27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


Sonraki Sayfa >>

“JAZZHOT” DURDU

 

 

Yeni gittiğim her ülkede yaptığım ilk işlerden biri oranın dil(ler)inde “Jazz Dergisi” var mı yok mu, diye soruşturmaktır. Niçin mi diyeceksiniz ? 8 Kasım 2007’de yitirdiğimiz değerli ve sevgili hocam, Türkiye’nin en önemli bilim insanlarından sosyoloji profesörü Mübeccel B. Kıray’ın (İzmir 1923- İstanbul 2007) bir deyişine - haddim olmayarak - kendimce bir katkıda bulunmak isterim. Rahmetli Mübeccel hanım, “Bir toplumun kalkınmışlığını ölçmeye sadece GSMH, Kişi Başına Milli Gelir veya otomobil, radyo sayısı gibi kriterler yetişmez. Örneğin, o memleketin sokaklarındaki uzmanlaşmış (küçük) dükkan sayısı bile başlı başına bir ölçüdür”, derdi. “Herhangi bir toplumda ‘Jazz’ dergilerinin yayınlanıp yayınlanmadığı” da bizim için - acizane ve naçizane ifadesiyle - BİR ‘gelişmişlik’ ölçütüdür. Hele hele bu dergi(ler) yıllardır yaşıyor, toplumun kültürel ve sosyal yaşamına katkıda bulunuyorlarsa... (Yeri gelmişken insani ve ulusal gururumuz “Jazz” dergimize bir şapka çıkartalım ve bir kez daha nice nice onyıllar dileyelim.) 

Fransa gibi dünyanın 6. zengin ekonomisinin, başta kültürel hayat olmak üzere bir çok alanda dünyanın en ön saflarında gelen bir toplumun çok sayıda süreli Jazz yayınına sahip olması bir noktada çok doğal gibi gözükebilir. Ama Jazz’ın beşiği, hatta vatanı diyebileceğimiz ABD ve üniversite – yüksek okul merkezli akademik bağlamlar dışında (Fransızca 3 aylık “Blues Magazine” dergisini, onlarca müzik dergisinin özel Jazz sayfalarını ve internet ağlarında izleyebileceğimiz çok sayıda ‘saf’ Jazz sitesini saymazsak) 7 süreli jazz yayını olan 64 milyon nüfuslu bir ülkede bu kadar dergiyi yaşatacak bir potansiyelin varlığı jazzseverlik, müzikseverlik ve hatta insanlık (!) adına göreli bir övünç kaynağıdır. Almanya, İngiltere, İspanya, İtalya, Japonya, Benelüks ve İskandinav ülkeleri ve benzeri ileri toplumlarda 1-2 (onlarında karşılaştırmalı kalitesi tartışma götürür) Jazz dergisinden öteye has periyodiğin eksikliği bu konudaki vurgulamamızın gücünü arttırır, diye düşünüyoruz.

Bayilerde satılan aylık “Jazz Hot”, “Jazz Magazine” ve “Jazzman”dan başka, yalnızca posta abonesiyle satılan, yılda 9 sayı basılan “Bulletin du Hot-Club de France”, yılda 5 sayı basılan “Jazz Classique” ve 3 ayda bir bedava abonman yoluyla dağıtılan “Les Allumés du Jazz” ve yılda bir çıkan, kitap gibi satıldığı gibi, abone yoluyla da edinilebilen “Jazz” dergisi yalnızca üretken ve verimli bir pazarı göstermiyor. Jazz müziğine olan ‘kitlesel’ nitelenebilecek bir tutkuyu da kanıtlıyor.

İşte böyle bir ortamda, alanında dünyanın en eski (yaptığımız yüzeysel bir çalışmaya göre) ve prestijli periyodiklerinden, aylık Jazz Hot dergisinin 644 numaralı Kasım sayısının başyazısında yayınına ara verdiğini açıklıyordu. Son yıllarda içeriğini genellikle geçmiş festivallerden tutulmuş günlükler, izlenimler, ille de dünya yıldızı olmayan ama müzikal değeri ve/veya deneyimi zengin, genç yaşlı gelecek vaat eden çeşitli jazzcılarla gerçekleştirilmiş son derece ilginç röportajlar ve albüm tanıtımlarıyla sınırlayan yayın organının belirli bir işletme, yayın politikası sıkıntısı olduğunu duyuyorduk. Ama yayınını durduracak derece sorunlu veya arayış içersinde olduğunu bilmiyorduk. Genel Yayın Yönetmeni Yves Sportis “Do you know what it means ?” başlıklı başyazısına, “Sevgili dostlar, Jazz Hot hayatının yeni bir aşamasını hazırlıyor ve bu da kalıcı kaliteli bir gelecek kurmak için bir süre yayınımızı durdurmayı gerektiriyor. Olay yılların getirdiği kırışıklıkların üstüne basit bir boya atmak değil. Amaç içeriği zenginleştirmek, yeni dünyanın sunduğu medyatik, ekonomik ve teknolojik olanakları değerlendirebilmek... Üstelik bu Jazz Hot’un hayatındaki ilk parantez değil...”

