Günümüzde Jazz

Trilok Gurtu Tuluğ
Tırpan John
McLaughlin Jacky Terrasson
Zuhal Focan, Ali Sönmez, Özlem Oktar Varoğlu, Serdar
Karabatı ile Jazz dergisinin 50.sayısı için neler yapılabilir diye İKSV’nin
toplantı salonunda biraraya geldiğimizde tatlı tatlı düşünce alışverişinde
bulunmuş, genel konseptin yanısıra bazı yenilikleri tartışırken bireysel açıdan
yazıların daha istikrarlı olması için “Köşe” konusuna değinmişdik. Rakipsiz ve
rüştünü kanıtlamış bir dergi için çok mantıklıydı, hatta geç bile kalınmıştı.
Zaten Ali Sönmez ile Serdar Karabatı başından beri bu yapı içinde katkıda
bulunuyorlardı. Buna Orhan Kahyaoğlu’nun son derece detaylı “dosya”
çalışmalarını da katmak gerek.
Ben de üzerime düşeni yapmak üzere Jazz okurlarına bundan
böyle “Günümüzde Jazz” köşesinde ulaşmayı seçtim. Köşeme bu adı vermemin
nedeni,”Günümüzde Jazz” programını, 1972 yılından beri TRT Radyo-3’de cumartesi
geceleri hiç ara vermeden yapıyor olmam... Bu program, meslek yaşamımın ve
yaşama bakış açımın bir simgesi... Dolayısıyla bu köşede, jazz anılarım,
konserlerden, festivallerden izlenimlerim, albüm eleştirilerim, gerekirse
dinleyicilerim ya da okuyucularımla söyleşilerim yer alacak...
İlk köşe yazımı, beni son olarak etkileyen iki etkinliğe
ayırdım. İlki, yeni kuşak müthiş piyanistlerden Tuluğ Tırpan’ın Hintli vurma
çalgılar ustası Trilok Gurtu ile 4 Mart’da Enka İbrahim Betil Oditoryumu’nda
verdiği konser; Yaşamını Viyana İstanbul arasında sürdüren Tuluğ Tırpan’ı ilk
kez 2005 yılında Ankara Jazz Festivali’nde dinlemiştim. Sağlam klasik eğitimi
hemen sezilen Tırpan’ı dinlediğimde nasıl olur da böyle müthiş bir müzisyeni
daha önce duymadım diye kendime kızdığımı çok iyi anımsıyorum. Trilok Gurtu’yu
tanımamızı sağlayan ise gitar virtüozu John McLaughlin’di. Bu fırtına ritmci,
daha sonra burada birkaç kez değişik oluşumlar içinde yaşamımıza girdi çıktı,
adeta bizden biri oldu. Tırpan-Gurtu düet projesini, iki değerli kişiyle
birlikte dinlemek ise keyifliydi. Yine genç kuşağın sıradışı müzisyenlerinden
gitarcı Erdem Helvacıoğlu ve menejeri, arkadaşı Esin Uslu ile. Enka’nın küçük,
sempatik anfisinde ilk kez biraraya gelen Tırpan ve Gurtu birbirlerinin
müziklerini keşfederken, doğaçlama alışverişinde de dengeli ve tutarlıydı.
Konserin sonuna doğru daha da rahatlayan ikili, müthiş bir final ve bis ile son
noktayı koydular. Konser sonrası konuştuğumuzda iki sanatçının hem birlikte hem
de ayrı ayrı ilginç projeleri olduğunu öğrendik. Merakla bekliyoruz...
Değineceğim ikinci müzik olayı, beni derinden etkileyen iki
Jacky Terrasson performansıydı. 13-15 Mart arası İstanbul Jazz Center’da bascı
Sean Smith ve Kenny Garrett’ın yanında hayran olduğumuz genç davulcu Jamire
Williams ile sahneye çıktı. Ben ilk ve son geceyi dinleme olanağını buldum.
Trio ilk gecede temkinli ama profesyonel, son gecede ise müthişdi. Repertuarı
biraz değiştirerek sunan Trio, son gece, karşısında yoğun, müziğe ruhuyla katılan
çok kaliteli bir dinleyici buldu. Bu da, özellikle Terrasson’la davulcu
Williams’ın performansını çok etkiledi. Bende iz bırakan anlar; ilk gecedeki
rafine “Nardis” ve “Smile” yorumlarıyla, son gecenin tümü... Daha önce
Terrasson’ı birkaç kez dinlemiştim. Ama JC’s’deki son gecesi gibi bir olay
yaşamadım. Sanırım kendisi de şaşırdı bu spontan coşkusuna... Bisde kendisini
durduramıyor, olağanüstü bir doğaçlama seline kapılıyordu yanında Smith ile
Williams’ı da sürükleyerek. Tabi bizleri de... İşte katıksız jazz duygusu bu,
diye düşündüm. Bu konserlerde ve daha önce çoğu yabancı topluluklarda olduğu
gibi dikkatimi çeken nokta, profesyonellikle duyguyu ustaca bağdaştırmaları,
hiç es vermeden parçadan parçadan geçmeleri, birinin etkisi geçmeden diğerini
keşfetmenin zevkini dinleyiciye sunmalarıydı. Bu olay jazz’ın en iyi bir jazz
kulübünde dinlenebileceğini bir kez daha kanıtladı. Hem de sigara dumanı
olmadan!