27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Jazz Şehirleri: Berlin

20. Yüzyılın belki de en önemli tarihsel sahnelerine tanıklık etmiş olan Berlin’in jazz tarihi de kendi tarihi gibi iniş çıkışlarla dolu. Özellikle yasaklar ve kısıtlamalar altında büyümeye çalışan jazz, yeraltında ya da illegal radyolarda kendine yer bulmaya çalıştı. Avrupa’nın diğer bir çok şehrinde olduğu gibi kısıtlamalar biraz kulakların paslanmasına neden olsa da notaların yazılmasına plakların az da olsa çalınmasına engel olamadı. Almanya’da Nazi Rejimi’nin yıkılmasından sonra da iki farklı Berlin için iki farklı jazz kültürü hüküm sürmek zorunda kaldı: Batı ve Doğu Berlin Jazz kültürleri.

Berlin’e Geç Gelen Jazz: Savaşı Kaybettik Ama Yine de Eğlenebiliriz...
Avrupa’ın en önemli şehirlerinden biri olan Berlin’e Jazz, Almanya’nın I. Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında yaşadığı ciddi ekonomik problemler nedeniyle Londra ve Paris’e göre biraz daha geç geldi. Savaş’ın hemen bitimiyle beraber 1919 yılında milyonlarca insanın hayatını kaybetme trajedisini üzerinden atmak isteyen Alman toplumu Weimar Hükümeti’nin yasaklarına rağmen jazz müziğini tatmaya karar verdi. Ancak jazz’ın kendisi Almanya’ya henüz gelmeden dedikodusu yayılmıştı bile. 1918 yılında bir Alman kafesinden ünlü müzik adamları Londra’da dinledikleri jazz’ı ‘gürültü’ olarak tanımlamayı tercih ettiler. İlk canlı jazz müziğini dinledikten sonra da fikirlerinin değiştiğmediği de açıkça ortadaydı. Aynı kafelerden birinde jazz’ı tanımlamaya çalışanlar ‘inek çıngırağı’ kelimelerini kullandılar. 1919 ile 1923 yılları arasında Berlin insanı jazz’a ısınma süreci olarak fazla yayılamadı. Ancak 1924-1928 yılları arasında jazz dans edilme imkanı olan “Swing Jazz” Almanya’nın en popüler müziklerinden biri haline geldi. Paul Whiteman’in Berlin’de verdiği ‘Symphonic Jazz’ adlı konserler jazz’ın sadece bir müzik tarzı değil bir yaşam tarzı olarak benimsenmesini sağladı. Evlerinden odun yerine kağıt paralarını yakan Alman insanları bu dönemde jazz üretmese de, dinlemekten vazgeçmediler.

Düşmanımın Müziği Jazz
1933 yılı Almanya tarihinin dönüm noktasıdır, çünkü Nasyonal Sosyalist (Nazi) Partisi yani diğer bir değişle Hitler ülkenin başına geçmiştir. Bu tarihten sonra jazz hem bir propaganda aracı olarak kullanılmış hem de Nazi ideolojisinin bir parçası olan ırkçı tanımlamanın içinde kendini bulmuştur. Öncelikle bir Amerikan icadı olan jazz ?düşman müziği? olarak tanımlanmış ve dinlenmesi kesinlikle yasak müzikler kategorisine alınmıştı. Ardından Nazi Propaganda bakanı Joseph Goebbels jazz’ı ‘ikinci sınıf insan sanatı’ olarak tanımlamıştı. Goebbels bir konuşmasında jazz müziği hakkında özgürlükçü bir yapıya sahip olduğu için Alman ırkını bozacağını ve asimile edeceğini iddia etmiştir. Ari ırkı dışında tüm ırkları ve ideolojileri insanlık dışı olarak tanımlayan Nazi ideolojisi tarafından jazz hem Amerikan hem de özgürlükçü olması ile birlikte çifte kötü damgası yemişti. 1935 yılında Naziler Jazz müziğinin radyolarda çalnmasını engelleyici bir yasa çıkardılar. Ancak jazz’ın tanımı yasada çok açık olmadığınından bunun uygulanması da oldukça zorlandı ve jazz Berlin sokaklarından ve özellikle Berlin radyosunda çalınmaya devam etti. Jazz aşkı Berlin’de Swing ile bir kez tanındıktan sonra gençlerin bu sevgisini örtbas etmek oldukça zor olmaya başlamıştı. Savaşın hüzünlü havasını yok etmek için Naziler jazz’a göz yummaya başladılar. 1939’a kadar Benny Goodman gibi Yahudi jazz müzisyenlerinin bile parçaları radyolarda çalınıyordu. Ayrıca Swing müziği 1930’larda yapılmış Alman filmlerinde bile en çok tercih edilen müzik olarak yerini korudu. Yasakların uygulanmadığının en son noktası ise 1936 Berlin Olimpiyatlarında ortaya çıktı. Olimpiyata çağırılan yabancı müzisyenler arasında jazz çalan birkaç grup bile bulunuyordu ve üstelik jazz müziğini Nazi bayraklarının altında resmi olarak çaldılar. Bu arada jazz müziğini engelleme yasası geliştirilse de hala belirsizliğini korudu, bu nedenle bir müziğin jazz olup olmadığı, müzisyenlerinin ari ırkına ait olup olmadıklarına göre karar veriliyordu. Jazz müziğinin kendisine dokunulamasa da ari ırkına ait olmayan ama jazz çalmaya devam eden kişiler sürekli tutuklanıp işkence görüyorlardı. Diğer bir yandan Almanya’nın işgal ettiği bölgelerde müziği engellemek daha da zor hale geliyordu. Brüksel Radyosu’nda bir Yahudi besteci olan Sigmund Romberg’in şarkısı olan ‘Softly As a Morning Sunrise’ en çok çalınan parça oldu. Goebbels ayrıca jazz müziğinin yayılmasına çözüm bulamadığından Charlie Parker gibi ünlü Amerikan müzisyenlerinin jazz parçalarının müziklerini alarak üzerine Stalin, Chuchill, Roosvelt ve Yahudi karşıtı sözler yazılması için propaganda bütçesinden bir miktar ayırmış ve bunların piyasada yaygınlaşması için büyük çaba göstermişti. Özellikle 1941-1943 yılları arasında Nazilerin toprak kazanma başarılarının en yüksek noktaya ulaşmasıyla birlikte kültür ve müzik alanındaki kontrol daha da zayıfladı.