Yves Sportis’in dediği gibi Jazz Hot’un yayın geçmişi gerçekten hareketli ve olağandışıydı. Üstelik dergi ayda ortalama 10 bin sattığı gibi ciddi bir mali problemi de yoktu. Amaç gerçekten ‘yeni, daha yaratıcı ve özgün’ bir yayına mı sahip olmaktı?



Jazz Hot’un Özgeçmişi

1890 ile 1914 arasındaki, biraz da sonradan nostajjik duygularla yüceltilen   “Belle Epoque (Güzel Devir)” isimli dönemin en önde gelen kadın ressamı Ukrayna kökenli Sonia Delaunay (1885-1979) ve yine dönemin en önemli ressamlarından Robert Delaunay’nin (1885-1944) oğulları Charles Delaunay (1911-1988) ile Hugues Panassié’nin (1912-1974) evlatları Jazz Hot 1932’de  müzik ananın döl yatağına düşer. Fakat dünya gözüyle görülebilmesi için 1935’i beklemek gerekir. Hani şu yakın çağların en bereketli yıllarını, hani şu ‘Halk Cepheleri’nin, insanlara insan olduklarını kanıtlayan kazanımlar için hazırlanılan, tartışılan, vuruşulan, mücadele edilen; insana layik güzellikler için üretilen, yaratılan; insana, insanlığa inanılan gerçekten ‘Görkemli’ yıllardan birinin baharında doğar Jazz Hot. Jazz tarihçisi, yazarı, eleştirmeni (ki camiada ilk kabul edilir), yapımcısı Hugues ve Jazz yazarı, uzmanı, işletmecisi Charles’dan oluşan tarihi jazz müziği ikilisi önce, 1932’de Jazz kulübü “Hot Club de France”ı kurar. Sonra, 1934’te aralarında Django Reinhardt ve Stephane Grapelli’nin de olduğu “Quintette du Hot Club de France”ın arkasında yine Jazz’ın bu eşsiz ebeveynleri vardır. Sıradaki aşama kalıcı bir yayın organıdır. 1929 Temmuzu ve 1930 Martı arasında tarihi bir ilk “La Revue de Jazz” ve ardından çok kısa süreli “Jazz Tango Dancing” deneyimleri yaşanmıştır. Charles & Hugues ikilisi kolları sıvayıp Fransızca ve İngilizce olarak “Jazz Hot”u çıkartmağa başlarlar. 1935-1939 döneminin ansiklopedik bir dökümü denebilen bu benzersiz yayın faaliyeti savaşla bir darbe alır, ağır aksak tempoyla 1943’e kadar sürer. Bu tarihte iki ebeveyniyle birlikte Jazz’ın da ruhuna pek aykırı gelmeyen bir tavırla ‘yeraltına girer’. Eh, ne de olsa ‘yıkıcı’ (!) bir faaliyettir. Başından beri Direniş Hareketi ile ilişkisi olduğu söylenen Charles & Hugues ikilisi 1945’te Jazz Hot’u ikinci kez doğururlar. İnişler, çıkışlar, bölünmeler, yeni doğumlar, tespit edebildiğimiz kadarıyla 1991’de bir toparlanma, yenilenme arasından sonra dergi 644. sayısında yeniden bir soluklanmaya karar verir.

