27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Uluslararası İstanbul Jazz Festivali 35 yaşında...

Bir jazz maratonu;

 

Herşey 8 Temmuz 1984’de, piyanist Chick Corea’nın gelmesiyle başladı: Müthiş flütçü Steve Kujala ile İstanbul Festivali çerçevesinde Atatürk Kültür Merkezi’nde sahneye çıktığında yer yerinden oynamıştı. Biz bu arada Chick Corea sarhoşluğunu yaşarken bir başka sürprizle de karşılaşmıştık. Eşi, ünlü şarkıcı ve piyanist Gayle Moran da yanındaydı ama konuk olarak. Corea, kuliste ısrarımızla, bizleri kırmayarak Moran’ın bis olarak sahneye çıkmasına izin verince bu kez salondaki dinleyiciler kulaklarına, gözlerine inanamamışlardı. Festival yöneticileri bu ilgiyi görünce her yıl bir-iki ünlü jazz sanatçısına, topluluğuna yer vermeye başladı. Ben o sıralarda İzmir’den gelip izliyordum konserleri. Jazz konserleriyle birlikte yepyeni bir çevre oluşuyordu hepimiz için: özellikle Açıkhava Tiyatrosu’nda kulise girme savaşı verdiğimiz kader arkadaşları, kulis sohbetleri, konser sonrası mucize ortamı sürdürme çabaları ve benim radyo kariyerime anlam katan, zenginleştiren sanatçı söyleşilerinin önemini şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Hele 1988’de Miles Davis’in son efsane topluluğuyla Açıkhava sahnesinde gezinerek çalması bir düş gibiydi. Yalnız bu kadar değidi elbette; Dizzy Gillespie’den Ornette Coleman’a, Modern Jazz Quartet’den Stan Getz’e birçok jazz ustasını yakından dinleyebiliyorduk festival sayesinde. Hele 1993’deki jazz programına baktığımızda jazz/pop/folk olmak üzere 14 konserle festival  içinde bir mini festival oluştuğunu görüyorduk. İKSV yönetim kurulu ilk kez  bu yavru festivali ayırıp kendi ayakları üzerinde duran ve jazz’ın alt katmanlarını da içeren uluslararası boyuttaki 1.İstanbul Jazz Festivali’ni müjdelediği zaman bizim maraton da resmen başlamış oluyordu. Festivalin yöneticisi ise doğal olarak Görgün Taner’di.

11-19 Temmuz arası tek mekanda, Açıkhava tiyatrosunda gerçekleşen  birinci festivalin programını burada yazmak çok yer kaplayacağı için biriki isimle de boyutunu görebiliriz: Yine ilk kez belli temalar adı altındaki konserlerden Bobby McFerrin, Toots Thielemans ve  Eliane Elias, Ivan Lins’li Brezilya Gecesi, Michel Petrucciani, Betty Carter, Stanley Clarke, John Abercrombie, Dave Holland, Jack DeJohnette, Joe Henderson, George Mraz, Al Di Meola, Jean Luc Ponty’nin performanslarını unutmam olanaksız.

