Başkent kasımda yine jazz
ile ısındı...

1996 yılında küçük salonlarda, parmakla sayılacak kadar az
seyirciyle ve tamamen gönüllü çabalarla ODTÜ Jazz Günleri olarak başlayan”
Uluslararası Ankara Jazz Festivali” nin 11.sini geride bıraktık...
Her yıl büyük bir özveriyle yaptığımız, özenle
programladığımız ve dünyaca ünlü isimlere evsahipliği yaptığımız festivalin 11.
yılı bizler için ayrı bir öneme sahipti. Jazz’ın gelişiminde büyük önemi olan
ve maalesef ayakta durması çok zor büyük orkestralardan en önemlileri biraraya
geldi ve orkestralara eşlik eden birbirinden değerli solist sanatçılarla
Başkent’te belki de birdaha uzun süre görülemeyecek bir müzik şöleni yaşandı.
Festival, 15 Kasım’da Türk Armoni Yıldızları Orkestrası
(TÜRKAY) ve solist Ayten Alpman ile start aldı. BOEING sponsorluğunda
gerçekleşrtirilen konser, “festivale yakışır bir açılış konseri” olarak adından
söz ettirdi.
16 Kasım’da, İtalyan Kültür Merkezi ve sponsorları Astaldi
desteği ile adından “Avrupa’nın en genç ve en yetenekli saksofonisti” olarak
söz ettiren Francesco Cafiso, quarteti ile festivale konuk oldu. 17 yaşındaki
genç sanatçı yeteneği ile dinleyenlerden tam not aldı. 16’sı akşamı saat
21.00’de, festivalde jazz’ın parlayan salonlarından, Ankara’nın en gözde
mekanlarından olan İf Performance Hall’e taşındı. 2000 yılında Eskişehir’de
kurulan ve ‘’Psychedelic Folk’’ olarak adlandırılan kendi çalışmalarına yönelen
genç ve başarılı grup Gevende, İf’deki başarılı performansları ile festivalin
en renkli konserlerinden birini verdi.
17 Kasım akşamında yine 2 konser yer aldı. Fransa’nın yeni
nesil başarılı müzisyenlerinden, piyanist ve besteci Leila Olivesi’nin Fransız
Kültür Merkezi desteği ile verdiği konserin ardından HKK Cazın Kartalları
Orkestrası sahne aldı. Festivalin her yıl geleneksel olarak açılışını yapan
büyük orkestra, bu yıl yerini Türk Armoni Yıldızları Orkestrası’na bırakarak
ama yine de festivalin “olmazsa olmazı” niteliğini koruyarak yer aldı. Konserde
orkestraya Yıldız İbrahimova ve Önder Focan eşlik ettiler. Yıldız İbrahimova’nın
öğrencilerinin de konser sonunda sahneye çıktığı, dinleyenlerin alkışlamaya
doyamadığı bu sıcak konser, festival kapsamındaki en başarılı performanslardan
biriydi.
19 Kasım akşamında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Orkestrası,
şef Bnd. Bnb. Ferhat Muratal, TRT Ankara Radyosu Çok Sesli Korosu ve orkestra
şefi Elnira Kerimova eşliğinde ilk kez festivalimize konuk oldular. Unutulmaz
jazz standartlarını seslendiren ve kendimizi eski bir film karesinde
hissettiren Orkestra, TRT Ankara Radyosu Çok Sesli Korosu ile birlikte
dinleyenleri adeta büyüledi. Kendi öğreniclerinin de zaman zaman sahneye
çıkarak parçalara eşlik ettiği, değerli müzisyen Durul Gence’nin sahneye davet
edilerek orkestraya katıldığı bu “çok sesli” ve ” çok renkli “ konser EADS
sponsorluğunda gerçekleştirildi.
