Rahatlama
Stres ve stres sebebiyle oluşan rahatsızlıklarla mücadele
etmenin ilk adımı, kaslarınızı nasıl rahatlatacağınızı öğrenmektir.
Daha önceki bölümlerde atalarımızın günlük yaşamlarını
sürdürürken karşılaştıkları tehlikeler karşısında nasıl karmaşık bir mücadele
ya da kaçış sergilemek zorunda kaldıklarını anlatmıştık: “Olduğum yerde kalıp
büyük tehlikeyle mücadele mi edeyim, yoksa kaçayım mı? Her iki şekilde de tüm
duyularımı keskinleştirmek ve tüm gücümü düşmana yöneltmek zorunda kalacağım.”
Böyle bir durumda, adrenalin pompalanır, gerilim artar, kan basıncı yükselir.
Bu sırada, tehlikeye konsantre olabilmeniz için tüm diğer
acil olmayan bedensel fonksiyonlar kapanır. Çünkü, korktuğunuz zaman başa
çıkılması gereken acil meseleler karşısında vücudunuz besin öğütmek için enerji
sarf etmek istemediğinden, midenizde bulantı (ya da daha kötüsünü)
hissedersiniz.
Bu sistem, yaşamımızı sürdürmemize yardımcı olan çok önemli
bir sistemdir. Şayet, stres sürekli hale gelirse ve kapanmazsa, bu temel
bedensel fonksiyonlar etkili bir şekilde işlemeyecek ve kapalı bir moda
girecektir. Özellikle de bağışıklık sistemimiz durma noktasına gelecektir.
Daha önce de belirttiğimiz gibi tehlikenin olmadığı
zamanlarda, iş problemleri, evlilik problemleri gibi gündelik sorunlarda da
vücudumuz benzer reaksiyonlar verir. Bazılarımız kolaylıkla bu dış baskıların
üstesinden gelir. Ancak çoğumuz uygunsuz tepkiler veririz, çünkü
karşılaştığımız sorunlar çoğu zaman karmaşıktır ve onlarla başa çıkamayız.
Sorunlar karşısında korkuya kapılıp kaçmayı ya da sorunları görmezden gelip
kapatmayı yeğleriz. Verdiğimiz bu tepkiler fiziksel sonuçları da beraberinde
getirir. Bu fiziksel sonuçlar, bağışıklık sisteminin bozulması, mide ülserleri,
alerjik reaksiyonlar, böbrek rahatsızlıkları, yüksek tansiyon ve baş
ağrılarından, kalp hastalıkları ve kanser gibi rahatsızlıklara kadar uzanır.
Bu döngü nasıl kırılır?
İlk adım, sorunların nasıl uzaklaştırılacağını, nasıl
gevşeyip rahatlanacağını öğrenmektir. Kaslardaki gerilmeyi gevşetmeyi
öğrenirseniz, beyin iyi olan mesajı alacaktır. Tehlike (ve dolayısıyla stres)
geçecek ve vücut eski haline dönecektir. Bu bağışıklık sistemi için de
geçerlidir.
Gerilimin salınmasıyla birlikte sağlam hareket kalıplarına
ve şekillerine geçmeye başlayabiliriz. Herhangi bir fitness programında,
gevşemek ve zayıf olan kasları güçlendirmeye çalışmadan önce, kısa ve uzun olan
kasları gevşetmek önemlidir. Neden?
Bir çoğumuzun kas dengesizliklerinden nasıl şikayetçi
olduğundan söz etmiştik. Eğer kısa ve sıkı olan kasları gevşetmeden önce daha
zayıf olan kasları güçlendirmeye kalkarsak, ikinci hareketimiz doğru hareket
şekline mani olacaktır. Kasların hareket üretmek için gruplar halinde
çalıştığını biliyoruz. Bazıları kasılır, bazıları kasılmanın yerine gevşer.
Hareket sırasının etkili sonuçlar vermesi için, grubun tüm
elemanlarının rollerini yerine getirmesi gerekir. Eğer bir kas çok sıkı ise,
onunla birlikte hareket eden sıkı olmayan kas ya da kaslar, görevini doğru bir
şekilde yerine getirmeyecektir. Bu nedenle, bu kısa ve aşırı aktif haldeki
kaslar rahatlayıp gevşeyinceye kadar vücudumuzu tam anlamıyla kullanamamaya
başlarız.
Aşağıda yer alan egzersizler vücudunuzun hemen her yerindeki
kasları gevşetip rahatlatmanıza yardımcı olacak bilgiler içermektedir. Bu
egzersizler, eklemlerin açılması, eklemlerin açık olarak muhafaza edilmesi,
kasların açılması, uzaması ve genişlemesi için yapılacak hareketlerden
oluşmaktadır. Tüm bu hareketler vücudu ve beyni rahatlatmaya yöneliktir.
Bu pozisyon Alexander tekniğinde yaygın bir şekilde
kullanılmaktadır. Bu duruş şekli, vücuttaki ağırlığı azaltarak gerilimi düşürür,
sıkı kasların rahatlamasını sağlar. Bu durumda kontrolü kaybetme gibi (örneğin
yere düşme) bir endişeniz olmayacağından gerilim anlarında bu pozisyonu
kolaylıkla uygulayabilirsiniz.
