27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Ahmet Hamdi Tanpınar

 

 23 Haziran 1901 İstanbul - 24 Ocak 1962 İstanbul

Doğu-Batı uygarlığı ikileminde bocalayan Türk toplumunun sorunlarını

ele alan hikâye ve romanlarıyla tanınır. İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde

Yeni Türk Edebiyatı Kürsüsü profesörü oldu. Bir dönem Maraş milletvekilliği

yaptı. Üniversitede, öğrencisi olduğu Yahya Kemal'in sanat anlayışından ve

tarihe bakışından etkilendi. Şiirlerinde ve romanlarında tarih, zaman, çevre

ve insan ilişkileriyle uygarlık sorunlarını ele aldı ve geçmişle gelecek, Doğu

ile Batı arasında bir köprü oluşturmaya çalıştı.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Şiirler (1961, Yeditepe Yayınları başlığı altında yayımlandı.)

 

 

 

NE İÇİNDEYİM ZAMANIN

Ne içindeyim zamanın,

Ne de büsbütün dışında;

Yekpâre, geniş bir ânın

Parçalanmaz akışında,

 

Bir garip rüyâ rengiyle

Uyuşmuş gibi her şekil,

Rüzgârda uçan tüy bile

Benim kadar hafif değil.

 

Başım sükûtu öğüten

Uçsuz bucaksız değirmen;

İçim muradına ermiş

Abasız, postsuz bir derviş;

 

Kökü bende bir sarmaşık

Olmuş dünya sezmekteyim,

Mâvi, masmâvi bir ışık

Ortasında yüzmekteyim.

 

                                   (Şiirler)

 

SABAH

Serin rüzgârlara pencereni aç!

Karşında fecirle değişen ağaç,

Bak, seyret ağaran rengini ufkun

Mahmur gözlerinde süzülsün uykun.

Bırak saçlarınla oynasın rüzgâr.

Gümüş çıplaklığı bir başka bahar

Olan vücudunu ondan gizleme.

Ne varsa hepsini boyun, saç, meme,

Esîrden dudaklar okşasın sevsin

Mademki geceden daha güzelsin!

(Şiirler)

 

BÜTÜN YAZ

Ne güzel geçti bütün yaz,

Geceler küçük bahçede...

Sen zambaklar kadar beyaz

Ve ürkek bir düşüncede,

Sanki mehtaplı gecede,

Hülyan, eşiği aşılmaz

Bir saray olmuştu bize;

Hapsolunmuş gibiydim bense,

Bir çözülmez bilmecede.

Ne güzel geçti bütün yaz,

Geceler küçük bahçede.

                        (Şiirler)

 

 

 

BURSA'DA ZAMAN

Bursa'da eski bir cami avlusu,

Küçük şadırvanda şakırdayan su,

Orhan zamanından kalma bir duvar...

Onunla bir yaşta ihtiyar çınar,

 

Eliyor dört yana sakin bir günü.

Bir rü’yadan artakalmanın hüznü

İçinde, gülüyor bana derinden;

Sanki bir hâtıra serinliğinden;

 

Ovanın yeşili, göğün mavisi

Ve mimarîlerin en ilâhîsi...

Bir zafer müjdesi burda her isim:

Yekpare bir anda gün, saat, mevsim

 

Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın,

Hâlâ bu taşlarda gülen rüyanın.

Güvercin bakışlı sessizlik bile

Çınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle...

 

Gümüşlü: Bir fecrin zafer aynası,

Muradiye: Sabrın acı meyvası,

Ömrünün timsali beyaz Nilüfer,

Türbeler, câmiler, eski bahçeler,

 

Şanlı menkıbesi binlerce erin,

Sesi arşa çıkan hengâmelerin

Nakleder yâdını gelen geçene...

Bu hayalle uyur Bursa her gece,

 

Her sabah onunla uyanır, güler,

Gümüş aydınlıkta serviler, güller,

Serin hulyasıyla çeşmelerinin.

Başındayım sanki bir mûcizenin,

 

Su sesi ve kanat şakırtısından

Billûr bir âvize Bursa'da zaman.

Yeşil Türbesi’ni gezdik dün akşam,

Duyduk bir musikî gibi zamandan,

 

 

Çinilere sinmiş Kur'an sesini.

Fetih günlerinin sâf neşesini

Aydınlanmış buldum tebessümünle,

İsterdim bu eski yerde seninle

 

Başbaşa uyumak son uykumuzu,

Bu hayâl içinde.. Ve ufkumuzu

Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk,

Havayı dolduran uhrevî âhenk.

 

Bir ilâh uykusu olur elbette

Ölüm, bu tılsımlı ebediyette;

Belki de rüyası eski cetlerin

Beyaz bahçesinde su seslerinin.

                                   (Şiirler)

 

SELÂM OLSUN

Selâm olsun bizden güzel dünyaya

Bahçelerde hâlâ güller açar mı?

Selâm olsun sonsuz güneşe, aya

Işıklar, gölgeler suda oynar mı?

 

Hepsi güzeldi kar, tipi, fırtına

Günlerin geçişi ardı ardına.

Hasretiz bir kanat şakırtısına

Mavi gökte kuşlar yine uçar mı?

 

Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan,

Çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan,

Dönmeyen gemiler olduk açıktan,

Adımızı soran, arayan var mı?...

 

                                          (Şiirler)

 

HATIRLAMA

Sen akşamlar kadar büyülü, sıcak,

Rüyalarım kadar sade, güzeldin,

Başbaşa uzandık günlerce ıslak

Çimenlerine yaz bahçelerinin.

 

Ömrün gecesinde sukûn, aydınlık

Boşanan bir seldi avuçlarından.

Bir masal meyvası gibi paylaştık

Mehtabı, kırılmış dal uçlarından.

 

                                       (Şiirler)

 

 

HER ŞEY YERLİ YERİNDE

Her şey yerli yerinde; havuz başında servi

Bir olap gıcırdıyor uzaklarda durmadan,

Eşya aksetmiş gibi tılsımlı bir uykudan,

Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış evi.

 

Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak,

Serpilen aydınlıkta dalların arasından

Büyülenmiş bir ceylân gibi bakıyor zaman

Sessizlik dökülüyor bir yerde yaprak yaprak

 

Biliyorum gölgede senin uyuduğunu

Bir deniz mağarası kadar kuytu ve serin

Hızların âleminde yumulmuş kirpiklerin

Yüzünde bir tebessüm bu ağır öğle sonu.

 

Belki rüyâlarındır bu tâze açmış güller,

Bu yumuşak aydınlık dalların tepesinde,

Bitmeyen aşk türküsü kumruların sesinde,

Rüyâsı ömrümüzün çünkü eşyaya siner.

 

Her şey yerli yerinde bir dolap uzaklarda

Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan,

Bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan

Kuru güz yaprakları uçuşuyor rüzgârda.

 

                                                        (Şiirler)

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


4782 - unknown - 38.107.179.238