Bill Barber

Tubayı marching band’lerin bas ses sağlayıcılığından Miles
Davis’in karmaşık melodi ve ritmlerine taşıyan Bill Barber geçtiğimiz 18
Haziran 2007 tarihinde 87 yaşında aramızdan ayrıldı.
Jazz’ın erken dönem enstrümanı olan tuba, kontrbasın yaygınlaşmasıyla
1930’lu yılların başında müzelik olmuştu. Ama 2. Dünya Savaşı sonrası dönemde
Gil Evans’ın başını çektiği, modern arayışlar içinde olan bir grup aranjör
tubanın ses rengine projelerinde yer vermeye başladılar. Özellikle jazz
combo’larında ritm kadar melodiyi de güçlendireceğini savundular.
The New Grove Dictionary of Jazz’a göre Bill Barber, Gil
Evans ve Miles Davis’in deneysel jazz çalışmalarına katılarak “jazz’ın modern
stillerinde solo yapan” ilk tuba sanatçısıdır. Tuba sanatçılarının uluslararası
derneğinin yayın organındaki (www.iteaonline.org) bir yazıda, Barber’ın modern
Amerikan jazz’ı ve diğer müzik disiplinlerinde tuba’nın yüksek ifade gücü ile
icra edilmesi konusunda bir efsane olduğu belirtilmişti.
John William Barber 21 Mayıs 1920 tarihinde New York
eyaletinin Hornell şehrinde doğdu. Müzik kariyeri ilkokul bandosuna tubist
aranmasıyla başladı. Barber 1993 yılındaki bir röportajında “Bando şefimiz tuba
çalarsan çabuk büyürsün ve kuvvetli bir insan olursun demişti bana ama bu dedikleri
henüz gerçekleşmedi.” demişti.
Michigan’daki ünlü Interlocehen müzik kampına
(www.interlochen.org/camp) katıldıktan hemen sonra Barber, New York’taki
Juilliard müzik okuluna kabul edildi. Fakat, 1942 yılında orduya yazıldığı için
okulu bitiremedi. Savaş sırasında General Patton’un 7. Ordusu ile Avrupa’da
bulunan Barber o günlerle ilgili “Tubam ile kimseyi öldürmedim” derdi.
Savaş bitiminde Kansas City Filarmoni Orkestrasında çalmaya
başladı. Aynı zamanda Claude Thornhill’in sıradışı big band’inde yer
almaktaydı. Thornhill’in topluluğu 2 korno ve 1 tuba kullanarak romantik bir
tınıya da sahip olabilen geleneksel bir swing orkestrasıydı. Ticari olarak
büyük bir başarı elde edemese de müzisyenler ve eleştirmenler tarafından
prestijli bir topluluk olarak nitelenmekteydi.
Topluluğun aranjörü Gil Evans sonraki yıllarda Miles Davis
ile birlikte Thornhill tınısını daha az enstrüman kullanarak elde etmeye
çalıştı. Bu çalışmaların meyvesi ise Miles Davis Dokuzlusunun 1949 yılındaki
çığır açan albümü “Birth Of The Cool” olmuştu.
Bu dokuzlunun üyesi olan Bill Barber bu albüm dışında Miles
Davis’in "Blue Miles," "Miles Ahead," "Porgy and
Bess" ve "Sketches of Spain" albümlerinde de yer aldı. Leonard
Feather ve Dick Hyman’ın 1957 yılında yayınlanan "The Hi-Fi Suite"
albümünde yer alan “Woofer” parçasındaki solosuyla yıldızlaşan Barber bu
dönemde Pete Rugolo, Gigi Gryce, John Coltrane ve Gerry Mulligan’ın
albümlerinde de çaldı. Barber bu katıksız jazz icralarının yanı sıra,
Broadway’de sahne alan “The King and I” müzikalinin pit orkestrasında da 3 yıl
boyunca çaldı.
1960’ların başında Long Island’da bir lisenin müzik öğretmeni
oldu. Artık jazz ve senfoni orkestralarındaki performanslarının sayısını
oldukça azaltmıştı. 1992 yılında Gerry Mulligan’ın Carnegie Hall’da verdiği
tarihi “Rebirth of the Cool” konserinde yer aldı. Konserin başarısı üzerine
topluluk bir dünya turnesine çıktı ve Istanbul’a da uğradı.
Bill Barber, yaşamı boyunca müzikten değişik şekillerde para
kazanmaya çalıştı. Bu konuyla ilgili bir İngiliz dergisine şöyle demişti:
“Hayatım boyunca her tür işi yaptım, Alman ve İtalyan lokantalarında masa masa
dolaşarak tuba çaldım. Bu tip işleri çoğu müzisyen hayatlarının belli
dönemlerinde yapar, birbirleriyle karşılaştıklarında da ‘Beni burada gördüğünü
kimseye söylemezsen ben de seni burada gördüğümü kimseye söylemem” durumu
yaşanır.