“JAZZHOT” DURDU

Yeni gittiğim her ülkede yaptığım ilk işlerden biri oranın
dil(ler)inde “Jazz Dergisi” var mı yok mu, diye soruşturmaktır. Niçin mi
diyeceksiniz ? 8 Kasım 2007’de yitirdiğimiz değerli ve sevgili hocam,
Türkiye’nin en önemli bilim insanlarından sosyoloji profesörü Mübeccel B.
Kıray’ın (İzmir 1923- İstanbul 2007) bir deyişine - haddim olmayarak - kendimce
bir katkıda bulunmak isterim. Rahmetli Mübeccel hanım, “Bir toplumun
kalkınmışlığını ölçmeye sadece GSMH, Kişi Başına Milli Gelir veya otomobil,
radyo sayısı gibi kriterler yetişmez. Örneğin, o memleketin sokaklarındaki
uzmanlaşmış (küçük) dükkan sayısı bile başlı başına bir ölçüdür”, derdi.
“Herhangi bir toplumda ‘Jazz’ dergilerinin yayınlanıp yayınlanmadığı” da bizim
için - acizane ve naçizane ifadesiyle - BİR ‘gelişmişlik’ ölçütüdür. Hele hele
bu dergi(ler) yıllardır yaşıyor, toplumun kültürel ve sosyal yaşamına katkıda
bulunuyorlarsa... (Yeri gelmişken insani ve ulusal gururumuz “Jazz” dergimize
bir şapka çıkartalım ve bir kez daha nice nice onyıllar dileyelim.)
Fransa gibi dünyanın 6. zengin ekonomisinin, başta kültürel
hayat olmak üzere bir çok alanda dünyanın en ön saflarında gelen bir toplumun
çok sayıda süreli Jazz yayınına sahip olması bir noktada çok doğal gibi
gözükebilir. Ama Jazz’ın beşiği, hatta vatanı diyebileceğimiz ABD ve üniversite
– yüksek okul merkezli akademik bağlamlar dışında (Fransızca 3 aylık “Blues
Magazine” dergisini, onlarca müzik dergisinin özel Jazz sayfalarını ve internet
ağlarında izleyebileceğimiz çok sayıda ‘saf’ Jazz sitesini saymazsak) 7 süreli
jazz yayını olan 64 milyon nüfuslu bir ülkede bu kadar dergiyi yaşatacak bir
potansiyelin varlığı jazzseverlik, müzikseverlik ve hatta insanlık (!) adına
göreli bir övünç kaynağıdır. Almanya, İngiltere, İspanya, İtalya, Japonya,
Benelüks ve İskandinav ülkeleri ve benzeri ileri toplumlarda 1-2 (onlarında
karşılaştırmalı kalitesi tartışma götürür) Jazz dergisinden öteye has
periyodiğin eksikliği bu konudaki vurgulamamızın gücünü arttırır, diye
düşünüyoruz.
Bayilerde satılan aylık “Jazz Hot”, “Jazz Magazine” ve
“Jazzman”dan başka, yalnızca posta abonesiyle satılan, yılda 9 sayı basılan
“Bulletin du Hot-Club de France”, yılda 5 sayı basılan “Jazz Classique” ve 3
ayda bir bedava abonman yoluyla dağıtılan “Les Allumés du Jazz” ve yılda bir
çıkan, kitap gibi satıldığı gibi, abone yoluyla da edinilebilen “Jazz” dergisi
yalnızca üretken ve verimli bir pazarı göstermiyor. Jazz müziğine olan
‘kitlesel’ nitelenebilecek bir tutkuyu da kanıtlıyor.
İşte böyle bir ortamda, alanında dünyanın en eski (yaptığımız
yüzeysel bir çalışmaya göre) ve prestijli periyodiklerinden, aylık Jazz Hot
dergisinin 644 numaralı Kasım sayısının başyazısında yayınına ara verdiğini
açıklıyordu. Son yıllarda içeriğini genellikle geçmiş festivallerden tutulmuş
günlükler, izlenimler, ille de dünya yıldızı olmayan ama müzikal değeri ve/veya
deneyimi zengin, genç yaşlı gelecek vaat eden çeşitli jazzcılarla
gerçekleştirilmiş son derece ilginç röportajlar ve albüm tanıtımlarıyla
sınırlayan yayın organının belirli bir işletme, yayın politikası sıkıntısı
olduğunu duyuyorduk. Ama yayınını durduracak derece sorunlu veya arayış
içersinde olduğunu bilmiyorduk. Genel Yayın Yönetmeni Yves Sportis “Do you know
what it means ?” başlıklı başyazısına, “Sevgili dostlar, Jazz Hot hayatının
yeni bir aşamasını hazırlıyor ve bu da kalıcı kaliteli bir gelecek kurmak için
bir süre yayınımızı durdurmayı gerektiriyor. Olay yılların getirdiği
kırışıklıkların üstüne basit bir boya atmak değil. Amaç içeriği
zenginleştirmek, yeni dünyanın sunduğu medyatik, ekonomik ve teknolojik
olanakları değerlendirebilmek... Üstelik bu Jazz Hot’un hayatındaki ilk
parantez değil...”
