Sıtkı Sırtanadolu
Yılın son Körleme’sini yılbaşının hemen öncesinde
gerçekleştirdik.

Mike Stern
Jigsaw | Atlantic 1989
Jigsaw (Stern)
Mike Stern (g), Bob Berg (ts), Jim Beard (keys), Jeff Andrews
(eb), Dennis Chambers (d)
Daha ilk notadan Mike Stern olduğu anlaşılıyor. Davulda yüzde
yüz eminim Dennis Chambers; saksofon ise Michael Brecker ya da Bob Berg
olabilir. Mike Stern’ün ilk yıllarından bir albüm, yani seksen sonu bir albüm
gibi. Basların synthle yazılmış olması ve saire bunlar da seksenler olduğuna
dair ipucu veriyor. Sağlam, güçlü bir melodi... solo bölümleri nispeten daha açık
bir, iki akor üzerine inşa edilmiş. Mike Stern’ün müziği ileri atıp agresifleşmesi
için düşünülmüş, unisonlar üzerine kurulmuş, poliritmlerin hakim olduğu bir
parça yapısı. Zamanında benim de dinlediğim, o dönemden geçen herkesin severek
dinlediği bir örnek. Bu tarz fusion biraz eskimiş gibi olsa da, Mike Stern ve
etrafındakiler bunu bir şekilde bugün de ifade edebilecek duruşa sahipler.
Doksanlarda ABD’de tanıştım kendisiyle, müthiş bir sahne enerjisi var, kişiliği
de çok pozitif. Her ne kadar çok beğendiğim bir müzisyen olsa da, cümleleme
(phrasing) yaklaşımı özellikle minör tondaki parçalarda kendini tekrar eder
duruma gelip biraz fazla kalıplaşabiliyor. Bu kişisel yorumum. Ama çok iyi bir
kompozitör ve müzik emekçisi.

Rez Abbasi
Bazaar | Zoho 2006
Thin Elephant (Abbasi)
Rez Abbasi (g, perc), Gary Versace (hammond), Danny Weiss (d,
tabla), Kiran Ahluwalia (vo)
Belli ki etnik kökenli bir gitaristin albümü, Hindistan ya da
Asya kökenli... Her ne kadar armoni Kuzey cazına referans gösterse de, bir
melodi etrafında dönmekten çok tonal moodlar yaratılarak şekillenen toplu bir
doğaçlama var. Bu tarzda Rez Abbasi diye bir gitarist tanıyorum, akustik gitar
tuşesinden de o olabileceğini düşünüyorum. Kadın vokalin tınısı gerçek bir
nefesliye çok yakın; hakikaten güzel bir doku olmuş. Hammond, perkusyon ve
akustik gitar üçlüsü de farklı bir doku çıkartmış. Özellikle Hammond
beklenmeyen bir unsur. Çalış anlamında gitarist son derece açık, armonik
anlamda kendini doğru ifade ediyor. Fakat perkusyoncu genel havaya verdiği
reaksiyonlarda zayıf kalmış bence. Bu bana biraz daha primitif bir Trilok
Gurtu, John McLaughlin, Kai Eckhardt versiyonu gibi geldi. (Rez Abbasi olduğunu
teyit ediyorum) Rez Abbasi’yi ilk albümünden beri dinliyorum. Hem akustik, hem
elektrik gitarı genç yaşlarda çalmaya başlayan, Peter Erskine, Michael Brecker
gibi isimlerden oluşan çok iyi kadrolarla çalmış bir müzisyen. Biraz hak ettiği
değeri görememiştir. Hint öğelerini gayet kıvamında sunan bir stili var.

Kurt Rosenwinkel
Deep Song | Verve 2005
The Next Step (Rosenwinkel)
Kurt Rosenwinkel (g), Joshua Redman (ts), Brad Mehldau (p),
Larry Grenadier (b), Ali Jackson (d)
Bir müzisyenin tonunun kendisini ifade anlamında ne kadar
önemli bir unsur olduğunu gösteren bir örnek. İlk cümleden Kurt Rosenwinkel
olduğu belli. Davulcu zannedersem Jeff Ballard. Basçı da tahminen Ben Street.
Larry Grenadier de olabilir, ama o biraz daha müziğin üstünde çalan bir basçı.
Saksofon Mark Turner olabilir. Son senelerde kişisel olarak yükseldiğim bir
müzisyen grubu... (Sıtkı’nın isteği üzerine müzisyenleri söylüyorum) Ana melodi
Mark Turner’a götürdü, ama şimdi soloyu da düşününce Joshua Redman oluşu
kafamda belirginleşti. Bugünün cazını bir sonraki noktaya taşıyabilecek sınıfta
müzisyenler. Joshua Redman her okulun öğrencisi bence, ama hiç bir kişiliğin
kopyası değil. Kurt Rosenwinkel tuşesinde kişiliği olan bir gitarist;
kompozitör olarak da genç aslanlar dediğimiz ligin en önemli temsilcilerinden.
John Abercrombie onun için bir keresinde “O, bu ülkenin gururu” demiş...
Rosenwinkel ile ilgili sevdiğim en önemli özellik, saksofon ve gitar için yazdığı
dizilerde son derece maceracı olması ve müziği istediği yere çekebilen esnekliği
göstermesi. Stilistik olarak da bence Wes Montgomery ile Allan Holdsworth’ün
kesiştiği bir noktada. İlerici, aynı zamanda bebop köklerine çok bağlı.

Steve Reich
Different Trains/ Electric Counterpoint | Elektra/Nonesuch
1989*
Electric Counterpoint (Reich)
Pat Metheny (g)
"Delay" adı verilen efekt pedalı ile, üst üste kaydedilmiş bir gitar
müziği. Armonik paletler yaratılmak istenmiş; yani melodik temalardan uzak, ses
renkleri yaratma çabası gibi geliyor bana bu. Palete konulacak renklerin ne
ifade ettiğinden daha çok, bu renklerin bir arada olma fikrinden yola çıkılarak
yapılmış bir sentez. Bu zemini ne kadar doldurabilirim düşüncesiyle... Müzikal
anlamda bana fazla bir şey ifade etmiyor. Bunu doğru kullanan müzisyenler var.
Geçen yıl İstanbul’da Wolfgang Muthspiel’ı seyrettim, o da son zamanlarda bu
tarz efektli ve solo yapıtları dönemsel olarak repertuarına almış. Fakat onunki
grup odaklı bir çalışma olduğu için nispeten müzikal bir ifadeye sahip idi. (İsteği
üzerine CD’yi uzatıyorum) Doğru, Pat Metheny’nin bu tarz çalışmaları var... Bu
albümü dinlemişliğim de var, ama Pat Metheny’nin bu tarz bir kayıt ortamına
gösterdiği yaklaşımını duyamadım. Son zamanlarda, yer yer akustik gitarla olmak
üzere bu tarz işler yapıyor. Ve onlar çok daha başarılı kanımca. Bu eski bir
deneme, biraz da bir şeylerin ilk adımları gibi.