27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Piyanistlerimiz; Çağrı Sertel

Şu sıralar "Four in the Pocket", "Kangroove in the Pocket", "Pluma Band" gibi projelerde dinleyebileceğiniz, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Aydın Esen ve Selen Gülün gibi hocaların yetiştirdiği en yetenekli piyanistlerden biri olan Çağrı Sertel, Görüş Açısı; piyanistler serisinin ilk konuğu.

 

Türkiye’de müzik yapıyor olmanın size ve müziğinize getirileri ve götürüleri neler?

Türkiye açıkçası müzik yapmanın, hele ki orijinal müzikler yapıp sergilemenin çok zor olduğu bir yer. Maddi anlamda getirisi olduğunu söyleyemeyeceğim. Çünkü popüler piyasa içerisinde müzik yapmadığınız takdirde müzikten para kazanmanız gerçekten çok zor, götürüsü bile oluyor diyebilirim. Manevi anlamda ise tabi Türkiye'de orijinal işler çok yapılmadığı için değişik, samimi, özenilmiş ve içsel işler yaptığımızda çok mutlu oluyoruz. En azından ben sahneye çıkıp kendi kompozisyonlarımı seslendirirken ve karşımda bunu dinlemekten keyif alan bir dinleyici kitlesini gördüğümde gerçekten bütün sıkıntılarımı veya "bu işleri yapmak ne zor bu memlekette yahu" gibi cümleleri tamamen unutuyorum. Ama tabi ne yazık ki eğer bu soruya direkt bir cevap vermem gerekseydi, Türkiye' de müzik yapmamın müziğime getirisi olmadığını ve bunun nedeninin de bu ülkede sanata ve sanatçıya verilmesi gereken değerin kesinlikle verilmemesinden olduğunu, ancak bu durumun da bizi yıldıramayacağını ve müziğimizi yapmaya ne olursa olsun devam edeceğimizi söylerdim. 


Müziğe başladığınız yıllarda kendinize kimi ya da kimleri rol model almıştınız?

Ben müzikle uğraşmaya 11-12 yaşlarımda evdeki küçük bir oyuncak klavyeyle oynayarak başladım. Biraz meraklı bir çocuktum ve radyoda televizyonda veya o sırada evde ne dinleniyorsa ki o zamanlarda evde dinlenen şeyler Sezen Aksu, Nilüfer, Levent Yüksel, Nükhet Duru, Elvis Presley albümleridir, onları o klavye ile çıkarıp çalmaya çalışırdım ve bu benim için o yaşlarda çok zevk aldığım bir "oyundu" açıkçası. Yani bu nedenle örnek aldığım bir piyanist veya idolüm diyebileceğim biri ne yazık ki yoktu, daha doğrusu vardı tabi ki ancak ben bilmiyordum çünkü çevremde bilen insan yoktu. Lise yıllarımda Fahir Atakoğlu, Yanni gibi müzisyenleri çok dinledim ve onlardan çok keyif aldım diyebilirim ve o etkilenimle birçok müzik yazdım. Jazz müziği ile tanışmam lise son yılında oldu. Bu tarzda beni ilk etkileyen Aziza Mustafa Zadeh olmuştur. Daha sonrasında elbette Chick Corea, Herbie Hancock, Keith Jarrett gibi isimleri duydum, yavaş yavaş dinlemeye başladım ve yaptıkları işlerden çok keyif aldım. Hani kendinizi içindeyken mutlu hissettiğiniz müzikler vardır ben de onu hissettim. Bu isimler benim idolüm idi, ancak lise sonun sonlarında Aydın Esen'in müziği ile tanıştım. O zaman, şimdi ve ömür boyu en büyük idollerimden biri olacak olan aynı zamanda hocam da olan kişidir kendisi. Bunların dışında şu anda diğer büyük idollerim arasında Brad Mehldau, Esbjorn Svensson ve Gonzalo Rubalcaba gibi isimler de var.



Şu zamandan o yıllara baktığınızda, kendiniz için çizdiğiniz yolda hedefinize ulaşabildiğinizi düşünüyor musunuz? Ne gibi sapmalar olmuş?

