Bir Sanatçının Portresi ya da
Ankara’dan Diane Schuur Geçti...
Diane Schuur’u geçen sene Ronnie Scott Club’da izlediğimde
bende bıraktığı iz engelli bir sanatçının hayata sarılışı ve birçoğunun “engel”
gördüğü kaybını diğer duyuları ve eğlenceli bir tarzda “ti”ye alışıydı. Uzun
zamandan bu yana Ankara’ya getirmeyi plandığımız Diane’e Polonya’daki dostumuz
Yavuz Kıvaner üzerinden ulaştığımızda bir hayali daha gerçekleştireceğimizi
anladık. Leo Organizasyon uzun uğraşlardan sonra turneyi sağladığında sevincimize
diyecek yoktu.
Konserden iki gün önce Ankara’da havalimanında tekerlekli
sandalyede ve Diane Schuur’a hiç de benzemeyen biri indiğinde geçirdiğimiz şoku
anlatmak güç. Meğer havalimanlarında rahat geçiş yapmak için bulunmuş bir
çözümmüş. Arabaya biner binmez Radyo ODTÜ yayınında ölümsüz “Deedles Blues”
parçası çalınmaya başlayınca mutluluktan yerinde duramayan ve sürekli sevinç
çığlıkları atan “bir çocuğu” gördük. Bu derece tanınan ve önemli bir sanatçı
olmanın aslında küçük rastlantılardan zevk almayı değiştirmeyeceğini ve yaşça
büyümenin küçük anlarla mutlu olmayı ve değer vermeyi engellemediği gerçeğini
ortaya koyan bir anı oldu. “Önüme kırmızı halı serdiniz.” cümlesi hala
kulaklarımızda çınlıyor.
Konser konaklama sponsorumuz Swissotel’e gidene kadar yol
boyu 6 Haziran’da piyasaya çıkan yeni albümü “Live in London”dan konuştuk.
Kayıttan çok memnun olduğundan bahsetti. Diane Schuur sevgili eşini yoldan
arayıp iyi olduğunu eğlenceli cümlelerle anlatırken hep beraber güldük. İki
adet kedisinin sağlık haberlerini alınca mutluluktan uçuyordu.
Ankara’dan önceki durakları İtalya’da turne boyu “pembe dizi
seyrettiğini” söylerken açıkçası içimden görme engelini bu tür sözlerle
aştığını düşündüm. Yolda bana küçük elektronik oyuncağı “Slingers”ı gösterince
bu tür oyuncakları bilen biri olarak anlam veremedim. Otele geldiğimizde bizi
süitine davet etti. Hayatla bağını kuran yardımcısı Owen büyük ekranlı dizüstü
bilgisayarını, “Mr. And Mrs. Bose” adını verdiği kolonları kurunca karşımızda
aniden bilgisayarı birçok gören gözden daha iyi kullanan biriyle karşı karşıya
olduğumuz anladık. Bilgisayarına bağlanan özel klavyesi konuşuyor ve Diane’e
yol gösteriyordu. Yolculuğun yorgunluğunu unutup benimle iddialaştığı Slingers
şovunu tamamladı. ABD’deki evine bağlanıp bilimum Amerikan TV kanallarına
bağlandı. Cihaz, Diane için “dünyanın her yerinde evinin salonundaki televizyonu
yönetme lüksünü” önüne getiriyordu. Büyük bir gururla cihazın diğer tüm
detaylarını anlattı.
Grubundaki müzisyenlerle beraber olduğumuz yemekte “Anneler
Günü” hediyesini verince kendisi 13 yaşındayen ölen genç yaşta (37) kaybettiği
annesini hatırlayıp gözyaşlarına boğulan bir insan vardı bu sefer karşımızda.
Konserden bir gece önce Swissotel’de aslında kendisinin yer
almayacağı jam session’a aniden odasından inip katılan Diane gecenin şanslı
50-60 kişilik dinleyici kitlesine birkaç şarkılık unutulmaz bir konser verdi.
Konser gecesi grubun çaldığı iki parçadan sonra sahneye
çıkan Diane Ankara jazz tarihine önemli bir not düştü. Seyircinin coşkusu ve
kusursuz konser atmosferi Diana Schuur ve grubuna sıradışı performanslarında
eşlik etti. Konser sonrasında odasında zeytinyağlı fasulyesini keyifle yerken
konserden ne kadar memnun kaldığından ve “bir yıldız gibi ağırlanmaktan gurur
duyduğundan” bahsetti. Açık olan bilgisayarından bize Carnegie Hall’da Take Six
ve Harlem Korosu eşliğinde seslendirdiği “I Just Called To Say I Love You”
yorumunu videodan izletti. Stevie Wonder’ın gözyaşları içinde dinlediği bu
yorumun tıklım tıklım dolu konser salonunda bıraktığı izi heyecanla izledik.
Hawai adasında uçaktan paraşütle atlayışını (bir yardımcı paraşütçüye bağlı!)
gösteren videosu ise bize cesaretin engel tanımadığını gösterdi.
Konser sonrası gerçekleşen Tuna Ötenel ve Sibel Köse’nin de
katıldığı jam session’da basçı Scott Steed ve gitarcı Rod Fleeman dünya
çapındaki müzisyenlerimize ve Tuna Ötenel’in sıradışı akorlarına hayran
kaldılar.
Diane Ankara’dan sonra İstanbul ve İzmir’e oradan Polonya’ya
geçti ve unutulmaz konserler verdi. Yeni albümü piyasalarda. Bu yazı kaleme
alındığında Blue Note’da sahne alıyor olacak. Büyük jazz divasının yolculukları
sürecek. Diane Schuur’un bir insan olarak bizde bıraktığı iz ise
unutulmayacak.