Cem Tuncer

50. sayımızda Körleme’yi “Klinik” yazarımız gitarist Cem
Tuncer ile Bilgi Üniversitesi’nde gerçekleştirdik.

Terje Rypdal
Waves | ECM 1978
Per Ulv (Rypdal)
Terje Rypdal (eg, ARP synth), Palle Mikkelborg (tp, fl, RMI),
Sveinung Hovensjø (eb), Jon Christensen (d, perc)
Bu hiç dinlemediğim bir albüm. Eski bir tını, yeni bir şeyler
değil. Gitar-synthlerin ilk denendiği zamanlar gibi. Genelde böyle Hint
tınılarıyla kuzeyliler uğraşır, İsveç, Norveçliler. Bir ECM havası var.
Abercrombie’nin de benzer işleri vardır, ama bu gitaristin çalması ona
benzemiyor. Gerçi Terje Rypdal gibi isimleri pek takip etmem, ama o olabilir
gibi geldi. Açıkçası, bence pek müzikal açılımı yok. Ya da kulağımızda çok
demode kaldı bunlar. Gitarcıyı biraz daha dinleme fırsatımız olsaydı, biraz
solo çalsa daha hoş olurdu. Ama sıkıntılı bir parça.
(Rypdal tahmininin doğru olduğunu belirtiyorum)
Evet, pek dinlemem dediğim gibi. Gerek stil, gerek tını
olarak Rypdal’a hiç “yükselemedim.” Daha modern işler yapmayı seviyorum. Bu çok
“beyefendi” bir çalışma gibi geliyor. Hele Hint usulü bir şeyler yapacaksak
“kan gövdeyi götürmeli.” Çok basit kalıyor bu haliyle. Arayışlar ama
bulamayışlar...

Pat Martino
Desperado | Prestige 1970
Dearborn Walk (Martino)
Pat Martino (g), Eddie Green (ep), Tyrone Brown (eb), Sherman
Ferguson (d)
Bu kaydı biliyorum. Pat Martino. Desperado idi albümün adı
sanırım. Bu da Rhodes’un devreye girmeye başladığı zamanlar. Bir dönem başucu
albümlerimden oldu, ama şu an personeli hiç hatırlayamadım. Oniki telli çalıyor
Martino burada, zor bir iştir. Yüksek kabiliyet getiriyor, pek başka 12
telliyle bebop örneği de yok zaten. Yanılmıyorsam üst üç tel tek, alt teller
çift. Tuhaf bir tını çıkıyor böyle, efektsiz ama kendinden efektli gibi.
Martino’nun klasik cümlelerini çalışmıştım epey. Burada tam bir Pat Martino
duymuyorum, onun “yangın” zamanı değil. En azından bu parçada. Bu albümdeki
Oleo’yu severim ama mesela. Büyük bir disiplin var Martino’da. Hayat hikayesi
de çarpıcı; müziğe geri dönüşü... Neşet [Ruacan] abiyle konuşurduk; hafızasını
kaybetmesi, geri gelmesi çok ilginç. Parmak hafızası varmış, müziği onlar hatırladı
aklından önce herhalde.

Kenny Burrell
Guitar Forms | Verve 1964
Terrace Theme (Burrell)
Kenny Burrell (g), Gil Evans (arr), Roger Kellaway (p), Ron
Carter (b), Willie Gonzalez (conga), Grady Tate (d), Lee Konitz (as), Steve
Lacy (ss), Richie Kamuca (ts), Bill Barber (tu), Johnny Coles (t) ve diğerleri
Bu Kenny Burrell havalarına benziyor. Vurmalılarla birlikte.
Blues’u en güzel çalan beyazlardan biridir. Çok yükseldiğim bir gitaristtir.
Klasik müzik bestecilerinden de çok istifade eder çalarken. Tam bir blues üstadı.
Bu albümü tahmin edemiyorum ama aranjman çalmayı seven gitaristtir onu
biliyorum. Çok güzel dokunuşlar bunlar. Muazzam bir çalış. Blues çalarken bu
ayarda bir de George Benson’a bayılıyorum. Hepsi Charlie Christian’cıdır aslında.
Burrell’in de daha ateşli kayıtlarını biliyorum. Ama bir hava var işte ne
olursa olsun.

Adam Rogers
Apparitions | CrissCross 2005
Labyrinth (Rogers)
Adam Rogers (g), Chris Potter (ts), Edward Simon (p), Scott
Colley (b), Clarence Penn (d)
Kurt Rosenwinkel mı? Bir eküri vardır Matt Penman ve çevresi,
onların yaptığı kayıtlara benziyor. Yeni New York jenerasyonu. Böyle şeyleri
daha çok seviyorum, açılımı daha fazla. Her saniyesini merak ediyorum, ne
olacak diye. Böyle bir tonda, bu kadar temiz ve bu phrasing ile Pat Metheny
geliyor aklıma dinlerken. Ama yine de tını olarak çok emin olamıyorum, mesela
Kevin Eubanks’in de böyle çaldığı kayıtlar vardır. Saksofoncunun phrasing de
çok tanıdık geliyor, ama ismen çıkartamadım. Buradaki kafayı çok seviyorum. Bir
de mükemmel çalış var. Burada dinlediğimiz bütün adamlarda virtuozite yüksek
düzeyde. Saksofoncular ile gitarcıların buluşması Pat Metheny ile Ornette Coleman’ın
Song X’inden sonra patlama yaptı. Michael Brecker-Mike Stern, John Scofield-Joe
Lovano buluşmaları fiks bir sound oluşturdu bir ara. Onların devamı gibi biraz
sanki. Ama açılımları güzel. Bir kere genç bir mükemmeliyetçilik var bu kayıtta.
Çok teknik bir gitarcı. Aslında, piyano, kontrbas, davul ve gitar bir araya
geldiklerinde, kim olursa olsun, sesleri çok deforme etmiyorsan, grup ilk akoru
vurduğunda çıkacak sound her zaman bu olur. Yenilerin farkı müziği daha baştan
gergin hale sokan headler ve büyük aralıklarla, daha az akılda kalıcı
motiflerle çalma.