|
ALAMUT
BAHÇELERİ

Neymiş? Nereden çıkmış?Neden böyle bir isim? Neden Polonyalı
bir grupta bu kadar güzel Farsça bir ad? Bunlar gibi soruları ilk albümleri
çıktığından beri, neredeyse her gün cevaplamak zorundalar. İlk başta Alamut
Dağı’ndaki bahçelerin hikayesini sabırla anlatıyorlardı. Dağlı ihtiyarın haşhaş
içirdiği erkekleri alıp o muhteşem bahçeye götürdüğünü, bahçedeki güzel körpe
kızlarını, büyük eğlence gösterilerini anlatıyorlardı. Genç adamların bahçeyi
asla terk etmek istemediklerini... Sonra karar verdiler ki hikaye
anlatmayacaklar. Neden? Müziği duyanlar bilirler. Onlar sormuyorlar artık.
Alamut Polonya’da iki sene önce kurulan bir grup. İki Polonyalı arkeolog ve bir
Türk, yani bir gitar, bir bendir ve bir ney olarak başladılar. Oturup, ışıkları
kapatıp çalıyorduk. Her şeyin başında dostluk vardı, arkasından neyin sihri
geldi. Ney grubumuzun ruhudur - her zamanki heyecanla açıklıyor Karol, grubun
kurucusu, gitaristi ve tam anlamda spiritus movens’i. Sonra klarinet ve
kontrabas bu ruhun içine farklı duyguları kattı, müziği ve insani dengelerin
kurulmasında yardımcı oldu. Vokalist Azja (Leh dilinde Asya demek) gruba
katılınca, tüm dengeler birden oynadı, sarsıldı ve gerçekten harika bir sonuç
vererek tekrar yerine oturdu. Bunu aralarındaki hakiki yakınlığa mı yoksa
rastlantısal bir uyuma mı borçlular bilmiyorlar, ama hem bu dostluk hem uyum,
her konserde ve neredeyse her parçalarında açığa vuruyor. Ön planda hep etnik
ritimlerin olduğu bu müzikte hem modern rock hem de jazz izlerini farketmemek
mümkün değil. Etnik esintileri – mütevazı Güney Avrupa melodilerden başlayıp
hızlı, rakseden Doğu ritimlerde bitirerek - herşeyden önce Azja’nın sesinde
hissediliyor. Ama Alamut’un son albümünde Batı seslerini de, arka planda
kalsalar bile, rahatlıkla duyabilirsiniz. Bu müzikte Bill Laswell, David Byrne,
John Zorne ya da Don Cherry’den esintilerini mutlaka bulacaksınız. Konserlerde
daha keşfetmediğimiz, yepyeni bölgelere ulaşmaya çalışıyoruz. İşte o zaman en
heyecanlı anı yakalayabilirsek, en hünerli yapıtlar kurulabiliyor. Ancak
Alamut’un müziğinde karışık emprovizasyonları veya gürültüye kaptırılmış
heyecanları bekliyorsanız, sizi hayal kırıklığına uğratacaklar. Burada sizi
bekleyen derin ve iyice planlanmış, birbiriyle uyumlu notalar var. Müzisyenler
nereye varmak istediklerini çok iyi biliyorlar. Onun için parçalar duygularla
yüklü, sabırlı dereler gibi yolunu hiç şaşırmadan akıp gidiyor. Müzikal
hikayelerini anlatmak için Türk, Mali, Latin Amerika, Moğol, Polonya ve Hint
kültüründen esinlenerek çeşitli denemelerde bulunuyorlar. İlk albümlerinde en
fazla Türk izi vardır. “Dağlar” ve “Sinan’s Dream” adlı parçalar Polonyalı
dinleyiciler tarafından her seferinde çok sıcak karşılanıyor. Ney ve bendir
sesleri buralarda yabancı ve o kadar da ilgi gören enstrümanlar. Hepimiz
müzikle büyüdük. Onu dinliyor ve sürekli yeni şeyleri arıyoruz. Yaptıklarımız
ise doğuştan biriktirdiğimiz tecrübelerden oluşuyor. Garbarek, Jarret, Towner,
Nusrat Fateh Ali Khan, Yunghen Lhamo, Hector Zazou, Ali Farka Toure,
Tinnariwen, Rokia Traore, Kudsi Erguner, Laswell, Bach, Brian Eno - onları
dinleyip sürekli yeni yolları arıyorlar. Esas amaç – müzikteki gerçek – kültür,
çeşit, zaman sınırlarının dışında yatıyor olmalı. Meditasyon ve transa girme
ona ulaşmakta yardımcı olacağına inanıyorlar. Ama müzik onlar için her şeyden
önce bir sohbet, bir buluşmadır. Jazz kulüplerinde veya açık hava
festivallerindeki konserlerinde değişik dinleyicilere rastlıyorum. Onları bile
sınıflandırmak güç – hem çok gençler hem orta yaşlılar var. Hippiler, jazz dinleyicileri,
öğrenciler...
Belli bir duyarlılık seviyesinde her şey çok kolay anlaşılıyor. Bir tek
dinlemeyi ve gözleri kapatmayı bilmek gerekiyor. Konserleri bir çeşit müzik
gösterisi, bazen performans gibi geçiyor – müzik, ışık, bazen görüntü, arka
fonda siyah beyaz bir fılm... Dinleyicilerden hiçbir beklentileri yok,
konsantrasyonun ve sessizliğin dışında... Ama bir çeşit katharsis yaşatmak
istediklerini inkar ediyorlar. Verebildiğimiz tek şey, bir buçuk saatlik unutma
zamanı. Telefonunu, gününü unutacağın, felekten çalacağın bir zaman...
Grubun resmi web sitesi Grubun ilk albümü Lale plaktan temin
edilebilinir.
www.alamut.alpha.pl
|
|