Alışverişi yeniden konumlandıran marka
İstanbul’un yeni yaşam küresi; Palladium
Günışığından alabildiğine faydalanmayı sağlayan cam tavanı ve
kavisli formuyla ziyaretçilerine bambaşka bir konsept sunan Palladium Alışveriş
Merkezi ilklere imza atıyor.
Palladium Alışveriş Merkezi, Tahincioğlu Gayrimenkul, Genç
ve Nora ortaklığında geçtiğimiz yılın Eylül ayında İstanbul Kozyatağı’nda
hayata geçirildi. Mimari projesi Ergün Mimarlık tarafından hazırlanan ve proje
yönetimi Nida İnşaat tarafından yürütülen Palladium, 205 bin metrekarelik bir
alan üzerine kurulmuş. 40 bin metrekare kiralanabilir alanı olan bir alışveriş
merkezi ile 32 katlı, 94 daireli rezidans binasından oluşan Palladium Alışveriş
Merkezi’nde 165 mağaza bulunuyor. Palladium’un kiralama ve yönetimini,
Türkiye’de yirmiye yakın projede adı geçen ve Alman mfi ortaklığı ile daha da
güçlenen AVM mfi Partners gerçekleştiriyor. Palladium AVM Müdürü Semet Yolaç
Canlıel, toplam beş kattan oluşan ve 2.500 araçlık kapalı otoparkı bulunan
alışveriş merkezinin, dev cam küresiyle ilklere imza attığını söylüyor. Ünlü
şair-yazar ve oyuncak müzesi sahibi Sunay Akın ile birlikte yürüttükleri
projede ise çocuklar için oyuncak toplayan Palladium yönetimi, bir kamyon
oyuncağı Trabzon’a gönderiyor. Palladium’un henüz bir yılı bulmayan geçmişinin
ışığında Canlıel ile İstanbul’un Anadolu Yakası’na yepyeni bir soluk getiren
Palladium’u konuştuk…
Palladium’un
yapımı ne kadar sürede tamamlandı ve ne kadara maloldu?
2006
yılında temeli atılan Palladium’un açılışı 2008 yılında gerçekleşti. Palladium,
230 milyon dolara malolan bir projedir.
Günlük
ortalama ziyaretçi sayısı ve alışveriş oranı nedir?
Haftaiçi yaklaşık 22-23 bin, hafta sonu ise; 32-35 bin
arasında değişen ziyaretçi sayısına sahibiz. Net olmamakla birlikte; yaptığımız
ölçümlerle fiş ortalaması yüksek bir alışveriş merkezi olduğumuzu
söyleyebilirim. Diğer alışveriş merkezlerinden yüzde 30 daha yüksek bir fiş
ortalamamız var. Gelen ziyaretçinin müşteriye dönüşme oranı Palladium’da daha
yüksek.
Alışveriş merkezi
konsepti, markaların bütünlüğü ve kurumsal kimlik arasında nasıl bir ilişki
var? Palladium’da nasıl bir uygulama söz konusu?
Palladium AVM’nin en
önemli ve güçlü yanı; iyi bir marka karmasına sahip olması. Biz yola çıkarken
Anadolu Yakası’nda alışverişi yeniden konumlandıracağız, yeniden adlandıracağız
demiştik. Bunda da başarılı olduk. Anadolu Yakası’na ilk defa Palladium ile
gelen markalar var. Türkiye’de ilk mağazasını burada açan markalar da var.
Marka seçimi ve
mağaza karması nasıl oluştu?
Farklı ve iddialı bir marka karmasına sahibiz. Buradaki
bütün markaları Anadolu Yakası’nda aynı çatı altında başka bir yerde
bulamazsınız. Böyle bir farkımız var. Ulusal, uluslararası zincirler ve daha
niş mağazalardan oluşan bir karmamız var. Örneğin tekstil departmanı olarak;
Zara Grubu bütün markalarıyla burada. Banana Republic’in bu yakadaki ilk ve tek
mağazası Palladium’da.
AVM’lerin
başarısını etkileyen çok önemli bir faktör de mimaride ayırt edici özellikler
üzerinden üretilen katmadeğer ve algı... Bu bağlamda, Palladium’un
karakteristik özellikleriyle ilgili neler söylemek istersiniz?