Yves Sportis’in dediği gibi Jazz Hot’un yayın geçmişi
gerçekten hareketli ve olağandışıydı. Üstelik dergi ayda ortalama 10 bin
sattığı gibi ciddi bir mali problemi de yoktu. Amaç gerçekten ‘yeni, daha
yaratıcı ve özgün’ bir yayına mı sahip olmaktı?

Jazz Hot’un Özgeçmişi
1890 ile 1914 arasındaki, biraz da sonradan nostajjik
duygularla yüceltilen “Belle Epoque (Güzel Devir)” isimli dönemin en önde
gelen kadın ressamı Ukrayna kökenli Sonia Delaunay (1885-1979) ve yine dönemin
en önemli ressamlarından Robert Delaunay’nin (1885-1944) oğulları Charles
Delaunay (1911-1988) ile Hugues Panassié’nin (1912-1974) evlatları Jazz Hot 1932’de
müzik ananın döl yatağına düşer. Fakat dünya gözüyle görülebilmesi için 1935’i
beklemek gerekir. Hani şu yakın çağların en bereketli yıllarını, hani şu ‘Halk
Cepheleri’nin, insanlara insan olduklarını kanıtlayan kazanımlar için
hazırlanılan, tartışılan, vuruşulan, mücadele edilen; insana layik güzellikler
için üretilen, yaratılan; insana, insanlığa inanılan gerçekten ‘Görkemli’
yıllardan birinin baharında doğar Jazz Hot. Jazz tarihçisi, yazarı, eleştirmeni
(ki camiada ilk kabul edilir), yapımcısı Hugues ve Jazz yazarı, uzmanı,
işletmecisi Charles’dan oluşan tarihi jazz müziği ikilisi önce, 1932’de Jazz
kulübü “Hot Club de France”ı kurar. Sonra, 1934’te aralarında Django Reinhardt
ve Stephane Grapelli’nin de olduğu “Quintette du Hot Club de France”ın arkasında
yine Jazz’ın bu eşsiz ebeveynleri vardır. Sıradaki aşama kalıcı bir yayın
organıdır. 1929 Temmuzu ve 1930 Martı arasında tarihi bir ilk “La Revue de
Jazz” ve ardından çok kısa süreli “Jazz Tango Dancing” deneyimleri yaşanmıştır.
Charles & Hugues ikilisi kolları sıvayıp Fransızca ve İngilizce olarak
“Jazz Hot”u çıkartmağa başlarlar. 1935-1939 döneminin ansiklopedik bir dökümü
denebilen bu benzersiz yayın faaliyeti savaşla bir darbe alır, ağır aksak
tempoyla 1943’e kadar sürer. Bu tarihte iki ebeveyniyle birlikte Jazz’ın da
ruhuna pek aykırı gelmeyen bir tavırla ‘yeraltına girer’. Eh, ne de olsa
‘yıkıcı’ (!) bir faaliyettir. Başından beri Direniş Hareketi ile ilişkisi
olduğu söylenen Charles & Hugues ikilisi 1945’te Jazz Hot’u ikinci kez
doğururlar. İnişler, çıkışlar, bölünmeler, yeni doğumlar, tespit edebildiğimiz
kadarıyla 1991’de bir toparlanma, yenilenme arasından sonra dergi 644.
sayısında yeniden bir soluklanmaya karar verir.
Bugün başarılarının zirvesinde gözüken 1954 doğumlu Jazz
Magazine, 1995’te yayın dünyasına katılan Jazzman’in kurucusu, sürdürücüsü,
sorumlusu Alain Recinet, Alex Dutilh veya André Hodeir, Boris Vian, Franck
Bergerot, Frank Tenot, Jean Buzelin, Jef Gilson, Laurent Goddet, Lucien Malson,
Pierre de Chocqueuse ve benzeri isimlerin çoğu Jazz Hot ekolünde bulunmuş,
etkilenmiş; Jazz dünyasının dününü, bugününü yapan, yazan, çizen, inceleyen,
köstekleyen, destekleyen nice irili ufaklı isimler bir biçimde Jazz Hot’tan
geçmişti. Türkiye basınından bir benzetme gerekirse belki bir Cumhuriyet
gazetesi veya Gırgır dergisini zikredebiliriz. Derginin, bir zamanların en
önemli eğlence merkezi Pigalle meydanına bir dakika mesafedeki, Paris’in 9.
mahallesinin Chaptal sokağı 14 numarasındaki ünlü, efsanevi eski merkezi
amatör-profesyonel tüm Jazz çevreleri için gerçek bir ‘Jazz Yuvası’ olmuştu.