20 Kasım, bizlere hatırlattığı özel kişiler ve önemli olaylar
açısından festival kapsamındaki en anlamlı konserlerden biriydi... “Büyük
Orkestra”denince ilk akla gelen, senelerdir ayakta kalmayı başarmış TRT
İstanbul Hafif Müzik ve Jazz Orkestrası, Şef Neşet Ruacan ve solist sanatçılar
Aydilge Sarp, Ayşe Gencer eşliğinde Ankaralı dinleyicilerin karşısındaydı.
Konser, bu büyük orkestrayı uzun süre ayakta tutan, yitirdiğimiz Süheyl Denizci
ve değerli sanatçı Nükhet Ruacan adına gerçekleştirildi. Konserin bize
hatırlattığı bir diğer önemli olay ise” küresel ısınma”ydı. Festivalin bu
seneki sloganlarından olan “müziksel ısınma”, konserin anlamını biraz daha
pekiştirdi ve birkez de müzikle küresel ısınmaya dikkatler çekildi. Bu sloganı
koymamızı sağlayan, alternatif müziğin yıldızı parlayan genç sanatçılarından
Aydilge Sarp’tı. Yazdığı “Dünyanın Kalbi Durasın” isimli parçasıyla bu konudaki
duyarlılığını gösteren sanatçı, Aydın Özarı tarafından başarılı bir şekilde
uyarlanan parçasını TRT İstanbul Hafif Müzik ve Jazz orkestrası eşliğinde
seslendirerek bizlerin ve tabi dinleyenlerin büyük beğenisini topladı.
2 günlük bir aradan sonra 22 kasım’da festival Michiel
Borstlap ve Sibel Köse Trio konseri ile devam etti. Ankara Jazz Festivali’ni
yaparken en çok gurur duyduğumuz şey dünya jazz’ını ve müzisyenlerini Türk
müzisyenleriyle, Türk seyircisiyle buluşturmak, ortaya çıkan birbirinden özel
projeleri Ankaralı jazz severlere sunmak olmuştur. İşte 22 kasım akşamında
gerçekleştirilen bu konser, birkez daha festivalin “uluslararası” niteliğini,
müziğin evrenselliğini ve uyumu gördüğümüz konserlerden biriydi. 10 yılı aşkın
süredir pop, jazz ve klasik müzikle oluşmuş geniş bir yelpaze üzerine dokuduğu
özgün müziği ile uluslararası üne sahip Hollandalı besteci ve piyanist Michiel
Borstlap, hepimizin yakından tanıdığı Volkan Öktem, Kağan Yıldız ve büyülü
sesiyle onlara eşlik eden Sibel Köse ile verdiği konserde aralarındaki muhteşem
uyumla unutulmaz bir konser yaşattı.
23 Kasım’da Kerem Görsev Trio, ilk konserini 7. İstanbul Jazz
Festivali'nde St. Petersburg Philarmony Orchestra ile birlikte gerçekleştirdiği
“November in St. Petersburg” albümünü bu kez Hacettepe Senfoni Orkestrası ile
birlikte ilk kez Ankara’da gerçekleştirdi. Dinleyenlerin salona sığmayıp ayakta
bile dinlemeye razı oldukları konser, INTA ŞİRKETLER GRUBU sponsorluğunda
gerçekleştirildi.
24 Kasım 2007 saat:20.00 ODTÜ KKM’de SELEKS COMMUNICATIONS
sponsorluğunda Şef Aycan Teztel yönetiminde ve solist sanatçı Sibel Köse
eşliğinde “İstanbul Superband”, 20 kişilik kadrosuyla dineleyenlere müzik
ziyafeti verdi. Son yıllarda müzik milli takımı olarak adlandırılan Beck's Big
Band 'in yeni adı olan “İstanbul Superband”, standartlardan günümüz jazz
müziğine kadar geniş bir repertuarla geleneksel Big Band müziğini bugünün
yaklaşımı ile ustaca harmanlayarak, dinleti ve eğlenceyi bir arada sundu.
25 Kasım festivalin “sürpriz” konserlerinden biriydi... Dünya
jazz’ını Ankaralı jazz severlere sunmak festivalin önemli özelliklerinden
biridir. Bu yıl da Brezilya Büyükelçiliği desteği ile festival kapsamında yer
alan “Belchior Trio” meraklılarına Brezilya jazz’ından örnekler sundu.
