27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

‘Benim Oscar’ım;

Oscar Emmanuel Peterson



Rahmetli babam gerçek bir jazz aşığı ve hastasıydı. Onun gençlik yıllarında LP’ler henüz çıkmamış, 78 devirli plaklar da sınırlı sayıdaydı. II. Dünya savaşı sonrası yılları olduğu için, insanların müziğe ve eğlenceye aç oldukları bir dönem... Babam da sevdiği jazz müzisyenlerini dinleyebilmek için aynı filme bir çok kez gidermiş. Hatta sırf Gene Krupa’nın davul solosunu dinlemek için ‘The Benny Goodman Story’ filmine tam 7 kez gittiğini anlatırdı. Benim çocukluğumda ise LP’ler çoktan devreye girmişti.

7-8 yaşlarındayım. Babam yurt dışından yeni bir plak getirtmiş, yine onun gibi jazz hastası olan ablamla dinliyorlar. Aynı plak günlerce üst üste çalındı ve dinlendi. Bir süre sonra parçayla birlikte mırıldanmaya başladılar. Tabii ben de onlarla birlikte. Neticede, bu parça benim de dilime takıldı. Ve takılış o takılış oldu...

Parçanın adı ‘Girl Talk’. Yorumlayan Oscar Peterson. Dilime takılan bölüm, Oscar Peterson’nun neredeyse tüm parça boyunca süren o muhteşem solosu. Yani o benim ilk gözağrımdır. Jazz’ı tanımaya ve sevmeye onunla başladım. Tabii o sıralar bunun farkında değildim. Araya zamanın pop ve rock kültürü girmişti. Jazz’ın ne denli dipsiz bir kuyu olduğunun farkında değildim. Şimdi ise, iyi ki bu dipsiz kuyuya düşmüşüm diyorum.

Oscar Peterson ile başlayan bu serüven ciddi bir hayranlığına dönüştü. Arkadaşlarla plak alış-verişleri başladı. ‘Şu solosu muhteşem, hayır bu solo daha üstün’ tartışmaları, zaman zaman iddialaşmalara döndü. 1985 yılında, o zamanki adıyla Spor ve Sergi Sarayı’nda, onu canlı dinlediğimde dünyalar benim olmuştu.    

Kulağıma olağanüstü tınılar gönderen bu kocaman elli, iri cüsseli adam, aynı zamanda da müthiş bir iletişim ve sahne ustasıydı. Her parçadan sonra ayağa kalkıp, seyirciyi selamlamasını, güler yüzünü hiç unutmuyorum.

Oscar Peterson, benim için, sanatından zerre kadar taviz vermeden halk için çalan nadir piyanistlerden biridir. Ve bir avuç müzisyene virtuözlük göstermek için, teknik yetenekleriye birbirine meydan okuma oyununu oynayan ve ‘halkı boşver, onlar anlamaz’ tavrını sergileyen müzisyenlerden değildir. Jazz müzisyenleri genelde, sanatlarını ve tarzlarını en iyi ifade edebilecekleri melodik ve harmonik öğelere sahip parçalar seçme eğiliminde gözüküyorlar. Ama bu süreç içinde, bestecinin vermek istediği ‘mood’dan da oldukça uzaklaşıyorlar gibi. Oscar Peterson’nun inanılmaz şarkı bilgisi ve sözlere duyduğu saygı, bence yorumlarına farklı bir boyut katmış, cümlelerini daha zenginleştirmiştir.

Şarkıya olan bağlılığı, 50’lerin başında yaptığı 2 vokal albümden de anlaşılmaktadır. Vokal  yorumlarında da piyanosundaki ritm duygusu ve enerjiyi duyabiliyoruz. Hikayeyi çok net anlatıyor. Bir rivayete göre, bir kulüpte Nat King Cole ile karşılaşırlar ve Cole ona ‘Seninle bir anlaşma yapalım. Sen şarkı söyleme, ben de piyano çalmayayım’ diye takılır.

Benim için onun aranjmanları da müthiştir ama nedense bu yeteneğinden fazla sözedilmemiştir. Eşlikçiliğine gelince, o da başka derya. Eşlik etmediği vokalist ve enstrümantalist yok gibi. Oscar Peterson ve Ray Brown duo’su olarak başlayan bu serüven, Barney Kessel ve Herb Ellis gibi gitarcıların katılması ile trio’ya dönüşmüş ve belki de onun bu denli muhteşem bir eşlikçi olmasının temellerini atmıştır. Bu albümler saymakla bitmez. Birkaç örnek vermek gerekirse, Lionel Hampton, Benny Carter, Lester Young, Milt Jackson, Ben Webster, Stan Getz, Ella Fitzgerald, Anita O’ Day ve Sarah Vaughn’la yaptığı albümler favorilerim arasındadır.

En sevdiğim  yorumları arasında ise, Girl Talk. I’m In The Mood For Love, Bossa Beguine, The Shadow of  Your Smile, Teach Me Tonight, Honeysuckle Rose ve Tenderly gibi parçaları sayabilirim. Peterson, Brown, Ellis üçlüsünün, neredeyse telepatik denebilecek yorumları bana her zaman büyük bir keyif verir. Tenderly ile ilgili olarak, çok sevdiğim jazz sever arkadaşım rahmetli Murat Ersen’le ilgili bir anımı aktarmak istiyorum. ‘The Legendary Oscar Peterson Trio – Live at the Blue Note’ albümünü dinliyoruz. CD elimize yeni geçmiş, heyecanlıyız. Bir medley. I Remember You ile başladı, A Child is Born’la devam etti. Uzun bir bas solosunun ardından, o müthiş ve etkileyici block chord’larıyla  öyle bir ‘Tenderly’ girdi ki, İkimiz de kendimizi yere atıp, kelimenin tam anlamında değilse bile, ona yakın bir anlamda üstümüzü başımızı parçaladık. Bazı eleştirmenlerin yeterince yaratıcı ve yenilikçi bulmadıkları Peterson, alamet-i farikası olan block chord’ları laf olsun diye mi kullanıyordu acaba? Oscar Peterson’ın piyano yorumu hakkında söylenebilecek çok şey var. Ben teknik sulara girmek istemiyorum. Yalnızca iyi bir dinleyiciyim. Duygusal açıdan baktığım zaman, müthiş bir içgüdü, zengin fikirler, zerafet, yumuşaklık, neşe, mizah, melodik bir anlam derinliği ve güçlü bir swing duyuyorum.

Oscar Peterson’ın tüylerimi diken diken eden spontan duygu değişimleri öylesine hızlı ki,  bazen takip etmekte zorlanıyorum. Sonuç olarak, onun ritmik ve duygusal ateşi hep canlı. Zaman zaman yoğunlaşıyor, zaman zaman da hafifliyor ama hiç sönmüyor.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


71034 - unknown - 38.107.179.238