27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Dünyanın en iyi 10 kadın şarkıcısından biri olarak gösterilen

Tierney Sutton Nardis’te…

 

 

10 senelik jazz geçmişi boyunca kaydettiği 7 başarılı albümle ve sayısız performansla gelip geçici bir isim olmadığını tüm dünyaya kanıtlamış, son zamanların en dikkat çekici jazz vokalistlerinden Tierney Sutton, hem müzikalitede hem de vefakârlıkta eşi benzeri olmayan grubu ile birlikte 3-4-5 Nisan tarihlerinde Nardis Jazz Club sahnesinde olacak.

Üniversite yıllarına kadar jazz’dan habersiz, Wisconsin doğumlu bir koro şarkıcısı, sonrasında jazz’la bir tanışıyor, pir tanışıyor. Berklee School of Music eğitimi sonrası, 1998 yılında katıldığı Thelonious Monk Jazz Vocal yarışmasında yarı finale kalması, hem Tierney’in kanına jazz’ı daha da çok enjekte ediyor hem de isminin farkedilmesiyle birlikte yavaştan ortalığı ısıtmaya başlıyor. Arkasından 1999 yılında ilk solo albümü Introducing Tierney Sutton, jazz severlerle buluşuyor. Nasıl başlarsa öyle gider demişler... İlk başta Old Country, If I were a bell, It never entered my mind, Caravan gibi tanıdık standartları bir araya getiren, ‘sıradan’mış gibi görünen bu albüm, Indie Award’a en iyi jazz vokal albümü dalında aday gösterilince, Sutton, jazz vokal kariyerine hiç de sıradan olmayan bir başlangıç yapmış oluyor.

Sutton aynı yıl, bundan sonraki 5 albümü boyunca birlikte çalışacağı Telarc firması ile anlaşma imzalıyor. Böylece kendisine daima ilham vermiş, Clifford Brown, Dizzy Gillespie, Wayne Shorter, Jimmy Rowles gibi müzisyenlerin, şarkıcılar tarafından pek yorumlanmamış bestelerine el atma fikri, Telarc’tan çıkan ilk albümü ile hayat buluyor: Unsung Heroes.

2001 senesinde çok daha kişisel bir projeye el atan Sutton, üçüncü albümü Blue in Green ile Bill Evans’a saygı duruşuna geçiyor. Bu albümün Sutton’ın sınırları zorlamayı seven diğer albümlerine göre, incelikle hazırlanmış, daha oturaklı bir tribute albümü olduğunu söyleyebiliriz.

2002 tarihli Something Cool albümüyle Sutton, sıkı bir dönüş yapıyor. Bu kez karşımızda notalarla oyun oynamaktan büyük keyif alan, neşeli, yaratıcı, duygusal, emprovizasyondan korkmayan, alabildiğine cesur bir vokal var. Her zamanki gibi ona tüm dinamizmiyle eşlik eden grubunu, şarkılardaki modern düzenlemeler ve yenilikler tamamlıyor. Sutton bu albümle hem dinleyenlerinin hem de eleştirmenlerin gözündeki yerini daha da sağlamlaştırıyor. Ve kısa bir sürede jazz listelerinde bir numaraya yükseliyor.

2004 senesinde, Bill Evans’tan sonra bir de Frank Sinatra’ya vefa borcunu ödemek isteyen Sutton’ın beşinci albümü geliyor: Dancing in the Dark. Sutton, proje için Frank Sinatra dendiğinde akla ilk gelen şarkılardan çok, kendisi için özel olan ve kişisel anlamlar ifade eden şarkıları seçmiş. Belki de bu yüzden, sıradanlığın yakınından bile geçmeyen bu albüm, 15 hafta boyunca listelerin zirvesinden inmiyor. Üstelik Sutton’ın bu albüm sonrasında efsanevi New York Oak Room’da verdiği konserin başarısı, onu Carnegie Hall’a doğru götürüyor.

2005 yılında Tierney Sutton Band’in New York Birdland’de verdiği konser, kayıt edilince, grubun ilk ‘live’ albümü yapılmış oluyor: I’m with the band. Aynı sene, JazzWeek Radyosu tarafından yılın vokalisti ödülüne layık görülen Sutton’ın başarısı bununla da kalmıyor. 2005 yılı, Sutton’a I’m with the band ile en iyi jazz vokal albümü dalında Grammy adaylığı da getirmeyi ihmal etmiyor.

