27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Gilberto Gil

 

Ça! Bam! Ba!

 

 

Kısa süre önce Londra’daki Tropicalia şenliğinde, kültür merkezi Barbican’da bir konser verdi. Oradan da Amsterdam ve Köln’e gitti. Örgülerine biraz ak düşmüş, görev icabı ara sıra da takım elbise giyiyormuş ama, gene de bildiğimiz Gilberto Gil. Biz kendisini, 6 Temmuz’da 13. Uluslararası İstanbul Jazz Festivali’nde, Açıkhava sahnesinde izleyeceğiz. Sahneye çıktığında 65 yaşına basmış olacak. Brezilya Devlet Başkanı, sabık fabrika işçisi Lula da Silva’nın ona verdiği kültür bakanlığı görevini de halen sürdürüyor. Sıradışı bir bakan olarak... Gerçi görevi üstlendiğinden beri hiç şarkı besteleyememiş ama, konser veriyor.

Yaşı tutanlar, 960’ın Tropicalia hareketini hatırlar. Sadece bir müzik akımı değildi, bir kültür ve sanat hareketiydi. Şair Oswald de Andrade’nin “sanatsal yamyamlık”ından etkilenmişlerdi, yerli-yabancı ne bulurlarsa torbalarına atıyorlardı. Rock, bossa nova, samba, capoeira, baião ve salsayı harman ettiler. Dikta döneminde söylemek istediklerini tam olarak dile getiremeseler de ima eden genç müzisyenlerin şarkıları halkı harekete geçirmişti. Şarkıcı, besteci ve gitarist Gilberto Gil ile onun gibi Bahia doğumlu olan arkadaşı Caetano Veloso, Brezilya’nın John Lennon’ı ve Paul McCartney’i gibiydiler. Tropicalismo imajları akla hippileri, rock’n’roll’u özgürlüğü ve benzer “tehlikeli” şeyleri getiriyordu. Bu cüretlerini de önce hapse atılıp, sonra İngiltere’ye sürgün edilerek ödendiler.

 

 

Ama kahırdan lütuf dedikleri böyle bir şey herhalde. Gil orada Yes, Pink Floyd ve Incredible String Band’le, Rod Stewart’la çalıştı. Jimmy Clif’le, David Gilmour’la, Alan White’la arkadaş oldu. Onu en fazla tavırlar etkiledi, grup lideri olmaya karar verdi. Bir kavram ve eylem olarak. Grup kurmak, sahneye çıkmak, turne yapmak, menejerlerle çalışmak, kayıt; yani çağdaş anlamda bir grup lideri ne yapıyorsa onları yapmak. “Bunu oluşturmanın koşulları –psikolojik ve zihinsel- ve müzikal olarak Elvis’ten, kültürel olarak James Dean’den gelen bu sembolün geliştirilmesi,” diyordu. “Sonra Beatles, Jimi Hendrix, hepsi.... eksiksiz bir kavram, modern.” Bir ABD turnesi yaptı, sonra da ülkesine döndü. 1990’ların başında kendi şehri Salvador’un kültür sekreteriydi. Lula da Silva 2003 Ocak’ında Başkan seçilince, Gilberto Gil Brezilya’nın yeni Kültür Bakanı oldu. Kendisine hâlâ bir “troubador / gezginci ozan” gözüyle bakıyor.

Caetano ile ikisi ve Tropicalismo’nun diğer müzisyenleri aslında Batılı meslektaşlarından daha şanslıydı. Gil ve Veloso dünya müziği füzyonlarını Batılı meslektaşlarından yıllarca önce denemiş, bulmuşlardı. On dokuz yaşındayken radyoda Joao Gilberto’yu dinleyip annesinden gitar isteyen delikanlı (daha önce akordeon ve vibrofon çalıyordu), müziğinde her zaman siyasi bir yan olmasını da, üniversiteye gittiği dönemde her yerde, özellikle Celso Furtado ve Henrique Cardoso gibi hocaların derslerinde ideolojik tartışmalar yapılmasına borçluydu. Bahia Federal Üniversitesi’nde Marksizmi, modernizmi, karşı-kültürü aynı anda tanıdı. Darbe öncesi Brezilya’sı, hem sanatsal, hem de ekonomik açıdan umut dolu bir dönem yaşıyordu. 1960 darbesi bu umutları sarstığı halde yok edemediyse, bunda Tropicalismo’nun genç sanatçılarının da rolü olmuştur.