Jazz severler için Jazz Hot demek bugün yalnızca 73 yıldır yaşayan dünyanın en
eski Jazz dergisi, müzelik antika bir eser demek değildir. Jazz Hot daima özgün
biçimler arayan, eleştiren, soruşturan içerikler yaratmış; bağımsızlığını tüm
basın-yayın, medya gruplarından, yapım şirketlerinden titizlikle korumuş bir
idealist Jazz neferleri bölüğü olmuştur. Derginin sorumluları kesin bir tarih
vermiyorlar, ancak meslek erbabı derginin muhtemelen önümüzdeki ilkbaharda
(Nisan-Mayıs), yaz şenlikleri arefesinde okurlarıyla yeniden buluşacağına
inanıyor. Bizim de en büyük dileğimiz, teorik olarak Jazz Hot’un
başrakiplerinden olan Jazzman dergisi Yazı İşleri müdürü Alex Dutilh’in,
dergisinin Aralık sayısındaki başyazısında belirttiği gibi bir an önce aramıza
dönmesidir. “Kültürel yaşamda çoğulculuk yaratıcılığın koşuludur. Tartışma -
olanağı / ortamı - kendi başına dönüp durmanın, ‘kesinlik terliklerini’ giyip
oturmanın, olduğu yerde saymanın baş engelleyicisidir. Üstüne üstlük böylesi
bir çoğulculuk anlayışı daha başından, ille de ‘aklı selim’le (!) davrandığını
savunan ‘uzlaşmacı’ bir tavrı dışlar. Başkalarının, farklı kürsülerde değişik
görüşleri ifade edebilmeleri gerçek bir ‘eleştirel bakış’ın yaşamasını sağlar.
Bu çoğulculuk biz gazetecileri daha da ‘özgür’ kılar... Geçmişinde bir kaç kez
kesinti yaşamış olan derginin (Jazz Hot) verdiği bu mola umut ediyoruz ki
gerçekten geçicidir. Hiç bir art niyet gözetmeksizin, içtenlikle dilediğimiz,
tez elden durumunu düzeltip aramıza dönmesidir. Bir nesilden ötekine
müzisyenlerde (sanatta) zaten aynen böyle gelişir, yani saygı ve
kararlılıkla...” Şapka Alex, bizde sözlerinin altına imzamızı atarız. Haydi
Jazz Hot, geçmişi unutmadan yeniden doğuşunu sabırsızlıkla bekliyoruz...

Django Reinhardt
FESTİVALLERDEN:
Jazz en Scènes, Monte Carlo, Mavi Banliyöler, RTL ve 38e
Kükreyenleri.
Biz bu satırları yazarken Fransa’nın en ilginç
festivallerinden biri, “Jazz en Scènes / Jazz Sahnelerde” yaşanmakta. 54
topluluk, 200’ün üstünde sanatçı 13-16 Aralık tarihleri arasında, Fransa’nın
toplam 28 kentinde aynı zamanlarda konserler veriyorlar. Orijinallikleri,
festivalin “Jazz ve Doğaçlama Müzikler Sahneleri Federasyonu” tarafından
organize ediliyor olması ve tahmin edebileceğiniz gibi hemen hemen tümüyle
Doğaçlama Jazz türüne hasredilmiş olması. Meraklılarına daha fazla bilgi
ilişikteki adreste: http://fsj.la-fedurok.org/
Google’da yalnızca Monte Carlo yazıp da gazino ve
kumarhanelere dalarsanız elbette bu milyarderler kentinde enfes bir Jazz
Festivali de olabileceğini asla tahmin edemezsiniz. 28 Kasım – 2 Aralık
arasında henüz 2.si düzenlenen bu şenlikte hoş olan ne biliyor musunuz ? Sonny
Rollins, Nigel Kennedy, John Surman veya Randy Weston, hatta Anouar Brahem gibi
baba sanatçıları Paris’ten daha ucuza izleyebilmeniz. Doğaldır ki geceyi kentte
geçirmek zorunda kalmazsanız. İnanmıyorsanız Monte Carlo Jazz Festival’inin
internet adresinden doğrudan yoklayabilirsiniz:
http://www.montecarloresort.com/!2eme-Monte-Carlo-Jazz-Festival!.html
Paris ve çevresi yani Paris Büyükkenti’nin Maviş Jazz
boncuğu, 12 ayın bir sultanı “Les Banlieues Bleues (BB) / Mavi Banliyöler”
mevsimi yine geldi. Paris’te yakılan yıkılan banliyöler hikayesini hepiniz
biliyorsunuz. Bu banliyölerin çoğunluğu, ‘93’ bölgesi diye de tanınan
Seine-Saint Denis iline bağlıdır. İşte 93 ilinde bulunan 16 belediyenin
doğrudan katılımı ve Bölge İdare Kurulları ve yerel yönetimlerin mali katkılarıyla
bir çeyrek yüzyıldır düzenlenmekte olan BB, bu kez 14 Mart – 19 Nisan 2008
