27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Tuşların Mihracesi

Piyanonun gelmiş geçmiş en büyük isimlerinden biri geçen ay aramızdan ayrıldı. Oscar Peterson artık yok.

 

Piyanoda Oscar Peterson mı? Oscar Peterson piyanonun ta kendisiydi. Ardından yazı yazanlardan biri böyle demiş. Ona “Tuşların mihracesi” ünvanını uygun bulan Duke Ellington ise, Peterson’ı, “yeteneğinin yumurtaları ve soğanı olmaksızın, havyarını” göstermek, yeteneğini sergilemek için solo çalmaya teşvik eden de Duke’un kendisi. Küçük gruplarda ve jam sesson’larda kendini rahat hissederdi.

Oscar Peterson, havyarı, yumurtaları ve soğanıyla, gelmiş geçmiş en büyük jazz piyanistlerinden biriydi. Ritme, armoniye, melodiye hakimdi; çaldığı her şeye swing katardı. İri bir adamdı, sound’u da büyüktü. Bazen tuşlara tüy gibi dokunurdu, bazen de göz kamaştırıcı bir hızla çalardı. Derler ki, herkesin on nota sığdırdığı yere Peterson yüz nota sığdırır. Zaman zaman bunu eleştirirlerdi de. Oysa Peterson’ın idolü Art Tatum da böyleydi. Peterson’ın genç yaşta neredeyse piyanoya tövbe etmesine yol açan Tatum... On dört yaşındaymış, sekiz yıldır piyano çalan, profesyonel olarak çalışan biri sıfatıyla, her şeyi bildiğine, enstrümanına tamamen hakim olduğuna inanıyormuş. Sonra bir Tatum kaydı dinlemiş. “Tam iki ay elimi piyanoya sürmedim,” derdi. Ne kadar uğraşsam böyle çalamam, kimse çalamaz diye düşünmüş.

Aslında boşunaymış. Çünkü Oscar Peterson çaldıkça, notalar bazen azgın bir nehir gibi akar, bazen bir şelale gibi çağıldardı. Olağanüstü bir tekniği vardı. O tekniği asla esirgemediği için de, gösterişçilikle suçlandığı olmuştur. Oysa dedik ya, havyar meselesi...  Onun teknik hakimiyeti ve virtüözlüğü, şovmenliğe değil, kendine bir ifade şekli yaratmaya hizmet ederdi. Üstelik bütün bunları hiç çaba harcamıyormuşcasına yapardı. Başka piyanistler ondan hep sitayişle bahsetmiştir, Duke Ellington ve Count Basie gibi. Sekiz Grammy’li Petersen jazz’ın devleriyle çalışmıştır. Dük ve Kont’a ek olarak Louis Armstrong, Charlie Parker, Roy Eldridge, Nat King Cole, Stan Getz, Dizzy Gillespie ve Ella Fitzgerald’ı bunların arasında sayabiliriz.

Özgün stili, belirli bir tanıma dahil edilemiyor diye eleştiri almıştır. Bu stili yıllar boyunca değiştirme girişiminde bulunmadığı için de. Aslında stili, 1940’ların ikinci yarısında oluşmuştu, kabaca swing ile bop arasında bir yerde olduğu söylenebilirdi. Ondan sonra da stilini değiştirme gereği duymadı. Thelonious Monk, Johnny Hodges gibi büyük müzisyenlerle paylaştığı bir özellik. O stili kendi içinde geliştirmeyi ise hiç ihmal etmedi. Yaptığı kayıtların çokluğu da, tıpkı Art Tatum gibi onun da Norman Granz’ın favori piyanisti olmasından kaynaklanır. Granz, sanatçılarının bazılarına neredeyse haddinden fazla kayıt yapma eğilimindeydi. Bunun bir sonucu olarak Peterson, büyük kısmı mükemmele yakın, onlarcası da birer klasik olan inanılmaz sayıda albüm yapmıştı. Solo, düet, gözde formatı olan triolar, küçük gruplar ve orkestralar.

