu türden bir festival... Benim için festival, ilk günün 3.saatinde itibaren festival olmaktan çıkıp bir savaş halini aldı. Bir sahneden diğer bir sahneye koşturarak tüm jazz konserlerine yetmeye çalışan ben en sonunda bunun imkansızlığını kabullenip, basın odasında kendime öncelikli bir liste yaptım. Zaten hangi sahneye giderseniz gidin, garanti edilebilecek tek şey müziğin kalitesiydi... Bu festivalin benim için en özel konseri Ornette Coleman konseriydi…

Ornette Coleman’ı canlı izleme fikrine alışmak bayağı bir zamanımı aldı zaten. Coleman’ın müziği ve müziğinin arkasında yatan felsefesi hakkında çok okuyup, albümlerini dinledim  Kendisinin ‘Harmolodik’ olarak adlandırdığı kendi müzik türüne tanıklık edecek olmam benim ve salonda bulunan diğer seyirciler için de tarihi bir andı.

Eleştirmen Davis Was’ın, jazz’ın Samuel Beckett’i olarak adlandırdığı Coleman, kendisini müzikal açıdan sürekli sınırlarının dışına zorlayan, geçtiğimiz son 50 yıl içerisinde birçok müzisyeni etkilemekle kalmayıp, hem jazz’ın hem de diğer müzikleri de anlamaya çalışan bir sanatçı, felsefecidir. Uzun bir aradan sonra geçen yıl piyasaya sürdüğü ‘Sound Grammer’ adlı albümü ile sahneler dönen Coleman bu yıl hem Grammy hem de Pulitzer Ödülü’ne layık görüldü.

‘The Shape of Jazz’ albümünden beri, jazz dünyasını her yaptığı proje ile birbirine katan Coleman; hem kendi neslinin müzisyenlerine hem de yeni nesil jazz müzisyenlerini etkilemeyi başarmış. Coleman’ın bugüne kadar müzisyenlerine inanılmaz bir yaratıcılık özgürlüğü vermekte. Hatta tüm besteleri de müzisyenlerin kendi hayal güçlerini ve fikirlerini özgür bir şekilde. Coleman’ın deyimiyle ‘Müziği kast sisteminden kurtarmak amacındayım’. Kalıplaşmış müzik formatlarından sıyrılıp ayrılıyor besteleri ile jazz ustası...’Bu sayede tüm müzisyenler kendi kişisel imzalarını, en yaratıcı bir şekilde atmakta.

Konserde, saksofon, trompet ve kemanda Ornette Coleman, davulda Denardo Coleman ve baslarda Charnett Moffett, Albert MacDowell and Anthony Falanga vardı Bu alışılmadık bileşim harika bir performans sergiledi. Grubun inanılmaz birlikteliği ve zıtlığı herkesi koltuğuna çiviledi. Zaman zaman solistler eşlikçi, eşlikçiler solist oldu. Grubun muazzam bir iletişim kurma yeteneği var... Tüm müzisyenler tüm varlıklarını ortaya koydular ve aralarındaki bağ daha önce dinlediğim hiç bir gruptakine benzemiyordu. Kimi zaman birbirlerine paralel kimi zaman da tamamen zıt olarak çaldılar... İlk Ornette Coleman müziği satın aldığım gün yaşadığım şaşkınlığı hatırladım aniden. Önce anlayamamıştım zaten, tam bir kaos... Dinleyiciyi tamamen zorluyor. Bir müddet sonra ise müziğini gerçekten duymaya başladığında insan, Coleman müziğinin güzelliğinin keyfini çıkarabiliyor. Spontane, saf, enerji ve beklenmedik virajlarla dolu bir serüven...  İki basçının konser boyunca atışması ise Coleman’ın 60’lı yıllarda beraber sahne paylaştığı Izenzon ve Charlie Hayden düetlerini andırıyordu. Kimi zaman yumuşak bir ballad olarak başlayan parça aniden bambaşka notaların istilasına uğrayıp basların kaotik düellosuna dönüştü. Zıtlık ve birlikteliğin aynı anda paylaşıldığı türde bir yaratıcılık sergiledi müzisyenler, Coleman’ın ‘harmolodik’ kavramını uygulamalı olarak gösterdiler seyircilere...

Bitmek tükenmek bilmeyen bir hevesle araştırmaya, öğrenmeye ve yeni müzik üretmeye devam eden Coleman ve grubu tarihi bir konser verdi.

Festivalde akıllarda kalan diğer konserler arasında McCoy Tyner Trio, Dave Holland Beşlisi ve özellikle saksofoncu Chris Potter’ın güzel yorumu, Wynton Marsalis’in bu yılın festival sanatçısı olması sebebiyle verdiği birbirinde özel konserler, Richard Galliano’nun buram buram Akdeniz kokan Tangaria projesi, Chick Corea ve Gary Burton düeti, Elvis Castello ve Alan Touissant’ın aynı sahneyi paylaşması, Spike Lee ve Terence Blanchard’ın ‘When the Leeves Broke’adlı belgesel projesi, Scofield-Martin-Medeski projesi, Joshua Redman Trio ve trionun özel konukları Joe Lovano ve Miguel Zenon, SF Jazz Collective aklıma ilk gelen diğer jazz isimleri.