tarihleri arasında yaşanacak. En azından 50 Jazz grubunun vereceği konserlerle
birlikte, 20’nin üstünde Fransa ve/veya dünya Prömiyeri, siftahı yapılacak yolu
Jazz ile çakışan Soul, Funk, Hip Hop, salt Ses veya Enstrüman çıkışlı gösteri
bu olağanüstü buluşmanın eşsiz özgünlüğünü bir defa daha kanıtlayacak. Uzun
zamandır, haklı olarak Paris hatta Fransa’nın en büyük, en iyi Jazz Festivali
unvanını taşıyan BB’nün 2008 programı henüz tam kesinleşmemiş. 25. yıl
içinepeyce sürpriz bekleniyor. Daha geniş bilgiyi yılbaşından itibaren
festivalin resmi sitesinde bulabilirsiniz. http://www.banlieuesbleues.org
Lüksembourg kökenli dev radyo-televizyon tekellerinden RTL,
günah çıkarmak için mi, yoksa ‘Haydi Jazz çorbasında da tuzumuz bulunsun’ diye
mi bilmiyorum ama, 2005 yılından beri güzel bir gelenek başlattı. Radyo
dinleyicileri RTL Jazz Festival’inin Temmuz ayında düzenlenen bedava konserlerine
katılabildikleri gibi bu konserler daha sonra Kasım ayında radyoda yeniden
yayınlanıyor. Geçenlerde, sırasıyla 11 ve 23 Kasım’da festivalin bu seneki 3.
randevusundan Tassel & Naturel ve Liz McComb’un konserleri vardı.
Grenoble kentinin (Isére bölgesi) il numarası 38’dir. “38e
Rugissants / 38.nin Kükreyenleri” de geride bıraktıkları 18 senede ‘Öteki’ne
açılarak, farklılıklara karşı olanlara ‘Kükreyerek’ yaratıcılık ve kültürel
zenginliğini arttıracağını anlamış olanların başarılarını kanıtladıkları enfes
bir festivaldir. 1989’de başlayan bu serüven çok sayıda uluslararası projenin
ete kemiğe bürünmesini sağlamıştır. Çok yönlü 19. bu yılki buluşmanın alt
başlığının “Orient(s)” olması da rastlantı değil kuşkusuz. Bu kez Maşrek’ten
(Orta Doğu) hatta Hindistan ve İran’dan Magrip’e (Kuzey Afrika) yelken açan
festival, inanılması zor bir program sunmuş. Kronos Quartet’in 20 Kasım’da
Doğulu bestecilerin eserlerini yorumladıkları bir konserle açılan şenlik, udun
Lübnanlı ozanı Rabih Abou-Khalil dahil bir dizi ilginç yeni projeyi
gerçekleştirmiş. 29 Kasım gecesi izlenen Türk-Alman yapımı “Gazing Point”
tasarısının başını, Fransa’da yaşayan ünlü Türk sanatçı, neyzen Kudsi Erguner
çekiyormuş. Oryantal Groove’cular grubu, Mutamassik 1 Aralık akşamı şölenimsi
bir cümbüş içinde festivali noktalamış.
Daha fazla bilgi: http://www.38rugissants.com/flash.htm
adresinde.

Frank Tortill
MEKANLARDAN:
Sunset & Sunside, Pleyel/Jazz
Paris’in yüz aklarından ikiz kardeş jazz kulübü,
Sunset&Sunside (S&S)bu sezon 25. yaşlarını kutluyor. Paris 1.
mahallesindeki kendi mekanlarına sığamadıkları için kutlamalarını, kulübe
yürüme mesafesiyle 1 dakika uzaklıktaki tarihi Chatelet Tiyatrosu’nda yaptılar.
Geçtiğimiz 31 Ekim’de düzenlenen geceye Dee Dee Bridgewater manevi analık
yaparken, katılanlar arasında Belmondo kardeşler, Bojan Z, Didier Lockwood,
Giovanni Mirabassi, Jean-Jacques Milteau, Julien Lourau, Sixun gibi topluluklar
ve isimler vardı. Normal hayatlarında Lombard’lar sokağındaki altlı üstlü aynı
mekanı paylaşan ikizler, bir kaç senedir ortaklıklarına yaşadıkları küçük
sokaktaki diğer kardeş kulüpleri de kattılar. 100 metrelik sokaktaki 4 Jazz
mekanını her fırsatta yazıyoruz. “Paris Jazz Club” isimli bir dernekle
örgütleşen S&S, Le Baiser Salé ve bakım-tamirat için Şubat ayına kadar
kapanan Le Duc des Lombards tek biletle 4 kulübe ve konsere giriş gibi enfes
ortak eylemler koyuyorlar. Prensipte bir gece hariç haftanın her gecesi bir
veya iki konser izleyebileceğiniz S&S biraderlerde geçtiğimiz günlerde Erik
Truffaz, Bugge Wesseltoft gibi yakından tanıdığınız konuklar vardı. Noel’i Aldo
Romano, yılbaşını Flavio Boltro ve Rosario Guiliani ile kutlamanız pek mümkün.