Gevşeme pozisyonunda vücudunuzu dinlendirirken, büyük ölçüde
sırtınızdaki özellikle de omurganızın etrafındaki kasların gevşemesiyle
birlikte belkemiğiniz yavaş yavaş uzar. Vertebra (omur) olarak adlandırılan bel
kemiğinizi oluşturan minik bölmeler daha çok şok emiciler gibi hareket eden
disklerden meydana gelir. ‘Disk’ kelimesi katı bir cismi anımsattığı için
çoğunlukla yanlış anlaşılmaktadır. Diskler gerçekte sıvıyla dolu olup, daha çok
bir jöleyi andırır. Yerçekimi etkisi, kötü duruş ve uzanma ya da yaşlılık gibi
nedenlerden bu diskler sıkışır ve boyutları küçülür. Bu da omurganın
kısalmasına neden olur. Dolayısıyla gençlikte daha uzun boylu ve yaşlılıkta
ise daha kısa boylu oluruz.
Bu pozisyonda yaklaşık 20 dakika kadar kaldığınızda,
yerçekimi kaslarınızın gevşemesini sağlayacak ve diskler sıvıyla dolacağından
belkemiğiniz tamamen uzayacaktır.
Uyarı! Bu duruş şeklinin hamileliğin ikinci
ayından sonra kesinlikle yapılmaması önerilir.
Hazırlık
• İhtiyacınız olan şeyler: Küçük sıkı bir yastık ya da
ciltsiz, karton kapaklı bir kitap, uzanmanız için hafif yükseklikte minderli ya
da yastıklı bir yüzey.
• Sırt üstü yatın, dizlerinizi göğsünüze doğru çekin,
başınızı bir yastığın ya da kitabın üzerine koyun.
• Ayaklarınızı kalçanızla aynı hizaya getirin.
• Ayak parmaklarınızı birbirine paralel konuma getirin ve
topuklarınızı kaba etinizin ortasıyla aynı hizada olacak şekilde yerleştirin.
• Ayak parmaklarınızın aynı yöne doğru bakmasını sağlayın.
Bunu yaparken bir başkasından yardım alabilirsiniz.
• Omuzlarınızı rahatlatarak genişletin ve dirseklerinizi
yerde, ellerinizi karnınızın üstünde birleştirin.
Uygulama
• Bu egzersizin büyük bir kısmı aktif olarak hiç bir şey
yapmamakla ilgilidir. Bedeninizin içine girmiş ve içerideki boşluğu keşfetmiş
gibi olursunuz. Bu egzersiz sırasında daha az hareket yapmak daha fazla hareket
yapmak manasına gelir.
• Ayaklarınızı iyice yere verin. Ayaklarınızı birbirinden
ayırın ve ağırlığınızı ayaklarınızın tamamına eşit olarak dağıtın.
• Ayak bileklerinizi yumuşatın ve özellikle ayak
bileklerinizin ön kısmını gevşetmeye çalışın.
• Bacaklarınızın ağırlığını kalça kemiğinizin çıkıntısına
(asetabulum) ve ayaklarınıza aktarın. Bacaklarınızı bu pozisyonda muhafaza
edebilmek için kaslarınızı mümkün olduğunca az gerin. Özellikle uyluğunuzun ön
tarafını ve uyluk kemiğinizin leğen kemiğine bağlandığı noktayı gevşetin.
• Bacaklarınızı iki yana hareket ettirerek kalça
kaslarınızın nasıl gevşediğine dikkat edin.
• Sırtınızı iyice yere bastırın ve uzatın.
• Kaba etlerinizin yayılmasını saplayın ve leğen
kemiğinizden kuvvet alın.
• Omuzlarınızı zemine doğru gevşeterek serbest bırakın.
Köprücük kemiklerinizin omuzlarınıza yayıldığını ve bir kuşun kanatları gibi
birleştiğini hayal edin. Göğüs kemiğinizin yumuşadığını ve yavaşça omurganıza
doğru indiğini hayal edin.
• Karnınızın inip kalktığını hissedin. Her nefes alışınızda
sırtınızın yavaşça genişlediğini ve her nefes verişinizde göğüs kafesinizin
daraldığını hissedin.
• Bedeninizin tamamını yere verin ve yerden destek alın.
• Yüzünüzü tavana paralel konuma getirip başınızın arka
tarafını yastığa ya da kitaba doğru vererek rahatlatın. Çenenizin altında bol
miktarda hava olduğunu hayal edin. Başınızı arkaya doğru vermeyin ve boynunuzu
kasmayın.
• Dilinizi boğazınla birleştiği noktaya getirin ve ağzınızın
içine tamamen yayarak serbest bırakın.
• Yüz kaslarınızı gevşeterek, gözlerinizi yuvalarında
gezdirerek ve beyninizi dinlendirerek yüzünüzü gevşetin.