27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Telli sazdır bunun adı, çingenelik bunun neresinde?

Bireli Lagrene / Sara Lazarus - 22 Mart Cumartesi – İş Sanat

 

Sahnenin hareketlenmesiyle beliren üç adam, konuşmadan girişiyorlar çalgılarına. Bireli Lagrene’in semi-akustik kasa Gibson’ının soft jazz akor dizilerine endeksli yürüyen erken hard-bop parçalar çalıyorlar. Eski tarz, eski sound, geleneklerle barışık ve uygun adım mainstream jazz çalıyor üçlü; büyük bir keyif içinde. 

Stan Getz ruhlu gevrek sololarıyla romantik yüzünü öne çıkaran saksofoncu Franck Wolf, sound’unda oldukça derin Brezilya jazz’ı etkileri taşıyor. Gerçek bir romantik gibi, çağının geride kalan zamanlarını yansıtıyor, nefesini yöneten parmaklarında. Yüzünden gülümsemesi eksik olmayan kompleksiz ve silik karakterli genç basçı Diego Imbert, standart vazife adamı. Müziğin alt seslerinin güvenle ellerine bırakıldığı sadık adam, konser boyunca gözünü bir saniye olsun ayırmıyor, Bireli’nin çok şey anlatan sempatik mimikleri ve refleks dolu parmaklarından.

Sahnede neden üç kişi olduklarını, biri romantik ballad olmak üzere ilk üç sözsüz parçanın ardından Bireli’nin açıklamasıyla öğreniyoruz. Bireli’nin uzun süreli mesai arkadaşı olarak tanıdığımız ritim gitarcı Hono Winterstein, hasta yatağında yüksek ateşle yattığı için aralarında bulunamıyormuş. Ardından birlikte imzaladığı son projesi “It’s All Right with Me” albümünün jazz vokal dalında Thelonious Monk Uluslararası Jazz Ödülü sahibi ortağı  Sara Lazarus’u davet ediyor sahneye Bireli; duymaması üzerine tüm sempatisiyle yaka paça bağır çağır. 

Birlikte jazz’ın belki de en heyecan verici zamanlarına gidiyorlar; aşk hakkında kalp çarpıntılı balladlara yöneldikleri albümünden “Down with Love” ve “Deed I Do” adlı standartlarla. Repertuar heyecan verici bir zaman dilimine, dünyanın duygularla birlikte henüz kirlenip bozulmadığı, en mühimi karşı cinsler arasında aşkın olduğu bir döneme ait, ama bu projedeki sürümleri tıpkı günümüz gibi. Tamam, Sara’nın çok iyi bir vokal olduğunu söylemek mümkün, ancak sahnesinin ışıklı olduğunu aynı kolaylıkta söyleyemiyoruz. Sahnede matematik öğretmeni suratlı, kuralcı Amerikan ev kadını imajlı, sert bir genç anne görüntülü soğuk nevale Sara. Sahne notu sıradan bir kulüp şarkıcısından taş çatlasa yarım puan yukarıda. İnsandan insana geçen, kalpten kalbe akan o ılık elektrik akımı çok az bahşedilmiş kendisine. Belki biraz bunun bilincinde; hiçbir hareketinde aşırıya kaçmadığı gibi, vermek istediklerinin de gerisinde kalmamaya azami gayret gösteriyor.

Şarkılar en çok Bireli’nin solo performansları esnasında bir üst seviyeye taşınıyor. Onun tıkmaz, ufak tefek, şekilsiz balık eti gövdesine mütenakıs parmaklarıyla ve muazzam tekniğiyle attığı kuvvetli soloların bazen hızına rüzgar bile yetişemiyor. 

Sara’nın soğukluğuyla ayakkabılarının altındaki iki renkten bile rahatlıkla okunan Bireli’nin çingene ruhu, tatsız bir tezat oluşturuyor. Bu projedeki en masum tezat belki de bu; çünkü bu yan yana gelişte başka müzikal zorlamalar da söz konusu. Öncelikle bu projenin adı neden çingenelikle alakalı? Anlayan varsa beri gelsin…Çingene Bireli’nin önünde saygıyla eğildiği ve tarzına gönderme yaparak çaldığı Django Reinhardt’tan başka bunun konuyla alakası yok, ki bu da zaten Bireli’nin her halinde mevcut.

Albüme adını veren Cole Porter bestesinin ruhu ile “Taking a Chance on Love”ın ortasındaki çok renkli kompleks Bireli Lagrene solosu bile ümit edilen tansiyonun altında geçiliyor. Ön sıralardaki jazz şarkıcısı olmaya hevesli birkaç genç kız bile heyecanlanmıyor. Sadece hareketli “Cheek to Cheek”, duygu yüklü “Jim” ve “What a Little Moonlight Can Do” yorumlarındaki Bireli’nin soloları, parçalara bambaşka bir hava veriyor; gelecekten çalıyor gibi, geçmiş zamanın içine doğru.  

Cumartesi yanlış gün bu konser için. Tipik bir pazartesi akşamı dinletisi. Konserin akıllarda kalan tek espri sahnesi, Bireli’nin bisteki “The Way You Look Tonight”ın solosu esnasında birkaç saniye için durarak yanağını kaşıması oluyor.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


71089 - unknown - 38.107.179.236