Ahmet Hamdi Tanpınar
23 Haziran 1901 İstanbul - 24 Ocak 1962 İstanbul
Doğu-Batı uygarlığı ikileminde bocalayan Türk toplumunun
sorunlarını
ele alan hikâye ve romanlarıyla tanınır. İstanbul
Edebiyat Fakültesi'nde
Yeni Türk Edebiyatı Kürsüsü profesörü oldu. Bir dönem
Maraş milletvekilliği
yaptı. Üniversitede, öğrencisi olduğu Yahya Kemal'in
sanat anlayışından ve
tarihe bakışından etkilendi. Şiirlerinde ve romanlarında
tarih, zaman, çevre
ve insan ilişkileriyle uygarlık sorunlarını ele aldı ve
geçmişle gelecek, Doğu
ile Batı arasında bir köprü oluşturmaya çalıştı.
ŞİİR KİTAPLARI
Şiirler (1961, Yeditepe Yayınları başlığı altında
yayımlandı.)
NE İÇİNDEYİM ZAMANIN
Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpâre, geniş bir ânın
Parçalanmaz akışında,
Bir garip rüyâ rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgârda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.
Başım sükûtu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mâvi, masmâvi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.
(Şiirler)
SABAH
Serin rüzgârlara pencereni aç!
Karşında fecirle değişen ağaç,
Bak, seyret ağaran rengini ufkun
Mahmur gözlerinde süzülsün uykun.
Bırak saçlarınla oynasın rüzgâr.
Gümüş çıplaklığı bir başka bahar
Olan vücudunu ondan gizleme.
Ne varsa hepsini boyun, saç, meme,
Esîrden dudaklar okşasın sevsin
Mademki geceden daha güzelsin!
(Şiirler)
BÜTÜN YAZ
Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede...
Sen zambaklar kadar beyaz
Ve ürkek bir düşüncede,
Sanki mehtaplı gecede,
Hülyan, eşiği aşılmaz
Bir saray olmuştu bize;
Hapsolunmuş gibiydim bense,
Bir çözülmez bilmecede.
Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede.
(Şiirler)
BURSA'DA ZAMAN
Bursa'da eski bir cami avlusu,
Küçük şadırvanda şakırdayan su,
Orhan zamanından kalma bir duvar...
Onunla bir yaşta ihtiyar çınar,
Eliyor dört yana sakin bir günü.
Bir rü’yadan artakalmanın hüznü
İçinde, gülüyor bana derinden;
Sanki bir hâtıra serinliğinden;
Ovanın yeşili, göğün mavisi
Ve mimarîlerin en ilâhîsi...
Bir zafer müjdesi burda her isim:
Yekpare bir anda gün, saat, mevsim
Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın,
Hâlâ bu taşlarda gülen rüyanın.
Güvercin bakışlı sessizlik bile
Çınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle...
Gümüşlü: Bir fecrin zafer aynası,
Muradiye: Sabrın acı meyvası,
Ömrünün timsali beyaz Nilüfer,
Türbeler, câmiler, eski bahçeler,
Şanlı menkıbesi binlerce erin,
Sesi arşa çıkan hengâmelerin
Nakleder yâdını gelen geçene...
Bu hayalle uyur Bursa her gece,
Her sabah onunla uyanır, güler,
Gümüş aydınlıkta serviler, güller,
Serin hulyasıyla çeşmelerinin.
Başındayım sanki bir mûcizenin,
Su sesi ve kanat şakırtısından
Billûr bir âvize Bursa'da zaman.
Yeşil Türbesi’ni gezdik dün akşam,
Duyduk bir musikî gibi zamandan,
Çinilere sinmiş Kur'an sesini.
Fetih günlerinin sâf neşesini
Aydınlanmış buldum tebessümünle,
İsterdim bu eski yerde seninle
Başbaşa uyumak son uykumuzu,
Bu hayâl içinde.. Ve ufkumuzu
Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk,
Havayı dolduran uhrevî âhenk.
Bir ilâh uykusu olur elbette
Ölüm, bu tılsımlı ebediyette;
Belki de rüyası eski cetlerin
Beyaz bahçesinde su seslerinin.
(Şiirler)
SELÂM OLSUN
Selâm olsun bizden güzel dünyaya
Bahçelerde hâlâ güller açar mı?
Selâm olsun sonsuz güneşe, aya
Işıklar, gölgeler suda oynar mı?
Hepsi güzeldi kar, tipi, fırtına
Günlerin geçişi ardı ardına.
Hasretiz bir kanat şakırtısına
Mavi gökte kuşlar yine uçar mı?
Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan,
Çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan,
Dönmeyen gemiler olduk açıktan,
Adımızı soran, arayan var mı?...
(Şiirler)
HATIRLAMA
Sen akşamlar kadar büyülü, sıcak,
Rüyalarım kadar sade, güzeldin,
Başbaşa uzandık günlerce ıslak
Çimenlerine yaz bahçelerinin.
Ömrün gecesinde sukûn, aydınlık
Boşanan bir seldi avuçlarından.
Bir masal meyvası gibi paylaştık
Mehtabı, kırılmış dal uçlarından.
(Şiirler)
HER ŞEY YERLİ YERİNDE
Her şey yerli yerinde; havuz başında servi
Bir olap gıcırdıyor uzaklarda durmadan,
Eşya aksetmiş gibi tılsımlı bir uykudan,
Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış evi.
Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak,
Serpilen aydınlıkta dalların arasından
Büyülenmiş bir ceylân gibi bakıyor zaman
Sessizlik dökülüyor bir yerde yaprak yaprak
Biliyorum gölgede senin uyuduğunu
Bir deniz mağarası kadar kuytu ve serin
Hızların âleminde yumulmuş kirpiklerin
Yüzünde bir tebessüm bu ağır öğle sonu.
Belki rüyâlarındır bu tâze açmış güller,
Bu yumuşak aydınlık dalların tepesinde,
Bitmeyen aşk türküsü kumruların sesinde,
Rüyâsı ömrümüzün çünkü eşyaya siner.
Her şey yerli yerinde bir dolap uzaklarda
Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan,
Bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan
Kuru güz yaprakları uçuşuyor rüzgârda.
(Şiirler)