Bir bascının kaleminden;
Chuck Israels

Chuck Israels’i ilk olarak Bill Evans Trioda dinlediğim zaman
vücundaki bütün enerjiyi müziğine yansıtabildiğini ve her bastığı sesin
anlamının çok büyük ve derin bir nitelik taşıdığını hissettim. Çaldığı sololar sanki
ince bir ipin üzerinde yürüyormuşcasına narin ve naif, bas yürüyüşleri ise çok
hassas, dokunaklı, her şeyden önemlisi tamamen stil içinde ve müzikal değerleri
çok büyük. Böyle olunca da ortaya tam anlamıyla çok iyi bir iş çıkıyor haliyle.
Ama bir de işin bir başka tarafı varki, Chuck Israels’in teknik becerileri.
Aslında bir kontrabasçıyı kontrabasçı yapan en büyük özellik müzikalite
özelliklerini teknik becerileriyle harmanlamak. İşte bu iki özellik de bir
araya geldiği zaman ortaya mükemmel bir iş çıkıyor. Diğer bir yandan o yıllarda
başlayan kontrabasın daha bir etkin ve modern çalım anlayışını Chuck Israels’in
müzikal tınılarından duyabiliriz. Kontrabas için yeni bir akımın başladığı
sürecin ilk halkalarından biri diyebiliriz Chuck Israels için.
Bu kadar beceriyi ve müzikaliteyi içinde barındıran
kontrabasçının kısa bir hayat hikayesini anlatayım isterseniz size. Chuck
müzisyen bir ailede yetişmiş. Lise yıllarında viyolonsel ve gitar çalmakla
başlayan müzik serüveni daha sonra Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde
geçirdiği bir yıl boyunca bölgede yaşayan ve düzenli olarak sahne alan,
aralarında Herb Pomeroy, Charlie Mariano, Joe Gordon, Serge Chaloff ve basçı
John Neves gibi müzisyenlerin bulunduğu Boston’daki hatırı sayılır jazz
aktivitelerinin girişine olanak tanır. Daha sonra Chuck, MIT orkestrasındaki
boş yeri doldurmak için bası eline alır ve kısa süre sonra, Boston jazz
sahnelerinde onun yetenekleri oldukça talep görür.
Daha sonraları Chuck Brandeis’teyken, o zamanlar Harvard’da
olan piyanist Steve Kuhn ve Massachusets Sanat Okulu’nda davul çalışan Arnold
Wise ile birlikte bir trioda çaldı. Brandeis’te Art Farmer, Jimmy Knepper,
Barry Galbraith, Bill Evans, Joe Benjamin, Gunther Schuller, George Russell ve
Charlie Mingus gibi bestecilerin katılımıyla gerçekleştirdikleri bir konser
Chuck’ın daha sonraları New York jazz sahnelerine girişini sağlayan
müzisyenlerle tanışma ve birlikte çalma olanağını da sağladı.
Halen okuldayken Coleman Hawkins ve Billie Holiday ile sahne
aldı, John Coltrane ve Kenny Dorham ile kayıtlar yaptı. Lenox School of Jazz’da
geçirdiği yaz zamanlarında The Modern Jazz Quartet, Jim Hall, Bob Brookmeyer,
Gunther Schuller Chuck’ın eğitiminde kayda değer katkı sağladı. New York’a
sıkça gerçekleştirilen seyahatler büyük müzisyenleri dinleme ve beraber çalma
fırsatlarını da beraberinde getirdi ve orada büyük basçı, arkadaşı ve akıl
hocası olan Oscar Pettitford ile birlikte çalıştı.
1959’da Avrupa’da geçirdiği bir yılda Bud Powell, Kenny
Clarke, Lucky Thompson, Martial Solal ve Daniel Humair gibi Avrupalı
müzisyenlerle sahne aldı. Daha sonra New York’a dönerek George Russell’ın
sextetinde iş buldu ve aynı zamanda Eric Dolphy’nin de katıldığı Gunther
Schuller ile çalma fırsatı buldu. Benny Goodman orkestrasındaki kısa süreli
performansı Chuck’a Zoot Sims ile çalışma şansını da verdi.
