Tekart Sadece
sanat
‘Sadece
sanat’ felsefesiyle yola çıkan Tekart şık evlerin salonlarını süsleyecek her
türlü değerli objeye evsahipliği yapıyor. Üretimden satışa müşterilerinin
ihtiyacı olan her türlü desteği sağlayan firma gelecekte de bayileriyle daha
yakın ilişkiler içinde olacağının müjdesini veriyor.
Lüksün
hakim olduğu, gözalıcı evlerin vazgeçilmezlerinden varaklı hediyelikler, Swarovski taşlarla bezenmiş küçüklü büyüklü vazolar, konsol
takımları ve aralara serpiştirilmiş farklı dekorlu porselen ve cam objeler… Günümüzde
pek çok evin gözbebekleri, değerlileri onlar… Pek çok farklı firma tarafından
denenen hatta merdivenaltı üretimi dahi yapılan bu ürünlerin özenle üretildiği,
bu işin sanat olduğu bilinciyle çalışan, emek yoğun ürünlere imza atan nadir
firmalardan Tekart. Yıldırım Yalçın ve kardeşi Mehmet Yalçın
tarafından kurulmuş bir aile şirketi olan Tekart’ın sektörde varoluşu 1999
yılında olsa da Yalçın kardeşlerin zücaciye dünyası ile ilgili geçmişleri çok
daha öncelere dayanıyor. Yıldırım Yalçın üretici ve dağıtıcı bir firma olan Tekart’ın
geçmişini ve başlangıcını şu sözlerle ifade ediyor: “Tam olarak olmasa da
bizimki biraz da baba mesleği. Babamız Paşabahçe işiyle uğraşırdı. Tam olarak
tipik bir zücaciyeciydi diyebilirim. Biz ise gümüş kaplama işiyle başladık
Tekart’ta. Bu işin bir sanat olduğunun bilinciyle hareket ettiğimizden firma
ismimizi ‘sadece sanat, tek sanat’ şeklinde Tekart olarak seçtik.”
2000’i
Aşkın Ürün Çeşidi
Ürünleriyle
önceleri masaları, sonraları duvarları süsleyen Tekart, bir süre sonra konsol
takımları üretimine ağırlık vermiş. Tekart’ın konsol takımları bir evin
salonunda olması gereken her türlü aksesuvarı kapsıyor. Abajurdan çerçeveye,
saatten küllüğe… Farklı ürün gruplarında 2000’in üzerinde ürünü bulunan
firmanın ürün gamında hediyelik eşyalar bulunuyor. İnsanların görüp, beğenip,
satın alıp kullanmaya kıyamadıkları ürünler üreten firma, ürün gruplarını
konsol takımları, biblo grubu, varak grubu şeklinde sınıflandırıyor. 2005
yılında cam işine girmeye karar veren Tekart bu alanda da ağırlıklı olarak
altın kaplamalı, ağır ürünlere yönelmiş. Tekart’ın hedef kitlesini A Plus
firmalar oluşturuyor. Güneydoğu ve İç Anadolu ağırlıklı olmak üzere Türkiye’nin
pek çok bölgesine ürünlerini gönderen Tekart, 2008 yılının sonlarından itibaren
başta Kuzey Irak, Dubai olmak üzere yurtdışına da ürün vermeye başlamış. Yurtiçinde
bayileri seçerken de titiz davrandıklarını vurgulayan Yalçın “Her firmayla
çalışmıyoruz. Bize gelen, ürünlerimizi satmak isteyen firmalarda çeşitli
nitelikler arıyoruz” açıklamasını yapıyor.
Merdivenaltının
yapamayacağı ürünler
Beykoz
Riva’da, 4000 m2’lik bir alanda kurulmuş olan fabrikalarında üretim yapan
Tekart işin mutfağına, yani üretime değer veriyor. “Bizimle çalışan firmaları
fabrikamıza yani mutfağımıza davet ediyoruz. Gelsinler mutfağımızı,
mönülerimizi görsünler. Belki farklı mönüler isteyecekler, yeni tatlar üreteceğiz
birlikte…” Ürünlerinin benzerlerini piyasada sıklıkla gördüğümüz Tekart ekibi
bu duruma şöyle açıklık getiriyor: “Ürünler benzer görünse de, biz
merdivenaltının yapamayacağı ürünler üretiyoruz. Bizim ürünlerimizi taklit
etmeye teknik altyapıları imkan vermiyor. Ancak farklı kimyasallar kullanarak
bizimkilere benzetmeye çalıştıkları ürünler var. Tabii ki son derece sağlığa
zararlı ürünler bunlar.” Başka firmaların ürünlerinde kullandıkları taşı
kaplanmış olarak satın aldıklarını söyleyen Yıldırım Yalçın, bu firmaların
ürünleri için kararmama garantisi veremediklerine dikkat çekiyor. “Biz
kaplamayı da kendimiz yaptığımızdan taşlara da kararmama garantisi veriyoruz.”