Bugün başarılarının zirvesinde gözüken 1954 doğumlu Jazz Magazine, 1995’te yayın dünyasına katılan Jazzman’in kurucusu, sürdürücüsü, sorumlusu Alain Recinet, Alex Dutilh veya André Hodeir, Boris Vian, Franck Bergerot, Frank Tenot, Jean Buzelin, Jef Gilson, Laurent Goddet, Lucien Malson, Pierre de Chocqueuse ve benzeri isimlerin çoğu Jazz Hot ekolünde bulunmuş, etkilenmiş; Jazz dünyasının dününü, bugününü yapan, yazan, çizen, inceleyen, köstekleyen, destekleyen nice irili ufaklı isimler bir biçimde  Jazz Hot’tan geçmişti. Türkiye basınından bir benzetme gerekirse belki bir Cumhuriyet gazetesi veya Gırgır dergisini zikredebiliriz. Derginin, bir zamanların en önemli eğlence merkezi Pigalle meydanına bir dakika mesafedeki, Paris’in 9. mahallesinin Chaptal sokağı 14 numarasındaki ünlü, efsanevi eski merkezi amatör-profesyonel tüm Jazz çevreleri için gerçek bir ‘Jazz Yuvası’ olmuştu. Jazz severler için Jazz Hot demek bugün yalnızca 73 yıldır yaşayan dünyanın en eski Jazz dergisi, müzelik antika bir eser demek değildir. Jazz Hot daima özgün biçimler arayan, eleştiren, soruşturan içerikler yaratmış; bağımsızlığını tüm basın-yayın, medya gruplarından, yapım şirketlerinden titizlikle korumuş bir idealist Jazz neferleri bölüğü olmuştur. Derginin sorumluları kesin bir tarih vermiyorlar, ancak meslek erbabı derginin muhtemelen önümüzdeki ilkbaharda (Nisan-Mayıs), yaz şenlikleri arefesinde okurlarıyla yeniden buluşacağına inanıyor. Bizim de en büyük dileğimiz, teorik olarak Jazz Hot’un başrakiplerinden olan Jazzman dergisi Yazı İşleri müdürü Alex Dutilh’in, dergisinin Aralık sayısındaki başyazısında belirttiği gibi bir an önce aramıza dönmesidir. “Kültürel yaşamda çoğulculuk yaratıcılığın koşuludur. Tartışma - olanağı / ortamı -  kendi başına dönüp durmanın, ‘kesinlik terliklerini’ giyip oturmanın, olduğu yerde saymanın baş engelleyicisidir. Üstüne üstlük böylesi bir çoğulculuk anlayışı daha başından, ille de ‘aklı selim’le (!) davrandığını savunan ‘uzlaşmacı’ bir tavrı dışlar. Başkalarının, farklı kürsülerde değişik görüşleri ifade edebilmeleri gerçek bir ‘eleştirel bakış’ın yaşamasını sağlar. Bu çoğulculuk biz gazetecileri daha da ‘özgür’ kılar... Geçmişinde bir kaç kez kesinti yaşamış olan derginin (Jazz Hot) verdiği bu mola umut ediyoruz ki gerçekten geçicidir. Hiç bir art niyet gözetmeksizin, içtenlikle dilediğimiz, tez elden durumunu düzeltip aramıza dönmesidir. Bir nesilden ötekine müzisyenlerde (sanatta) zaten aynen böyle gelişir, yani saygı ve kararlılıkla...” Şapka Alex, bizde sözlerinin altına imzamızı atarız. Haydi Jazz Hot, geçmişi unutmadan yeniden doğuşunu sabırsızlıkla bekliyoruz...    


Django Reinhardt


FESTİVALLERDEN

Jazz en  Scènes, Monte Carlo, Mavi Banliyöler, RTL ve 38e Kükreyenleri.

Biz bu satırları yazarken Fransa’nın en ilginç festivallerinden biri, “Jazz en Scènes / Jazz Sahnelerde” yaşanmakta. 54 topluluk, 200’ün üstünde sanatçı 13-16 Aralık tarihleri arasında, Fransa’nın toplam 28 kentinde aynı zamanlarda konserler veriyorlar. Orijinallikleri, festivalin “Jazz ve Doğaçlama Müzikler Sahneleri Federasyonu” tarafından organize ediliyor olması ve tahmin edebileceğiniz gibi hemen hemen tümüyle Doğaçlama Jazz türüne hasredilmiş olması. Meraklılarına daha fazla bilgi ilişikteki adreste: http://fsj.la-fedurok.org/

Google’da yalnızca Monte Carlo yazıp da gazino ve kumarhanelere dalarsanız elbette bu milyarderler kentinde enfes bir Jazz Festivali de olabileceğini asla tahmin edemezsiniz. 28 Kasım – 2 Aralık arasında henüz 2.si düzenlenen bu şenlikte hoş olan ne biliyor musunuz ? Sonny Rollins, Nigel Kennedy, John Surman veya Randy Weston, hatta Anouar Brahem gibi baba sanatçıları Paris’ten daha ucuza izleyebilmeniz. Doğaldır ki geceyi kentte geçirmek zorunda kalmazsanız. İnanmıyorsanız Monte Carlo Jazz Festival’inin internet adresinden doğrudan yoklayabilirsiniz: 

http://www.montecarloresort.com/!2eme-Monte-Carlo-Jazz-Festival!.html

 