1961 yılında Eric Dolphy ile kayıtlar yaptığı başka bir
Avrupa turu dönüşünde, Bill Evans Trio’da basçı Scott Lafaro’nun trajik bir
trafik kazasında hayatını yitirmesinden dolayı boşalan yeri doldurması için
teklif aldı ve belki de kariyerindeki en başarılı dönemlerinden biri oldu bu
Chuck için. Aynı zamanda Bill Evans Trio’da beraber çaldığı davulcular Paul
Motion ve Larry Bunker ile çok iyi bir ikili ritm section olarak zamanın New
York’lu ritm section müzisyenleri tarafından başlatılan interaktif orkestra
stilini daha da ileri taşıdılar. Chuck Israels bu süre zarfında J.J. Johnson,
Stan Getz, Gary Burton, Jim Hall, Herbie Hancock, Donald Byrd, Hank Mobley,
Tony Williams, Roy Haynes, Sonny Clarke, Bobby Timmons ve Roland Hanna gibi pek
çok değerli müzisyen ile de çalmıştır.
1966 yılında ise Chuck sanatındaki yaratıcı vizyonu için
sadece basçı rolünün yetersiz olduğu kanısında vardı ve Hall Overton ile
aranjman ve kompozisyon çalışmaya karar verdi. New York tiyatro ve
stüdyolarında iş buldu ve hatta bir Broadway şovunda şeflik dahi yaptı. Bu
durum onun için hayatındaki yeni bir sayfaydı.
Daha sonraki yıllarda ise Chuck’ın müzik serüveni bestecilik
yönüyle daha ağır basıyor, bir yandan üniversitede öğretmenliğe devam ederken
diğer yandan da besteler ve aranjman yapmaya devam ediyordu (National Jazz
Ensemble adlı orkestra için beste ve aranjmanlar Chiaroscuro Records tarafından
CD olarak piyasaya sürülmüştür).
Chuck’ın bir çok kaydı arasında, öne çıkanlardan bazıları
şunlardır: John Coltrane ile birlikte Coltrane Time-Herbie Hancock ile birlikte
My point of View-Stan Getz ile birlikte Getz au Go-Go ve Bill Evans’la yapılan
birçok kayıtlar. The Bellingham Sessions Volumes I ve II en son küçük
gruplarıyla yaptığı kayıtlardır (Audio Ideas Recordings). Azica Recordings’ten
çıkan trompet ve flugelhorn solisti Claudio Roditi ile The Metropole Orkestra
ile yaptığı kayıtlar (The Eindhoven Concert) Chuck’ın ensamble müziğinin
örneklerini temsil eder.
İşte Chuck Israels’in müzik dolu yaşamı, yaptığı başarılı
işler ve daha sonraki yıllarda jazz dinleyicilerine, jazz severlere ve hatta
müzik severlere sunduğu başarılı çalışmalar. Chuck şu an 1986 yılından itibaren
sürdürdüğü Western Washington Üniversitesi’nin jazz bölümünde başkan olarak
eğitimciliğine devam ediyor. Aynı zamanda gene bestelerini yapmaya ve
konserlerine de devam etmekte. 1996 Nisanında Chuck’ın şefliğinde, Hollanda’da
Metropole Orchestra ile birlikte Chuck’ın müziğinden oluşan bir konser kaydı
gerçekleştirildi. Son iki yılda gerçekleştirilen aktivitelerin arasında Barry
Harris’le yapılan kayıtlar. Rodney Whitaker ve the Lincoln Center Jazz
Orchestra üyeleriyle Michigan State University Jazz Spectacular’da
gerçekleştirilen bazı performanslar ve Mood Recordstaki NDR ve Hannover Radio
Phillarmonic ile çıkarılan CD sayılabilir.
Chuck Israels, kontrabasın stil içerisindeki etkin ve
yaratıcı özelliklerini son derece iyi uygulayan, eşlik ederken bile aynı
zamanda bir solist edasıyla fikirlerini müzik içerisinde çok fazla egzajere
etmeden kullanan ve anlatmak istediklerini müzikalite anlayışına sadık kalıp
fazla laf kalabalığı yapmadan bizlere aktaran bir müzisyendir.
Ve bu son derece önemli müzisyen ve kontrabasçı, 15 ve 16
Nisan tarihlerinde Nardis Jazz Club’da. Çok güzel bir müzik olacağından tabi ki
hiçbir şüphemiz yok ve kendisine çok değerli gitaristlerimizden Önder Focan,
yeni neslin önemli davulcularından Ediz Hafızoğlu ve trompetçisi Oliver
Groenewald eşlik edecek. Ben öncelikle tüm bas çalanların gelmesini tavsiye
ediyorum çünkü o çalarken mutlaka öğreneceğimiz şeyler olacaktır. Tabiki tüm
jazz severler gelsin mutlaka, o iki gün Nardis’i dolduralım ve bugün
dinlediğimiz kontrabas çalan genç ve orta yaşlı jenarasyonun etkilendiği ve
kendilerine örnek aldığı jazz tarihinin bu çok önemli ismini dinleyelim.