Kullandıkları
hammaddeleri dışarıdan ithal eden, ürünlerinde sadece Svarovky taşlar kullanan
firma, haksız rekabetin olduğu ve masraflarının ağırlaştığı son dönemlerde
satış arttırmak için çeşitli yollar geliştirmiş. “İki yol vardı önümüzde
birincisi daha çok üretim yapıp, satışımızı arttırmak, yeni pazarlar yaratmaktı.
İkincisi ise senelerdir tanıdığımız, dört tane kriz atlatmış, fırtınalardan
geçmiş, ancak halen ayakta duran firmalarla ticaretimizi sürdürmekti. Yeni
insanlar aramak yerine eskilerle, elimizdeki değerlerle nasıl daha çok ticaret
yapabiliriz, diye düşündük. O zamanki düşüncelerimizin doğruluğunu şu anki kriz
ortamında da çok daha iyi anlıyoruz aslında. Üretimimizi yine arttırdık ancak
aynı ürünlerin adetlerini değil de ürün gruplarını arttırdık. Yani önceden 10
adet üretiyor olduğumuz vazoyu şimdi 20 adet üretiyor değiliz, yeni vazo
çeşitleri üretiyoruz öncekilere ek olarak. Bunun yanısıra içinde yer aldığımız
mağazalardaki metrekare sayımızı da artırdık.”
Kurumsallaşma
Yolunda
2008 ve
2009 yılında artık Tekart markasını öne çıkarmak, kurumsallaşmak yolunda
ilerleme kaydeden firma, kendi mağazalarını açma fikrine çok da sıcak bakmıyor.
Yalçın, ürün gamlarında Tekart’ın yarısı kadar dahi çeşit bulunmayan firmaların
kendi mağazalarını açmalarını garip karşıladığını da sözlerine ekliyor. “Sektör
çok zorlaştı. Pazarda her geçen gün yeni firmalar çıkıyor, yeni mücadeleler
başlıyor. Zaten pek çok firma da kriz ortamında büyür. Ama bir anda da
yıkılabilirler. Özellikle bazı gruplarda çok ciddi taklit ürünlerimiz söz
konusu. Biz de bu durumu önlemek için yeni tasarımlarımızı hemen piyasaya
sunmuyoruz açıkçası. Mağazalar da artık bilinçlendi aslında. Bir mağazanın
içinde artık öyle yirmi marka bulunmuyor. Seçici davranılıyor.”
Yılmaz’a
son dönem yaşanan krize bakışını, 2009’a ilişkin fikirlerini soruyoruz: “2009
herkes için zor bir yıl olacak. Kredisiz çalışan firmalar yollarına devam
edecek, diğer firmalar mutlaka sorunlar yaşayacaklar. Küçülme de çözüm değil,
çünkü belli bir büyümeyi yakalamış firma bir anda küçülemez. Kriz henüz bize
gelmedi bence, ama dışarıda ayak sesleri duyuluyor.”
Hizmet
Öne Çıkacak
Ticarette
bundan sonra hizmetin önplana çıkacağını düşündüklerini ifade eden Yıldırım
Yalçın bundan sonra bayileriyle daha yakın ilişkiler içinde olacaklarını
vurgularken 2009’da başlattığı yeni uygulamasını anlatarak sözlerini
noktalıyor: “2009’da yeni bir uygulama başlattık. Türkiye’deki, Güneydoğu da
dahil olmak üzere ürün verdiğimiz mağazalara kendi araçlarımızla ürün teslimini
kendimiz yapıyoruz. Onlar zaten işin zor kısmını, satma aşamasını üstlenmişler.
Hiç olmazsa ürünü kolayca teslim alabilsinler istedik. İnsanlara daha çok
hizmet vermeye çalışıyoruz.”
www.tek-art.com.tr