Pharoah Sanders ile...

İçinizdeki en uzak noktalara dokunabilen -canhıraş, ulvi,
akışkan, tok, irite, dingin- tezatlığında sıfatları gururla taşıyabilecek
karakteristik tonuyla Pharoah Sanders; John Coltrane’in yaratıcısı olarak
anıldığı “Sheets of Sound” tekniğinin de en usta uygulayıcılarından... Hatta
bir söylentiye göre Sanders çalmayı bıraktığında saksofonunda hala bir titreşim
olurmuş. Saksofonundan akan notalar Sanders için bir ibadet aracı, biz ise onun
başka dünyalardan taşıdığı deneyimlerin sese dönüşmüş haline tanık olmak üzere
koltuklarına konuşlanmış paylaşıcılarız. Karşımda tam da tahmin etmiş olduğum
üzere, maddi dünyanın çoğu ağırlığından, öncelikle egosundan arınmış; gündelik
odakların çok ötesinde yaşayan, bir suhulet abidesi Pharoah Sanders var..
CRR’de bir konser vermek üzere ülkemizi ziyaret eden Pharoah Sander ile müziğe,
müziğin ötesine, ruhani yolculuklara dair bir sohbet...
Gözlemlediğim şu ki, ismi free jazz dönemiyle beraber
anılan müzisyenlerin bir kısmı bu akımı politik ve sosyal bir haraket gibi
yorumluyorlar. Diğer bir yandan ise siz ve John Coltrane gibi müzisyenler,
müziği formlardan özgür kılarken, ruhani yanlarına daha çok odaklanır
gibisiniz. Bundan bahsedebilir misiniz biraz?
Tamamen kendi deneyimim benim, kendi müziğim için ne
hissettiğim önemli. Çalarken, müziğin kendisi çok ruhani. Benim, müziğimi
aktarmaya çalışırken, müziğimi yaratırken denediğim bu. Dediğim gibi herkesin
kendi müziğini algılamasıyla ilgili kendine has bir bakış açısı var, sosyal,
politik ya da başka yönlerden. Bazen müzik yaparken, ona ruhani bir aydınlanma
gibiymişçesine bakıyorum, onu böyle adlandırıyorum. Ama hissediyorum ki her
müzisyenin ifade edişinde kendine has bir tarzı var ve diğer müzisyenleri
onaylamadıkları zamanlar olabilir. Yani ben biraz kendime kapalıyım. Artı
olarak ben bir Müslümanım ve zamanımın çoğu müzikle değil de ibadet ederek
geçiyor. Müzikten önce, onu başka bir boyuta koymakla ilgiliyim; umarım bunu
iletebiliyorumdur, tek yaptığım çalmaya devam etmek ve müziği dualarla bezemek.
Müslüman olmadan önceleri Doğu felsefelerine ilginiz var
mıydı?
Ben bir Hristiyan olaran büyüdüm, ailemin çoğu Hristiyan,
fazla bir seçeneğim yoktu, onlar her ne yapıyorlarsa ben de onlara katılmak
zorundaydım. İslamiyetle tanıştığımda benim için daha uygun olduğunu anladım.
Kendimden başkası için bunu söyleyemem tabi. Müslüman olmamın sebebi bu, bunu
seçmemde etkili olan çok şey var.
İslam edebiyatına ya da felsefesine ilginiz var mı?
Evet, eğer okuyabilirsem. Aslında pek fazla İslam felsefesi okumadım.
Tek yaptığım yaşamaya çalışmak, bunları hayatıma uygulamak ve ailemle
ilgilenmek. Başka bir şey bilmiyorum, sadece bunu yaşamaya çalışıyorum, bunu
başarabilirsem, bir Müslüman olarak ölürsem, bu gerçekten çok güzel.
Kariyeriniz boyunca jazz’ın farklı türleri ile iç içe oldunuz, hatta internette
bir yerde 70’lerin sonlarına doğru o dönemin disko müziği yapan
topluluklarından biriyle çalışmış olduğunuzu okumuştum..