Paris ve çevresi yani Paris Büyükkenti’nin Maviş Jazz boncuğu, 12 ayın bir sultanı “Les Banlieues Bleues (BB) / Mavi Banliyöler” mevsimi yine geldi. Paris’te yakılan yıkılan banliyöler hikayesini hepiniz biliyorsunuz. Bu banliyölerin çoğunluğu, ‘93’ bölgesi diye de tanınan Seine-Saint Denis iline bağlıdır. İşte 93 ilinde bulunan 16 belediyenin doğrudan katılımı ve Bölge İdare Kurulları ve yerel yönetimlerin mali katkılarıyla bir çeyrek yüzyıldır düzenlenmekte olan BB, bu kez 14 Mart – 19 Nisan 2008 tarihleri arasında yaşanacak. En azından 50 Jazz grubunun vereceği konserlerle birlikte, 20’nin üstünde Fransa ve/veya dünya Prömiyeri, siftahı yapılacak yolu Jazz ile çakışan Soul, Funk, Hip Hop, salt Ses veya Enstrüman çıkışlı gösteri bu olağanüstü buluşmanın eşsiz özgünlüğünü bir defa daha kanıtlayacak. Uzun zamandır, haklı olarak Paris hatta Fransa’nın en büyük, en iyi Jazz Festivali unvanını taşıyan BB’nün 2008 programı henüz tam kesinleşmemiş. 25. yıl içinepeyce sürpriz bekleniyor. Daha geniş bilgiyi yılbaşından itibaren festivalin resmi sitesinde bulabilirsiniz. http://www.banlieuesbleues.org

 

Lüksembourg kökenli dev radyo-televizyon tekellerinden RTL, günah çıkarmak için mi, yoksa ‘Haydi Jazz çorbasında da tuzumuz bulunsun’ diye mi bilmiyorum ama, 2005 yılından beri güzel bir gelenek başlattı. Radyo dinleyicileri RTL Jazz Festival’inin Temmuz ayında düzenlenen bedava konserlerine katılabildikleri gibi bu konserler daha sonra Kasım ayında radyoda yeniden yayınlanıyor. Geçenlerde, sırasıyla 11 ve 23 Kasım’da festivalin bu seneki 3. randevusundan Tassel & Naturel ve Liz McComb’un konserleri vardı.    

Grenoble kentinin (Isére bölgesi) il numarası 38’dir. “38e Rugissants / 38.nin Kükreyenleri” de geride bıraktıkları 18 senede ‘Öteki’ne açılarak, farklılıklara karşı olanlara ‘Kükreyerek’ yaratıcılık ve kültürel zenginliğini arttıracağını anlamış olanların başarılarını kanıtladıkları enfes bir festivaldir. 1989’de başlayan bu serüven çok sayıda uluslararası projenin ete kemiğe bürünmesini sağlamıştır. Çok yönlü 19. bu yılki buluşmanın alt başlığının “Orient(s)” olması da rastlantı değil kuşkusuz. Bu kez Maşrek’ten (Orta Doğu) hatta Hindistan ve İran’dan Magrip’e (Kuzey Afrika) yelken açan festival, inanılması zor bir program sunmuş. Kronos Quartet’in 20 Kasım’da Doğulu bestecilerin eserlerini yorumladıkları bir konserle açılan şenlik, udun Lübnanlı ozanı Rabih Abou-Khalil dahil bir dizi ilginç yeni projeyi gerçekleştirmiş. 29 Kasım gecesi izlenen Türk-Alman yapımı “Gazing Point” tasarısının başını, Fransa’da yaşayan ünlü Türk sanatçı, neyzen Kudsi Erguner çekiyormuş. Oryantal Groove’cular grubu, Mutamassik 1 Aralık akşamı şölenimsi bir cümbüş içinde festivali noktalamış.

Daha fazla bilgi: http://www.38rugissants.com/flash.htm  adresinde.   


Frank Tortill


MEKANLARDAN:

Sunset & Sunside, Pleyel/Jazz

Paris’in yüz aklarından ikiz kardeş jazz kulübü, Sunset&Sunside (S&S)bu sezon 25. yaşlarını kutluyor. Paris 1. mahallesindeki kendi mekanlarına sığamadıkları için kutlamalarını, kulübe yürüme mesafesiyle 1 dakika uzaklıktaki tarihi Chatelet Tiyatrosu’nda yaptılar. Geçtiğimiz 31 Ekim’de düzenlenen geceye Dee Dee Bridgewater manevi analık yaparken, katılanlar arasında Belmondo kardeşler, Bojan Z, Didier Lockwood, Giovanni Mirabassi, Jean-Jacques Milteau, Julien Lourau, Sixun gibi topluluklar ve isimler vardı. Normal hayatlarında Lombard’lar sokağındaki altlı üstlü aynı mekanı paylaşan ikizler, bir kaç senedir ortaklıklarına yaşadıkları küçük sokaktaki diğer kardeş kulüpleri de kattılar. 100 metrelik sokaktaki 4 Jazz mekanını her fırsatta yazıyoruz. “Paris Jazz Club” isimli bir dernekle örgütleşen S&S, Le Baiser Salé ve bakım-tamirat için Şubat ayına kadar kapanan Le Duc des Lombards tek biletle 4 kulübe ve konsere giriş gibi enfes ortak eylemler koyuyorlar. Prensipte bir gece hariç haftanın her gecesi bir veya iki konser izleyebileceğiniz S&S biraderlerde geçtiğimiz günlerde Erik Truffaz, Bugge Wesseltoft gibi yakından tanıdığınız konuklar vardı. Noel’i Aldo Romano, yılbaşını Flavio Boltro ve Rosario Guiliani ile kutlamanız pek mümkün. 24-26 Ocak gecesi 3 kez Elisabeth Kontomanou, 29 Ocak’tan itibaren de aralarında Boulou ve Elios Ferré Biraderler, Costel Nitescu, Thomas Enhco ve Marc Fosset’nin de olduğu yaman bir kitle 5 gün sürecek “Stéphane Grappelli’yi Anma Akşamları” düzenliyorlar. 

