27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Miss Jazz

 

Ritmi geriden, ağır ağır takip eden, kendine has bir yorum. Kopkoyu, dolu dolu bir ses. Ve belki de en önemlisi, söylediği şarkının sözlerindeki her kelimeye hak ettiği anlamı, duyguyu verebilme yeteneği. Tüm zamanların en önemli vokalistlerinden biri:

 

 

Carmen McRae

 

8 Nisan 1920 tarihinde, Harlem, New York’ta dünyaya gelen Carmen McRae, müziğe küçük yaşlarında piyano eğitimi alarak başladı. Daha çok gençken yazdığı “Dream of Life” isimli bestesi, dönemin önemli jazz müzisyenlerinden piyanist Teddy Wilson ve kompozitör eşi Irene Kitchings Wilson’ın dikkatini çekti. Irene Wilson, onu Billie Holiday ile tanıştırınca, Carmen’in daha 19 yaşındayken bestelemiş olduğu Dream of Life, bir rüya olmaktan öteye geçti ve 1939 yılında Billie Holiday tarafından seslendirildi. Erken gelen bu başarının Carmen Mcrae’nin müzikal kariyerinde fazla bir etkisi olmamış gibi görünse de Billie Holiday ve Irene Wilson, kendisinin de dile getirdiği gibi onun tüm yaşamını etkileyecek, çok önemli iki isim oldular. (“If there had been no Billie and Irene, there would have been no me.”/”Eğer Billie ve Irene olmasaydı, ben de olmazdım”).

 

Carmen McRae, 1940’lı yıllarda şarkıcılık kariyerinde giderek yükselmeye başladı. İlk önce Benny Carter, daha sonra da Count Basie Orkestrası’nda şarkı söyledi, Mercer Ellington’ın orkestrasında piyano çaldı ve bu orkestra ile birlikte ilk stüdyo kaydını yaptı. Davulcu Kenny Clarke ile yaptığı ilk evliliğini sonlandırdıktan sonra Chicago’ya taşınan Carmen, bir süre buradaki kulüplerde zor koşullar altında şarkıcılık yapmaya devam etti. Ancak sonra New York’a geri döndü. 1950’lerin başlarında Carmen, neredeyse 10 yıla ulaşmış şarkıcılık kariyerinde geldiği noktadan pek de memnun değildi. Derken 1955 yılında Decca ile imzaladığı anlaşma ile kariyeri farklı bir ivme kazanmaya başladı. Carmen, kendi adını taşıyan ilk albümünü Decca etiketi altında çıkardı. Albümü, konserler, performanslar izledi. Artık kalabalıklar, Carmen’i hayranlıkla dinliyorlardı. Üstelik çok geçmeden, Downbeat dergisi tarafından yılın en iyi jazz şarkıcısı olmaya aday gösterilmiş ve Carnegie Hall’da gerçekleşen All-star Jazz konserinde en iyilerden biri olarak yer almıştı bile.

 

Decca ile kayıtlar yapmaya devam eden Carmen, aynı zamanda prestijli kulüplerde ve konser salonlarında da performans göstermeye devam ediyordu. O sıralarda ilerleyen yaşının, çokça sigara ve marijuana tüketiminin de etkisiyle sesi yavaş yavaş pesleşmeye başlamıştı. Yine de bu değişiklik birçok kişi tarafından farkedilmedi.

 

1961 yılında Carmen’in karşısına daha öncekilerden farklı bir fırsat çıktı. Dave Brubeck Quartet ile birlikte, Paul Desmond’un bestelediği Take Five’ın kaydında yer alacaktı. Albüm kaydedilip piyasaya çıktıktan sonra, Carmen’in hayatı boyunca hiçbir albümünün elde edemeyeceği kadar yüksek bir satış rakamına ulaştı ve milyonlarca kopya satan bu albümle birlikte Take Five, Carmen’in en büyük hiti oldu.

 

1970’li yıllarda Carmen, hak ettiği değeri tam olarak görmeye başladı. Artık o da tıpkı Ella Fitzgerald, Sarah Vaughan, Anita O’day gibi tüm zamanların en iyi jazz şarkıcılarından biri sayılıyordu. Müzikal anlamda belki de en iyi noktaya ulaştığı bu dönemde, kariyerinin en önemli albümlerini kaydetti. 1987’de muhteşem bebop şarkıcısı Betty Carter ile birlikte kaydettikleri The ‘Carmen McRae-Betty Carter Duets’ adlı albümü, 1988’de Thelonious Monk bestelerinden oluşan tribute albüm ‘Carmen Sings Monk’ izledi. Yarısı The Great American Music Hall’da, diğer yarısı ise New York’ta bir stüdyoda kaydedilen bu albümde Carmen, Thelonious Monk’un karmaşık bestelerinin altından müthiş bir ustalıkla kalkıyor, her şarkıda muhteşem bir porformans gösteriyor, çok yakında etkisini hissetmeye başlayacağı hastalığından eser bile taşımıyordu. Bu albümü, 1990 yılında yakın arkadaşı Sarah Vaughan’ın ölmesinden bir sene sonra kaydettiği ‘Sarah: Dedicated to you’ izledi. Bu albümde Carmen’in son bestesi olan ve Sarah Vaughan hayranlarını gözyaşlarına boğan Sarah isimli şarkı da yer alıyordu.

 

Kısa bir süre sonra, Blue Note’ta vermekte olduğu bir konser sırasında aniden rahatsızlanan ve hastaneye kaldırılan Carmen’in sağlığı giderek kötüleşmeye başladı. Yine de doktorlar dikkatli bir beslenme ve dinlenme programına girdiği sürece iyileşebileceğini ve sahneye yeniden çıkabileceğini söylüyorlardı. Hayatı boyunca sigara içmekten vazgeçmeyen, hastalandığında bile sigarayı bırakmayı reddeden Carmen, astım, kronik bronşit ve amfizemin üstesinden, doktorların söylediği kadar kolay gelemedi ve tekerlekli sandalyede yaşamaya başladı. Tekerlekli sandalyede senelerini geçirdikten sonra, 10 Kasım 1994’te komaya girdi ve Los Angeles’taki evinde yaşama veda etti.

 

1993-1994 yılları arasında pek çok kez ödüle layık görülen Carmen McRae, 40’a yakın albüm kaydetti, Amerika ve Avrupa’da sayısız konser verdi. Söylediği şarkılarda melodiden çok sözlere önem veren ve jazz şarkıcılığını “herhangi bir jazz şarkısını alıp, içine kendini enjekte edebilmek” diye özetleyen Carmen’in, albüm kayıtlarında bile her dinleyiciye birebir konuşurcasına direkt hitap eden sesi, tüm güzelliğiyle bizimle olmaya devam edecek.

 

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


4472 - unknown - 38.107.179.240