Art Davis

Başta John Coltrane olmak üzere birçok jazz deviyle birlikte
çalan kontrbasçı ve aynı zamanda klinik psikolog Art Davis geçtiğimiz Ağustos
ayında 73 yaşında yaşama veda etti. Davis, hem jazz gruplarında, hem senfoni
orkestralarında, hem de Broadway show’larında çalışmıştı.
Davis’in en verimli dönemi hiç kuşkusuz
"Ascension", "The Africa/Brass Sessions" ve "Ole
Coltrane" albümlerinde yer aldığı John Coltrane ile oldu. İki müzisyen ilk
defa 50’li yılların sonunda bir gece Harlem’deki bir jazz kulübünde
karşılaştılar. O sırada Davis, davulcu Max Roach ile birlikte çalmaktaydı.
Coltrane yorumunu beğendiği Davis’i ertesi sabah meşakkatli olmasıyla ünlü
provalarından birine davet etti..
Birkaç yıl sonra Coltrane kendi dörtlüsünü kuracağı zaman
kontrbas için ilk teklifini Davis’e yaptı. Turnelerde cefa çekmekten bıkmış
olan Davis ise teklifi reddetti ama arasıra Coltrane ile yine de sahne aldı.
Art Davis’e göre kontrbas bir jazz grubunun belkemiğiydi;
içerdiği ritmik dürtüler ve önerdiği armonik bilgilerle gruba ilham
vermeliydi. Davis kariyeri boyunca Thelonious Monk, Duke Ellington, Rahsaan
Roland Kirk, Louis Armstrong, Judy Garland, John Denver, “Peter, Paul and Mary”
ve Bob Dylan gibi farklı müzik türlerinden birçok sanatçıya eşlik etti.
Özellikle ırkçılık konusunda sözünü hiç esirgemeyen ve bu
yüzden müzik endüstrisi tarafından kara listeye alınan Davis’i piyanist Ahmad
Jamal, “unutulmuş bir dahi “ olarak nitelemişti.
1933 yılından Pennsylvania Eyaleti’nin Harrisburg şehrinde
doğan Davis 5 yaşında piyano dersi almaya başladı. Okul bandosunda ise tuba
çaldı.
1951 yılında müziği meslek olarak seçti ve enstrüman olarak
daha çok iş olanağı sağlayacağına inandığı kontrbası seçti. 17 yaşında
Philadelphia Senfoni orkestrasının baş kontrbasçısından ders almaya başladı.
Ama seçici kurul ona o kadar sert ve talepkar davrandı ki şef Edwin MacArthur
komitenin tarafsızlığından kuşku duymaya başladı. Kurul kararını açıklarken
“Ama, o bir zenci...” diye başladığı açıklamasını bitiremeden MacArthur
patladı: ”Eğer onu istemiyorsanız beni de istemiyorsunuz demektir.” Bu sözden
sonra kurul Davis’i kabul ettiğini açıkladı.
Liseyi bitirdikten sonra Davis, burslu olarak Manhattan Scool
of Music ve Juilliard’da klasik müzik eğitimi almaya başladı. Geceleri ise New
York kulüplerinde jazz çalmaktaydı. “Herşey çok iyi gidiyordu ve klasik müzik
ve jazz’ı sorunsuz bir şekilde birlikte yürütebilen ilk müzisyenlerdendim.”
demişti o günler için. Ama birlikte yürütebilmek o kadar kolay değildi. Deri
renginin yetenekten çok daha önemli olduğu birçok olay yaşadı. 1970 yılında New
York Filarmoni Orkestrasını ırkçılık yaptığı için dava etti ve davayı kaybetti.
Birçok siyahi meslektaşı gibi o da hem işinden hem de sektördeki
bağlantılarından oldu.
Eleştirmen Nat Hentoff, Art Davis için “Çok kişilik sahibi
biriydi. Müzik endüstrisindeki insanların bilgisizliği ve önyargıları
karşısında hiç bir zaman taviz vermedi.” demişti.
Endüstrideki kapıların çoğunun kapaması karşısında Art Davis
tekrar okula döndü ve 1981 yılında New York Üniversitesinden klinik psikoloji
diploması ile mezun oldu. Artık gündüz hastalarına bakıyor geceleri ise
müzisyenliğini sürdürüyordu.
Double Bassist dergisindeki röportajında “Büyük güçlere karşı
mücadele ettim ve hayatımın 10 yılını kaybettim. Ama tüm bunlar olmasaydı
Dr.Art Davis de olmayacaktı.” diyerek geldiği noktadan duyduğu memnuniyeti
ifade etmişti.
Açtığı davalar sonucu, orkestralara müzisyen seçimlerinin,
seçici kurulun müzisyeni görmeden dinlediği “blind audition” denen yöntemle
yapılması yaygınlaştı.
Davis, kendi geliştirdiği özel bir kontrbas çalma metodunu
içeren "The Arthur Davis System for Double Bass" adlı bir kitap da
yayınladı.