24-26 Ocak gecesi 3 kez Elisabeth Kontomanou, 29 Ocak’tan itibaren de
aralarında Boulou ve Elios Ferré Biraderler, Costel Nitescu, Thomas Enhco ve
Marc Fosset’nin de olduğu yaman bir kitle 5 gün sürecek “Stéphane Grappelli’yi
Anma Akşamları” düzenliyorlar.
Paris’in mevcut en prestijli Klasik müzik konser salonu
Pleyel uzun süren bir restorasyon sürecinden sonra açıldı. Hem de devrimci (!)
yeniliklerle... Jazz ve dünya müziği de artık Pleyel’in gösteri yelpazesine
katılmış durumda. Daha önceden açılışını verdiğimiz Pleyel/ Jazz ‘da 5 Ocak’ta
“Stéphane Grappelli’ye Saygı” var. 7 Mart’ta Brad Mehldau Trio’nun ardından 26
Haziran’da sezonun son konseri gelecek: “Masada Night” kapsamında John Zorn’un
yönettiği Acoustic Masada eşliğinde Masada String Trio.
Ülke çapında, kıta veya dünya planında turneye çıkmayı
hepimiz biliriz. Ama aynı kent içinde turneye çıkanı siz hiç duymuş muydunuz ?
Açıkçası biz duymamıştık. Erik Truffaz 10-15 Aralık tarihlerinde her akşam
Paris’in ayrı bir mekanında konser veriyor. Sırasıyla L’Européen, Sunset, New
Morning, Point Ephemère ve La Maroquinerie.
Bir de sanal mekan önerisi sizlere. Monterey Jazz Festival
komitesi “Digital Music Education Project” çerçevesinde internet kanalıyla
eğitim veriyormuş. Biz bakmadık. Ama belki okurlar içinde meraklısı olur diye
aktaralım, istedik: www.montereyjazzfestival.org/jazzeducation/dme.htm

Sony Rollins
ÖDÜLLERDEN:
Altın Djangolar, European Jazz ve Charles Cros
22 Kasım’da 16.sı düzenlenen Altın Django ödülleri şöyle
dağıtıldı:
Yeni Yetenek - Sophie Alour (tenor saksofon); Yılın Müzisyeni
- Sylvain Luc (gitar); Sınır Tanımayan Müzikler – Biréli Lagrène (gitar);
Yaşayan Gösteri – ONJ (Ulusal Jazz Orkestrası) ve şefi Frank Tortiller
(vibrafoncu) ve “Sentimental _” isimli gösterileri; SACEM Vakfı Yaratıcılık –
Carine Bonnefoy ve “Intuition” isimli eseri ve Frank Hagège Özel Ödülü Marcel
Azzola (akordeon).
Bu yıl 1 Aralıkta 2.si Lüksembourg Beldiye Konservatuarı’nda
yapılan bir törende Avrupa Django ödülleri de gelenekleşme yoluna girdi. Michel
Portal’ın başkanlığını üstlendiği seromonide 4 ödülden en prestijlisi kabul
edilen ikisi “Jazz’ın Avrupalı Efsanesi” ve “Avrupa Altın Django” ödülü Fransız
piyanist Martial Solal’a verildi. “Avrupalı Yeni Yetenek” ödülü İtalyan
tromboncu Gianluca Petrella’ya giderken, ”Kendini Kanıtlamış Müzisyen” ödülünü
de Belçikalı gitarist Philip Catherine kazandı.
European Jazz Price’ı ise bu kez 35 yaşındaki piyanist
İtalyan Stefano Bollani kazandı. Sanatçı ödülünü 14 Aralık’ta Viyana’da ‘Porgy
& Bess Club’de düzenlenen bir törende aldı.
Bu yıl 60.sı düzenlenen Fransa’nın en eski ve yaygın müzik
ödülü Charles Cros Akademisi’nin ‘Jazz’ ödülüneyse “Focus Dance” adlı albümüyle
Stéphane Kerecki Trio layık görüldü.

Erik Truffaz
YAYINLARDAN:
Jazz’ın Kadınları, Jazz Hot ve diğerleri.
Yeni çıkan jazz kitaplarında zaman zaman ortak eğilimleri
yakalamak hoş oluyor. Hele hele jazz’da yüzyıllık açığını hızla kapamaya
başlayan ‘kadınlar’ söz konusuysa daha da bir keyif. Niye diye sormayın, yeri
değil sözlerimizde ama samimiyiz.
Efendim, bu sene piyasada jazz’ın kadınları ele alan,
inceleyen epeyce yeni kitap var. En ilginci “Les Femmes de Jazz / Jazz
Kadınları” başlığıyla Fransız Ulusal Bilimsel Araştırmalar Merkezi CNRS
yayınlarından basılan bir inceleme. Bu bilimsel araştırmanın yazarıysa Paris
Üniversitesi Artistik Yaratı uzmanı, sosyoloji profesörü Marie Buscatti.