İnanılmaz zenginlikte bir programla bizi şaşırtan 1995 yılındaki ikinci jazz festivali, Açıkhava tiyatrosunun yanısıra Atatürk Kültür Merkezi ve Aya İrini Müzesi’ne de uzanarak konserleri niteliğine göre değerlendirmeye başlıyordu: Latinden klasik jazz’a, fusion’dan etnik jazz’a ustaların çoğunu iki hafta içinde deli gibi dinleyip tüketmiştik bile. İstanbul Jazz Festivali’ne dek Avrupa’daki jazz festivalleri hep ilgimi çekmiş, birikisini izlemiş ve programlarımda yıllarca dünyaca ünlü festival kayıtlarını sunmuştum. Ne güzel! Artık bütün bu yıldızları göz teması  burada dinleme, onlarla söyleşi yapma ve konser dışında dostluk kurma gibi bir lükse kavuşmuştum. Ayrıca her yıl, giderek bilinçlenen, olgunlaşan bir jazz dinleyici kitlesi de dikkatimi çekiyordu. Özellikle genç jazz severlere ulaşabilmek çok önemliydi. Yeni kuşak çok şanslıydı. Çünkü bizim daha önce yıllarca yalnızca plaklarından, kayıtlarından ulaşabildiğimiz birinci sınıf müzisyenleri her yıl dinleme şansına erişmişlerdi. İşte ikinci festivalden bir kesit: Irakere, Tito Puente, John McLaughlin Free Spirits, Wynton Marsalis Lincoln Center Orchestra, Oregon, Randy Crawford, Geri Allen- Ron Carter- Lenny White Trio, Joshua Redman, Jan Garbarek, Aziza Mustaphazade ve önemli Türk jazz’cılar (Aydın Esen, Kerem Görsev, İstanbul Jazz Dörtlüsü gibi)... İstanbul Jazz Festivali ilk kez 1997 yılında açılış konseriyle eleştiri almıştı anımsadığıma göre, Legends adı altında biraraya gelen Marcus Miller, Eric Clapton, Steve Gadd, Joe Sample ve David Sanborn’a aitti açılış. Naif ve ticari soul jazz yapısıyla Legends, koyu jazz severlerce açılışa layık görülmemişti. Oysa en çok satan konserdi ve festival yine zengin bir programa sahipti. Elvin Jones Dörtlüsü, Jacky Terrasson Üçlüsü, Dino Saluzzi, Night Ark, Diana Krall, Güher & Süher Pekinel –Jacques Loussier Üçlüsü, Kronos Quartet, Joshua Redman, Nicholas Payton, Roy Hargrove, Michel Camilo ve dahası...

1998’de beşincisiyle birlikte tanıtım filmleri ve afişleriyle de dikkati  çekiyordu jazz festivali... Ayrıca jazz’ın alt türleriyle Türk jazz sanatçıları da ağırlık kazanmaya başlıyordu. CRR Konser Salonu, Roxy, Cafe Gramofon gibi mekanlar, Esma Sultan Yalısı’nın da katılmasıyla zenginleşmişti. Açılışın Esma Sultan’da yapılması, mekan’ın güzelliği, ulaşılabilirliği nedeniyle gelenekleşecekti. Yine üstüste çakışan müthiş konserler... İnanılmaz bir tempo içinde birinden çıkıp diğerine koşturuyorduk. Birinin tadı geçmeden diğerinin tatlı şokunu yaşıyorduk. Ama çaresiz kaçırdıklarımız oluyordu. Ne de olsa tek boyutlu bir zamanda yaşıyorduk ve hiçbirimiz biyonik değildik. Festivalin içeriği, sunuluşu, mekanlar yalnızca bizleri değil, gelen konuk müzisyenleri de çok etkiliyor, bizleri bu nedenle çok şanslı buluyorlardı. Beşinci festivalde ilk kez Björk’ün Açıkhava’daki konseri bir olaydı (her ne kadar jazz olmasa da). Koyu jazz sevenler  için de Terence Blanchard, Chick Corea,  Origin, Kenny Garrett, John McLaughlin, McCoy Tyner, Dave Holland, Kenny Werner büyük olaydı.

1999’daki festival programı, gerek içeriği gerek mekanlarıyla yine zengindi. Açıkhava tiyatrosu 7-17 temmuz arası, bir gün dışında her gece doluydu: Brezilya Dans Gecesi ile başlayıp sırasıyla Latin ve Küba Müziği Gecesi, Woody Herman Orkestrası, Patti  Smith, Suzanne Vega, Marc Ribot- Michel Camillo, Stefon  Harris, Joshua Redman, Branford Marsalis (en güçlü gece), Ben  Harper, Kenny Garrett, Courtney Pine ve Khaled ile noktalanıyordu. Doğal olarak diğer  mekanlardaki harika konserlerle de çakışıyordu. Örneğin, AKM’deki Brad Mehldau Trio, Bob James Trio, Tuna Ötenel Trio, Emin Fındıkoğlu -Detant, Charles Lloyd, Scofield –Holland –Lovano –Foster Dörtlüsü, Ayşe Tütüncü, Maffy Falay ile, Roxy, Babylon ve Dulcinea’da ise modern jazz’ın ve günün yeni eğilimlerini yansıtan topluluklara geç de olsa yetişmek gerekiyordu.

