27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Şu jazz dedikleri...

 

“... to me if it's anything, Jazz is a verb - it's more like a process than it is a thing. /

… bana göre, Jazz olsa olsa bir fiildir – bir şeyden ziyade bir sürece benzer” – PAT METHENY

 

Genç Koleksiyoncu: STAN KENTON (1)

 

 

Stanley Newcomb Kenton, 15 Aralık 1911’de Kansas eyaletinin Witchita kentinde, genç bir çiftin ilk çocuğu olarak dünyaya gözlerini açtı. Stan daha bebekken Colorado'ya giden aile, o 6 yaşına geldiğinde de Los Angeles'a yerleşti. Bu kentte büyüyen Stan Kenton, 10 yaşındayken annesinden ilk piyano derslerini almaya başladı. İki sene sonra ise, özel bir hocanın gözetiminde yoğun bir şekilde klasik piyano eğitimi görüyordu. Yine yeniyetme çağında bazı nefesli sazları çalmayı da öğrenen Kenton'ın Jazz’a duyduğu ilgi, dinlediği Benny Carter plaklarıyla başladı. Onu etkileyen diğer müzisyenler ise Earl "Fatha" Hines, Louis Armstrong ve Jazz kokan besteleriyle George Gershwin'di. Lise yıllarında okul orkestrasında piyano çalan Kenton, mezun olduktan sonra da Batı Kıyısı'nda çeşitli dans ve tiyatro orkestralarında hem piyanist, hem de aranjör olarak görev yaptı ve küçük çaplı da olsa ismini duyurdu. 1935 yılında evlenen Kenton, daha cazip ve sürekli bir iş olarak gördüğü Hollywood film stüdyolarının orkestralarına girebilmek için, klasik müzik teorisi, kompozisyon, piyano ve orkestra şefliği dallarında eğitimini ilerletmeye karar verdi. Sonuçta Sunset Boulvard'daki bir müzikholde arzuladığı türden bir iş bulan genç müzisyen, iyi para kazanmasına karşın, yoğun tempo nedeniyle kendi müzik çalışmalarına yeteri kadar zaman ayıramadığı için, bir buçuk yıl sonra bu işi bıraktı.  Eşiyle birlikte Los Angeles yakınlarındaki dağlarda bir kulübeye yerleşen Stan Kenton, uzun zamandır kurduğu hayali gerçekleştirerek, kendi orkestrasını kurmak için çalışmalara başladı. Bir yandan besteler yaparken, öte yandan "Stardust" ve "Body & Soul" gibi standartlara yeni ve özgün düzenlemeler hazırladı ve 1940 yılında, 14 gençten oluşan ilk orkestrasını kurdu. 1941’in ilkbaharında "Artistry in Rhythm Orchestra" adı altında ilk kez sahneye çıkan Stan Kenton ve arkadaşları, o yaz çalıştıkları Balboa Beach'teki Rendezvous Ballroom'da büyük ilgi gördüler. Bir iki yıl içinde, özellikle bakır sazlardaki güçlü sound'uyla Batı Kıyısı'nda ismini duyuran ve kısa bir süre Bop Hope'un radyo şovunda yer alan orkestra, Decca plak şirketiyle yaptığı oldukça verimsiz bir anlaşmanın ardından, 1943 Kasım’ında yeni kurulan Capitol plak şirketi için stüdyoya girdi. 1944 yılının başında orkestrasına şarkıcı olarak Anita O'Day'i alan Stan Kenton'ın o dönemde orkestrasına kattığı müzisyenler arasında, 17 yaşındaki Stan Getz de vardı. 1945 yılının Nisan ayında orkestradan ayrılan O'Day'in yerine, June Christy'yi solist yapan Stan Kenton, O’Day ve Christy ile yaptığı kayıtlarla birkaç kez plak listelerine girmeyi başarmış ve böylece orkestrası da dönemin en sevilen big band'lerinden biri olmuştu. Ancak Kenton şöhretini şarkıcılarının ön plana çıktığı popüler melodilerle sağlamış olmaktan pek hoşnut değildi. Onun asıl arzusu, orkestrasına iddialı ve özgün bestelerini çaldırmak ve Jazz müziğinde yeni bir çığır açmaktı. Tam o sırada, Bebop müzisyenlerinin öncülüğünde Modern Jazz'ın ön plana çıkması ve dans orkestralarının popülerliğini yitirmesiyle birlikte, repertuarında ağırlıklı olarak konser müziklerine yer verme olanağı buldu. Ancak yoğun turne programının getirdiği yorgunluk ve stres yüzünden June Christy ile eşi saksofoncu Bob Cooper'ın orkestradan ayrılması, onları trompetçi Buddy Childers'ın izlemesi, ve Stan Kenton'ın eşiyle süregelen sorunları, orkestranın dağılmasına yol açtı. Karısının talebi üzerine psikanaliz seanslarına başlayan müzisyen, bu vesileyle motivasyonlarını, şartlanmalarını ve beklentilerini daha net bir şekilde kavradı, ve ne olursa olsun müziğe ve orkestrasına dönmesi gerektiğini anladı. 1947 sonbaharında kurduğu yeni orkestrasında müzisyen sayısını 21'e çıkaran piyanist, bu topluluğa "Progressive Jazz Orchestra" adını verdi. 