Bazen yanlış anlaşılmalar oluyor, genelde bu benim için sorun
değil ama kendim hakkında okuduğum bazı şeyler hiç de gerçek değil. Geriye
dönüp bunları düzeltmek gerçekten zor, çünkü uzun zaman önce olan şeyler. Bazen
kendi internet sitemi yapmayı düşünüyorum, insanlar gerçek Farrell’i anlasınlar
diye. Bazen benimle iletişime dahi geçmeden benle ilgili bir şeyler yazıyorlar,
bunu yapmak pek de iyi değil. Başka bir insan hakkında gerçek olmayan bir şey
söylemek, bunu çok karmaşık ve çelişkili hale getiriyor. Hele sizin gibi güzel
bir insan benle söyleşiye geldiğinde. Bu bir yanlış anlaşılma, kimin
söylediğini bilmiyorum, umarım ilerde bu bilgi düzelebilir.
Eğer bir sorunum varsa onun için dua ediyorum, eğer Tanrı
bunca şeyi yarattıysa ben küçücük bir varlığım. Söyleyebileceğim pek fazla şey
yok. Bir jazz müzisyeni olarak anılmayı seven biri değilim, ben sadece benim,
ve bir şeyler için çabalamak bana yeterli geliyor. Benim için Kuran gerçek
müzik, Kuran’dan daha güzel bir müzik yok.

Biraz Coltrane ile olan deneyimlerinizden bahseder misiniz?
Coltrane’den önce kendi grubum vardı ve birşeyler yapmaktaydık.
Ben bir kilisede büyüdüm, dinim hakkında oldukça titiz ve dikkatliydim, bir
Hristiyanken hep kiliseye dua etmeye giderdim. Ben Coltrane’in de büyüdüğü gibi
büyümüştüm; onla konuştuğunuzda sizin dinle alakanızı sorardı, ailenizin kimler
olduğunu, bu gibi şeyler. Bu çok iyi hissettiğim bir şeydi, çünkü ondan önce
kimse bana dinimle ilgili bir şey sormamıştı.
O zamanlar jazz dünyasındaki en ruhani yönü güçlü müzisyenlerden biriydi
herhalde..
Yani, evet, bilemiyorum. Ahmad Jamal var, o da müslüman ve
oldukça dinin içinde. Ya da Yusef Lateef. Gerçekten harika liderler, hala
onlardan çok şey öğreniyorum.
Coltrane’in vefatınından sonra, Alice Coltrane ile olan
işbirliğinizden bahsedebilir misiniz?
Alice ve ben oldukça yakındık ve beraber bir kaç albüm
kaydettik. Çoğu arkadaşım manevi yönü kuvvetli insanlar, Alice’le çok fazla
konuşmama gerek yok, ya da birbirimizi görmemize. Dinine çok bağlı bir insandı
ve ibadete çok zaman ayırırdı. Telefonu eline alıp saatlerce konuşacak ya da
dedikodu yapacak tipte bir insan değilim. Onu gördüğüm zamanlar, hayatta
olmasına mutlu olurdum; tabi o hala hayattayken..Daha önce de dediğim gibi,
biraz kendine kapalı biriyim. Yaşadığım hayat, yaşadığım ülke bir İslam ülkesi
değil; bu tip şeyleri hayatımda tutmak için daha fazla emek sarfediyorum.
Etrafınızda İslam hakkında bir şeyler öğrenebileceğiniz
çok insan yoktu sanırım?
Bazen benim ülkemde, İslamiyet hakkında birşeyler bilmek gibi
bir seçeneğin olmaz. Öncelikle eğer ben Müslümansam benim etrafımda olmak
istemezler. Bu çok negatif bir tepki ve böyle düşünenlerden uzak durmak
zorundayım.
Peki İslamiyeti daha rahat yaşayabilmek için başka bir ülkeye seyahat ettiğiniz
oldu mu?
Hayır, hiç olmadı. ABD’de İslamiyet hakkında bana birşeyler
öğreten üstadlar vardı. Cami çevrelerinde olarak öğrendim İslamiyeti. Benim
için önemli olan bu hayatı nasıl yaşadığım ve İslamiyeti seçmiş olmam.
Önceleri tenor saksofonun yanı sıra soprano da çaldığınız
olurdu. Ama son zamanlarda tenore odaklanmış gibisiniz?
