27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Ahmet Muhip Dıranas

 

 1909 Sinop - 21 Haziran 1980 Ankara

Ortaöğrenimini Ankara Erkek Lisesi’nde tamamladı.

Hukuk ve felsefe okuduktan sonra Çocuk Esirgeme

Kurumu, Anadolu Ajansı, Devlet Tiyatrosu, İşBankası

gibi yerlerde yöneticilik yaptı. İlk şiirlerinde Baudelaire'nin

sembolizminden etkilenen Dıranas, şiirlerinde aşk, doğa,

mutluluk gibi temaları işledi. Filme de konu olan “Fahriye

Abla” şiiriyle ünlendi. Tiyatro oyunları yazdı. Tevfik Fikret'in

şiirlerini günümüz diline uyarladı.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Şiirler (1974)

 

 

 

KAR

Kardır yağan üstümüze geceden,

Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,

Ormanın uğultusuyla birlikte

Ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte

Kar yağıyor üstümüze, inceden.

 

Sesin nerde kaldı, her günkü sesin,

Unutulmuşgüzel şarkılar için

Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan,

Rüzgâr gibi tâ eski Anadolu'dan

Sesin nerde kaldı? Kar içindesin!

 

Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!

Uyandırmayın beni, uyanamam.

Kaybolmuşsevdiklerimiz aşkına,

Allah aşkına, gök, deniz aşkına

Yağsın kar üstümüze buram buram...

 

Buğulandıkça yüzü her aynanın

Beyaz dokusunda bu saf rüyanın

Göğe uzanır - tek, tenha - bir kamış

Sırf unutmak için, unutmak ey kış!

Büyük yalnızlığını dünyanın.

 

                                               (Şiirler)

 

FAHRİYE ABLA

Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,

Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.

Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,

Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!

Hülyasındaki genişaydınlığa gülen

Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla

Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla!

 

Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi,

Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi;

Güneşin batmasına yakın saatlerde

Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede,

Yaz, kışyeşil bir saksı ıtır pencerede;

Bahçende akasyalar açardı baharla.

Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye abla!

 

Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı;

Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı.

İçini gıcıklardı bütün erkeklerin

Altın bileziklerle dolu bileklerin.

Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin;

Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla.

Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye abla!

 

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,

En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya.

Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın,

Hâlâ dağları karlı Erzincan'da mısın?

Bırak, geçmişgünleri gönlüm hatırlasın;

Hatırada kalan şey değişmez zamanla.

Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye abla!

 

                                                                                  (Şiirler)

 

HATIRA

Dün, bir gölge gibi geçti yanımdan

Oydu, bir bakışta tanıdım onu;

Rüyalarıma tayf halinde konan,

Peşime bir korku gibi düşen o.

 

Bazı bir yapraktı, bazı bir rüzgâr.

Dolardı aydınlık olup, odama.

Bahçemde süzülür giderdi bahar

Sabahının fecri vururken cama.

 

Ayakları kumda bırakmadan iz

Yanıma geldiği hep gecelerdi;

Sanki bir lahitten kalkar ve sessiz

Uzak bir maziye dönüp giderdi

 

Bir avuç ışıktı incecik yüzü,

Gözleri geceler gibi derindi;

İçine başımın her an düştüğü

Avuçları sudan daha serindi.

 

Geçerken dün yoldan, ruhumu saran

Bir gölge halinde ve ağır ağır;

Tanıdım; o yâdı hoşzamanlardan

Seven ve yaşayan bir hatıradır.

(Şiirler)

 

SERENAD

Yeşil pencerenden bir gül at bana,

Işıklarla dolsun kalbimin içi.

Geldim işte mevsim gibi kapına

Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

 

Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak,

Ben aşkımla bahar getirdim sana;

Tozlu yollarından geçtiğim uzak

İklimden şarkılar getirdim sana.

 

Şeffaf damlalarla titreyen, ağır

Koncanın altında bükülmüşher sak.

Seninçin dallardan süzülen ıtır,

Seninçin karanfil, yasemin, zambak...

 

Bir kuşsesi gelir dudaklarından;

Gözlerin, gönlümde açan nergisler.

Düşen öpüşlerdir dudaklarından

Mor akasyalarda ürperen seher.

 

Pencerenden bir gül attığın zaman

Işıkla dolacak kalbimin içi.