Sutton’ın geçtiğimiz yıl, içinde “mutluluk” geçen şarkılar konseptinden yola çıkarak oluşturduğu albümü On the Other Side, hem kendisi hem de eleştirmenler tarafından yaptığı albümler içinde açık arayla en iyisi olarak tarif ediliyor. Albümde salt mutluluk içeren şarkılar bekliyorsanız, yanılıyorsunuz. Albüm kapağında şarkıcının kendi sözleriyle albümde “mutluluğun peşinden koşarken duyulan heyecandan, mutluluğu arayıp bulamamaya, mutluluğu kaybettiğimizde duyduğumuz kalp acısından, hayatın bize beklediğimizden fazlasını verdiği anların mutluluğuna kadar” birçok şey var...


Birlikten müzik doğar.

10 senedir albümlerde, 14 senedir de sahne performanslarında birlikte çalıştığı grubu Sutton’ın müziğinin ayrılmaz bir parçası. Kişisel gelişimin ve müzikal başarısının yanı sıra Tierney Sutton, grubuyla da adeta kemikleşmiş müzikal birlikteliklerin zamanla ne noktalara gelebileceğini tüm dünyaya kanıtlar gibi.

İlk albümünden bu yana ona eşlik eden piyanist Christian Jacob, basçı Trey Henry ve Kevin Axt ile davulcu Ray Brinker, Tierney’in müziğini kusursuz bir biçimde tamamlıyor, zenginleştiriyor, yükseltiyor. Tierney’in albümlerini dinleyen, konserlerini izleyen tüm dinleyicilerin hayranlığını kazanmış bu sinerji, Tierney Sutton performanslarının adeta en ayrıştırıcı özelliklerinden biri. Sutton ve grubu arasındaki bu güçlü bağ, 2005 yılında Grammy’ye aday olmuş live albümleri “I’m with the band”’e de adını vermiş. Üstelik Sutton’ın web sitesine girip şöyle bir göz atarsanız, web sitesinin Tierney Sutton’dan değil, Tierney Sutton Band’den bahsettiğini farkedeceksiniz. Bir müzisyen için egoyu alt etmenin bu derecesi, gerçekten de takdire şayan.


Modern bir jazz divası

Tierney Sutton’ın müzikalitesi hakkında söylenebilecek birçok şey var. Dinlerken bile hızına yetişmenin zor olduğu, up tempo parçalarda gösterdiği nefes kesen performans, güçlü ritm duygusu, kusursuz entonasyonu, çoğunlukla tiz notalarda özgürce dolaşan berrak sesi, emprovizasyon kabiliyeti, doğaçlamalarında bir trompetçiyi anımsatan yorumları, tüm bu teknik donanımın hemen yanı başında duran stil ve duygusal zenginlik, onu Tierney Sutton yapan özellikler. Bana göre Tierney Sutton’ın bütün albümlerinde göze çarpan en önemli özelliklerden biri ise parça seçimlerindeki başarısı, gerek albümlerinde gerekse performanslarında birbirinden farklı birçok türe ait şarkıyı, ustalıkla bir araya getirebilmesi, zekice düzenlenmiş setlistler ile sıkıcı olmaktan kurtulmayı çok iyi bilmesi.


We’re with the band!

Yapılan yorumlardan birinde “Albümlerinden daha harika olan bir şey varsa o da canlı performansları.” deniyor Tierney Sutton Band için. Sutton’ın kendisi de verdiği röportajlardan birinde “Canlı performanslarda, stüdyo kayıtlarında olmayan, bambaşka bir şeyin ortaya çıktığını” düşündüğünü söylemiş. Bu yorumların doğruluğundan zerre kadar şüphemiz yok. Ama biz yine de 3-4-5 Nisan tarihlerinde olayı yerinde, yani Nardis Jazz Club sahnesinde görüp dinlemeyi ve ondan sonra “En büyük Tierney Sutton Band!” diye bağırmayı tercih ediyoruz. Her ne kadar evde prova yapmaya şimdiden başlamış olsak bile...

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


71073 - unknown - 38.107.179.240