27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Max Roach



Modern jazz’ın yaratıcılarından ve çağımızın çığır açan davulcularından biri olan Maxwell L. Roach, 16 Ağustos sabahı bir kaç yıldır yattığı hasta yatağında aramızdan ayrıldı. Charlie Parker ve Dizzy Gillespie gibi önemli müzisyenler ile bebop stilinin yaratılmasında büyük rol oynayan Max Roach, genç yaşında tüm jazz davulcularının örnek aldığı büyük bir üstat olmuş ve idol haline gelmiştir.

Master tezimin de konusu olan bu önemli figürün; jazz dünyası için ne anlama geldiğini ve hayat hikayesini size sunmak benim için çok gurur verici ama bir o kadar da buruk olacak. Max Roach artık aramızda olmasa da, geride bıraktığı yüzlerce albümün onu hep canlı tutacağından ve daha binlerce müzisyene yol göstereceğinden hiç şüphem yok...

 

Modern davulculuğun babası

Davulculuk adına Kenny Clarke’ın başlattığı yeni fikirleri tam olarak uygulayabilen ve 1940’lı yıllarda bebop stilinin yaratılmasında büyük emeği geçen Roach’un stilistik buluşları, davulculuğun grup içindeki rolünü belirleyen ve modern davulculuğun önünü açan gelişmelere vesile olmuştur. Max Roach, aynı Miles Davis ve John Coltrane gibi her on yılda bir yeni bir fikirle dinleyicinin karşısına çıkan, hep ileriye bakan, çok yaratıcı bir müzisyendi. Davulculuğunun yanında, kompozitör, eğitmen, ve 60’lı yılların önemli bir politik figürü olan Roach’un hayat hikayesi, 10 Ocak 1924’te North Carolina’da dünyaya gözlerini açması ile başlar.

Dört yaşında ailesiyle Brooklyn’e taşındıktan sonra hayata zor şartlar altında başlayan Roach’un en büyük dayanağı, müzikle iç içe büyümüş olmasıdır. Gospel söyleyen bir anne ve piyanist bir teyze ile aynı evde büyüyen Roach’un çok geçmeden piyano çalmaya başlaması çok doğal bir gelişme, fakat sekiz yaşındayken taşındıkları bir evde bırakılmış ve içerisinde Jelly Roll Morton ve Fats Waller besteleri olan otomatik piyano, hayatının jazz ile içiçe devam etmesinde büyük rol oynamıştır. Parmaklarını otomatik olarak aşağı inip çıkan bu piyanonun tuşlarına koyarak öğrendiği jazz ve blues parçaları, geliştirdiği piyano becerisi ve müzisyen olma isteği, Roach’un çok geçmeden kilisede davul dersleri almasıyla devam etmiştir. Babasının ilkokul mezuniyet hediyesi olarak ona ilk davulunu alması ise, küçük yaşta müzisyen olma kararı almasında çok büyük etken olmuştur. Max Roach ve çocukluk arkadaşı piyanist Bud Powell, yaşları tutmadığı için New York’taki jazz kulüplerinin kapı aralarından ve bazen gizlice içeriye sızarak, 1930’lu yılların en iyi jazz’cılarını izlemiş ve bu konserlerden çok şey öğrenmişler. Jo Jones ve Sid Catlett gibi o dönemin önemli davulcularıyla bu sayede tanışan ve jazz’a olan merakını giderek arttıran Max Roach’un küçük yaştaki bu hevesi, bulunduğu ortam ve piyanonun Charlie Parker’ı olarak adlandırılan Bud Powell’ın çocukluk arkadaşı olması, doğru zamanda doğru yerde olduğunun bir göstergesidir. New York gibi bir yerde bu işin içine girmesi, hızla tanınmasını ve önünün açılmasını sağlamıştır. 

1942 yılında liseden mezun olduktan sonra aktif olarak müzisyenlik hayatına atılan Roach, Manhattan’da 52. caddede Charlie Parker, Dizzy Gillespie, Thelonious Monk gibi müzisyenlerle tanışmış ve çok geçmeden bebop olarak adlandırılacak bu yeni müziğin yaratıcılarından biri haline gelmiştir. Charlie Parker’ın en önemli kayıtlarında hep karşımıza çıkan Max Roach, özellikle 1945 Savoy kayıtlarındaki performansı ve çaldığı sololar ile ne kadar müzikal ve zamanının ötesinde bir davulcu olduğunu sergilemektedir. 1940’larda stilistik olarak geliştirdiği konseptler ile davulcunun fonksiyonunu değiştiren Roach, swing dönemindeki gibi sadece arka planda zaman tutan davulculuk anlayışını tamamen değiştirerek, davulcunun müziğe olan katkısını arttıran ve bir solist haline gelmesine yardımcı olan yeniliklere imza atmıştır.