Paris’in mevcut en prestijli Klasik müzik konser salonu Pleyel uzun süren bir restorasyon sürecinden sonra açıldı. Hem de devrimci (!) yeniliklerle... Jazz ve dünya müziği de artık Pleyel’in gösteri yelpazesine katılmış durumda. Daha önceden açılışını verdiğimiz  Pleyel/ Jazz ‘da 5 Ocak’ta “Stéphane Grappelli’ye Saygı” var. 7 Mart’ta  Brad Mehldau Trio’nun ardından 26 Haziran’da sezonun son konseri gelecek: “Masada Night” kapsamında John Zorn’un yönettiği Acoustic Masada eşliğinde Masada String Trio.

Ülke çapında, kıta veya dünya planında turneye çıkmayı hepimiz biliriz. Ama aynı kent içinde turneye çıkanı siz hiç duymuş muydunuz ? Açıkçası biz duymamıştık. Erik Truffaz 10-15 Aralık tarihlerinde her akşam Paris’in ayrı bir mekanında konser veriyor. Sırasıyla L’Européen, Sunset, New Morning, Point Ephemère ve La Maroquinerie.

Bir de sanal mekan önerisi sizlere. Monterey Jazz Festival komitesi “Digital Music Education Project” çerçevesinde internet kanalıyla eğitim veriyormuş. Biz bakmadık. Ama belki okurlar içinde meraklısı olur diye aktaralım, istedik: www.montereyjazzfestival.org/jazzeducation/dme.htm 


Sony Rollins


ÖDÜLLERDEN:

Altın Djangolar, European Jazz ve Charles Cros

22 Kasım’da 16.sı düzenlenen Altın Django ödülleri şöyle dağıtıldı:

Yeni Yetenek - Sophie Alour (tenor saksofon); Yılın Müzisyeni - Sylvain Luc (gitar); Sınır Tanımayan Müzikler – Biréli Lagrène  (gitar); Yaşayan Gösteri – ONJ (Ulusal Jazz Orkestrası) ve şefi Frank Tortiller (vibrafoncu) ve “Sentimental _” isimli gösterileri; SACEM Vakfı Yaratıcılık – Carine Bonnefoy ve “Intuition” isimli eseri ve Frank Hagège Özel Ödülü Marcel Azzola (akordeon).

Bu yıl 1 Aralıkta 2.si Lüksembourg Beldiye Konservatuarı’nda yapılan bir törende Avrupa Django ödülleri de gelenekleşme yoluna girdi. Michel Portal’ın başkanlığını üstlendiği seromonide 4 ödülden en prestijlisi kabul edilen ikisi “Jazz’ın Avrupalı Efsanesi” ve “Avrupa Altın Django” ödülü Fransız piyanist Martial Solal’a verildi. “Avrupalı Yeni Yetenek” ödülü İtalyan tromboncu Gianluca Petrella’ya giderken, ”Kendini Kanıtlamış Müzisyen” ödülünü de Belçikalı gitarist Philip Catherine kazandı.

European Jazz Price’ı ise bu kez 35 yaşındaki piyanist İtalyan Stefano Bollani kazandı. Sanatçı ödülünü 14 Aralık’ta Viyana’da ‘Porgy & Bess Club’de düzenlenen bir törende aldı. 

Bu yıl 60.sı düzenlenen Fransa’nın en eski ve yaygın müzik ödülü Charles Cros Akademisi’nin ‘Jazz’ ödülüneyse “Focus Dance” adlı albümüyle Stéphane Kerecki Trio layık görüldü.


Erik Truffaz


YAYINLARDAN:

Jazz’ın Kadınları, Jazz Hot ve diğerleri.

Yeni çıkan jazz kitaplarında zaman zaman ortak eğilimleri yakalamak hoş oluyor. Hele hele jazz’da yüzyıllık açığını hızla kapamaya başlayan ‘kadınlar’ söz konusuysa daha da bir keyif. Niye diye sormayın, yeri değil sözlerimizde ama samimiyiz.