Belchior’un Brezilya’nın en değerli sanatçılarından biri olduğunu biliyorduk.
Festivale seçmeden önce dinlediğimiz CD’sini beğeniyle dinlememiz ve “Brezilya
Jazzı” hakkındaki merakımız grubu seve seve festivale davet etmemize sebep
olmuştu. Merakla beklediğimiz konser, dinleyenlerin büyük beğenisini topladı ve
festivalin Brezilyalı konukları ülkelerine özgü sıcakkanlılıklarıyla festivale
renk kattı.
26 Kasım’da özellikle festivalin genç dinleyicilerinin
heyecanla beklediği İlhan Erşahin-“Wax poetic” konseri, dinlediğimizde içimizde
uyanan dans etme isteğini eyleme dönüştürebilmemiz için ODTÜ KK Fuaye’de
gerçekleştirildi. Yaklaşık 1000 kişinin hınca hınç doldurduğu fuayede parti
havasında geçen konser ile İlhan Erşahin ilk kez Ankara Jazz Festivali’ne konuk
oldu.
Festival 27 Kasım’da iki konserle sona erdi. İlk konser,
festivalde her sene yer verdiğimiz “genç jazz grubu” konseriydi. Fakat bu
senenin konuğu MCNK’yi dinledikten sonra onlara “genç jazz grubu” demeye
dilimiz varmıyor. Herbiri senelerdir müzikle uğraşan, birbirinden yetenekli
müzisyenlerden oluşan grup, kullandıkları çeşitli etnik enstrumanlar, jazz’a
kattıkları yorumları ve müzikaliteleriyle ayakta alkışlandı.
Festivalin kapanışı, 11. yılının şerefine yakışır, 2 Grammy
ödüllü “Ladysmith Black Mambazo” ile gerçekleştirildi. Sesleriyle sahnede adeta
devleşen a capella geleneğinin en iyi temsilcileri, seslendirdikleri parçalar,
geleneksel kıyafetleri ve danslarıyla sahip oldukları değerleri ve Güney Afrika
Kültürünü Ankaralı müzikseverlerle paylaştı.
Her yıl biraz daha profesyonelleştiğimiz, çıtayı biraz daha
yükselttiğimiz festivali sizlere anlatırken ne yazıkki tüm bu güzelliklerin
ardından gelen bitiş cümlesi “ bu sene de ana sponsorsuz gerçekleştirdiğimiz
festival...”oluyor. Bu sene de öyle oldu, fakat cümlemi böyle bitirmiyorum,
diyorum ki “varsın ana sponsorumuz olmasın, biz kendi yağımızda kavruluyor her
yıl katlanan bir başarıyla festivali gerçekleştirmeye devam ediyoruz”. Başkente
böyle bir festival kazandırmanın gururunu yaşıyoruz, Ankara dinleyicisinin
“isme” değil “kaliteli müziğe” geldiğini biliyor Ankaralılığımızla gurur
duyuyoruz, küçük bir ekiple aylarca çalışmayla dünya müzisyenlerini Ankaralı
jazz severlerle buluşturuyoruz, festivalin geliriyle jazz eğitimi alan
öğrencilere burs imkanı sağlıyoruz...Tüm bunları gerçekleştirebilmemizi
sağlayan, desteklerini eksik etmeyen tüm kuruluşlara, sponsorlarımıza birkez
daha teşekkür ediyoruz. Kapılarını aşındırdığımız, “sanata destek veren(!)”
diğer kuruluşlara da sesleniyoruz, bizler Başkentte sanatı, sanatçılarımızı
destekliyoruz ve dünyaca ünlü müzisyenleri dinleyebilmek için İstanbul
yollarına düşmekten sıkılmış müzikseverlerle birlikte “bu kenti” hepbirlikte
yaşatıyoruz ve seneye bu gururu sizlerle de paylaşabilmeyi umuyoruz...