Geçiyorum mevsim gibi kapından

Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

 

(Şiirler)

 

OLVİDO

Hoyrattır bu akşamüstüler daima.

Gün saltanatıyla gitti mi bir defa

Yalnızlığımızla doldurup her yeri

Bir renk çığlığı içinde bahçemizden,

Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan

Lavanta çiçeği kokan kederleri;

Hoyrattır bu akşamüstüler daima.

 

Dalga dalga hücum edip pişmanlıklar

Unutuşun o tunç kapısını zorlar

Ve ruh, atılan oklarla delik deşik;

İşte, doğduğun eski evdesin birden,

Yolunu gözlüyor lamba ve merdiven,

Susmuşninnilerle gıcırdıyor beşik

Ve cümle yitikler, mağlûplar, mahzunlar...

 

Söylenmemişaşkın güzelliğiyledir

Kâğıtlarda yarım bırakılmışşiir;

İnsan, yağmur kokan bir sabaha karşı

Hatırlar bir gün bir camı açtığını,

Duran bir bulutu, bir kuşuçtuğunu,

Çöküp peynir ekmek yediği bir taşı...

Bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir.

 

Aşklar uçup gitmişolmalı bir yazla

Halay çeken kızlar misali kolkola.

Ya sizler! ey geçmişzaman etekleri,

İhtiyar ağaçlı, kuytu bahçelerden

Ayışığı gibi sürüklenip giden;

Geceye bırakıp yorgun erkekleri

Salınan etekler fısıltıyla, nazla.

 

Ebedi âşığın dönüşünü bekler

Yalan yeminlerin tanığı çiçekler

Artık olmayacak baharlar içinde.

Ey, ömrün en güzel türküsü aldanış!

Aldan, gelmişolsa bile ümitsiz kış;

Her garipsi ayak izi kar içinde

Dönmeyen âşığın serptiği çiçekler.

 

Ya sen! ey sen! esen dallar arasından

Bir parıltı gibi görünüp kaybolan

Ne istersin benden akşam saatinde?

Bir gülüşü olsun görülmemişkadın,

Nasıl ölümsüzsün aynasında aşkın;

Hatıraların bu uyanma vaktinde

Sensin hep, sen, esen dallar arasından.

 

Ey unutuş! kapat artık pencereni,

Çoktan derinliğine çekmişdeniz beni;

Çıkmaz artık sular altından o dünya.

Bir duman yükselir gibidir kederden

Macerası çoktan bitmişo şeylerden.

Amansız gecenle yayıl dört yanıma

Ey unutuş! kurtar bu gamlardan beni.

 

(Şiirler)

 

 

ŞEHRİN ÜSTÜNDEN GEÇEN

BULUTLAR

Bakıp imreniyorum akınına

Şehrin üstünden geçen bulutların.

Belki gidiyorlardır yakınına

Rüyamızı kuşatan hudutların.

 

Evler, ağaçlar, sular, ben ve bu an

Sanki bulutlarla bir, akıyoruz;

Onların hevesine uyaraktan

Cenup ufuklarına bakıyoruz.

 

Biz de hafif olsaydık bir rüzgârdan,

Yer alsaydık şu bulut kervanında,

Güzel'e ve Yeni'ye doğru koşan

Bu sonrasız gidişin bir yanında;

 

Dağlara, denizlere, ovalara

Uzansaydık yağarak iplik iplik,

Tohumları susamıştarlalara

Bahar, gölge ve yağmur götürseydik.

 

Bakıp imreniyorum akınına

Şehrin üstünden uçan bulutların.

Gidiyor, gidiyorlar yakınına

Rüyamızı kuşatan hudutların.

 

                                                    (Şiirler)

 

ELİF

Elif kara taştan bir köyde yaşıyor,

Bir damın sazı, bir ocağın ateşi;

Her akşam kanlarla batan bir güneşi

Başında ağır bir taç gibi taşıyor.

 

Süt emmişElif en eski destanlardan,

Masalların altın beşiğinde uyumuş;

Elif bir mağrada geçmişzamanlardan

Uğrun uğrun esen ninniyle büyümüş.

 

Ne kadar güzelsin Elif, dağın kızı!

Derin ıssızlığın kokusuz çiçeği!