 Bu yeniliklere uyum ancak enstrümana tam hakimiyet ile, yani el ve ayak koordinasyonunun en üst seviyelerde olması ile mümkündü. Max Roach davul tekniği açısından kendini çok geliştirmişti ve buluşlarında bu teknik hakimiyetin müzikalitesi ile birleşmesinin çok büyük etkisi olmuştur. Bas davuldan çok, zilleri ön plana çıkaran bu yenilikler ve davula melodik yaklaşım, halen modern jazz davulculuğunun en önemli elementleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Bebop’tan Hard bop’a

Bebop davulculuğunu dünyaya tanıtan Max Roach, çok geçmeden New York’ta en çok aranan davulcu haline geldi. 1949’da Miles Davis’in ‘Birth Of The Cool’ albümü gibi dönemin birçok önemli albüm kaydında çalan Roach, 1952’de Charles Mingus ile ‘Debut Records’u kurdu. Charlie Parker, Dizzy Gillespie, Bud Powell ve Mingus ile çaldığı, kritikler tarafından gelmiş geçmiş en iyi jazz konseri olarak adlandırılan ‘Jazz At Massey Hall’ konseri, Debut Records’dan çıkan en önemli albümlerden biri olmuştur. Aynı yıllarda Manhattan School Of Music’te kompozisyon okumaya da vakit bulan Max Roach’un, Clifford Brown ile 1954’te kurduğu beşlisi başka bir yeniliğe imza atarak hard bop stilinin ilk örneklerini sergilemiştir. Harold Land, Richie Powell ve George Morrow’un da bulunduğu bu önemli grup, bir yıl sonra Sonny Rollins’in, Harold Land’in yerini almasıyla iki sene boyunca hiç durmadan turneler düzenlemiş, onlarca albüm kaydetmiş ve Amerika’da çok büyük bir başarı elde etmiştir. Brown ve Powell’ın 1956’da geçirdikleri bir trafik kazasında hayata veda etmeleri ise Max Roach’u bir süre depresyona ve alkole sürüklemiştir. Buna rağmen Roach, Kenny Dorham, George Coleman, Stanley Turrentine gibi isimleri grubuna alarak müzikal yolculuğuna kaldığı yerden devam etmiştir. Bu yıllarda hard bop repertuarını 3/4’lük ve 5/4’lük gibi alışılmamış zamanlarda çalarak yeniliklerine devam eden Max Roach’un 1957’de çıkardığı ‘Jazz in 3/4 Time’ albümü, kendisinin o yıllardaki davulculuğunu ve müzikal düşüncelerini çok iyi yansıtmaktadır.


We Insist! - Freedom Now

Max Roach’un kariyerindeki önemli dönüm noktalarından biri ise 1960 yılında bestelediği ‘We Insist! - Freedom Now’ süiti olmuştur. Sözlerini Oscar Brown Jr.‘ın yazdığı bu çalışmanın vokallerini ise 1962’de Max Roach ile evlenen Abbey Lincoln seslendirmiştir. Bu süitin en önemli yanı politik olarak Amerika ve Afrika’da siyahlara yapılan eşitsizliğe karşı ağır mesajlar içermesidir. Kısa zamanda zencilerin politik bir figürü haline gelen Roach, bunu başaran ilk jazz müzisyeni olmuştur. Müziğini politik mesajlar vererek yapmaya devam ederken, davulun solo olarak da dinlenebileceğini kanıtlayan önemli denemelerde bulunmuştur. 1966’da kaydettiği ‘Drums Unlimited’ albümündeki belli formlar içinde sadece davulla çalınmış olan besteleri, Max Roach’un davulu melodik bir enstrüman gibi kullanabildiğinin en iyi örneği olmuştur. 

1970’li yıllarda eğitmenliğe ağırlık veren Roach, University of Massachusetts’te tam zamanlı olarak görevine başlamış ve Mac-Arthur vakfından üstün yetenek ödeneği alan ilk jazz müzisyeni olmuştur. Performanslarına da devam eden Roach, sadece perküsyon ve davullardan kurulu M’Boom grubuyla turnelere başlamıştır. Bu noktadan sonra daha çok deneysel çalışmaları ile göze çarpmış ve 80’lerin başında solo ve düo konser serilerine ağırlık vermiştir. Cecil Taylor, Anthony Braxton, Archie Shepp ve Abdullah Ibrahim gibi müzisyenlerle düo olarak sergilediği ve avant-garde kategorisine giren bu konserlerin çoğu canlı olarak kaydedilmiş ve çeşitli plak şirketleri tarafından basılmıştır. Siyahlara yapılan eşitsizliğe tepkisini hep sürdüren Roach, Martin Luther King’in ‘I have a dream’ söylevinin ses kaydı ile konserler vermiş ve 1983’te bir hip-hop konserinde rapçi Fab Five Freddy ve NY Break-Dancers grubu ile çalarak genç siyah müzisyenlerin destekçisi olmuştur. 80 ve 90’li yıllarda kurduğu çeşitli gruplarla konserlerine ve eğitmenliğe eskisi kadar çok olmasa da devam eden Roach, 2000 yılından sonra rahatsızlanarak aktif müzisyenlik hayatına son vermek zorunda kalmıştır.  

Güle güle Max...

16 Ağustos sabahı hayata gözlerini yuman Roach, geride beş çocuk bıraktı. 24 Ağustos’ta Manhattan Riverside Kilisesi’nde iki-binin üzerinde kişinin katıldığı cenazeye; Bill Cosby, Maya Angelou, Amiri Baraka ve Phil Schapp gibi isimlerin konuşmaları ve Bill Clinton’ın gönderdiği başsağlığı mesajının yanında, Jimmy Heath, Cassandra Wilson, Randy Weston, Cecil Bridgewater, Reggie Workman, Billy Harper, Gary Bartz ve Billy Taylor gibi müzisyenlerin seslendirdiği parçalar damgasını vurdu.

Her ne kadar acı olsa da, Max sonunda Bird, Monk, Dizzy, Miles, Brownie ve Bud’ın yanına kavuştu. Bugünlerde yukarılarda bir yerlerde çok iyi müzik yapıldığı kesin...

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


70986 - unknown - 38.107.179.240