Bill DeArango

Bebop devrinin az bilinen öncü gitaristlerinden Bill
DeArango geçtiğimiz yılın sonunda 85 yaşında öldü. Charlie Parker ve Dizzy
Gillespie’nin sürüklediği bebop akımında ilk yıllarında kayda değer bir
gitarist yoktu. Bill DeArango New York’a yerleştikten sonra soluğu jazz’da
cesur adımların atıldığı 52. Sokak’taki kulüplerde aldı. Çoğu gitaristin
aksine, akor basmaktan veya kopuk ritm stilinde çalmaktan özellikle
kaçınıyordu. Bunun yerine bebop saksofoncularını andıran yıldırım hızındaki tek
nota dizilerini çalmayı tercih ediyordu.
1996 yılında yapılan bir söyleşide “Kafamı piyanist ve
saksofonculara takmıştım. Bazen plakta dinlediğim Art Tatum’a gitarımla eşlik
ediyordum. Lester Young da süratli ama sakin stiliyle beni etkilemişti” demişti.
DeArango, 40’lı yıllarda hem jazz kulüplerinin hem de plak stüdyolarının
peşinden koştuğu bir isimdi. 1945-1947 yılları arasında saksofoncu Ben
Webster’in grubunda çaldı. Daha sonra kendi gruplarını yönetti ayrıca şarkıcı
Sarah Vaughan, saksofoncu Don Byas ve vibrafoncu Red Norvo gibi dönemin popüler
müzisyenlere eşlik etti. Bu süre zarfında Charlie Parker’in “Anthropology”,
Dizzy Gilespie’nin “Night in Tunisia” ve Thelonious Monk’un “52nd Street Theme”
gibi erken dönem bebop kayıtlarında da yer aldı.
Bill DeArango 1921 yılında Cleveland’da doğdu. Bir Dixieland
topluluğunda çalıştığı dönemde modern jazz’ın cesur ve progresif tarzı ilgisini
çekti. Kendini, birinci sınıf bir bebop gitaristi olarak kanıtlamak üzereyken
müzik piyasasındaki ticari baskılardan rahatsızlık duymaya başladı ve ani bir
kararla 1948 yılında New York’u terkederek Cleveland’a döndü
1954 yılında yayınladığı ve beklenen üstünde satış rakamı
elde eden bir albüm ve Cleveland’da arada bir çaldığı kulüpler dışında
ortalıkta pek gözükmedi. 60 ve 70’li yıllarda Cleveland’da hem jazz ve rock’n
roll müzisyenlerinin hem de dinleyicilerinin uğrak yeri haline gelen bir müzik
mağazası işletti.
O dönemdeki diğer jazz gitaristlerinin aksine, DeArango rock
müziğine yoğun bir ilgi gösterdi ve stilini günün şartlarına göre geliştirdi.
Güçlü amfiler ve elektronik pedaller kullandı; Jimmy Hendrix’ten esinlenerek
gitarına wah-wah pedalı bağlayarak tınısını deforme etti. Şehirdeki rock
toplulukları ile birlikte çaldı; kimilerinin “heavy-metal jazz” adını verdiği
müziğini bu toplulukların albüm ve performanslarında sergiledi. 1989 yılındaki
bir söyleşide en sevdiği müzisyenlerin Duke Ellington ve Prince olduğunu beyan
etti.
1970’lerin sonunda yeniden New York’a taşındı ve piyanist
Kenny Werner ile bir albüm kaydetti. Artık standart armoni ve ritmlerden iyice
uzaklaşarak serbest doğaçlama kulvarlarında dolaşmaktaydı. 1984 yılında
Cleveland’a temelli olarak döndü. Sonrasında, klasik ve modern yaklaşımları
birleştirdiği çalışmaları ile kendini Amerikan jazz dünyası içinde kabul
ettirdi.
Yıllar önce Cleveland’daki mağazasında müzikal anlamda akıl
hocalığı yaptığı gençlerden biri olan saksofoncu Joe Lovano ile 1993 yılında
“Anything Went” adlı son albümünü yayınladı. 1999 yılından itinbaren
huzurevinde yaşamasına rağmen arada bir kulüplerde çalmayı sürdürdü. 2003
yılında, Bill DeArango’ya Cleveland Tri-C Jazz Festivali tarafından yaşam boyu
başarı ödülü verildi.