Efendim, bu sene piyasada jazz’ın kadınları ele alan, inceleyen  epeyce yeni kitap var. En ilginci “Les Femmes de Jazz / Jazz Kadınları” başlığıyla Fransız Ulusal Bilimsel Araştırmalar Merkezi CNRS yayınlarından basılan bir inceleme. Bu bilimsel araştırmanın yazarıysa Paris Üniversitesi Artistik Yaratı uzmanı, sosyoloji profesörü Marie Buscatti. Araştırma Fransız jazz müzisyenlerinin yüzde 95’inin erkek, ancak jazz şarkıcılarının yüzde 70’nin kadın oluşunu tespit ettikten sonra durumun analizini yapıyor.

Daha klasik çalışmalar da mevcut. Tanınmış Jazz yazar ve eleştirmenlerinden Stéphane Koechlin’in “Jazz Ladies”si tüm ‘Diva’ları Bettie Smith’ten Diana Krall’a hatta Norah Jones’a jazza gönül veren kadınları enfes fotoğraflar eşliğinde yazmış. Hors Collection yayınevinden çıkmış.

Bir başka tanınmış jazz yazarı François Billard aynı konuyu daha önce ele almış. Daha bilgi ağırlıklı “Les Chanteuses de Jazz / Kadın Jazz Şarkıcılar” başlıklı eser 2001 yılında Lieu Commun yayıncılıktan basılmış.

Ömrünün önemli bir kısmını ve sonunu Fransa’da geçiren Nina Simone (1933-2003) üzerine son yıllarda epeyce kitap çıktı. Bunlardan sonuncusu uzman gazeteci David Brun-Lambert’in yazdığı “Une Vie : Nina Simone / Bir Hayat”. Flammarion yayıncılıktan çıkan eser sanatçının inişli, çıkışlı ve mücadelerle geçen hayatını en yansıtan biyografi çalışması kabul ediliyor.  

Benzeri bir araştırma kitabı da Aretha Franklin üzerine yazılmış. Amerikan Kültür Tarihi doktoru ve radyo-televizyon yapımcısı, B.B. King ve Elvis Presley üzerine hazırladığı araştırma kitaplarıyla da tanınan Sebastian Danchin’in “Aretha Franklin” başlıklı eser Buchet-Chastel’den basılmış. 

Mektubumuzun girişinde, yakında görüşmek umuduyla ‘Hoşçakal’ dediğimiz dünya jazz dergilerinin duayeni Jazz Hot, 643 ve 644 nolu son iki sayısında her zaman olduğu gibi yakın geçmişte yaşanmış festivallerin, jazz buluşmalarının sıcaklığını, birinci elden tanıklıklarını taşımış. Londra, Viyana, Monterey (ABD), Dinant (Belçika), San Sebastien ve Getxo (İspanya), Montreal (Kanada), Catane (Sicilya/İtalya) gibi Fransa dışı ve Antibes, Foix, Marsiac, Marsilya, Monségur, Paris, Vannes gibi çok farklı festivallerden özgün gözlemler, izlenimler jazz severlerin biraz olsun özlemlerini gidermeye yarıyor.

Derginin son iki sayısında yer alan onlarca söyleşi ve zengin portreden dikkatimizi çekenler arasında, dünyalı Jazz meraklılarının nispeten iyi tanıdığı Delfeayo Marsalis, Donald Harrison, Junior Mance ve Terence Blanchard dışında  Cezayir kökenli saksofoncu Jean-Jacques Taib, Toulouse’lu piyanist Antoine Mizrahi, Amerikalı Hammon B-3 orgcusu Joey Defrancesco ve yorumcu Lisa Kirchner, Brezilyalı guitarist Irio De Paula, Brezilyalı İtalyan Gianni Morelenbaum Gualberto, Rumen kemancı Costel Nitescu ve ötekiler yer alıyordu. Birbirinden ilginç ve öğretici deneyimleri keşfettik.  

Ötekiler, Jazz Magazine (JM) ve Jazzman (Jn) ise içerik ve biçimlerini yenilediler. Elinize aldınız mı, içinizden elinizden bırakmak gelmiyor. JM Ekim sayısında üç rahmetliye hoş birer tanıtım yapmış. Muhtemelen zaman darlığından Joe Zawinul’a (11 Eylül’de yitirdik) en az yeri ayırmış. Çok güzel fotoğrafın üstündeki kısa yazının başlığı Herbie Hancock’tan bir alıntı, “Eşsiz bir güçtü...” 15 Ağustos’ta dünyamıza veda eden Max Roach’a 4 sayfa veren, dergi kapaktan duyurduğu 8 sayfalık dosyada bas gitarın gelmiş geçmiş en büyük ustası Jaco Pastorius’a enfes bir saygı sunuyor. 2 sayfalık bir söyleşide de ‘son 30 yılın en büyüğü’ diye tanıttığı Marcus Miller ile Pastorius üzerine söyleşiyor.