5 trombon ve 5 trompete yer veren bakır sazlar grubuyla dikkat çeken orkestra sadece konser salonlarında sahne alıyordu. Bu konserlerin büyük ilgi görmesine ve Stan Kenton'ın böylece nihayet arzuladığı tarzda bir müziği yorumlama olanağı bulmasına karşın, Jazz eleştirmenlerinin tepkisi oldukça sert oldu. Kenton ve arkadaşlarının, atonal ve disonant yapılı, değişken tempolu ve doğaçlama yerine kapsamlı bir orkestrasyona ağırlık veren, "İlerici Jazz" diye adlandırdıkları müziğini, swing özelliği taşımadığı için reddeden eleştirmenler, bunun big band için yazılmış 20. yüzyıl klasik müziği olduğunu iddia ettiler. Ancak Stan Kenton Orkestrası o yıl hem Down Beat, hem de Metronome dergilerinin okuyucu anketlerinde "Yılın Big Band"i seçildi. 1948 yılında da başarılı turnelerini sürdüren ve bu arada Haziran ayında Los Angeles'da Hollywood Bowl'da 15.000 kişinin önünde sahneye çıkan Progressive Jazz Orchestra'nın bu konseri, yerel bir televizyon kanalı tarafından canlı olarak naklen yayınlandı ve tarihe TV'den yayınlanan ilk Jazz konseri olarak geçti. Bu arada orkestranın hayranları, dansçılar ve dinleyiciler olarak ikiye bölündüğü için, Kenton her performansında dans parçaları ile konser parçalarını dengede tutmaya çalışıyordu. 1948'in Aralık ayında, Kenton'ın orkestrasını dağıtacağı haberleri yayıldı. Gazeteler sanatçının müziği bırakıp psikiatri eğitimi göreceğini, hatta operatör doktor olacağını yazıyorlardı. İşin aslı tabii ki farklıydı: bir yandan bitmek bilmeyen turnelerin getirdiği yorgunluk, dansçılarla dinleyiciler arasındaki gerginliğin yarattığı stres, Kenton'ın eşi ve kızıyla olan kronik sorunlarının depreşmesine yol açmış ve ABD'nin en çok para kazanan orkestrası 1949 yılıyla birlikte tarihe karışmıştı. O yıl karısıyla bir Güney Amerika yolculuğuna çıkan Kenton, özel yaşamını düzeltemeyeceğini ve hayatına anlam katan asıl unsurun müzik olduğunu iyice anlamıştı. şimdi yapmak istediği, geride bıraktığı üç yıl boyunca kazandığı maddi güç yardımıyla, Klasik Müzik ile Jazz arasında bir köprü oluşturacak 40 kişilk bir orkestra kurmaktı. Kenton'ın "Innovations in Modern Music Orchestra"  adını verdiği bu yeni projesi duyulunca, kalburüstü pek çok müzisyen onun yanında yer almak istedi. 16 kişilik bir yaylılar grubunu da içeren yeni orkestranın aranjörleri arasında Pete Rugolo, Bill Russo, Chico O'Farrill, Manny Albam, George Russell ve Neil Hefti de vardı. Trompetçi Shorty Rogers ile gitarist Laurindo Almeida hen müzisyen, hem de besteci ve aranjör olarak kadrodaydı. Çoğu Batı Kıyısı kökenli müzisyenlerden, dikkat çeken diğer isimler ise, Maynard Ferguson, Art Pepper, Bud Shank, Bob Cooper, ve Shally Manne'di. 1950 yılının şubat ayında başlayan "Innovations 1" turnesi, Haziran ayında sona erdiğinde, elde edilen olağanüstü başarıya karşın, Stan Kenton'ı o günün parasıyla 125.000 dolar zarara sokmuştu. Durumu gören müzisyen, bir süre için bu dev projeden vazgeçmeye karar verdi. Yine 19 kişilik asıl Jazz kadrosuyla bütün yaz Rendezvous Ballroom'da çalışan sanatçı, 1950 yılının geri kalan bölümünde ve 1951'in başında bir dans orkestrası olarak turneye çıktı. Ama sıradışı hayallerini ille gerçekleştirmek isteyen Kenton, 40 kişilik büyük orkestrasıyla, 27 Eylül 1951’de Dallas’ta başlattığı "Innovations 2" turnesini 30 Kasım’da Los Angeles'da tamamladığında, bu kez de 2 ay içinde 200.000 dolar kaybetmişti. Tüm bu hayalkırıklığına karşın, Kenton dev topluluğunu dağıtmadan önce, 5 Aralık’ta stüdyoya soktu ve Bob Graettinger'in bu yenilikçi orkestra için özel olarak yazdığı 17 dakikalık öncü süiti "City of Glass"ı seslendirdi. Bu plağı, müzik yaşamı boyunca attığı her adımda tartışmalara neden olan sanatçının belki de en fazla tepki gören yapıtı olacaktı… Duke Ellington, Count Basie ve Woody Herman'la birlikte, büyük orkestrasını en uzun süreyle korumayı bilmiş olan ve bir eleştirmen tarafından "Big Band Jazz’ını dans salonlarından kurtarıp konser salonlarına sokan kişi" diye tanımlanan bu sıradışı ve bir anlamda kült müzisyenin renkli yaşam öyküsüne gelecek sayıda kaldığımız yerden devam edeceğiz. Bu sefer sizlere, Kenton’ın çeşitli orkestralarıyla yaptığı onlarca kayıttan derlenen CD’ler arasından yaptığımız seçimleri sunuyoruz. Bunlardan belli bir dönemde ülkemize ithal edilmiş olan CD'leri birer ay-yıldızla işaretledik. Öncelikli olarak alınması gereken, en başarılı derlemeleri ise birer okla vurguladık. Kenton’ın özgün albümleriyle ilgili önerilerimizi ise gelecek sayıda bulacaksınız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


4485 - unknown - 38.107.179.238