2000 yılındaki 7.Festival, beş mekanı, 30’dan çok konserleriyle geçmişle geleceği birleştiren çizgisini korumayı sürdürüyordu. Bu yılın bombaları, Buena Vista Social Club, Lou Reed, Bryan Ferry, Mingus Big Band, Ute Lemper, Christian McBride Band, Patricia Barber’dı. Yine ilk kez, Türkiye’den genç kuşağın da kendisini gösterdiği bir festivaldi bu.

2001, 8.Uluslararası İstanbul Jazz Festivali, renkli program yelpazesini mekanlara göre oluştururken, 1990’ların sonunda, belki de biraz çekinerek ilgi gösterdiği yeni biçemlere bu kez kararlı bir biçimde yaklaşıyordu. Hedef kesinlikle genç kitleydi çünkü.

Nick Cave, PJ Harvey, Beady Belle, Sting, Bugge Wesseltoft, Pink Martini, Rainer Trüby, Peter Kruder gençleri mutlu ederken (ya da benim gibi yeniyi merak edenler), Omara Portuondo, müthiş “Celebrating Sarah Vaughan” projesiyle Dianne Reeves, Brad Mehldau Trio, Esbjörn Svenson Trio, Kenny Barron –Regina Carter da jazz tutkunlarına sesleniyordu.

Bana göre 2002, festivalin silkinip rutini kırdığı bir yıldı. Açıkhava, Lütfü Kırdar Konser Salonu, Esma Sultan, Babylon, Roxy’ye ek olarak Venue Maslak, Kız Kulesi gibi yeni ve ilginç mekanlar, ilk kez jazz vapuru ile Boğaz turu (Montreux Festivali’ndeki Leman gölü turu gibi), sokak konserleri ve atölye çalışmaları, metropolü tam bir şenliğe dönüştürüyordu. Açıkhavadaki “anma” geceleri, ünlü ikililer, usta şarkıcılar ve düzeyli kulüp konserleriyle dikkati çekiyordu bu festival. “Charlie Parker’ı anma gecesi”, Miles Davis ve John Coltrane’i anma gecesi”, Jan  Garbarek, jazz-fusion gecesi, Marianne  Faithfull, Charlie Haden – Pat Metheny, Chick Corea – Gonzalo Rubalcaba, Chano Dominguez Altılısı, Jane Monheit, Claudia Acuna, Mari Boine, Esbjörn Svenson Trio, festivalin çok ilgi gören konserleriydi.

2003 ve 2004 festivallerinde bazı sanatçıları, yeni projeleriyle bir kez daha izleme olanağını bulmuştuk. Paco De Lucia- Burhan Öçal, Joan Baez, Bobby McFerrin, Charlie Haden’s Liberation Music Orchestra, John Scofield, ilk kez katılanlardan Kurt Rosenwinkel, Cibelle, The Bad Plus, Stacey Kent iz bırakanlardı. 2004’ün getirdiği yenilik ise “Genç Jazz” projesiydi. Genç müzisyenleri teşvik amacını güden bu proje bekleneni verdi. Önce çekingen kalan gençler, görülen ilgi ve festival yöneticilerinin istikrarlı davranışıyla kendilerini  günümüze kadar kanıtlama olanağını buldular.

2005 yılında Görgün Taner, meşalesini, kendisi gibi çıraklıktan yetişen yardımcısı Pelin Opçin (Çorumluoğlu)’e verdi ki bu vakfın bir geleneği gibiydi. Çünkü, 35 yıl boyunca İKSV, ustaların elinde yetişen gençlere bir okul görevini görmüştü. Yeni genç yöneticisi ile jazz festivali, jazz’dan modern popa, yabancı ve Türk yeni projelere, “Genç Jazz”a da inancını yitirmeden kapılarını açtı. Tori Amos, Elvis Costello, Jamie Cullum, Dianne Reeves, Lhasa gibi şarkıcılar hayranlarını heyecanlandırırken, Türk sanatçılarla ünlü yabancı jazz’cıların koalisyonları başarılı oldu: Dizzy Gillespie All –Star Big Band’in konuğu Muvaffak Falay, Önder Focan – Ercüment Vural Project’in konuğu davulcu Steve Smith, Neşet Ruacan Beşlisi’nin virtüoz solisti ise trompetçi Claudio Roditi’ydi.

