|
Şu jazz dedikleri...
“... to me if it's anything, Jazz is a verb - it's more like
a process than it is a thing. /
… bana göre, Jazz olsa olsa bir fiildir – bir şeyden ziyade
bir sürece benzer” – PAT METHENY
Genç Koleksiyoncu: STAN KENTON (1)

Stanley Newcomb Kenton, 15 Aralık 1911’de Kansas eyaletinin
Witchita kentinde, genç bir çiftin ilk çocuğu olarak dünyaya gözlerini açtı.
Stan daha bebekken Colorado'ya giden aile, o 6 yaşına geldiğinde de Los
Angeles'a yerleşti. Bu kentte büyüyen Stan Kenton, 10 yaşındayken annesinden
ilk piyano derslerini almaya başladı. İki sene sonra ise, özel bir hocanın
gözetiminde yoğun bir şekilde klasik piyano eğitimi görüyordu. Yine yeniyetme
çağında bazı nefesli sazları çalmayı da öğrenen Kenton'ın Jazz’a duyduğu ilgi,
dinlediği Benny Carter plaklarıyla başladı. Onu etkileyen diğer müzisyenler ise
Earl "Fatha" Hines, Louis Armstrong ve Jazz kokan besteleriyle George
Gershwin'di. Lise yıllarında okul orkestrasında piyano çalan Kenton, mezun
olduktan sonra da Batı Kıyısı'nda çeşitli dans ve tiyatro orkestralarında hem
piyanist, hem de aranjör olarak görev yaptı ve küçük çaplı da olsa ismini
duyurdu. 1935 yılında evlenen Kenton, daha cazip ve sürekli bir iş olarak
gördüğü Hollywood film stüdyolarının orkestralarına girebilmek için, klasik
müzik teorisi, kompozisyon, piyano ve orkestra şefliği dallarında eğitimini
ilerletmeye karar verdi. Sonuçta Sunset Boulvard'daki bir müzikholde arzuladığı
türden bir iş bulan genç müzisyen, iyi para kazanmasına karşın, yoğun tempo
nedeniyle kendi müzik çalışmalarına yeteri kadar zaman ayıramadığı için, bir
buçuk yıl sonra bu işi bıraktı. Eşiyle birlikte Los Angeles yakınlarındaki
dağlarda bir kulübeye yerleşen Stan Kenton, uzun zamandır kurduğu hayali
gerçekleştirerek, kendi orkestrasını kurmak için çalışmalara başladı. Bir
yandan besteler yaparken, öte yandan "Stardust" ve "Body &
Soul" gibi standartlara yeni ve özgün düzenlemeler hazırladı ve 1940
yılında, 14 gençten oluşan ilk orkestrasını kurdu. 1941’in ilkbaharında
"Artistry in Rhythm Orchestra" adı altında ilk kez sahneye çıkan Stan
Kenton ve arkadaşları, o yaz çalıştıkları Balboa Beach'teki Rendezvous
Ballroom'da büyük ilgi gördüler. Bir iki yıl içinde, özellikle bakır sazlardaki
güçlü sound'uyla Batı Kıyısı'nda ismini duyuran ve kısa bir süre Bop Hope'un
radyo şovunda yer alan orkestra, Decca plak şirketiyle yaptığı oldukça verimsiz
bir anlaşmanın ardından, 1943 Kasım’ında yeni kurulan Capitol plak şirketi için
stüdyoya girdi. 1944 yılının başında orkestrasına şarkıcı olarak Anita O'Day'i
alan Stan Kenton'ın o dönemde orkestrasına kattığı müzisyenler arasında, 17
yaşındaki Stan Getz de vardı. 1945 yılının Nisan ayında orkestradan ayrılan
O'Day'in yerine, June Christy'yi solist yapan Stan Kenton, O’Day ve Christy ile
yaptığı kayıtlarla birkaç kez plak listelerine girmeyi başarmış ve böylece
orkestrası da dönemin en sevilen big band'lerinden biri olmuştu. Ancak Kenton
şöhretini şarkıcılarının ön plana çıktığı popüler melodilerle sağlamış olmaktan
pek hoşnut değildi. Onun asıl arzusu, orkestrasına iddialı ve özgün bestelerini
çaldırmak ve Jazz müziğinde yeni bir çığır açmaktı. Tam o sırada, Bebop
müzisyenlerinin öncülüğünde Modern Jazz'ın ön plana çıkması ve dans
orkestralarının popülerliğini yitirmesiyle birlikte, repertuarında ağırlıklı olarak
konser müziklerine yer verme olanağı buldu. Ancak yoğun turne programının
getirdiği yorgunluk ve stres yüzünden June Christy ile eşi saksofoncu Bob
Cooper'ın orkestradan ayrılması, onları trompetçi Buddy Childers'ın izlemesi,
ve Stan Kenton'ın eşiyle süregelen sorunları, orkestranın dağılmasına yol açtı.
Karısının talebi üzerine psikanaliz seanslarına başlayan müzisyen, bu vesileyle
motivasyonlarını, şartlanmalarını ve beklentilerini daha net bir şekilde
kavradı, ve ne olursa olsun müziğe ve orkestrasına dönmesi gerektiğini anladı.
1947 sonbaharında kurduğu yeni orkestrasında müzisyen sayısını 21'e çıkaran
piyanist, bu topluluğa "Progressive Jazz Orchestra" adını verdi. 5
trombon ve 5 trompete yer veren bakır sazlar grubuyla dikkat çeken orkestra
sadece konser salonlarında sahne alıyordu. Bu konserlerin büyük ilgi görmesine
ve Stan Kenton'ın böylece nihayet arzuladığı tarzda bir müziği yorumlama
olanağı bulmasına karşın, Jazz eleştirmenlerinin tepkisi oldukça sert oldu.