Gil ve Veloso Tropicalismo ile başlayan hareketi sürdürebilselerdi, Brezilya’da darbe olmasaydı, belki İngiltere’de hızlandırdıkları süreci doğal olarak orada yaşarlardı. Yaşamadılar ama Batı etkileri yüzünden de eleştirilmediler. Çünkü bu eleştirilerle daha önce, Tropicalismo döneminde karşılaşmışlardı; kimi sol kesimler ve bazı muhafazakârlar onları suçlamıştı. Ancak geri döndüklerinde, bir benimsenme durumu ile karşılaştılar. Toplumsal ilerlemenin kültürel eşdeğeri olarak kabul görmüşlerdi. Dikta da onlara pek bulaşmadı. Gil, herkes aksini düşündüğü halde, aslında şarkı sözlerinin pek de ağır olmadığını düşünüyor. “Tavrım belki, ama şarkı sözlerim, hayır.”

Bahia’lı olduğu halde, yoksulluktan uzak, hali vakti yerinde bir ailenin çocuğu olduğu için derisinin kara olduğunu pek fark etmeyen Gil, 1970’lerin sonlarında Brezilya’daki siyah bilinç hareketinin sözcülerinden biri oldu. 1977’de Nijerya’nın Lagos kentinde bir sanat festivaline katıldı, çok etkilendi. Dört bin kişiydiler: karaderili yazarlar, müzisyenler, ressamlar, şairler, oyun yazarları, dansçılar. Afrika’nın her yerinden, dünyanın her yerinden. Bir ay boyunca ortak konularını, kara derili olmayı, ırkçılığı, mücadeleyi, bağımsızlık savaşını tartıştılar. Stevie Wonder’ı da ilk defa orada tanıdı, Fela Kuti’nin evinde. Afro-Afrikalı mirası hakkında daha da fazla düşünmeye başladı. “Afrika sokaklarında sadece insanları ve profillerini, yüzlerinin yapısını, vücutlarının yapısını ve karaderililerin çeşitliliğini gözleyerek ağlardım; her yandan gelmişlerdi – uzun boylu, kısa boylu, zayıf, Avrupalı gibi olanlar, hepsi farklı kültürlerden.”

Sosyal bilincini, çevre ve kadınların durumu konusundaki duyarlılığını, dünya müziğinin ticari, mekanik yanını ruhsal değerlerle dengelemeyi hiç elden bırakmadı. Geçen sefer buraya geldiğinde Açık Radyo’da bir söyleşi yapmıştık. Siyasete atılmıştı ama henüz bakan değildi. O sıralar da, sanattan yararlanarak sosyal ilerlemenin gerçekleştirilebileceğine inanıyordu. Yoksul çocuklar için sanatla kendini ifade etmenin bir kurtuluş yolu olacağına da. Bir yandan da, Brezilya milli takımının o akşamki maçını merak ediyor ve adının nasıl telaffuz edildiğini öğretiyordu. “Ciyuberto Ciyu. Ama üzülme, güneybatıda senin gibi Jilberto Jil diyenler de var.” Ornette Coleman misali, o da bir ahir zaman guru’suydu. Fevkalade mütevazı, iyi niyetli, sevecen bir insan. Son zamanlarda onunla yapılan söyleşilere bakınca, hiç değişmemiş diye seviniyorum.

Peki, Gilberto Gil sadece bu mu? Elbette hayır. O kırk yılı aşkın süredir çok iyi, birleştirici bir müzisyen: xote, xaxado, afoxe, baiao, bossa nova, samba, funk, balad, reggae (Bob Marley’i Eric Clapton’dan yıllar önce keşfetmişti), sair Karayip ritmleri. Hatta rap. Kendi gençliğinde olsa, kesinlikle ilgileneceğini söylüyor. Gilberto Passos Gil Moreira, karizmatik bir şarkıcı, besteci, can veren bir sesin sahibi, nefis ritm yaratıcısı. Afro-Brezilya kültürüyle, candomblé diniyle, Zen’le, felsefe, ekonomi, sosyolojiyle, gelecek şokuyla ilgilenen bir insan. Ve de bir bakan. Doğrusu, sırf bu yüzden Brezilyalılar’ı kıskanmamak elden gelmiyor. Üstat ise, “Tekrarların, taklitlerin arasında,” diyor, “her zaman yetenek, yeni şeyler, ruh, karizma, cüret de olacak. Beklediğimiz bu, Ça! Bam! Ba!”

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


4470 - unknown - 38.107.179.238