(gülüyor) Haklısın, bir kaç kez entrumanlarımı taşımaya
çalışırken hava yolu şirketleriyle problemler yaşadım. Saksofon taşıma
kutularımı bagaja bırakmamı talep ettiler, hayır, bunu yapmam. Saksofonumu
yanıma almak isterim, ve tenorum için daha küçük bir çantam var ve onu yanıma alıyorum.
Kaç saksofonla seyahat ediyorsunuz?
Sadece bir.
Peki ne olduğunu sorabilir miyim?
Ben bir MK6 Selmer, Balance Action Selmer çalıyorum. Eski bir
Selmer. Eski şeylerle daha uyum içersindeyim. Sanki bir parçam olmuş gibi,
mekanizma öyle rahat ki. Şirket en son yeni ve daha iyi bir şeyler yapmayı
denedi ama, benim için daha iyi olmadı. Belki diğer müzisyenler için farklıdır,
bilemiyorum.
Bu sıralar yeni müzisyenlerle çalmaya ilginiz var mı,
belki genç müzisyenlerle?
Dışarı çıkıp genç müzisyenleri dinleme şansım olmadı.
Kenny Garrett’la çaldınız?
Evet, o çok güzel bir insan..Onu gerçekten çok seviyorum ve
müziğini de çok seviyorum. Kendi deneyimime göre dünyadaki en iyi alto çalan
kişi o. Onu yaptıkları bana bir çok yönden ilham oluyor, ve kendi müziğinde
varoloşunu seviyorum, aynı zamanda ruhani yönü çok kuvvetli bir insan.
Çine olan yolculuğunun ardından bir album kaydetmişti?
Benim gibi biri değil. Çok zeki biri, sadece öğrenmek
konusunda değil, gittiği yerlerin kültürlerine çok ilgili, Japonca’yı bayağı
iyi konuşuyor, ve biraz da Çince sanırım. Bunların hepsini öğrenmeye nasıl
vakit buldu bilmiyorum, onu konuşurken duydum. Onu oldukça iyi tanıyorum,
muhteşem Miles Davis’le çaldığı dönemlerden. O zamanlar gençti.
Hiç Miles’la çaldınız mı?
Onunla hiç çalmadım, ama onunla 10 dakika sohbet ettim
(gülüyor).

Nasıldı?
Bana karşı çok iyiydi, çok zeki biriydi. Kullandığım Gamma
hakkında şöyle dedi; (Miles’in konuşmasını taklik ederek) “Hey Farrell,
gammanın sesi çok açık, onu kıssan iyi olur” (gülüyor). Harika biriydi, onunla
konuşmak çok keyifliydi, Coltrane’le olduğu gibi. Coltrane’le müzik hakkında
hiç konuşmazdık, genelde ruhani konularda, dinle ilgili konuşurduk, mesela yeme
alışkanlıkları, egzersizler ya da ibadet. Ya da kötü alışkanlıklar...
Tüm bu paylaşımlarınızın sonucuydu bu harika müzik?
Bence de, başka bir çok şeyden zevk alıyorum, sadece çalmak
değil konu. Dediğim gibi bir müzisyen olarak anılmaktan hoşlanmıyorum, bir
Müslüman olarak anılmak benim için oldukça yeterli.
Bu akşam neler çalacağınızla ilgili bir kaç ipucu?
(gülüyor) İşte bunu bilemem, bir müzisyen bunu bilemez. Ne
çalacağımı bilmiyorum, sahneye çıkacağım, seyirciyi ve atmosferi hissedeceğim.
O mekandan hissettiklerim bana ne çalacağımı söyleyecek.
Hiç bir performans salonda rahatsız hissettiğiniz ve çalmayı istemediğiniz oldu
mu? (Keith Jarrett’a gönderme yaparak)
Hayır, çoğunlukla çalmayı çok isterim. Buraya çalmaya ve
birşeyler vermeye geldim, bunun için burdayım.
Etrafı gezme şansınız oldu mu?
Türkiye’ye geçen sefer geldiğimde bir sol klarnet almıştım,
onu evde bıraktım. Getirmedim, çünkü buradan başka bir tane almayı
tasarlamıştım. Ama bugün Sultanahmet Camii’ne gitmeyi tercih ettim ve tüm
zamanımı dua etmekle geçirdim. Bu yolculuğumda ilk işim camiyi ziyaret etmek
oldu, daha önce şansım olmamıştı.