27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

ALAMUT BAHÇELERİ

Neymiş? Nereden çıkmış?Neden böyle bir isim? Neden Polonyalı bir grupta bu kadar güzel Farsça bir ad? Bunlar gibi soruları ilk albümleri çıktığından beri, neredeyse her gün cevaplamak zorundalar. İlk başta Alamut Dağı’ndaki bahçelerin hikayesini sabırla anlatıyorlardı. Dağlı ihtiyarın haşhaş içirdiği erkekleri alıp o muhteşem bahçeye götürdüğünü, bahçedeki güzel körpe kızlarını, büyük eğlence gösterilerini anlatıyorlardı. Genç adamların bahçeyi asla terk etmek istemediklerini... Sonra karar verdiler ki hikaye anlatmayacaklar. Neden? Müziği duyanlar bilirler. Onlar sormuyorlar artık.  Alamut Polonya’da iki sene önce kurulan bir grup. İki Polonyalı arkeolog ve bir Türk, yani bir gitar, bir bendir ve bir ney olarak başladılar. Oturup, ışıkları kapatıp çalıyorduk. Her şeyin başında dostluk vardı, arkasından neyin sihri geldi. Ney grubumuzun ruhudur - her zamanki heyecanla açıklıyor Karol, grubun kurucusu, gitaristi ve tam anlamda spiritus movens’i. Sonra klarinet ve kontrabas bu ruhun içine farklı duyguları kattı, müziği ve insani dengelerin kurulmasında yardımcı oldu. Vokalist Azja (Leh dilinde Asya demek) gruba katılınca, tüm dengeler birden oynadı, sarsıldı ve gerçekten harika bir sonuç vererek tekrar yerine oturdu. Bunu aralarındaki hakiki yakınlığa mı yoksa rastlantısal bir uyuma mı borçlular bilmiyorlar, ama hem bu dostluk hem uyum, her konserde ve neredeyse her parçalarında açığa vuruyor. Ön planda hep etnik ritimlerin olduğu bu müzikte hem modern rock hem de jazz izlerini farketmemek mümkün değil. Etnik esintileri – mütevazı Güney Avrupa melodilerden başlayıp hızlı, rakseden Doğu ritimlerde bitirerek - herşeyden önce Azja’nın sesinde hissediliyor. Ama Alamut’un son albümünde Batı seslerini de, arka planda kalsalar bile, rahatlıkla duyabilirsiniz. Bu müzikte Bill Laswell, David Byrne, John Zorne ya da Don Cherry’den esintilerini mutlaka bulacaksınız. Konserlerde daha keşfetmediğimiz, yepyeni bölgelere ulaşmaya çalışıyoruz. İşte o zaman en heyecanlı anı yakalayabilirsek, en hünerli yapıtlar kurulabiliyor. Ancak Alamut’un müziğinde karışık emprovizasyonları veya gürültüye kaptırılmış heyecanları bekliyorsanız, sizi hayal kırıklığına uğratacaklar. Burada sizi bekleyen derin ve iyice planlanmış, birbiriyle uyumlu notalar var. Müzisyenler nereye varmak istediklerini çok iyi biliyorlar. Onun için parçalar duygularla yüklü, sabırlı dereler gibi yolunu hiç şaşırmadan akıp gidiyor. Müzikal hikayelerini anlatmak için Türk, Mali, Latin Amerika, Moğol, Polonya ve Hint kültüründen esinlenerek çeşitli denemelerde bulunuyorlar. İlk albümlerinde en fazla Türk izi vardır. “Dağlar” ve “Sinan’s Dream” adlı parçalar Polonyalı dinleyiciler tarafından her seferinde çok sıcak karşılanıyor. Ney ve bendir sesleri buralarda yabancı ve o kadar da ilgi gören enstrümanlar. Hepimiz müzikle büyüdük. Onu dinliyor ve sürekli yeni şeyleri arıyoruz. Yaptıklarımız ise doğuştan biriktirdiğimiz tecrübelerden oluşuyor. Garbarek, Jarret, Towner, Nusrat Fateh Ali Khan, Yunghen Lhamo, Hector Zazou, Ali Farka Toure, Tinnariwen, Rokia Traore, Kudsi Erguner, Laswell, Bach, Brian Eno - onları dinleyip sürekli yeni yolları arıyorlar. Esas amaç – müzikteki gerçek – kültür, çeşit, zaman sınırlarının dışında yatıyor olmalı. Meditasyon ve transa girme ona ulaşmakta yardımcı olacağına inanıyorlar. Ama müzik onlar için her şeyden önce bir sohbet, bir buluşmadır. Jazz kulüplerinde veya açık hava festivallerindeki konserlerinde değişik dinleyicilere rastlıyorum. Onları bile sınıflandırmak güç – hem çok gençler hem orta yaşlılar var. Hippiler, jazz dinleyicileri, öğrenciler...
Belli bir duyarlılık seviyesinde her şey çok kolay anlaşılıyor. Bir tek dinlemeyi ve gözleri kapatmayı bilmek gerekiyor. Konserleri bir çeşit müzik gösterisi, bazen performans gibi geçiyor – müzik, ışık, bazen görüntü, arka fonda siyah beyaz bir fılm... Dinleyicilerden hiçbir beklentileri yok, konsantrasyonun ve sessizliğin dışında... Ama bir çeşit katharsis yaşatmak istediklerini inkar ediyorlar. Verebildiğimiz tek şey, bir buçuk saatlik unutma zamanı. Telefonunu, gününü unutacağın, felekten çalacağın bir zaman...

Grubun resmi web sitesi Grubun ilk albümü Lale plaktan temin edilebilinir.

www.alamut.alpha.pl

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


70990 - unknown - 38.107.179.239