11 Şubat 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Kapılar alındır, eşikler yazı…

Aklım ermeye, gözüm görmeye, dilim dönmeye başladığında karşımda büyük ve cömert bir kapı buldum. Dünyanın büyük, hayatın cömert olduğuna o kapı inandırdı beni. Ahşabı ince işlemeliydi, insanın ruhu da öyledir sandım.

İşte tam orada durdum. Eşikte. Arkamda çocukluğum duruyordu, mezarlıktan farksız bir ev, aile... Önümde ise yetişkinliğin sertliği, mezbahadan farksız bir dünya, hayat... Hayata doğru attım adımımı. O zamandan beri kaç kapıdan buyur edilip kaç kapıdan kışlandığımı bir ben bilirim, bir de eşikler... Kapılar alındır o yüzden, eşikler yazı... 'Kader' ve 'kapı' kelimelerinin aynı harflerle başlaması sadece bir tesadüf olmasa gerektir...

 

Aklım ermeye, gözüm görmeye, dilim dönmeye başladığında karşımda büyük ve cömert bir kapı buldum. Dünyanın büyük, hayatın cömert olduğuna o kapı inandırdı beni. Ahşabı ince işlemeliydi, insanın ruhu da öyledir sandım. Çocukluğuma can sevinci katar, kemeri güven verirdi, bütün kapılar da öyledir sandım... Büyük bir bahçeye açılırdı, o bahçenin ortasında, siyah-beyaz gaga taşlarından bir tavuskuşu figürü vardı. Yerdeyken fark edemezdiniz o kuşu, görmek için konağın ikinci katına çıkmanız gerekirdi. Hayatı da kuşbakışı anlayabilirim sandım... Yani kapılara çok inanmayın isterim... Değil mi ki kalple inanılacak hikâyeler çekip gitti şehirlerimizden, kapılara da artık hiç güven olmaz...

Şehirlerin cümle hikâyesini kapılardan okuyabilirsiniz... Sözgelimi yalnızlık, artık en tenha değil, en kalabalık şehrin amentüsüdür. İnsanlar çoğaldıkça, kapılardaki kilitler artmaktadır zira. Caddelerinde insanların ve araçların sel gibi aktığı, birbirine değmeden yürümenin imkânsız olduğu İstanbul'da kapılar sımsıkı kapatılmaktadır, bir kapatılınca zor açılmaktadır, misafir kelimesi şehrin lûgatından silinmektedir, eşikler yepyeni, menteşeler mıh gibidir. Zira bir şehrin kenarlarında kapılar lime lime dökülürken, hayatın ışığını sızdırmayacak kadar kararırken yüzleri, ortasındaki zarif kapıların ilelebet ferah feza açık kalması mümkün değildir. Bu yüzden İstanbul'un o meşhur kapıları artık bir kalabalığa değil, büyük bir boşluğa, Hasan Ali Toptaş'ın deyişiyle,
'yalnızlıklar'a açılmaktadır. Bu arada Yenikapı'ya sekiz kancalı, bilye mekanizmalı son model bir kilit eşliğinde, kati suretle açılamayacak çelik bir kapı taktırmayı düşünmenin vakti de gelmiştir. Çünkü dünyanın umutsuzlarının yolu her zaman Roma'ya çıkmaz, Londra'ya varmaz, Paris'e ulaşmaz, ne de olsa İstanbul onlara daha yakındır... Ve çünkü siyahların, çekik gözlülerin, şark esmerlerinin doldurduğu teknelerin hepsi batmayabilir, bazı kaçak göçmenler denizde boğulmadan, sağ salim şehr-i azametimizin sahillerine ayak basabilir ve biz o zaman, değil kapılarımızı, pencerelerimizi bile açamayabiliriz...



 Bir kapının en insafsız ve kıyıcı hali...
 Açılsın ve bir daha da kapanmasın isterim..

İzmir'de kapılar biraz daha aralıktır, eşikleri daha yıpranmış, menteşeleri işlektir... Caddelerde misafir kelimesinin manasını hatırlayabilen birkaç kişi bulabilirsiniz hâlâ... Zira İzmir'de kapılar, her daim bir tür bekleyiş içindedir... Kapılar sanki hafızasını yitirmiş de, bir an, bir büyük barış ânında, bir büyük kucaklaşma ve şenlik ânında, mazisini hatırlayıverecektir... O yüzden sımsıkı kapanmayı reddeder İzmir'in kapıları... Küçük bir çocukken, o 'kandırıkçı' ahşap kapının öyle bir hafıza kaybından mustarip olduğunu, babaannemin anlattıklarından bilirdim... Babaannem, o kapının aslında bize ait olmadığını söyler dururdu... Ben daha doğmadan, kapının gerçek sahiplerinin Atina adlı bir şehirden gelip, babaannemden izin isteyip kapıyı uzun uzun okşadığını, konağın ikinci katına çıkıp tavuskuşuna uzun uzun baktığını ve sessiz sedasız ağladığını anlatırdı... Babaannem kapıların sımsıkı kapatılmaması gerektiğini bilirdi... Zira onun da hafızasını arayan bir kapısı vardı, Kavala'da bıraktığı... 'Kader' ile 'kapı'nın, iki harften menkul bir ortak kümesi varsa, İstanbul ile İzmir'in ortak kümesi de Diyarbakır'dır... Üç yıl yaşadım orada... Sağıma baktığımda sımsıkı kapalı kapılar, soluma baktığımda hatırlamaya çalışan kapılar gördüm... O şehre dair bundan fazlasını anlatamam... Belki günün birinde bir Diyarbakırlı kendi üslubuyla anlatır bize, Dağkapı'yı, Mardinkapı'yı, Urfakapı'yı... Açılsın ve bir daha hiç kapanmasın diye dua ettiğim kapılar var... Bir mahkûmun gözleriyle bir kapı arasındaki alâka... Bir kapıya bakmanın en yürek paralayıcı hali...

Kapansın ve bir daha hiç açılmasın diye dua ettiğim kapılar var... Bir hayat kadınının gözleriyle bir kapı arasındaki alâka.... Bir kapının açılışının en dayanılmaz, en utanç verici hali... Kapansın ve bir daha da açılmasın isterim... Amin!

 

 Tokmakları tıklatıp içeri girelim.
 Ebedi kardeşliği yaratalım.


Büyük, büyük, kocaman olmasını istediğim kapılar var sonra... Cami kapıları sözgelimi... Omuz omuza girip, yan yana saf tutarak büyük yaratıcıya şükranlarımızı sunalım diye... Meyhane kapıları... Kol kola girip, karşı karşıya kurularak tadına doyulmaz muhabbetler edelim diye... Okul kapıları... Cıvıl cıvıl girip, gıcır gıcır sıralara oturarak dünyanın, hayatın, insanlığın bilgisine vakıf olalım diye...Ve tabii, en mühimi ve açılması en zor olanı gönül kapıları... Zarif tokmaklarını tıklatıp içeri girelim, birbirimizin sıcak sinesine yerleşelim ve ebedi kardeşliği yaratalım diye...











<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


2245 - unknown - 38.107.179.237