27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

FRANK MORGAN

 

 

Jazz ve madde bağımlılığı arasındaki ölümcül ilişki bu müziğin yüz küsur yıllık tarihinin özellikle ilk yarısında o kadar çok örneklendi ki bir noktadan sonra çığır açan yıldızların ebediyen sönüşleri vaka-i âdiye haline geldi. 2007 yılının Aralık ayında 73 yaşında yaşama veda eden alto saksofoncu Frank Morgan’ın 1950’lilerde narkotik sonucu kesilen kariyerine 30 yıl sonra geri ise dönüşü özellikle bebopseverler tarafından hem sevinç hem de şaşkınlıkla karşılanmıştı.

Charlie Parker ekolünün en önemli temsilcilerinden biri olan Morgan yıllar sonra narkotiğe sırt çevirdi ve müziğe inanılmaz bir geri dönüş yaptı. 1980’lerin ortasından itibaren peşpeşe yayınlanan albümlerinde sergilediği yumuşak tonu ile dünyanın en lirik alto saksofoncularından biri olduğunu ortaya koydu. Belki de müziğindeki tatlı tonalite yıllar içinde yakaladığı iç huzuru yansıtıyordu. Kayıt stüdyosunda birlikte çalıştığı trompetçi Wynton Marsalis’ten aldığı destekle Morgan bir anda jazz dünyasının görmüş geçirmiş kişilerinden biri olarak kabul gördü.

Frank Morgan 1933 yılında Minneapolis’te doğdu. Bebop ile bağlantısı çocukluğunda başladı. The Ink Spots vokal grubunda gitar çalan babası onu 7 yaşındayken Detroit’e piyanist Jay McShann’in topluluğunu dinlemeye götürdü. Topluluktaki Charlie Parker’ın Hootie’s Blues parçasındaki performansından öylesine etkilendi ki o an, gitar değil saksofon çalmak istediğine kani oldu. Konserden sonra babası Parker’la tanışması için onu kulise getirdi. Frank Morgan ertesi sabah Parker’ın tavsiyesine uyarak  hayatındaki ilk enstrüman olan klarineti babasına satın aldırdı.

Jazz ve bebop dünyasına bir anda giren Morgan ergenlik çağının son yıllarında artık yeni taşındığı Los Angeles şehrinin, jazz kulüpleriyle ünlü Central Avenue caddesinin aşina yüzlerinden biri haline geldi. Çalıştığı müzisyenler arasında Swing döneminin yıldızlarından vibrafoncu ve big band şefi Lionel Hampton ve bir süre sonra narkotik kurbanı olacak olan saksofoncu Wardell Gray de vardı.

Morgan, 17 yaşına geldiğinde en ağır uyuşturucuların müptelası olmuştu bile. Yıllar sonraki açıklamalarında Parker’ı her yönden taklit edebilmek için uyuşturucu kullanmaya başladığını itiraf edecekti: “Ona benim de ‘kulübe’ üye olduğumu (ve uyuşturucu kullanmaya başladığımı) bir an önce söylemek istiyordum. Bir konser sonrasında kendisine açıkladığımda bana nasihat çekmeye başladı: ‘Uyuşturucuların beni yavaş yavaş öldürdüğünü görmüyor musun?’ dedi. Birden sözünü keserek yanımda eroin ve kokain olduğunu söyledim. O an herşey değişti; nasihatı bıraktı ve birlikte eğlenmeye başladık.”

Parker’in öldüğü 1955 yılında, Morgan kendi adına gerçekleştirdiği Introducing Frank Morgan adlı ilk albümünü yayınladı. Wardell Gray’in de yer aldığı bu albüm ve peşpeşe yayınladığı diğerleri kendisine “New Bird” (Yeni Charlie Parker) denmesini sağladı.

Bir noktada, günde 1000 dolardan fazla para harcamasına neden olan uyuşturucu alışkanlığı artık Morgan’ın tüm dengesini sarsmaktaydı. Ama o, Parker’in varisi olmanın kendisinde oluşturduğu baskıyla ancak bu şekilde mücadele edebileceğini düşünmekteydi. Sonuçta 1962 yılında 500,000 dolarlık karşılıksız çek vermekten dolayı hapse mahkum oldu ve namı oldukça kötü olan San Quentin dahil California’nın değişik hapishanelerinde aralıklarla 20 yıl boyunca yatmak zorunda kaldı.

Bu uzun mahkumiyet dönemi ise sanılanın aksine ona huzur getirdi, çünkü cezaevinde istediği gibi müzik yapmasına izin veriliyordu. Kendisi gibi uyuşturucu müptelası mahkumlarla jazz grupları kurdu ve diğer mahkumlara, personele ve ziyaretçilere konserler verdi. San Quentin’de konser verdiği grubu dünyadaki en iyi gruplardan biri olarak bile nitelemişti.

“Ben aslında hapishanede süperstar gibiydim” demişti müzik dünyasına geri döndükten sonraki bir röportajında. “Hapiste herkes ismimi bilirdi. Jazz meraklısı olmayanlar bile bizi dinlemeye gelirlerdi. Benim gibi biri, defalarca içeri tıkılmak yerine dışarıda müzik yapabilir ve belki tüm dünyayı gezebilirdi. Demek ki, hapiste rahat edip süperstar olmam gerekiyormuş, dışarıda olsaydım büyük bir göldeki küçük bir balıktan farkım olmayacaktı”.

Morgan kariyerine geri döndüğünde 50’li yaşlarındaydı (Artık hapisteki şiddete tahammül edemediği gibi kendisiyle ortak zevkleri bulunan tutuklu müzisyen de pek bulamıyordu). Birden kendini jazz aleminin en üst noktalarında buluverdi. Geri dönüşüne medya büyük ilgi göstermiş hatta yaşamı kendisinin müziklerini icra ettiği Prison-Made Tuxedos adlı bir müzikalin konusu olmuştu. İlk geri dönüş albümü olan ve 1985 yılında yayınlanan Easy Living oldukça olumlu eleştiriler aldı. 1989 yılında yayınlanan Mood Indigo albümünde en büyük hayranlarından biri olan Wynton Marsalis de yer aldı. 1992 yılında yayınlanan You Must Believe in Spring albümünde ise eleştirmenlere göre teknik ve estetik olarak optimum noktayı yakaladı.

1998 yılında hafif bir inme geçiren Morgan’a doktorlar müzik kariyerinin sona erdiğini söylemelerine rağmen 6 ay sonra turne ve konserlerine geri döndü. Birkaç yıl önce New York’taki Jazz Standard kulübündeki performansı albüm olarak yayınlandı.

Geçen sonbaharda kendisine ameliyatı olanaksız kolon kanseri teşhisi kondu. Tutukluluğu özgürlüğe belki de biraz mistik nedenlerle uzun yıllar yeğleyen Frank Morgan’ın hem hayatı hem de kariyeri örnek aldığı Charlie Parker’a göre daha kendisiyle ve dünyayla barışık bir şekilde birkaç ay sonra son buldu.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


71082 - unknown - 38.107.179.239