Mimari tasarım çok ciddi avantaj ya da dezavantajlar
getirebiliyor. Mimari farklılığımız dikkat çekici. Palladium’un bütün
katlarının gün ışığı alması ve düzayak oluşu ziyaretçilerin rahat
gezebilmelerini ve aradıklarını kolay bulabilmelerini sağlıyor. Günışığının
insanlar üzerinde farklı, olumlu etkisi oluyor. Buna paralel olarak 32 metre çapındaki cam küremiz, çeşitli organizasyon ve aktivitelere sahne oluyor. Cam küremiz,
binamızın yuvarlaklığını tamamlayan bir unsur.
Palladium
ziyaretçilerini memnun edecek dinlence ve eğlence olanakları neler?
10 salon sinemamız ve D&R var. Yemek olarak;
Kitchenette, Midpoint ve Cookshop gibi restoranlarımıza paralel olarak iyi bir
food-court’umuz bulunuyor. Bir ailenin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak her türlü
markayı burada barındırmaya çalışıyoruz. Özellikle küçük ziyaretçilerimiz için
iki çocuk oyun alanımız var. Birisine aileler çocuklarını bırakıp, alışverişlerini
rahatça yapabiliyorlar. Çocuklar da bu süreçte kaliteli zaman geçirebiliyor. Diğer
alan; çocuklara, gençlere ve kendini genç hissedenlere yönelik. Burada ziyaretçilerimiz,
çeşitli oyuncak ve simülasyon aletlerinde birbirleriyle yarışarak ya da
kendileri oynayarak keyifli zaman geçirme imkanları bulunuyor.
“2200 kişiye istihdam yarattık”
Palladium,
bulunduğu bölgenin ekonomik ve kültürel yapısını nasıl etkiliyor? Kaç kişiye istihdam sağlıyor?
Her alışveriş merkezi açıldığı günden itibaren yakın çevresine
çok olumlu etkiler sağlar. Palladium’un da gerek istihdam, gerekse yaşamı
kalkındırmak anlamında çevresine büyük katkıları var. Burada 2200 kişiye
istihdam yarattık. Bu çalışanların ailelerini, bakmakla yükümlü oldukları
kişileri de düşündüğünüz noktada bu rakam daha da artıyor.
Çok
sayıda uluslararası firma, yerli ve başarılı Türk geliştiriciler ile ortaklık
kurarak bu pazara girmeyi tercih ediyor. Bu konuya siz nasıl bakıyorsunuz?
Şartlar
doğru şekilde olgunlaşırsa neden olmasın… Perakendecilerin uluslararası
firmalarla ortaklığı normal bir süreç. Bizim için de olumlu bir gelişme.
Belirli bir seviyeye gelmiş, kurumsallaşmasını tamamlamış perakendeciler artık
uluslararası zincirlerin dikkatini çekmeye başladı. Belirli bir ciroyu
yakalayan, merkez yönetimini kurumsal düzeye geçirenler portföy yöneticilerinin
dikkati çekiyor. Bu çok klasik bir gelişmedir. Olması gereken bir şeydir ve
olur. Ortaklık bizim vereceğimiz bir karar değil. Biz burada AVM mfi Partners
olarak alışveriş merkezinin kiralamasını ve yönetimini yapıyoruz. Bu karar
Palladium’un mal sahiplerine ait.
AVM’lerin
gelecek projeksiyonlarını nasıl görüyorsunuz?
Alışveriş
merkezleri sosyal yaşamı destekleyen yerlerdir. İnsan sosyal bir varlık, görmek
ve görünmek ister. Dolayısıyla bunun için gideceği bir yerler olması lazım.
Bizim çok fazla sokak kültürümüz yok. Sokak kafelerinde zaman geçiren bir
kültür altyapımız yok. Bir pazar mantığımız, bir buluşma yeri, agora alışkanlığımız
var ve buralarda devam ediyor. Alışveriş merkezleri bakımından İstanbul ve
Ankara’da özellikle belirli noktalarda arz fazlası var. Uluslararası
istatistiklerde kişi başına düşen perakende metrekareleri Avrupa ile
karşılaştırıldığında hala az gibi görünse de bu açıklamalar tek başına geçerli
değil benim için. Orada başka kriterler de gözönüne alınmalı. Avrupa’daki
perakende altyapı imkanları, alışkanlıklar, gelenekler gibi birçok kriteri bir
bütün olarak incelediğinizde AVM’lerde gidilecek daha yolumuz olduğunu
görüyoruz. Bugün Anadolu’daki birçok şehirde henüz alışveriş merkezi yok.
Oralara bir tane yapılmalı diye düşünüyorum.
www.palladium.com.tr