Ey, sevincinde bir büyük geleceği

Muştulayan içki, bin yılın kımızı!

 

Elbet bir ömre tek sözüdür kaderin;

Ağrı’nın ak şafağı söken alnında

Mutlu kıyıları kayıp cennetlerin,

Elif! sonsuza gebe kız, tek tanrıça!

(Şiirler)

 

HER ŞEYİN

UZAKLAŞTIĞI SAAT

Kanı çekiliyor evlerin,

Eriyip dökülüyor damlar;

 

Şimdi rüya görür damlarda

Soluk, uzun yüzlü adamlar.

 

Bir kanat yumuşaklığıyle

Göklerden indi mi akşamlar,

 

Sonsuzlaşan yollara dalmış

Tasalı gözler olur camlar;

 

Bekler camların arkasında

Soluk, uzun yüzlü adamlar.

 

KÖPÜK

Oyun bitti ve her şey yerini buldu.

Akşamla ebedi kızlar anne oldu.

Aynalara bakma, aynalar fenalık;

Denizi, sonsuz olanı düşün artık.

Bir gün beni hatırlayabilirsin ancak,

Güzelsem soyabilirsin çırılçıplak;

Oradayım hep ben, orada, derinde,

Gemilerin ihtiyar köpüklerinde.

 

(Şiirler)

 

BÜYÜK OLSUN

Ben büyük şarkıları severim; büyük olsun,

Deniz gibi, gökyüzü gibi her şey ve mahzun.

Seviyorsam seni aşk ölümsüzdür gönlümce,

Âşıksam kadınım değil tanrıçasın, ece.

Denizler yolculuğa çağırır durur da beni

Gitmem düşünerek geri döneceğim günü.

Ben büyük rüzgârları severim; büyük olsun

Aşkım da, özlemim de hepsi, her şey ve mahzun.

İnsan bir yanınca Kerem misali yanmalı,

Uykudan bile mahşer gününde uyanmalı.

                                                                (Şiirler)

 

 

ÜLKER’İN GÖZLERİ

Bir bahar sabahının karanlığında ıssız.

Gökte diz çökmüşiki titrek ışıklı yıldız

Olan gözlerinize âşıkım, Bayan Ülker!

 

Mutlu, esen ve hoşken ve gülerken gülerken

Nerden gelir bilinmez üzgünlüklerle birden

Solan gözlerinize âşıkım, Bayan Ülker!

 

Ne zaman perdelese içlerini bir buğu

Ölümün güzelliği, özlemin yorgunluğu

Dolan gözlerinize âşıkım, Bayan Ülker!

 

Kalbinizin sezilmez parıltıcıklarını

Bir büyük ateşgibi göstermenin sırrını!

Bulan gözlerinize âşıkım, Bayan Ülker!

                                                         (Şiirler)

 

 

VE BULUTLAR

Üzerimizde bir kanat sesidir

Geceyi sararken fecir, bulutlar;

Hangi bir diyara gider, kimbilir

Hangi iklimlerden gelir bulutlar?

 

Sürür saçlarından onları rüzgâr,

Dökerler toprağa tohum ve bahar;

Solgun yüzümüzü unutmayan yâr

Ve alnımızdaki eldir bulutlar.

 

Gökyüzü bir sonsuz rüya denizi;

Besleyen onlardır düşlerimizi.

Her akşam peşinde götürür bizi,

Aşarken dağları bir bir, bulutlar.

 

                                         (Şiirler)

 

 

HER GÜNKÜ ŞARKIM

Her gün ekmeğimi bölüşürsün

Yalnızlığımın sofrasında,

Yorganım altında üşürsün

Her güz ve bahar arasında.

 

Bağlayansın her göz yaramı,

Gülmek görevin ben gülünce;

Yağmur senin gibi ağlar mı

Gözlerimden yaşdökülünce?

 

Her düşüncemin ıstıraplı

Serüveni, hayırlı rüyam.

Sen ey, günahlı ve sevaplı,

Allahlı ve şeytanlı dünyam!

 

Her günkü şarkısı dudağın,

Havayı dolduran kokusu

Yağmura kavuşmuştoprağın;

Yediğim ekmek, içtiğim su.

                                                           (Şiirler)

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


4814 - unknown - 38.107.179.237