JM’in Kasım sayısının iki ilginç konusuysa 11 sayfalık “ECM Destanı” ve “Keith Jarrett Üçlüsü”nü irdeleme yazısı. Ayrıca Carla Bley ve Steve Swallow ile yapılmış bir söyleşi ve Paris’in jazz incilerinden Sunset kulübünün 25. yılı münasebetiyle hoş bir makale var. Aralık sayısındaysa yılın en beğenilen albümlerinden bir seçmenin yanı sıra büyük bir dizi “İlkleri” birleştiren bir olayın 50. yılı kutlanıyor. Fransız sinemasının en seçkin yönetmenlerinden, Yeni Dalga’nın öncü isimlerinden Louis Malle’ın ilk filmi, “Ascenseur pour l’Echafaud / Ölüm İçin Asansör”, aynı zamanda Miles Davis’in hayatında ilk kez bir film için özel beste yaptığı çalışma. 1958’de piyasaya çıkan film bugünlerde 50 yaşına bastı. Dergi olaya 20 sayfa ayırmış. Çevir çevir oku...

Jn’de Ekim’den itibaren kendini yeniledi. Her sayı adeta dergilikten çıkmış, kitap olmuş. Son üç sayının kapak konuları Elisabeth Kontomanou, Herbie Hancock ve “Paris’te Bir Amerikalının Hikayesi” sunuşuyla Chet Baker. Derginin Ekim sayısında “Niçin Jazz’ı Seviyorum?” diye, 25 ünlü kişiliğin cevaplarından hazırlanmış bir soruşturma dosyası okuyabilirsiniz. Müzisyen, ressam, sinemacı, tiyatrocu, gazeteci, yazar, bilim insanları, sporcu, fotoğrafçı, televizyon programı sunucularından oluşan katılımcıları okudukça, kendi kendimize jazz’ı niçin bu kadar sevdiğimize dair yeni bağlar, kökler hatta nedenler ortaya çıktı. Bravo... Elbette ayrıca Max Roach, Joe Zawinul uzun makale ve anılarla anılmış. Kasım sayısında dünyadaki yaklaşık 40.000 (yanlış görmediniz, KIRKBİN) jazz sanatçısını ilgilendirdiği kadarıyla “Myspace.com” sitesini anlatan, Anne-Laure Bucelle imzalı çok yararlı bulduğumuz bir yazı dikkatimizi çekti. Dergide Aralık’ta 2007’nin ‘En İyi Albümleri’ seçkilerinin dışında, jazz dünyasında yükselen değer, “Big Band Mania”, Fransa’yı kendine dünya mekanı edinmiş, ‘Çıplak Ayaklı Orgçu Rhoda Scott’ ile yapılmış bir söyleşi ve 5 Aralık 1977’de yitirdiğimiz Rahsaan Roland Kirk (JM’de de var) hakkında zengin 4 sayfa yer almış.    


Delfeayo Marsalis


ALBÜMLERDEN:

Kontomanou, Laurent, Rousseau,

Elisabeth Kontomanou’nun başarısına niçin çok sevindiğimizi önümüzdeki mektupta anlatmağa çalışacağız. Ancak şimdilik şu kadarını söyleyelim, Afrikalı bir baba ve Yunanistanlı bir anneden doğan Fransız jazzcı Kontomanou oldukça istisnai bir hayat güzergahına sahip bir yorumcu. Biri hariç bütün besteleri kendine ait “Back To My Groove” (Nocturne) isimli albümü jazz tarihinde iz bırakacak cinsinden. Hararetle salık verilir.

30 yaşında genç bir alto saksofoncu. Üçlüsüyle ilk albümünü çıkartıyor. “Time Out Trio” (Dreyfus/Sony) Eleştirmenler, “Beklenmedik bir sürpriz, havası Charlie Parker, Art Pepper, Ornette Coleman’ı hatırlatıyor”, diyorlar.Ne onur, ne övgü ! 2-3 yıldır konserlerini izleyen herkes, “Bu kız ne zaman bir albüm çıkartacak ?” diye sorgulayıp duruyordu. Oldu işte. Géraldine Laurent ilk ürününü verdi. Darısı gerisinin başına... 

Yves Rousseau’yu ilk kez sanırım 1990 veya 1991’de Senem Diyici ve Alain Blesing ile çalarken izlemiştim. Kontrbasıyla ayakta aşk yapanlardandı. Sonra bir kaç sene önce Fransız şansonuna ithaf edilmiş bir Jazz gecesinde dinledim. Her melodi yeniden doğuyordu. Rousseau bu çalışmalarını CD’ye çevirmiş. Fransız şarkı geleneğinin en tartışmasız zirvelerinden Léo Ferré’ye (ve de polisiye baskılara !!!) atfen, “Poète, Vos Papiers ! / Şair (Kimlik) Kartlarınız !” (Le Chant du Monde / Harmonia Mundi) adını verdiği albümünün, söz konusu iki tarzda müziği seven herkesin dağarcığında bulunması bir zorunluluk...