Kenton ve arkadaşlarının, atonal ve disonant yapılı, değişken tempolu ve
doğaçlama yerine kapsamlı bir orkestrasyona ağırlık veren, "İlerici
Jazz" diye adlandırdıkları müziğini, swing özelliği taşımadığı için
reddeden eleştirmenler, bunun big band için yazılmış 20. yüzyıl klasik müziği
olduğunu iddia ettiler. Ancak Stan Kenton Orkestrası o yıl hem Down Beat, hem
de Metronome dergilerinin okuyucu anketlerinde "Yılın Big Band"i
seçildi. 1948 yılında da başarılı turnelerini sürdüren ve bu arada Haziran ayında
Los Angeles'da Hollywood Bowl'da 15.000 kişinin önünde sahneye çıkan
Progressive Jazz Orchestra'nın bu konseri, yerel bir televizyon kanalı
tarafından canlı olarak naklen yayınlandı ve tarihe TV'den yayınlanan ilk Jazz
konseri olarak geçti. Bu arada orkestranın hayranları, dansçılar ve
dinleyiciler olarak ikiye bölündüğü için, Kenton her performansında dans
parçaları ile konser parçalarını dengede tutmaya çalışıyordu. 1948'in Aralık
ayında, Kenton'ın orkestrasını dağıtacağı haberleri yayıldı. Gazeteler sanatçının
müziği bırakıp psikiatri eğitimi göreceğini, hatta operatör doktor olacağını
yazıyorlardı. İşin aslı tabii ki farklıydı: bir yandan bitmek bilmeyen
turnelerin getirdiği yorgunluk, dansçılarla dinleyiciler arasındaki gerginliğin
yarattığı stres, Kenton'ın eşi ve kızıyla olan kronik sorunlarının depreşmesine
yol açmış ve ABD'nin en çok para kazanan orkestrası 1949 yılıyla birlikte
tarihe karışmıştı. O yıl karısıyla bir Güney Amerika yolculuğuna çıkan Kenton,
özel yaşamını düzeltemeyeceğini ve hayatına anlam katan asıl unsurun müzik
olduğunu iyice anlamıştı. şimdi yapmak istediği, geride bıraktığı üç yıl
boyunca kazandığı maddi güç yardımıyla, Klasik Müzik ile Jazz arasında bir
köprü oluşturacak 40 kişilk bir orkestra kurmaktı. Kenton'ın "Innovations
in Modern Music Orchestra" adını verdiği bu yeni projesi duyulunca,
kalburüstü pek çok müzisyen onun yanında yer almak istedi. 16 kişilik bir
yaylılar grubunu da içeren yeni orkestranın aranjörleri arasında Pete Rugolo,
Bill Russo, Chico O'Farrill, Manny Albam, George Russell ve Neil Hefti de
vardı. Trompetçi Shorty Rogers ile gitarist Laurindo Almeida hen müzisyen, hem
de besteci ve aranjör olarak kadrodaydı. Çoğu Batı Kıyısı kökenli
müzisyenlerden, dikkat çeken diğer isimler ise, Maynard Ferguson, Art Pepper,
Bud Shank, Bob Cooper, ve Shally Manne'di. 1950 yılının şubat ayında başlayan
"Innovations 1" turnesi, Haziran ayında sona erdiğinde, elde edilen
olağanüstü başarıya karşın, Stan Kenton'ı o günün parasıyla 125.000 dolar
zarara sokmuştu. Durumu gören müzisyen, bir süre için bu dev projeden
vazgeçmeye karar verdi. Yine 19 kişilik asıl Jazz kadrosuyla bütün yaz
Rendezvous Ballroom'da çalışan sanatçı, 1950 yılının geri kalan bölümünde ve
1951'in başında bir dans orkestrası olarak turneye çıktı. Ama sıradışı
hayallerini ille gerçekleştirmek isteyen Kenton, 40 kişilik büyük
orkestrasıyla, 27 Eylül 1951’de Dallas’ta başlattığı "Innovations 2"
turnesini 30 Kasım’da Los Angeles'da tamamladığında, bu kez de 2 ay içinde
200.000 dolar kaybetmişti. Tüm bu hayalkırıklığına karşın, Kenton dev
topluluğunu dağıtmadan önce, 5 Aralık’ta stüdyoya soktu ve Bob Graettinger'in
bu yenilikçi orkestra için özel olarak yazdığı 17 dakikalık öncü süiti
"City of Glass"ı seslendirdi. Bu plağı, müzik yaşamı boyunca attığı
her adımda tartışmalara neden olan sanatçının belki de en fazla tepki gören
yapıtı olacaktı… Duke Ellington, Count Basie ve Woody Herman'la birlikte, büyük
orkestrasını en uzun süreyle korumayı bilmiş olan ve bir eleştirmen tarafından
"Big Band Jazz’ını dans salonlarından kurtarıp konser salonlarına sokan
kişi" diye tanımlanan bu sıradışı ve bir anlamda kült müzisyenin renkli
yaşam öyküsüne gelecek sayıda kaldığımız yerden devam edeceğiz. Bu sefer
sizlere, Kenton’ın çeşitli orkestralarıyla yaptığı onlarca kayıttan derlenen
CD’ler arasından yaptığımız seçimleri sunuyoruz. Bunlardan belli bir dönemde
ülkemize ithal edilmiş olan CD'leri birer ay-yıldızla işaretledik. Öncelikli
olarak alınması gereken, en başarılı derlemeleri ise birer okla vurguladık.
Kenton’ın özgün albümleriyle ilgili önerilerimizi ise gelecek sayıda
bulacaksınız.
|
|