Araştırma Fransız jazz müzisyenlerinin yüzde 95’inin erkek, ancak jazz
şarkıcılarının yüzde 70’nin kadın oluşunu tespit ettikten sonra durumun
analizini yapıyor.
Daha klasik çalışmalar da mevcut. Tanınmış Jazz yazar ve
eleştirmenlerinden Stéphane Koechlin’in “Jazz Ladies”si tüm ‘Diva’ları Bettie
Smith’ten Diana Krall’a hatta Norah Jones’a jazza gönül veren kadınları enfes
fotoğraflar eşliğinde yazmış. Hors Collection yayınevinden çıkmış.
Bir başka tanınmış jazz yazarı François Billard aynı konuyu
daha önce ele almış. Daha bilgi ağırlıklı “Les Chanteuses de Jazz / Kadın Jazz
Şarkıcılar” başlıklı eser 2001 yılında Lieu Commun yayıncılıktan basılmış.
Ömrünün önemli bir kısmını ve sonunu Fransa’da geçiren Nina
Simone (1933-2003) üzerine son yıllarda epeyce kitap çıktı. Bunlardan sonuncusu
uzman gazeteci David Brun-Lambert’in yazdığı “Une Vie : Nina Simone / Bir
Hayat”. Flammarion yayıncılıktan çıkan eser sanatçının inişli, çıkışlı ve
mücadelerle geçen hayatını en yansıtan biyografi çalışması kabul ediliyor.
Benzeri bir araştırma kitabı da Aretha Franklin üzerine
yazılmış. Amerikan Kültür Tarihi doktoru ve radyo-televizyon yapımcısı, B.B.
King ve Elvis Presley üzerine hazırladığı araştırma kitaplarıyla da tanınan
Sebastian Danchin’in “Aretha Franklin” başlıklı eser Buchet-Chastel’den
basılmış.
Mektubumuzun girişinde, yakında görüşmek umuduyla ‘Hoşçakal’
dediğimiz dünya jazz dergilerinin duayeni Jazz Hot, 643 ve 644 nolu son iki
sayısında her zaman olduğu gibi yakın geçmişte yaşanmış festivallerin, jazz
buluşmalarının sıcaklığını, birinci elden tanıklıklarını taşımış. Londra,
Viyana, Monterey (ABD), Dinant (Belçika), San Sebastien ve Getxo (İspanya),
Montreal (Kanada), Catane (Sicilya/İtalya) gibi Fransa dışı ve Antibes, Foix,
Marsiac, Marsilya, Monségur, Paris, Vannes gibi çok farklı festivallerden özgün
gözlemler, izlenimler jazz severlerin biraz olsun özlemlerini gidermeye
yarıyor.
Derginin son iki sayısında yer alan onlarca söyleşi ve zengin
portreden dikkatimizi çekenler arasında, dünyalı Jazz meraklılarının nispeten
iyi tanıdığı Delfeayo Marsalis, Donald Harrison, Junior Mance ve Terence
Blanchard dışında Cezayir kökenli saksofoncu Jean-Jacques Taib, Toulouse’lu
piyanist Antoine Mizrahi, Amerikalı Hammon B-3 orgcusu Joey Defrancesco ve
yorumcu Lisa Kirchner, Brezilyalı guitarist Irio De Paula, Brezilyalı İtalyan
Gianni Morelenbaum Gualberto, Rumen kemancı Costel Nitescu ve ötekiler yer
alıyordu. Birbirinden ilginç ve öğretici deneyimleri keşfettik.
Ötekiler, Jazz Magazine (JM) ve Jazzman (Jn) ise içerik ve
biçimlerini yenilediler. Elinize aldınız mı, içinizden elinizden bırakmak
gelmiyor. JM Ekim sayısında üç rahmetliye hoş birer tanıtım yapmış. Muhtemelen
zaman darlığından Joe Zawinul’a (11 Eylül’de yitirdik) en az yeri ayırmış. Çok
güzel fotoğrafın üstündeki kısa yazının başlığı Herbie Hancock’tan bir alıntı,
“Eşsiz bir güçtü...” 15 Ağustos’ta dünyamıza veda eden Max Roach’a 4 sayfa
veren, dergi kapaktan duyurduğu 8 sayfalık dosyada bas gitarın gelmiş geçmiş en
büyük ustası Jaco Pastorius’a enfes bir saygı sunuyor. 2 sayfalık bir söyleşide
de ‘son 30 yılın en büyüğü’ diye tanıttığı Marcus Miller ile Pastorius üzerine
söyleşiyor.