Yılın en iyilerinden Avrupa ve Fransa ağırlıklı, bir iki sübjektif mi sübjektif öneri sizlere:

Andy Emler Megaoctet – “West in Peace” (Nocturne)

David Links  - “Changing Faces” ((O+/Harmonia Mundi)

Dré Pallemaerts - “Pan Harmonie” (B-flat Recording)

Elisabeth Konomanou – “Back To My Groove” (Nocturne)

Enrico Rava – Stefano Bollani – “The Third Man” (ECM)

Hélène Labarrière – “Les Temps Changent” (Emouvance/Abeille Musique)

Géraldine Laurent – “Time Out Trio” (Dreyfus/Sony)

Tigran Hamasyan – “World Passion” (Nocturne)

Yaron Herman – “A Time For Evrything” (Laborie/Naive) 


Defrancesco                      Stephane Kerecki


ŞAPKALAR:

Rutherford, Valdes, Pro Helvetia ve SACEM

İngiliz tromboncu Paul Rutherford’un (1940-2007) vefatını bir çok jazz sanatçısı gibi çok sonradan öğrendik. 6 Ağustos’da yitirdiğimiz doğaçlama olduğu kadar klasik formasyonların aranan refakatçisi sanatçı, Derek Bailey ve Barry Guy ile 1970’te “Trio Iskra 1903”ü kurmuşmuş. İlk solo albümü “The Gentle Harm of the Bourgeoisie” 1974’te çıktığında yaratıcı ve enerjik boyutlarıyla çok takdir toplamışmış.

Carlos ‘Patato’ Valdes 1926’da Havana’da (Küba) doğdu. 4 Aralık 2007’de 1954’ten beri yerleştiği Cleveland’de (ABD) öldü. Latin Jazz’ının büyük isimlerinden, vurmalılar ustası Valdes 1956’da Roger Vadim’in yönettiği “Ve Tanrı Kadını Yarattı” isimli, o ‘dehşet’ filmde Brigitte Bardot’ya mambo yapmasınıu öğreten genç adamdı. Birlikte çalıştıkları arasında Art Blakey, Celia Cruz, Dizzy Gillespie, Machito, Mongo Santamaria, Perez Prado, Tito Puente isimlerini saymak herhalde kişilik hakkında yeterince bir fikir verir. 

Nadir bir kişilik Jazz albümleri yapımcısı, bir Fransız kadın Marcelle Morganti (1925-  23 Eylül 2007); 1942’de Afro-Amerikan bir Big Band’e ilk kez katılan, Ermeni kökenli beyaz bir trompetçi Leon Merian (1923- 15 Ağustos 2007); Güney Afrikalı gitarist Jan Carel ‘Johnny’ Fourie (1937- 19 Ağustos 2007); Japon baterist Masahiko Togashi (1940- 22 Ağustos 2007); İngiliz alto saksofoncu Mike Osborne (1941- 21 Eylül 2007); Archie Shepp, Ben Webster, Dexter Gordon, Dizzy Gillespie gibilerle çalışmış Hollandalı piyanist Cees Slinger (1929- 29 Eylül 2007); John McLaughlin’e guruluk yapmış Mahavishnu adını bulan Bengalli Hintli müzisyen ve filozof Chinmoy Kumar Ghose (1931- 11 Ekim 2007) anıları önünde de şapkamızı çıkartırız. Jazz’ın perde gerinde kalan bu insanların toprakları bol, çalışmaları gelecek nesillere örnek olsun.

İsviçreli Pro Helvetia Vakfı her yıl Kültür teşvikleri çerçevesinde 5 genç Jazz topluluğuna “Encouragement Prioritaire / Öncelikli Teşvik” olanağı sağlıyor. İlgilenenler http://www3.pro-helvetia.ch/swixx/fr/swixx2a_fr.html adresinden daha fazla bilgi edinebilirler.

Bir şapka da SACEM kurumuna. Fransa’nın en köklü Telif Hakları meslek kuruluşu SACEM’in 30 yıldır verdiği bir hamilik hizmeti vardır. Bu çerçevede oluşturulmuş SACEM Vakfı her yıl genç yeteneklere 3 yıllık burslar dağıtır. Geçtiğimiz 26 Kasım’da Vakfın Champs Elysées Tiyatrosu salonunda düzenlediği gecede 3 genç besteci ve yorumcu konser verdi: Saksofonda Emile Parisien, piyanist ve kemanda Thomas Enhco, trompette Ibrahim Maalouf.      

Fransa’nın hızlı, çapkın, anglosakson çevrelerde ünlü, animasyon çizgi-film kahramanı ‘Speedy Gonzales’e atfen, ‘Speedy’ namıyla maruf pek liberal ve neo-muhafazakar yeni Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Kültür Bakanı Christine Albanel’e yolladığı resmi bir mektupta şöyle yazmış: “Kültürel demok

Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


71025 - unknown - 38.107.179.239