Jazz tarihinin en heyecan
verici müzisyenlerinden biri olan Chick Corea yeniden Istanbul’da! Hem de
250. doğum yılı kutlamaları kapsamında “Mozart”
gündemi ile…
anımca Chick Corea’yı jazz müzisyenleri arasında farklı
kılan en önemli kılan özellik müziğe inanılmaz açıklıktaki yaklaşımı ve yıllar
boyunca jazz’ın tüm türlerinde başyapıt olarak nitelendirilebilecek çalışmalar
yapmış olması. 1966 yılında kendi adına kaydettiği “Tones for Joan’s Bones”
adlı ilk albümde ona trompette Woody Shaw, tenor saksofon ve flütte Joe
Farrell, basta Steve Swallow ve davulda Joe Chambers eşlik ediyordu. O günden
günümüze kadar geçen 40 yıl boyunca Chick Corea’nın tüm müzikal geçmişini
anlatmak belki de jazz’ın son 40 yılının tarihçesini özetlemek gibi bir durum
olacağı için Chick’in değişik türlere yaklaşımı konusunda kısa bir özet vermeyi
tercih edeceğim!
Öncelikle latin jazz… Chick’in belki de en çok tanınan
kompozisyonu olan “Spain”, 1972 Eylül’ünde akustik basta Stanley Clarke,
soprano saksofon ve flütte Joe Farrell, davul ve perküsyonlarda Airto Moreira,
ve vokalde Flora Purim’den oluşan efsanevi grubu Return To Forever ile
kaydettiği Light As A Feather’ da yeralır. O dönemde bestelediği ve Return To
Forever ile kaydettiği Captain Marvel, 500 Miles High, La Fiesta, Armando’s Rumba bugün birçok önemli jazz müzisyeni tarafından çalınan jazz
standard’larıdır. Latin jazz’da kullandığı Fender Rhodes adlı elektrik
piyanonun tınısı da Chick ile nerede ise özdeşleşmiştir.
Latin jazz’a burun kıvıran daha konservatif jazz’cılar (Sevgili
Deniz Dündar’ın kulakları çınlasın!) da Chick’ten kesinlikle
vazgeçemezler…1967’de Sarah Vaughan’a eşlik ettiği dönem sonrasında Chick Corea
1968’in Mart’ında kontrbasta Miroslav Vitous ve davulda Roy Haynes ile stüdyoya
girer ve Now He Sings, Now He Sobs adlı albümü kaydeder. Albüm bugün “piyano
trio” formatındaki referans kayıtlardan biri olarak gösterilmektedir ve bir
jazz klasiğidir.
fiimdi Fusion’a gelelim. Chick Corea jazz tarihindeki
nerede ise tüm tarzların da olduğu gibi Fusion’un da öncüsü olan Miles Davis’in
grubu ile 1968–1970 yılları arasında Filles de Kilimanjaro, In a Silent Way,
Bitches Brew albümlerinde yer aldı. 1980’lerde ve 1990’larda davulda Dave
Weckl, basta John Pattitucci, saksofonda Eric Marienthal ve gitarda Frank
Gambale’den oluşan Elektric Band ile Chick Corea, yeni fusion sound’unun en
önemli temsilcilerinden biri oldu. Bu grupta yer alan tüm müzisyenler
enstrümanlarına olan mutlak hâkimiyetleri ve inanılmaz virtüözlükleri ile tüm
jazz’severleri kendilerine hayran bıraktılar. İkisi de “tuşlu çalgı” olsa da
piyano ile synthesizer oldukça farklı teknik ve stil gerektiren
enstrümanlardır. Genelde iyi piyanist olarak bilinen bir müzisyenin synthesizer
çalışı biraz arka planda kalır ve “sırıtır”. Bunun tersi de geçerlidir. Chick
Corea’ya baktığınıza tüm tuşlu çalgıların hakkını aynı şekilde verdiğini
görürsünüz. Chick’in Elektrik Band’de çaldığı boyuna asılan Yamaha Keyboard ile
çaldığı sololar bir enstrümanın ne kadar ustaca kullanılabileceğine örnek
olarak gösterilebilir.
Bu projeyi Corea’nın akustik piyano ve Elektrik Band’in
basçısı ve davulcusunun bu kez akustik enstrümanlar çaldığı Akoustik Band
izledi. Chick, 1990 ve 2000’lerde farklı gruplar ve formatlarda yenilikçi
anlayışını sürdürdü ve müthiş bir verimlilik ile projeler üretti. Jazz
müziğinin en önemli ustaları ile değişik formatlarda ve tarzlarda onlarca albüm
kaydetti. Albümlerin detaylarına bu yazıda değinmek istenmiyorum. Ansiklopedik
bilgi almak için Chick’in resmi sitesi
http://www.chickcorea.com sizlere tavsiye ederim.
Chick Corea Türkiye’ye sıkça gelen jazz yıldızları arasında
yer alıyor. Geçtiğimiz 20 yıl boyunca solo piyano, Gary Burton ile duo, Joshua
Redman, Wallace Roney, Kenny Garrett, Christian McBride ve Roy Haynes ile
birlikte Remembering Bud Powell projesi, Gonzalo Rubalcaba ile duo konserleri
benim aklımda kalanları…
Corea’nın müzikal yolculuğu jazz ile de sınırlı kalmadı.
1984’te ECM Records için yapmış olduğu solo piyano albümü Children’s Songs,
1985’te Teldec için Avusturya’lı ünlü piyanist Friedrich Gulda ile birlikte
kaydettiği Mozart Double Piano Concerto Fantasy For Two Pianos, 1994’te Bobby
Mc Ferrin’in yönettiği St. Paul Chamber Orchestra ile beraber gerçekleştirdiği
The Mozart Sessions, 1999’da London Philharmonic Orchestra ile birlikte
1.Piyano Konçertosu’nu kaydettiği Corea Concerto, Chick’in klasik müzik
formlarında yapmış olduğu çalışmalara örnek olarak gösterilebilir.
Mozart’ın 250. doğum yılı Chick Corea’nın bu kez İstanbul’a
gelme vesilesi… Corea’nın Mozart’a yakınlığını yukarıda örneklerini vermiş
olduğum geçmişte kaydetmiş olduğu albümlerden de görebiliyoruz.
“In the Spirit of Mozart” Viyana’daki kutlamaları planlayan
“Mozart Jahr Wien” kurumu tarafından organize edilmiş bir turne… Chick’in
Mozart yolculuğu 1 Temmuz 2006’da Viyana’da başlayacak, 4 Temmuz’da İstanbul
Aya İrini’de ve5 Temmuz’da Çeşme’de olacak. Corea bu turnede Mozart’ın 24. Do
minör Piyano Konçertosu’nun yanı sıra Mozart’ın müzikal anlayışından ve kendi
tecrübelerinden esinlenerek yazdığı 2. Piyano Konçertosu’nu ilk kez
seslendirecek. Kendisine Bayerische Kammerphilharmonie’nin yanısıra davulda
Marcus Gilmor, kontrbasta Hans Glawischnig, bas klarinet, flüt ve saksofonlarda
Tim Garland’dan oluşan jazz grubu eşlik edecek.