JM’in Kasım sayısının iki ilginç konusuysa 11 sayfalık “ECM
Destanı” ve “Keith Jarrett Üçlüsü”nü irdeleme yazısı. Ayrıca Carla Bley ve
Steve Swallow ile yapılmış bir söyleşi ve Paris’in jazz incilerinden Sunset
kulübünün 25. yılı münasebetiyle hoş bir makale var. Aralık sayısındaysa yılın
en beğenilen albümlerinden bir seçmenin yanı sıra büyük bir dizi “İlkleri”
birleştiren bir olayın 50. yılı kutlanıyor. Fransız sinemasının en seçkin
yönetmenlerinden, Yeni Dalga’nın öncü isimlerinden Louis Malle’ın ilk filmi,
“Ascenseur pour l’Echafaud / Ölüm İçin Asansör”, aynı zamanda Miles Davis’in
hayatında ilk kez bir film için özel beste yaptığı çalışma. 1958’de piyasaya
çıkan film bugünlerde 50 yaşına bastı. Dergi olaya 20 sayfa ayırmış. Çevir
çevir oku...
Jn’de Ekim’den itibaren kendini yeniledi. Her sayı adeta
dergilikten çıkmış, kitap olmuş. Son üç sayının kapak konuları Elisabeth
Kontomanou, Herbie Hancock ve “Paris’te Bir Amerikalının Hikayesi” sunuşuyla
Chet Baker. Derginin Ekim sayısında “Niçin Jazz’ı Seviyorum?” diye, 25 ünlü
kişiliğin cevaplarından hazırlanmış bir soruşturma dosyası okuyabilirsiniz.
Müzisyen, ressam, sinemacı, tiyatrocu, gazeteci, yazar, bilim insanları,
sporcu, fotoğrafçı, televizyon programı sunucularından oluşan katılımcıları
okudukça, kendi kendimize jazz’ı niçin bu kadar sevdiğimize dair yeni bağlar,
kökler hatta nedenler ortaya çıktı. Bravo... Elbette ayrıca Max Roach, Joe
Zawinul uzun makale ve anılarla anılmış. Kasım sayısında dünyadaki yaklaşık
40.000 (yanlış görmediniz, KIRKBİN) jazz sanatçısını ilgilendirdiği kadarıyla
“Myspace.com” sitesini anlatan, Anne-Laure Bucelle imzalı çok yararlı bulduğumuz
bir yazı dikkatimizi çekti. Dergide Aralık’ta 2007’nin ‘En İyi Albümleri’
seçkilerinin dışında, jazz dünyasında yükselen değer, “Big Band Mania”,
Fransa’yı kendine dünya mekanı edinmiş, ‘Çıplak Ayaklı Orgçu Rhoda Scott’ ile
yapılmış bir söyleşi ve 5 Aralık 1977’de yitirdiğimiz Rahsaan Roland Kirk
(JM’de de var) hakkında zengin 4 sayfa yer almış.

Delfeayo Marsalis
ALBÜMLERDEN:
Kontomanou, Laurent, Rousseau,
Elisabeth Kontomanou’nun başarısına niçin çok sevindiğimizi
önümüzdeki mektupta anlatmağa çalışacağız. Ancak şimdilik şu kadarını
söyleyelim, Afrikalı bir baba ve Yunanistanlı bir anneden doğan Fransız jazzcı
Kontomanou oldukça istisnai bir hayat güzergahına sahip bir yorumcu. Biri hariç
bütün besteleri kendine ait “Back To My Groove” (Nocturne) isimli albümü jazz
tarihinde iz bırakacak cinsinden. Hararetle salık verilir.
30 yaşında genç bir alto saksofoncu. Üçlüsüyle ilk albümünü
çıkartıyor. “Time Out Trio” (Dreyfus/Sony) Eleştirmenler, “Beklenmedik bir
sürpriz, havası Charlie Parker, Art Pepper, Ornette Coleman’ı hatırlatıyor”,
diyorlar.Ne onur, ne övgü ! 2-3 yıldır konserlerini izleyen herkes, “Bu kız ne
zaman bir albüm çıkartacak ?” diye sorgulayıp duruyordu. Oldu işte. Géraldine
Laurent ilk ürününü verdi. Darısı gerisinin başına...
Yves Rousseau’yu ilk kez sanırım 1990 veya 1991’de Senem
Diyici ve Alain Blesing ile çalarken izlemiştim. Kontrbasıyla ayakta aşk
yapanlardandı. Sonra bir kaç sene önce Fransız şansonuna ithaf edilmiş bir Jazz
gecesinde dinledim. Her melodi yeniden doğuyordu. Rousseau bu çalışmalarını
CD’ye çevirmiş. Fransız şarkı geleneğinin en tartışmasız zirvelerinden Léo
Ferré’ye (ve de polisiye baskılara !!!) atfen, “Poète, Vos Papiers ! / Şair
(Kimlik) Kartlarınız !” (Le Chant du Monde / Harmonia Mundi) adını verdiği
albümünün, söz konusu iki tarzda müziği seven herkesin dağarcığında bulunması
bir zorunluluk...