2006’da ise festival ilk parlak günlerine dönüş yaptı. Tüm renkleri kapsayan zengin programıyla hem jazz tutkunlarının hem de müzikte yeni kavramların peşinde koşanların yüzünü güldürdü. Bu arada “Genç Jazz”a ilginin artması, çok sevindiriciydi.

Açıkhava tiyatrosunda Ahmad Jamal Trio, Gilberto Gil, Orchestra National De Jazz, Sangam, Trio Beyond, Diana Krall, Paul Weller, Tuna Ötenel Trio çekerken, Aya İrini’de Chick Corea’nın “Mozart” projesiyle Arild Andersen Trio, Sepetçiler Kasrı ve İstanbul Jazz Center’da sahneyi yıkan Chris Botti, yine JC’s’in müthiş festival programı (Robert Glasper, Raul Midon, değeri anlaşılamayan Moutin Reunion Quartet), 2006’nın yıldızlarıydı.

2007’de daha az ve öz bir programla karşı karşıya kaldık. Michael Bolton, Robert Plant, Bryan Ferry, Robin Gibb, Norah Jones gibi sansasyonel rock ve pop sesleri ön planda dikkati çekerken, jazz alanında asıl yıldızların Wynton Marsalis, Terence Blanchard, Randy Crawford- Joe Sample, Mike Manieri & Steps Ahead, Mike Stern olduğu da bir gerçekti. Ayrıca, ilk kez Fransız Kültür Merkezi’nin bahçesinde oluşan “European Jazz Club” da Türk ve yabancı sanatçıların ortak projeleri festivalin en olumlu yanıydı. Örneğin; Sibel Köse Band & Michiel Borstlab, South Mexico & Mehmet İkiz, Önder Focan “The Bosphorus Project” & Stephane Spira, Selçuk Sun & Bodil Nilska Quartet.

Yine bu yıl ilk kez Arkeoloji Müzesi bahçesinde Okay Temiz’in, İsveç’ten Bobo Stenson, Lennart Aberg, Güney Hinditan’dan Karnataka College of Percussion gibi eski dostlarıyla biraraya gelip yeniden dünyalarını birleştirmeleri, anlamlıydı. Büyük projelerden biri de Aya İrini’de gerçekleşti: “Symphojazz: Evergreens of  the 20th Centrury”.

2007’de ayrıca “Genç Jazz” ve Türk toplulukları da bu renk paletini zenginleştirdi. Jazz’ı sokaklara ve denize yayma hedefi de yine yerini buldu. Önemli bir nokta da Wynton Marsalis, Jazz at the Lincoln Center ve Joe Sample’ın söyleşisi ve ustalık sınıfıydı.

İnanılmaz bir hızla geçen müzik dolu 14 yıl. Konserlerde, oradan oraya koştururken kazanılan dostluklar; ben buna “Jazz Kardeşliği” diyorum, dünya çapında müzisyenleri yalnızca göz teması dinlemekle kalmayıp onları “birey” olarak yakından tanıma olanağı, ülkemizdeki eski ustaları yeniden, gençleri ise yeni keşfetme zevki, en önemlisi, jazz’ın doğası gereği İstanbul’a ne denli yakıştığının farkındalığı. Bunca yılın özü bu...

Kendi adıma İKSV’nin 35., İstanbul Jazz Festivali’nin 14. yılını yürekten kutluyor, tüm emek verenleri sevgiyle kucaklıyorum. Çünkü, benim ve sevdiklerimin yaşamına renk kattınız.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


70988 - unknown - 38.107.179.237