En zarif portre;
Gianluigi Trovesi’den çağlar ve türler arası, dingin bir
müzik yolculuğu…

Her kulak tatminine düşkün kişinin böyle dönemleri olur mu
bilmem ama bazı zamanlar olur ki, müziksiz doğru adım atamayan ben, elime
aldığım her albümü gerisin geri kabına koymaya başlarım. Müzikten beklentinin
bu denli yoğun olması hayatı zorlaştıran bir etken farkındayım; ama bazı
zamanlar ritmim Rönesans’tan bir tını ile tamamlanırken, bazen atonal
diyarlardan gerçek zamanlı bir kompozisyona, bazı zamanlar ise enerjinin
dorukta olduğu popüler kültürün kalbinden bir kayda ihtiyaç duyarım zeminle
bütünleşen adımlar atabilmek adına…
Bahsettiğim zamanlardan birinde (akrep & yelkovan
varlığından dahi kaçarken); Açık Radyo’da hafta içi her gün yayınlanan kültür
sanat programı Açık Dergi kadrosundan İlksen Mavituna, haftanın albümü olarak
işlemek üzere elinde bir albümle geldi ki, hissetmemi sağlayacak seslerden
kaçarak geçirdiğim zamana lanet eder oldum. İtalya’dan jazz denince akla gelen
ilk isimlerden olan klarinetçi ve saksofonist Gianluigi Trovesi’nin, 2007’de
ECM’den yayınlanan Vaghissimo Ritratto isimli albümü…
Aynı albüm içersinde müzik tarihinin ilk operasından,
minimalizmden, çağdaş kompozisyondan, buram buram Avrupa geleneği kokan özgür
doğaçlamadan, İtalyan folkundan, hatta klasik dönemden dahi unsurlarla
karşılaşınca: Evet! Sanırım yerinde bir hissiyat…
Mevzu bahsi geçen müzisyen Gianluigi Trovesi, henüz hayatta
olup da üzerine doktora tezi yazılacak kadar irdelenesi müzik yapan; hem jazz,
hem çağdaş klasik müzik çevrelerinde besteci, enstrümantalist ve doğaçlamacı
kimliği ile yetkinliğini bir hayli kanıtlamış az sayıdaki üflemeli
çalgıcısından biri… Üstat Trovesi 1966’da, Bergomo Konservatuarı’ndan, asıl
enstrümanı klarinete odaklanmasının yanı sıra, kontrpuan ve armoni çalışma
imkanı bularak mezun oluyor. Bu süre içersinde konservatuar performans bölümü
çevrelerinde “anarşi” ile eşdeğer tutulan serbest doğaçlamaya ilgisi başlıyor
ve 1964’te Charles Mingus’un grubu ile Milan Festivali’ni ziyaret eden Eric Dolphy’yi
dinlemesi ile de “The New Thing”e olan eğilimi bir hayli pekişiyor. 1978
yılında en iyi klarnetçi ve saksofonist dalında ilk ulusal ödülünü kazanıyor ve
bu ödül ona Milan Radyosu Big Band’inde, birinci saksofonist ve klainetçi
pozisyonunu da beraberinde getiriyor. Gianluigi Trovesi o dönemler, -kariyeri
boyunca Anthony Braxton, Max Roach ve Don Cherry gibi jazz devleri ile çalmış
ve Michelangelo Antonioni’nin La Notte’sinin müziklerini bestelemiş olan-
piyanist Giorgio Gaslini altılısı ile çalmasının yanı sıra; Avrupa serbest
doğaçlama geleneğinin önemli isimlerinden basçı Peter Kowald, trompetçi Manfred
Schoof ve saksofonist Evan Parker ile olan işbirlikleri ile de, avant-garde
jazz sahnelerinin aranan isimlerinden biri oluyor. 1978 yılında, basta Paolo
Damiani ve davulda Gianni Cazzola’dan oluşan üçlüsü ile lider olarak ilk
kaydettiği albüm olan Baghét’den bu güne dek lider olarak 15 civarı albüm
yayınlıyor; 40’ın üzerinde albümde çalıyor; çeşitli kurum ve yayın organları
tarafından birçok kez, kendisi yılın müzisyeni, albümleri ise yılın albümü
seçiliyor. Gianluigi Trovesi’nin, bu yazıya vesile olan ve geride bıraktığımız
2007’de yayınlanan, Vaghissimo Ritratto isimli albümü ise kendisinden müzik
tarihine bir saygı duruşu adeta… Bu albümde alto saksofon, klarinet ve bas
klarinette Gianluigi Trovesi’ye, perküsyonlarda ve elektronik seslerde Fulvio
Maras ve piyanoda Umberto Petrin eşlik ediyor. Albümün ilk parçası Primo
Apparir; Umberto Petrin’in Erik Satie’nin Gymnopedie I’ine gönderme yapan
akorlarının üzerine üç müzisyenin doğaçlamaları ile, 19. yüzyıl Avrupa’sının
önemli besteci ve çellistlerinden Alfredo Piatti’nin albümdeki portresinin ilk
görünümünü temsil ediyor. Albümde Alfredo Piatti’ye adanmış parçaların yanı
sıra, üç adet de Alfredo Piatti bestesinin yorumu yer alıyor. Albümün ikinci
parçası ise Gianluigi Trovesi’nin, müzik tarihinin ilk operalarından sayılan,
Montreverdi’nin L’Orpheo’sunun ritornello kısmına getirdiği yorumdan oluşuyor.
Onu takiben bir Gianluigi Trovesi bestesi olan ve bana göre albümün en çekici
parçalarından sayılabilecek Grappoli Orfici’de; İtalyan folk’undan ve jazz’dan
unsurlar taşıyan melodilerin, klasik dönem armonisi ile harmanının zarafeti
hüküm sürüyor. Albümün ilerleyen dakikalarında bir Jacques Brel klasiği olan Amsterdam
yorumunun yanı sıra, Rönesans döneminin en önemli bestecilerinden Jasquin des
Prez’nin El Grillo’suna getirilen yorum ile de çağlar ve türler arası müzik
yolculuğu devam ediyor. Albüme ismini veren Vaghissimo Ritratto’nun ise, Fulvio
Maras’ın kapsayıcı elektronik üretimleri ve yalın perküsif hamleleri ile
Gianluigi Trovesi’nin ucu açık melodik cümlelerinin bütünlüğü eşliğinde,
albümün Avrupa özgür doğaçlama geleneğine ve çağdaş kompozisyona en yakın ucunu
temsil ettiğini söylemek mümkün…
Gianluigi Trovesi’yi hem klasik müzik dünyasında hem de
jazz’ın Avrupa kulvarında bu denli özel kılan belki de virtüözitesinin, yetkin
besteciliğinin, dingin duru tonlarının asaletinin, kendine özgü doğaçlama
cümlelerinin yanı sıra; etkilendiği müzikal kaynakların çeşitliliği ve bunları
ustaca ve özgünce harmanlama yetisi… Yetiştiği toprakların folk müzik
geleneğinden, özgür jazz’a; Avrupa sanat müziğinin çeşitli dönemlerinden,
popüler müziğe uzanan bir yolculuk sunuyor Gianluigi Trovesi, Vaghissimo
Ritratto albümünde… Albümün ismine ilham veren, Rönesans dönemi bestecilerinden
Giovanni Pierluigi da Palestrina’nın Da Cosi Dotta Man isimli madrigalinin,
İtalyanca aslının bir dizesindeki söz öbeği; bu albümün bendeki özetine de
tercüman oluyor:
Öyle usta bir el tarafından çizilmişsin ki,
En zarif portre…*