Konuşan gölgeler arasında;
Marianne Faithfull

3 – 4 – 5 Mart Çarşamba – Babylon
Pazartesi rehavetine yenilenlere, Salı FB – Sevilla maçından
feragat edemeyenlerin doldurduğu çarşamba kalabalığında bir Marianne Faithfull
konserinde olmanın riskli üçüncü günündeyiz. Hayli kalabalığız bu akşam; hiçbir
ciddi konserde görünmeyen, ama popüler ve medyatik olanlarını kaçırmayan
resepsiyon insanlarından, az sonra sahneye çıkacak tehlikeli kadın hakkında en
ufak bir fikri olmayanlara kadar…
Babylon’un barıyla giriş arasındaki trafikli aralığa zar zor
sıkışıyoruz. Gördüğüm tek yer kelle karaltıları arasından yükselen tavan. Bir
de karaltılar arasında saniyelik fırsatlarla görülüp kaybolan sahne
kırpıntıları. Neyse ki duyuyorum; ilk şarkının “No Regrets” olduğunu. Hatta bir
arada Faithfull seçiliyor aradan. Üç gece üst üste küçük bir kulüpte çıkmanın
şaşırtıcı olmayan sonucu; biraz yorgun ve buna bağlı olarak heyecan dozu düşük
görünüyor.
“Guilt” başlıyor ardından. Parça bitiminde dağınıklıkla göz
alıcılık arasında tiyatral ifadelerle konuşuyor; derin, çakıl taşlarının
birbirlerine vurmalarına benzeyen şangırtılı sesi salonda geziniyor kulaktan
kulağa.
45 yıllık kariyerin içinden çıkan şarkıları, “Without Blame”
ve “Spike Driver Blues”u dinliyoruz itilip kakılmalar ve içki servisi yapan
garsonların “pardon”ları arasında. Bir inip bir çıkıyor gitarcı Barry
Reynolds’un siyah şapkası kalabalığın içinden solo esnasında.
Biz savrulurken hiçbir şeyi takmayan umarsız yaşamından
çekilmiş satırlarla sesleniyor Faithfull salona; bir hip büyükannesi edasıyla.
Kibar, depresif, halen cazibeli bir bayan. Huysuz haller içinde. Şekerlemeye
batırılmış laflarla, zehre banılmış şakalar yapıyor. İfadeci el kol hareketleri
çok şey katıyor sahnesine galiba. Tahmin, el yordamı ve karaltıların
tepkilerine bakarak kavramaya çalışıyorum sahnede olup biteni.
“No Child of Mine”ın ardından biz mekanı en yakındaki
birahane cihetinde terk etmeye hazırlanırken başlayan “Strange Weather” ile
uğurlanmayı bile bir şans olarak görmeli, “Vagabond Ways” ile “Broken English”i
dinleyemediğimiz bu gecede.
İzlenemeyenleri yazmak da varmış; küçük mekanda büyük konser
yapmanın takdirini beklerken zılgıta şaşıranların hikayesi bahsinde.