Swing Kids:
Bir Sosyal Jazz Ayaklanması
Swing Kids hareketi ise neredeyse jazz adına Berlin’deki en ilginç gelişme sayılabilir. Swing Kids 13 ile 18 yaşında Swing müziği tutkunu gençlerin oluşturduğu bir topluluktu. Swing Kids gençlerinin tek dertleri yasaklanan jazz müziğini geri istemeleriydi ancak bir süre sonra müzik ile başlayan yasakların genişleyip baskıcı bir rejime doğru gittiğini fakettiler. Bu nedenle hareket bir anda ideolojik bir pozisyon almaya başladı. Swing Kids bir anda kendini Hitler Gençlik Örgütü ile karşı karşıya buldu ve bu çocuk denecek yaştaki Swing severlere karşı baskısını arttırdı. Ayrıca Berlin’de bulunan bu gençler Hamburg’da bulunan ve başka bir Hitler karşıtı grup olan ‘White Rose’ (Beyaz Gül) ile işbirliği bile kurdular. 18 Ağustos 1941 yılında Swing Kids hareketi Nazi partisi tarafından tolere edilemeyecek hale gelmişti. O gece Berlin’deki Swing Kids merkezi Nazi Polisi tarafından basıldı ve üyeler hapise atıldı. Ayrıca itiraf etmeleri için kızların saçları bile kesildi. Grubun liderleri ise toplama kamplarına gönderildi ve bir daha haber alınamadı. 

Nazilerden Sonra...
Savaş sonrası Almanya yine eskisi gibi kendini toparlama çabası içerisine girmişti. Ancak jazz müziği yine hareketliliğini korumaya devam etti. 2005 yılında hayatını kaybeden Albert Mangelsdorff ise Almanya’nın savaş sonrası en önemli müzisyenlerinden biri olarak kabul edilebilir. 1948 yılında kemanı bırakıp trombon çalmaya karar veren sanatçı bir çok ünlü Alman jazz sanatçısını da yetişrdi. Heinz Sauer, Günter Kronberg, Günter Lenz ve Ralf Hübner ile 1961’de Newport Jazz Festivali’nde çaldıktan sonra bir anda Avrupa’nın en iyi jazz grubunun lideri olmaya aday hale gelmişti. Mangelsdorff hala Alman modern jazz’ının en önemli temsilcisi olarak sayılır.

Berlin’den ABD’ye Jazz Göçü
Berlin’in paylaşılmasının ardından Alman jazz’ı iki ayrı kültürün etkisi altından ikilemler içerisinde yaşamaya devam etmeye çalıştı. Doğu Almanya komünist rejimin etkisinde olduğundan jazz müziği bu bölümde yeniden Stalin tarafından bir Amerikan icadı olduğundan yasaklandı. Ancak diğer bir yandan Berlin’in batı bölgesinde modern jazz müziği çalınmaya devam etti. Ancak sürekli bombalanma tehditi altında bulunan şehrin hem doğu hem batı tarafındanki çoğu sanatçı şehri terketme kararı aldı. Karl Berger gibi birçok ünlü Alman jazz’cıları belirsizlik içerisinde müziklerini geliştirmek yerine Amerikan topraklarına göç etmeye karar verdiler. 1970 ve 80’lerde birçok müzik okulunda dersler vermeye başladılar. Bunun yanında Conny Bauer gibi inatçı jazz’cılar ise Almanya’da kalıp burada jazz müziğine katkıda bulundular. Berlin duvarınnın yıkılmasının ardından şu anda şehirde jazz geniş kitlelere hitap etmektedir. Haftanın her günü her tür jazz müziğini dinlemek şehirde şu anda mümkün.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


70995 - unknown - 38.107.179.238