Asaf Halet Çelebi
29 Aralık 1907 İstanbul - 15 Ekim 1958 İstanbul
Galatasaray Sultanisi'nin son sınıfından Adliye
Meslek Mektebi'ne geçti. Bir süre memurluk,
ardından kütüphanecilik yaptı. Yeni şiir akımının
öncü dergilerinden Ses, Hamle, Sokak, Servet-i
Fünun - Uyanış ve Gün gazetesinde yayımladığı ilk
şiirlerinde çocukluk, erginlik çağının duygu ve
içgüdülerine; masalların, tekerlemelerin gerçekdışı
havasına bağlı temalar işledi. Doğu ve batı kültürlerinin
verilerini gizemci bir duyarlılıkla birleştirdi. Soyut
şiir
anlayışının edebiyatımızdaki ilk temsilcilerinden oldu.
ŞİİR KİTAPLARI
He (1942), Lâmelif (1945),
Om Mani Padme Hum (1953)
MARİYYA
Lizbonlu Maria Barbas'a
lizboa
boa
simsiyah saçlı kadın
mariyya
bir masal söyle bana
kan nasıl çıkmadı taştan
o ölen kimdi
mariyya
öleni bilmem
buna şarkı derler
lizboa
ben bir şarkıyım
atlas denizlerinden geldim
önümde dalgalar vardı
arkamda dalgalar
dalgalar bitince
ben de biterim
(Om Mani Padme Hum)
KORKUYORUM
etli dudakların var
yiyecek beni
korkuyorum
pitekantropum
dişim
hayvanım
birbirine yakın gözlerinden
uzun
ve yuvarlak
sıcak
karnından
gözlerin orman akşamlarından kalmadır
anlaşılmaz sözlerin var
gündüzleri bam başka
geceleri büyücüsün
korkuyorum
mara'm
şeytanım
sivri dişlerinden
uzun ayaklarından
ve simsiyah saçlarından
iyilikler dolu yüreğin var
rahmetler taşıran
seven
ve okşayan
korkuyorum
bodhisattva'm
bilinmez dünyadan
ve uyutan
kucağından
MİSAFİR
sana bakarak
bütün yüzleri unutmak
kendimden
ve arap saçı olmuş
bir sürü
hikâyelerden bıkarak
sana misafir geliyorum
denizlerin sesi içinde
ve gündüz güneşlerinde
şaşırmış
sana misafir geliyorum
biraz daha uykuya yakın
biraz daha dalgın
biraz daha başka şeylerden uzak
ADIMI UNUTTUM
adımı unuttum
adı olmıyan yerlerde
ne in
ne cin
ne benî âdem
zamanlar içinde
kuşlar uçuyor
kervanlar göçüyor
bir iğne deliğinden
çarşılar kuruluyor
saraylar oyuncak
insanları karınca şehirler
zamanları gördün mü
bir iğne deliğinden
adımı unuttum
adı olmıyan yerlerde
geçip gidenlere bakarak
MÂRA
bilmemek bilmekten iyidir
düşünmeden yaşayalım
mâra
günü ve saatleri ne yapacaksın
senelerin bile ehemmiyeti yoktur
seni ne tanıdığım günleri hatırlarım
ne seneleri
yalnız seni hatırlarım
ki benim gibi bir insansın.
tanımamak tanımaktan iyidir
seni bir kere tanıdıktan sonra
yaşamak acısını da tanıdım
bu acıyı beraber tadalım
mâra
başım omzunda iken sayıkladığıma bakma
beni istediğin yere götür
ikimiz de ne uykudayız
ne uyanık
NİRVANA
karanlığa geçelim
karanlığı geçelim
ne uyku
ne ölüm
hem uyku
hem ölüm
düş içime uyu
ve sonsuz büyü
unut renkleri
ve şekilleri
hepi
ve hiçi
beni
ve seni
ve geceyi yuttu
nirvana
GÖZLER KİMİ GÖRDÜLER
odalarda oturdum
odaları kapladım
sokaklara çıktım
sokakları doldurdum
görünen her şey ben oldum
ve her şey beni gören göz oldu
ve ben görünmez oldum
(Om Mani Padme Hum)
NÛRUSİYÂH
bir vardım
bir yoktum
ben doğdum
selimi sâlisin köşkünde
sebepsiz hüzün hocamdı
loş odalar mektebinde
harem ağaları lalaydı
kara sevdâma
uyudum
büyüdüm
ve nûrusiyâha ağladım
nûrusiyâha ağladığım zaman
annem sûzudilâra idi
ve babam bir tambur
annem sustu
babam küstü
ama ben niçin hâlâ nûrusiyâha ağlarım
nûrusiyâaah
nûrusiyâaahhh
(Om Mani Padme Hum)