Grant onu, Montrealli piyanist yirmi dört yaşındayken Toronto’da keşfetmişti. Peterson o sıralar genç yaşına rağmen gözkamaştırıcı tekniği ve melodik yaratıcılığı ile hem meslektaşları, hem de dinleyiciler arasında heyecan yaratıyordu. Jazz at the Philarmanic turnelerinden birinin tanıtımı için Toronto’ya gelmiş olan Granz, işi bitince taksiyle havaalanına gidiyordu ki, radyoda Peterson’ın bir jazz kulübünden yapılan kaydını dinledi. Çok etkilendi, geri dönüp onun çaldığı Alberta Lounge’a gitti, onunla tanıştı, dosdoğru Carnegie Hall’e götürdü. Ondan sonraki otuz yıl boyunca da menejeri oldu. Verve ve Pablo’dan ona kayıtlar yaptı.

Oscar Emmanuel Peterson 1925 yılında Kanada’da, Montreal’in yoksul St. Antoine semtinde, beş çocuklu bir ailenin oğlu olarak doğdu. Semtte uyuşturu, şiddet, her şey vardı ama ırk ayrımı yoktu. Küçük yaşta trompet ve piyano çalmaya başladı. Yedi yaşında verem oldu, bir yılı aşkın süreyle hastanede yatınca, babası ondan piyanoda yoğunlaşmasını istedi. Ders aldığı kişilerin arasında ablası Daisy de vardı. On dört yaşında, tam kendini bir şey sanmaya başlamışken, Art Tatum darbesini yedi. Neyse ki aynı yıl amatör bir yarışmayı kazandı. Tüm zamanını piyanoya ayırmak için okulu bıraktı. 1942’de artık Kanada’da iyice tanınıyordu. Johnny Holmes Orkestrası’nın tek siyahi üyesi olarak A.B.D.’de de turneye çıkınca hayatın tatsız gerçekleriyle karşılaştı. Örneğin, beyaz müzisyenlerle aynı otelde kalamıyor, aynı lokantalara gidemiyordu.

Aslında bir süre adı sadece boogie-woogie ile birlikte anıldı, çoğu kişi onu ciddi bir jazz müzisyeni olarak kabul etmiyordu. Norman Granz ile birlikte bu durum değişti. Granz Toronto’daki o akşamda onu ikna edip boogie-woogie’den ayırdı. Peterson, “Jazz at the Philharmonic” serisinin temel direklerinden biri oldu. 1949’da Carnegie Hall’de boy gösterdi ve ertesi yıl ilk kez Down Beat dergisinin okuyucu anketinde birinci oldu. Sonra bu ankette on üç kere aynı başarıya ulaştı.

Onca kayıt arasında belki de en iyi bilinenleri, 1953 ile 1958 arasında esas triosu sayılacak grupla, gitarda Herb Ellis ve basta Ray Brown ile yaptıklarıdır. Her ne kadar bazen gözardı edilse de, aynı zamanda iyi bir bestecidir. “The Canadiana Suite” ve “African Suite”, unutulmaz besteleri arasında yer alır. Prens Charles ile Diana Spencer’ın düğünleri için de “A Royal Wedding Suite”ü bestelemişti. Ayrıca çok güzel bir sesi vardı. Bu sesin Nat “King” Cole’un sesiyle olan benzerliği, “With Respect to Nat”te bütün açıklığıyla ortaya çıkar. Sırf bu benzerlik yüzünden şarkı söylemekten kaçındığı rivayet olunur.

1993’tan itibaren felç nedeniyle sol yanı zayıflayınca, iki yıl müzikten uzak kaldı. Sonra, kendi deyişiyle, uzun yıllar boyunca enstrümanla arasında doğmuş olan yakınlığın hatırına, yeniden piyano çalmaya başladı. Çok geçmeden, sağ eliyle biraz daha fazla çalmayı öğrenmiş, turnelere çıkmaya başlamıştı. Ancak bu yıl iki konserini sağlık nedenleriyle iptal etmek zorunda kaldı. Biz de, yanlış hatırlamıyorsak 1985’da onu “live” olarak dinleme şansına erişmiştik. Gözümüzde hep o günkü gibi kalacak, müziği kulağımızdan eksik olmayacak.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


71033 - unknown - 38.107.179.237