Tek konserde Blues tarihi!

18. Efes Pilsen Blues Festivali 02 Kasım - 11 Aralık 2007
tarihleri arasındaydı…
Blues'un güçlü sesi 7 ve 8 Aralık tarihlerinde İstanbul'da
duyuldu!
Bu yıl Efes Pilsen Blues Festivaline katılanlar, pamuk
tarlalarında başlayan, günümüzün rock, hiphop, R&B ve benzeri türlerine
kadar etkisi bulunan Blues müziğinin tarihine kronolojik biçimde tanıklık etme
şansı buldular. Blues'un en saf ve ilk günlerdeki halini temsil eden Adolphus
Bell, tek kişilik performansı ve Alabama'ya özgün danslarıyla müziğin başladığı
yerde duruyordu. John Primer sahne aldığı havalı grubu The Real Deal Blues Band
ile Blues'un sahneye taşıdığı günlerden itibaren yapılanma sürecini klasik ve
özgün, coşkulu parçalar eşliğinde izlendi. Jimi Hendrix'in Voodoo Child yorumu
ile sahnesini açan, birbirinden enerjik blues şarkıları ve grup üyelerinin
çığır açan sololarından sonra Deep Purple veya Metallica melodileri ile
sahneden inen Bernard Allison, blues'un günümüz popüler türlerinin kökeni
olduğunu gösterirken, müziğin açılarının nereye varabileceğine de ışık
tutuyordu.
Blues'cuları tanıyalım...
Bu yıl 18'incisi düzenlenen Efes Pilsen Blues Festivali, her
zamanki gibi birbirinden renkli blues karakterlerine ve gerçek efsanelere ev
sahipliği yaptı. Alabama'da doğan, küçük yaşta tarlalarda çalışmak zorunda
kalan ve zorlukları yıllar sonra blues coşkusuna dönüştürmeyi başaran Adolphus
Bell, kendi parçalarının yanı sıra çaldıkları klasik parçalar ve eğenceli
danslarıyla seyirciyi kısa sürede havaya sokmayı iyi biliyordu. Aynı anda
hükmettiği gitarı davulu ve sesine bir de mızıkasını ekleyen Adolphus Bell,
kendi deyimiyle 'tek kişilik grupların kralı'. İleri yaşına rağen yüksek
enerjisiyle izleyenleri etkileyen Bell, tek kişilik grup olma konusunda da
prensiplere sahipti. Sadece sahnede birden fazla enstrüman çalmakla 'tek kişlik
grup' olunamayacağını sahne dışında da gereken her şeyi tek başına halletmek
gerektiğine inanmış.
Adolphus Bell'den sonra sahne alan isim, Blues'un yaşayan
efsanelerinden biri olan, anlattığı hikayelerle ünlü John Primer. Yıllarca
Muddy Waters'ı hem değerli elemanlarıdan biri, hem de ön grubu olarak sahne
alan John Primer, Willie Dixon'ı Chicago All-Stars ekibinin de önemli
üyelerinden. Seyirciyi coşturma konusunda benzersiz bir yeteneği ve tecrübesi
olan Chicagolu Primer'ı her an sahnenin bir ucundan diğerine koşuştururken ya
da kolonların üzerine çıkmış seyirciye dokunacak kadar yakın solo atarken
görmek mümkündü. Konuşurken bile etkileyen sesinin gücü blues'u damarlarınıza
kadar hissetmenizi sağlıyor. 16 yaşına kadar okuldan sonra pamuk tarlalarında
çalışan, ayda 78 dolara iki kardeşiyle ailesini geçindirmeye çalışan Primer, o
zor zamanlara eğlenceli tarafıdan bakmayı başarıyor ve müzik kariyerinde hızla
yükseliyor. Zor geçen yıllarını ise 'This is where i got the blues' (Benim
blues'um ingilizce hüzün anlamını da taşıyor - buradan geliyor) sözleriyle
özetliyor.
Sahneyi son olarak devralan ve seyirciyi gerçek anlamda
'ateşleyen' isim Bernard Allison. Blues'a yüksek enerjiyi katan gerçek efsane Luther
Allison'ın oğlu olan Bernard Allison, hemen herkesin müzikle uğraştığı bir
ailenin bireyi olarak, Muddy Waters, Howlin' Wolf gibi isimlerin bacakları
arasında dolanarak büyüyor. Babasının bir beyzbol oyuncusu olmasını hayal
ettiği Bernard, genlerine işlemiş olan blues müziğinin çağrısına kayıtsız
kalamayarak erken yaşlarda müzik yapmaya başlıyor ve kariyeri boyunca tüm
dünyada konserler verip aralarında Prince, George Clinton, Koko Taylor, Stevie
Ray ve daha nicesinin bulunduğ önemli isimlerle birlikte çalışıyor. Gitar çalma
biçimi Hendrix'le mukayese edilen Allison, Hendrix'e büyük saygı duymakla
beraber, sadece kendisi olmayı tercih ettiği için ustayı pek fazla
dinlemediğini dile getiriyor.
Festival tarihinde bir ilk:
Devamlı güncellenen turne günlüğü
Bu yıl festivalde daha önce ülkemizde benzeri yapılmamış bir
proje dahil edildi: Festival Blogu. Turne boyunca ekibe eşlik eden ve hemen her
anlarını birlikte geçiren bir müzik yazarı tarafıdan kaleme alınan festival
blogunda, gün be gün müzisyenlerin başından geçenleri, konser öncesi/sonrası
yaşananları ve yol hikayelerini, fotoğraflar ve videolarıyla bulmak mümkün.
Efes Pilsen Blues Festival Blogu'na www.efesblues.com adresi altında blog
linkine tıklayarak ya da doğrudan bu adresten ulaşabilirsiniz. www.efesblues.com/blog