İstediğim noktaya gelmek sorusunun yanıtı her zaman hayır olacaktır sanırım ve öyle de olmasını umuyorum. Çünkü bu düşünce insanı hep daha iyi olmaya zorluyor. Ama tabi küçüklüğümde Türkiye'de adını duyduğum ve çalışmak istediğim bir çok isimle zaman içerisinde çalışma imkanı buldum. Halen de büyük bir memnuniyet içerisinde bu isimler ile çalışmaktayım. Bu mutluluk verici bir durum elbette. Genel anlamda müzik adına yapmak istediğim bir çok şeyi imkanlarım el verdikçe yaptım ve o çalışmalar adına da mutluyum. Kısmen hedeflerime ulaştım gibi, ama tabi ki öğrenmek istediğim çok fazla şey var ve henüz ulaşamamış olduğum hedefler var, yurt dışına açılmak gibi... 

Kendinizi 20 yıl sonra nerde ve nasıl görmek istersiniz?

Kendimi 20 yıl sonra akıl ve ruh sağlığı halen gayet yerinde, başarılı projelerin altında imzası olan ve kendini geliştirmeyi sürdüren veya hep sürdürecek olan bir müzisyen olarak görmek isterim.


Sağlık durumunuz müzik yapmanızı engelleyecek olsa hayatta neye tutunurdunuz?

Sanırım makarna lokantası açardım. Yapmayı, yemeyi sevdiğim ve iyi becerebildiğim bir yemektir kendisi.


Müzisyen olarak geliştirdiğiniz en güçlü ve geliştirmeniz gereken en zayıf özelliğinizin ne olduğunu düşünüyorsunuz?

En gelişmiş özelliğimin duyumum olduğunu söyleyebilirim. Çünkü çaldığım şeyleri okumanın yanı sıra daha çok duyarak analiz ettim, içselleştirdim ve bu özelliğimin kesinlikle hep daha ileri seviyede olması için çabalıyorum. Üniversiteye kadar kendi kendimi eğitmiş olmamdan ve bir mentorum olmadığı için klasik müziğe çok vakit ayıramamış olmamdan dolayı zayıf yönümün biraz bu olduğunu söyleyebilirim. Ancak bununla ilgili de kendimi elimden geldiğince geliştirmeye çalışıyorum. 


Günlük çalışma rutininiz nasıl? Günde kaç saatinizi kendi müziğiniz için ayırabiliyorsunuz?

Valla dürüst olmak gerekirse çalışabildiğim dönemler var bir de çalışamadığım dönemler. Çalışabildiğim dönemde her gün piyano başına oturduğumda yaptığım egzersizleri yapıyorum sonrasında da eser çalışıyorum. Bunlar toplamda en minimum 5-6 saat alıyor. Kendi müziğimle ilgili ayırdığım zamanlar daha farklı oluyor. Çünkü eğer müzik yazacaksam sadece rutin egzersizlerimi yapıp direkt olarak yazacağım müziğe konsantre oluyorum. Çalışamadığım dönemlerde çalışamama sebebim ise konserlerin, programların, işlerin çok yoğun olması. Ama o dönemlerde bile her gün kalktığımda muhakkak piyano başına oturuyorum. 

Müziğinizi neler besliyor?

Duyduklarım, duymadıklarım, yaşadıklarım, izlediklerim, gördüklerim, görmediklerim yani kısaca "her şey" müziğimi besliyor... 


Şu sıralar kimlerle, hangi projelerde çalıyorsunuz?

Şu sıralar, Kağan Yıldız (b), Ediz Hafızoğlu (d), Alp Ersönmez (b), Elif Çağlar (vo), Mert Önal (d), Sarp Maden (g), Eylem Pelit (b), Volkan Öktem (d), Bilal Karaman (g), Sabri Tuluğ Tırpan (p), Bora Uzer (v), William Cardosa (d), Şenova Ülker (tp), Eser Ünsalan (b), Toygun Sözen (s), Serdar Barçın (s),  Sertab Erener (vo), Yaşar (v) gibi isimlerle çalışmaktayım ismi şu anda aklıma gelmeyen kimse yoktur umarım. Proje anlamında da yine bu ismini saydığım müzisyen arkadaşlarımla: "Çağrı Sertel Trio", "Four in the Pocket", "Kangroove in the Pocket", "Pluma Band" gibi birçok projede aktif olarak çalışmaktayız. 


Bildiklerinizi birileriyle paylaşma, aktarma isteği duyuyor musunuz? Bunun için neler yapıyorsunuz?

Elbette duyuyorum ve paylaşıyorum da. Vakit buldukça meraklı arkadaşlarla çalışıyoruz, bildiklerimi elimden geldiğince aktarmaya, anlatmaya çalışıyorum her zaman ve gerçekten çok keyif alıyorum bunu yaparken de.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


71060 - unknown - 38.107.179.237