Müzisyenler, dinleyiciler ve diğerleri; Mike Stern
20-21 Mayıs / Babylon

Mekanı dolduranların yarısına yakını, Dave Weckl’ın davul set-up’ını
yakından görmek için sahnenin önünde toplaşan teknik meraklısı müzisyenler ve
davul öğrencileri. Sürekli birbirlerine parmak uçlarıyla sahneye doğru bir şeyleri
işaret ederek konuşuyorlar. Geride kalanlar, iyi derecede jazz fusion
dinleyenleri ve özellikle de Mike Stern hayranları. Bir avuç kadar da bara
tüneyerek içkisini yudumlayan müdavim var. Sahnedeki marka sahibi dört
müzisyen, o akşam Babylon’u dolduranlar için öyle ya da böyle yaşamının geleceğinde
olmayı planladığı şeyler konusunda bazı hayalleri süslüyor. Özellikle de, sarı
ile kestane arasındaki lapiska saçlarıyla, özenilen batılı virtüöz müzisyen
figürüne cuk oturan Stern ve burnu havada Weckl.
Herkesin tek tek ve uzun uzun solo yaptığı “Tumble Home” ile açılan
konserde, “fusion” Stern, Weckl ve basçı Tom Kennedy, hard bop saksofoncu Bob
Franceschini ile hayata geçiyor. İnsan ister istemez iki yıl önce, yine aynı
mekandaki konserlerini anımsayamadan edemiyor. Yıllarca Weckl ile birlikte çalmış
olan basçı Kennedy, şüphesiz sahnede kendisine ayrılan yeri fazlasıyla
dolduruyor; etkileyici biçimde gümbür gümbür çalıyor, ama bir öncekinde sahnede
Richard Bona’nın oluşu, onu bu konserde bir parça gölgede bırakıyor. Ayrıca
Dennis Chambers’ın yerinde oturan Weckl’da performansa resmi ve mesafeli bir
hava veriyor. Burada bu akşam kesinlikle kötü bir konser izlemiyor gelenler,
ama bir öncekine göre havanın biraz soğuk olduğunu söylemek mümkün. Bona’nın
zeka ve sempati gösterisiyle, Kennedy’nin vazife adamlığı arasındaki farkın
üzerine, Chambers’ın siyah sıcaklığı ile Weckl’ın beyaz snopluluğu arasında ne
kadar mesafe varsa, iki konser arasında da bu kadar fark var.
Reggae ritimli “KT”’de 2 twin reverb ve boss pedallarıyla olağanüstü
güzellikle bir sound çıkarıyor Stern. İşte Stern’i Stern yapan, alameti
farikalı sound bu. Büyük bir dikkatle izlendiği için yorucu olan konserde,
temposuz melodik ballad “Wishing Well” ve ardından Stern ile Weckl tarafından
duo olarak çalınan “What Might Have Been”, ilgi yoğunluğunu doğal olarak düşürüyor.
Ancak şık parça “Chatter”, coşkuyu tavana çıkarmayı beceriyor. Sahnedeki
sempatik hareketleriyle nam salan Stern, aslında sanıldığı kadar güleç değil.
Sadece, arada birkaç saniyeliğine pişmiş kelle gibi sırıtıyor, ardından
birdenbire yüzü buz kesiyor. Her parçanın arasında da, girişte satacakları
CD’leri imzalayacağını anons etmeyi ihmal etmiyor.
Çarşamba pazarında bir esnaf gibi görüyoruz Stern’i, elindeki CD’leri çığırtarak
satmaya çalışırken. Bu manzaranın bazı hayranlarını üzüntüyle karışık bir
hayrete düşürdüğünü gözlerinden anlamak mümkün. CD’lerin tükenmesiyle başlayan
ikinci yarıda, seyircinin erken yorulduğu bir konsere doğru yol alıyor
performans. Konsantrasyon çabuk düşüyor bu akşam. Bunda konserin yanlış bir algıyla
bir cebir ya da geometri dersi gibi izleniyor olmasının payı büyük. Azıcık da
imzalı, satışlı CD pazarının yorgunluğu yok değil tabii.
Murat Beşer
muratbeser@muratbeser.com