Roy Hargrove

JAZZ A JUAN 2007, FRANSA

Neredeyse tam yarım asırdır, jazz tarihine geçmiş ve geçmeye devam etmekte olan konserlere imza atan bu çok özel festival, jazz hastalarının ‘gitmeden ölme’listesine koymaları gereken bir madde... Bu sahneden kimler geçmemiş ki, Mingus, Fitzgerald, Coltrane, Miles, Duke... Jazz’ın sahipsiz bırakıldığı yıllarda, bu küçük kasaba sahip çıkmış jazz devlerine...

Şu ana kadar katıldığım en özel festivaller arasında. Sadece geçmiş ve günümüzde sahne alan dev jazz isimleri sebebiyle değil, sahnesinin konumu nedeniyle de... Sahnesi, turkuaz Akdeniz’e nazır kurulmuş, konserlerin başlama zamanı da güneşin batışına denk düşürülmüş... Sahneye eşlik eden arka plan sürekli değişmekte... Kimi zaman gelip geçen yelkenli yatlar, kimi zaman da ayın göğe yükselişi ya da gökyüzünün pespembe renge bürünmesi... Bu yıl bu manzaralara ön planda eşlik eden sanatçılar arasında benim gözüme en çok çarpan konser Roy Hargrove beşlisi oldu.

Günümüzün en önemli jazz trompetçileri arasında yer alan Roy, aynı zamanda mükemmel bir müzik lideri. Bu çok yönlü sanatçıyı çalışmaları sebebiyle takdir etmemek mümkün değil. Dur durak bilmeden yeni projelere imza atmaya devam ediyor. Geçtiğimiz Mayıs ayı içerisinde Roy’u, kendi Big Band’i ile  New Orleans’da, Dizzy Gillespie Big Band ile New York’da, Beşlisi ile de Londra’da izlemek mümkün oldu. Bunun dışında jazz’a ve jazz eğitimini de desteklemekten geri kalmamakta… New York jazz sahnesinde genç jazz’cılara ve büyük jazz isimlerinin ritim grubunda yer alan yeni yeteneklere kendi gruplarıyla sahne almaları olanağı sağlayan Jazz Gallery’nin sahibi, Hargrove… Konser beş yıldızlı bir konserdi. Mükemmeldi… Konserin sonunda sahneye Grammy ödüllü vokalist Roberta Gambarini de çıktı ve Hargrove ile emprovize nota düellosuna girdiler. Sahnede kendine has bir karizması olan Roy, herkesi kendine hayran bırakmakta pek de zorluk çekmedi.. Piyanoda Gerald Clayton, davulda Montez Coleman, basda Danton Boller ve saksofonda Justin Robinson yer almaktaydı. Sahnede adeta bir ateş koruna dönüşen Hargrove’ye grubu harika bir şekilde eşlik etti. 

Son zamanlarda jazz festivalleri’nin finansal zorluklar sebebiyle, müzik festivallerine dönüştüğü bilinen bir gerçek...  Allah’tan bu yıl Juan buna dikkat etmişti. Geçen yıl Tracy Chapman gibi isimlere yer veren festivalin bu yılki programı daha jazz ve blues ağırlıklıydı.

Sadece izleyiciler açısından değil, müzisyenlerin de dinlenip eğlenmeye fırsat bulduğu bir festival bu... Festival sırasında kasaba adeta jazz karnavalına dönüşmekte… Açık havada verilen bedava konserler, geceleri asıl konserlerden sonra yapılan jam-session’lar… Bu yılın jam session’larının kralı Roy Hargrove’du şüphesiz. Trompetini elinden düşürmeden, yorulmak bilmeden her gece yerel jazz gruplarıyla sahnedeki yerini aldı…

Festivalde yer alan her sanatçının performansı farklı tadlarla bezenmişti. Festivalde EST, Roy Hargrove,Taj Mahal, Norah Jones gibi büyük isimlerinin yanı sıra, genç yetenekli Ermeni piyanist Tigran Hamasyan gibi isimlere de yer verilmişti. Tigran’a Fransız basçı François Moutin ve davulcu Ari Hoenig eşlik etti. John Coltrane’in ‘A love supreme’sini de Ricky Ford dörtlüsünden keyifle dinledik. Taj Mahal’in mükemmel sahne performansıyla da blues’a doyduk. Bu yazki jazz festivalleri dedikodusu başında ‘Keith Jarrett rezaleti’ yer almaktaydı. Gittiği her festivalde olay yaratan Jarrett, Juan’da da herkesi konser öncesi ve sonrası tedirgin etti. Festivalin müdavimlerinden olan Keith Jarrett, Gary Peacock and Jack DeJohnette triosu, nefesleri önce tedirginlikten dolayı kesti. Jarrett’ın fotoğraf ve videoya karşı olan saçma ve saplantılı davranışı yüzünden önce sesimizi soluğumuzu çıkaramaz, kıpırdayamaz olduk. Jarrett piyano tuşlarına dokunmaya başlar başlamaz, bu sefer herkesin sesi soluğu güzelim notalar yüzünden kesildi... ‘When I Fall in Love’ yorumu tüm Jarrett eziyetlerine değdi. Dünyanın her yerinde verdiği konserler sırasında, fotoğraf kaprisi yüzünden konserlerini terk eden Jarrett; bu yıl Umbria’da yaptığı terbiyesiz konuşma sebebiyle festivalin yönetmeni tarafından festivalden yasaklanmış.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


70977 - unknown - 38.107.179.236