Yılın en iyilerinden Avrupa ve Fransa ağırlıklı, bir iki
sübjektif mi sübjektif öneri sizlere:
Andy Emler Megaoctet – “West in Peace” (Nocturne)
David Links - “Changing Faces” ((O+/Harmonia Mundi)
Dré Pallemaerts - “Pan Harmonie” (B-flat Recording)
Elisabeth Konomanou – “Back To My Groove” (Nocturne)
Enrico Rava – Stefano Bollani – “The Third Man” (ECM)
Hélène Labarrière – “Les Temps Changent” (Emouvance/Abeille
Musique)
Géraldine Laurent – “Time Out Trio” (Dreyfus/Sony)
Tigran Hamasyan – “World Passion” (Nocturne)
Yaron Herman – “A Time For Evrything” (Laborie/Naive)

Defrancesco Stephane Kerecki
ŞAPKALAR:
Rutherford, Valdes, Pro Helvetia ve SACEM
İngiliz tromboncu Paul Rutherford’un (1940-2007) vefatını bir
çok jazz sanatçısı gibi çok sonradan öğrendik. 6 Ağustos’da yitirdiğimiz
doğaçlama olduğu kadar klasik formasyonların aranan refakatçisi sanatçı, Derek
Bailey ve Barry Guy ile 1970’te “Trio Iskra 1903”ü kurmuşmuş. İlk solo albümü
“The Gentle Harm of the Bourgeoisie” 1974’te çıktığında yaratıcı ve enerjik
boyutlarıyla çok takdir toplamışmış.
Carlos ‘Patato’ Valdes 1926’da Havana’da (Küba) doğdu. 4
Aralık 2007’de 1954’ten beri yerleştiği Cleveland’de (ABD) öldü. Latin
Jazz’ının büyük isimlerinden, vurmalılar ustası Valdes 1956’da Roger Vadim’in
yönettiği “Ve Tanrı Kadını Yarattı” isimli, o ‘dehşet’ filmde Brigitte
Bardot’ya mambo yapmasınıu öğreten genç adamdı. Birlikte çalıştıkları arasında
Art Blakey, Celia Cruz, Dizzy Gillespie, Machito, Mongo Santamaria, Perez
Prado, Tito Puente isimlerini saymak herhalde kişilik hakkında yeterince bir
fikir verir.
Nadir bir kişilik Jazz albümleri yapımcısı, bir Fransız kadın
Marcelle Morganti (1925- 23 Eylül 2007); 1942’de Afro-Amerikan bir Big Band’e
ilk kez katılan, Ermeni kökenli beyaz bir trompetçi Leon Merian (1923- 15
Ağustos 2007); Güney Afrikalı gitarist Jan Carel ‘Johnny’ Fourie (1937- 19
Ağustos 2007); Japon baterist Masahiko Togashi (1940- 22 Ağustos 2007); İngiliz
alto saksofoncu Mike Osborne (1941- 21 Eylül 2007); Archie Shepp, Ben Webster,
Dexter Gordon, Dizzy Gillespie gibilerle çalışmış Hollandalı piyanist Cees
Slinger (1929- 29 Eylül 2007); John McLaughlin’e guruluk yapmış Mahavishnu adını
bulan Bengalli Hintli müzisyen ve filozof Chinmoy Kumar Ghose (1931- 11 Ekim
2007) anıları önünde de şapkamızı çıkartırız. Jazz’ın perde gerinde kalan bu
insanların toprakları bol, çalışmaları gelecek nesillere örnek olsun.
İsviçreli Pro Helvetia Vakfı her yıl Kültür teşvikleri
çerçevesinde 5 genç Jazz topluluğuna “Encouragement Prioritaire / Öncelikli
Teşvik” olanağı sağlıyor. İlgilenenler
http://www3.pro-helvetia.ch/swixx/fr/swixx2a_fr.html adresinden daha fazla
bilgi edinebilirler.
Bir şapka da SACEM kurumuna. Fransa’nın en köklü Telif
Hakları meslek kuruluşu SACEM’in 30 yıldır verdiği bir hamilik hizmeti vardır.
Bu çerçevede oluşturulmuş SACEM Vakfı her yıl genç yeteneklere 3 yıllık burslar
dağıtır. Geçtiğimiz 26 Kasım’da Vakfın Champs Elysées Tiyatrosu salonunda
düzenlediği gecede 3 genç besteci ve yorumcu konser verdi: Saksofonda Emile
Parisien, piyanist ve kemanda Thomas Enhco, trompette Ibrahim Maalouf.
Fransa’nın hızlı, çapkın, anglosakson çevrelerde ünlü,
animasyon çizgi-film kahramanı ‘Speedy Gonzales’e atfen, ‘Speedy’ namıyla maruf
pek liberal ve neo-muhafazakar yeni Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Kültür
Bakanı Christine Albanel’e yolladığı resmi bir mektupta şöyle yazmış: “Kültürel
demok